KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2024
- Dosya no
- 2023/2411
- Karar no
- 2024/335
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 20/05/2021
- Numarası
- 2020/124 (E) - 2021/293 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
2.406 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/124 (E) sayılı dava dilekçesinde özetle; davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken davacılar ... ve ...'ın kızı, davacı ...'nın annesi ...'a D-100 karayolu üzerinde çarparak ölümüne neden olması nedeniyle davacı ... için 50.000 TL'nin tüm davalılardan, 100.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi hariç diğer davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş.
15/05/2017 tarihli bedel artırım dilekçesiyle 117.914 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Şirketinden dava tarihi olan 25/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, diğer davalılardan ise kaza tarihi olan 26/07/2012 itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...
Sigorta Şirketi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili ile davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. Davacı vekili birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1217 (E) sayılı dava dilekçesinde özetle; davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacıların kızı olan müteveffa ...'a D-100 karayolu üzerinde çarparak ölümüne sebep olduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL maddi tazminatın davalılardan, davalılardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesini, işbu davanın derdest olan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/455 (E) sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 20/06/2017 tarih ve 2014/455 (E) - 2017/571 (K) sayılı kararıyla, asıl davada davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın reddine, davacı ...'nın destekten yoksun kalma maddi tazminat talebine ilişkin davasının davalılar ..., ... ve ....
Sigorta Şirketi yönünden kabulü ile 30.991,77 TL'nin sigorta şirketi yönünden dava tarihi, diğer davalılar yönünden 26/07/2012 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteslsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminata ilişkin davanın davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulü ile takdiren davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 10.000 TL ve davacı ...için 10.000 TL olmak üzere toplam 40.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan 26/07/2012 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile adları geçen davacılara ödenmesine,
fazlaya ilişkin istemin reddine, Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan manevi tazminat talebinin reddine; birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1217 (E) sayılı dosyasında davanın kabulü ile davacı ... için 34.893,10 TL, davacı ...için 33.021,02 TL olmak üzere toplam 67.914,12 TL'nin davalı ...
Sigorta Şirketi yönünden dava tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden ise 26/07/2012 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile adları geçenlere ödenmesine ilişkin kararına karşı davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ...
Sigorta Şirketi vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine Dairemizin 14/01/2020 tarih ve 2019/171 (E) - 2020/31 (K) sayılı ilamıyla; davalılar vekilleri ile davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine, diğer davalılar yönünden maddi tazminata ilişkin olarak davacı ... için 7.747,94 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...
Sigorta AŞ yönünden 25/01/2013 dava tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... yönünden 26/07/2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, diğer davalılar yönünden manevi tazminata ilişkin olarak davacı ... için 20.000 TL, davacı ...için 10.000 TL ve davacı ... için 10.000 TL olmak üzere toplam 40.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan 26/07/2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı ...için 8.255,25 TL, davacı ... için 8.723,27 TL olmak üzere toplam 16.948,52 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...
Sigorta AŞ yönünden 25/01/2013 dava tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... yönünden 26/07/2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacılar ..., ...ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada mevcut CD incelenmeden ve olaya ilişkin keşif yapılmadan düzenlenen raporda davalı sürücüye tali kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, dosyada mübrez 22/10/2015 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, davalı ...
Sigorta Şirketi aleyhine ikame edilen dava tarihinin 25/01/2013 olduğunu ve bu tarihten sonra davalı şirket temerrüde düşmüş sayılacağından, dava tarihi ve/veya faiz başlangıç tarihinin 25/01/2013 olarak düzeltilmesi gerektiğini, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün davaya konu ölümlü kazadan sorumluluğu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı Karayolları Genel Müdürlüğü için maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilleri için hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında Mahkemece İTÜ trafik kürsüsü üçlü bilirkişi heyetinden aldırılan 23/10/2020 tarihli kusur raporunda.
26/08/2015 dilekçe ekindeki CD'nin izlendiği, bu CD görüntülerinde ışıkların rengi hakkında kanaat getirmek ve aksi yönde seyreden araçların yavaşlamasına dayanarak ışıkların kırmızıya geçtiğini ileri sürülemeyeceği görüşüne varıldığı, görüntü CD'si dosyada bulunmayan ancak 27/07/2012 tarihli CD inceleme tutanağında kamera görüntülerinin sadece kavşak bölgesini kapsadığı ve bu yüzden çarpma anının görüntülenemediği ancak aracın kavşaktan hızla geçişi sırasında ışıkların yeşilden sarıya geçiyor olduğunun açıkça belirtilmiş olmasına dayanarak, davalı sürücünün kırmızı ışık ihlali yapmamış olduğu kanaatine varıldığı,
ceza yargılaması sırasında aldırılan bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında ifade edilen görüşlere katılarak; davalı sürücü ...'un yayaları gördüğü halde hızını azaltmamış olması ve Yeniçiftlik kavşağına girerken hızını azaltmamış olması (2918 sayılı KTKnın 52/a maddesi) nedenleriyle %25 oranında tali kusurlu olduğu, davacılar murisi yaya ...'ın ise 14,50 m gerideki yaya geçidini kullanmamış olması ile 68/b-1 maddesini ihlal etmiş olması nedeniyle %75 oranında asli kusurlu olduğu yönünde tespit yapılmıştır.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine kusur izafe edilmemiştir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince kusurun belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda olay yeri, Kaza Tespit Tutanağı dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, çelişkinin giderilmiş olduğu, tüm kusur raporları, Kaza Tespit Tutanağı, CD inceleme tutanağı, kamera katıytları nazara alınarak hazırlanan 23/10/2020 tarihli raporun yeterli, somut olayın özellikleri uygun, taraf ve yargı denetimine açık olmakla yerel mahkemece hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından kusura ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.
İstinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme gereğince hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre hesaplamalar ve maddi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz.
Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır.
Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Bu durumda, genç yaşında vefat eden Gülhan Polat'ın oğlu, annesi ve babası için takdir edilen manevi tazminat tutarlarının, kazanın gerçekleşme biçimi, ortaya çıkan zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alındığında yetersiz kaldığı görülmektedir.
O halde, TBK'nin 56. maddesi uyarınca somut olayın özellikleri nazara alınarak davacılar tarafından talep edilen tazminat tutarları hak ve nasafete göre makul ve kabul edilebilir olduğu sonuç ve kanaatiyle manevi tazminat davasının tam kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/2411, K. 2024/335, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama