KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/2273
- Karar no
- 2024/1661
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 19/12/2022
- Numarası
- 2014/1310 (E) - 2022/874 (E
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
2.031 kelime·10 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davacı ...'nın maddi tazminat davasının kabulüne, davalı sigorta şirketinin teminat üst limiti olan 250.000 TL ile sorumlu olduğu belirtilerek, 262.249,04 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adı geçen davacıya verilmesine; davacı ...'nın manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 30.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'da müştereken ve müteselsilen tahsil edilen adı geçen davacıya verilemesine;
davacı ...'nin maddi tazminat davasının kabulüne, 20.359,19 TL geçici iş göremezlik tazminatının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adı geçen davacıya verilmesine; davacı ...'nin manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'da müştereken ve müteselsilen tahsil edilen adı geçen davacıya verilemesine; davacı ...'nin maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 1.552,69 TL geçici iş göremezlik tazminatının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adı geçen davacıya verilmesine;
davacı ...'nin manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 5.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'da müştereken ve müteselsilen tahsil edilen adı geçen davacıya verilemesine; davacı ...'in maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 1.552,69 TL geçici iş göremezlik tazminatının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adı geçen davacıya verilmesine;
davacı ...'in manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 5.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'da müştereken ve müteselsilen tahsil edilen adı geçen davacıya verilemesine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... ve ... vekili dilekçesinde özetle;
ıslahla arttırılan miktarların zamanaşımına uğradığını, Eskişehir 1'inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya katılmayan ve sundukları temyiz dilekçesi de dava aşamasında katılma talebinde bulunmamalarından dolayı reddedilen davacıların kollukta alınan ifadelerinde kimseden şikayetçi olmadıklarını beyan ettiklerini, bu itibarla müvekkillerinden hiçbir şikayetlerinin olmadığını söyleyen ve ceza davasına dahi katılmayan, ayrıca müvekkilleri tarafından tüm yol ve sağlık giderleri iyi niyetli biçimde karşılanan davacıların huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını;
müvekkillinin sonuçları son derece üzücü kazanın meydana gelmemesi için elinden geleni yaptığını, emniyet kemerleri takılı olmayan davacıların davranışının birlikte (müterafik) kusur olduğunu, bu doğrultuda 6098 sayılı Tük Borçlar Kanunu'nun (TBK) 51'inci ve 52'nci maddeleri uyarınca tazminattan indirim yapılması gerektiğini; diğer yandan yurt dışında ikamet eden davacıların, gerek olay tarihi, gerekse sonrasında ileri sürdükleri mesleği icra edip etmediklerini ve sağlık durumlarının nasıl olduğunu belli olmadığını;
mahkemece hükme esas alınan aküterya raporunun hatalı hesaplama ve tespitler içerdiğini, öncelikle dosyada davacıların sirk çalışanı olduklarını gösteren hiçbir kanıt, somut veri ya da Sosyal Güvenlik Kurumu vb. belge bulunmadığını, sunulan görüntülerden yer alan kişilerin kim olduklarının dahi anlaşılamadığını, hal böyle iken önceki aşamalarda yaptıkları itirazlar gözetilmeden davacıların sirk çalışanı oldukları yönündeki soyut beyanlarından hareketle hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bir an için sirk çalışanı oldukları düşünülse dahi,
sirk çalışanı meslek gurubuyla bağdaşmayan bilirkişi raporunda gerek 1'inci seçenek adı altında yapılan hesaplamaya esas, gerekse 2'nci seçenek başlığı altında yapılan hesaplamaya esas ücretin pek aşırı olduğunu; bilirkişi raporunda brüt ücret olarak kabul edilen 3.000 TL'nin net ücrete çevrilmesi sırasında, net ücretin yıl içinde azaldığı hususunun dikkate alınmadığını, yapılan yanlışlıkların ardışık olarak bilinen ve bilinmeyen dönem için hesaplanan tazminat miktarlarının etkileyip pek aşırı tutarların açığa çıkmasına neden olduğunu;
sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmaması için sigorta şirketleri tarafından ödenen tutarların hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiğini, cevap dilekçesi ekinde sigorta poliçelerini sunmalarına karşın, sigorta şirketleri tarafından davacılara tazminat ödenip ödenmediği konusunda gerekli araştırmanın yapılmadığını, 4/11/2022 tarihli raporda müvekkillerinin, yalnızca davacılardan ...'nın bakımından bir miktar tazminattan sorumlu tutulabileceğini, diğer davacılar yönünden ise sorumluluğunun bulunmadığını belirtildiğini, bu itibarla söz konusu raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu kabul edilse dahi,
raporun bu kısmının değerlendirmeye alınmamasının hukuka aykırı olduğunu; hükmolunan manevi tazminatların pek aşırı olduğunu; ıslahla artırılan miktarlara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini; ıslah eden tarafın ıslah sebebiyle geçersiz hale gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere takdir edilecek teminatı bir hafta içinde mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğuna ilişkin HMK'nin 178'inci maddesinin 1'inci fıkrasını ıslaha karşı beyan ve itiraz dilekçelerinde belirtmelerine ve buna göre teminat talep etmelerine karşın mahkemece bu konuda hiçbir ara
kararı kurulmadan gerekçesiz şekilde reddedildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmolunan manevi tazminatların müvekkilleri davacıların çektikleri elem, acı ve ızdırabı karşılamakta yetersiz kaldığı; müvekkilleri davacılar ... ile ... lehine hükmolunan maddi tazminat ilişkin bedellerinde hukuka aykırı olduğunu, 17/7/2020 tarihli bilirkişi raporundan sonra müvekkillerinin herhangi bir hak kaybına uğramamaları için 17/7/2020 tarihli bilirkişi raporundan sonra davacı ... için talep ettikleri geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatını, davacı ... için talep ettikleri geçici iş göremezlik tazminatını 24/10/2021 günü ıslah ettiklerini,
daha sonra alınan 10/3/2022 ve 4/11/2022 tarihli bilirkişi raporlarında müvekkilinini zararının artmasına karşın söz konusu bedellerin yeniden ıslah edilerek arttırılmasının hukuken mümkün olmadığını, somut olayda müvekkillerinin uğradığı maddi zarar tutarı ıslah nedeniyle arttırılamadığından hak kaybına neden olduğunu gibi dosyada mevcut tüm bilirkişi raporlarının davacılar ... ve ... lehine hükmolunan 1.552,69 TL maddi tazminata ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamadığını, mevcut tüm bilirkişi raporları incelendiğinde davacı ...nin 3.193,26 TL, davacı ... ise 3.187,17 TL alacaklı olduğu konusunda görüş bildirdiğini belirterek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...
Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatlarının asgari ücret esas alınarak hesaplanması gerektiğini, kusur konusunda eksik inceleme yapıldığını, birlikte kusur indirimi ve hatır taşınması indirimi yapılması gerektiği dikkate alınmadan karar verildiğini, sürekli iş göremezlik tazminatının PMF-1931 Yaşam Tablosu esas alınarak %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: 23/11/2000 günü düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Arasında Hukukî Konularda Adlî Yardımlaşma ve İşbirliği Anlaşmasının 14'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, davacı veya davalı olan Ukrayna uyruğundaki kişilerden teminat akçesi istenmeyeceğinin hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.Bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, yönetimindeki ... plakalı araç ile Ankara istikametinden,
Eskişehir istikametinde seyir halinde iken kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmayan aracın hızını o andaki görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği koşullara uydurmayan, seyir halinde bulunduğu yerin koşullarını dikkate alarak hızını önlem alabilecek düzeye düşürüp kontrollü biçimde seyrine özen göstermeyen, dikkate ve özen sorumluluklarına uymayıp direksiyon hakimiyetini yitirerek köprü üst geçidinde bulunan tepe üstü bilgilendirme levhası direğine çarparak kazaya neden olduğu anlaşılan davalı sürücü ...'nun %100 oranında tam kusurlu olduğu,
araç içinde yolcu olarak bulunan davacıların ise kusurlarının bulunmadığı bildirilmiş, böylece adı geçen davalı sürücünün davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan,
yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.
Dava dilekçesinde, sirk çalışanı olan müvekkilleri davacıların, mesleklerini icra etmek için turne dolayısıyla Kayseri'den Bursa'ya gitmekte iken meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ileri süren davacılar vekili 7/5/2021 günü verdiği dilekçede de, müvekkilleri davacıların sirk performans sanatçısı olduğunu belirterek, ekinde davacılar ..., ... ve ...'nin performanslarını gösteren fotoğrafları sunarak davacılar ... ve ...'in performanslarını gösteren ... adlı internet sitesinin adres bilgilerini sunmuş.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünün 7/6/2016 tarihli yazısında ise "... ve ..." adlı oyunda çalıştırıcı jonglörlük yapmak üzere hizmet alımı yoluyla görevlendirilen kişiye 3.000 TL ücret ödendiği bildirilmiş.
Adli Tıp Kurumu (ATK) 3'üncü İhtisas Kurulunun 1/11/2017 gün ve ... sayılı raporunda davacı ...'nın 4/11/2013 geçirdiği trafik kazasına bağlı arızasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanarak E Cetveline göre meslekte kazanma gücünden %6,3 oranında kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği.
ATK 3'üncü İhtisas Kurulunun 1/11/2017 gün ve... sayılı raporunda davacı ...'in 4/11/2013 geçirdiği trafik kazasına bağlı arızasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde olmadığı, iyileşme süresinin 3 haftaya kadar uzayabileceği.
ATK 3'üncü İhtisas Kurulunun 1/11/2017 gün ve ... sayılı raporunda davacı ...'nin 4/11/2013 geçirdiği trafik kazasına bağlı arızasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde olmadığı, iyileşme süresinin 3 haftaya kadar uzayabileceği.
ATK 3'üncü İhtisas Kurulunun 1/11/2017 gün ve 23509-D sayılı raporunda, gönderilen raporun istenilen özellikleri taşımaması nedeniyle davacı ...'nin 4/11/2013 geçirdiği trafik kazasına bağlı arızasının, maluliyetine neden olup olmadığı konusunda eldeki verilerle görüş bildirilemeyeceği, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir.
Bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda ise davacıların olası yaşam süresi yönünden TRH 2010 Yaşam Tablosu dikkate alınarak, gelirlerinin de aylık bürüt 3.000 TL olduğunun kabul edilmesi olasılığına göre, ileride elde edecekleri gelirin peşin değerinin, gelirin her yıl için %10 arttırılıp %10 iskonto edilerek belirlenmesi suretiyle, progressive rant hesabına göre yapıldığı,
buna göre davacıların sürekli ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan zararlarının, Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; kazaya karışan ... plakalı otobüsün Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini düzenleyen davalı ...
Sigorta AŞ tarafından açılan hasar dosyası kapsamında herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirilmesi, HMK'nin 107'nci maddesi kapsamında belirsiz alacak davası niteliğinde açılan eldeki davada, davacılar vekili tarafından 24/10/2021 günü sunulan dilekçenin ıslah dilekçesi olarak adlandırılmasına karşın bedel artırım dilekçesi niteliği taşıması,
davacılar lehine hükmolunan maddi tazminatlar yönünden ise, davalı işleten ve sürücünün kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faizden sorumlu tutulmasının yerinde olduğunun anlaşılması karşısında, davalılar ... ve ... vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü bu konuya yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş; davaya konu trafik kazası nedeniyle kolluk tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde emniyet kemerine ilişkin bölümün boş bırakıldığı,
böylece davacıların emniyet kemeri takmadıklarının kanıtlanamadığı gözetildiğinde, davacıların birlikte kusurunun varlığı ispatlanamadığı gibi somut olayda hatır taşımasının koşullarının bulunmaması nedeniyle hükmolunan maddi tazminatlardan birlikte kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmamasının doğru olduğu sonucuna varılmış;
hükme esas alınan bilirkişiler kurulunun 4/11/2022 tarihli raporunda davacılar ... ve ...'nin davaya konu trafik kazası nedeniyle maruz kaldıkları geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararlarının ayrı ayrı 1.552,69 TL olarak hesaplanması dikkate alındığında adları geçen davacılar vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedenleri de yerinde görülmemiş;
davacılar ile davalılar ... ve ...'nun dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, davaya konu kazanın meydana geldiği tarih ile yukarıda açıklanan davacıların yaralanmalarının ağırlığına, bilirkişiler kurulu raporundan anlaşılan kusur durumuna, davaya konu kazanın oluş biçimi ile hak ve nesafet kurallarına göre davacılar lehine ayrı ayrı hükmolunan manevi tazminatların miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/2273, K. 2024/1661, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama