KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2023
- Dosya no
- 2023/355
- Karar no
- 2023/675
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/10/2022
- Numarası
- 2015/962 Esas - 2022/693 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan
Karar Metni
1.347 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava ve uyuşmazlık. TBK'nın 54. ve 56. maddeleri kapsamında, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince. "Asıl ve ıslahla açılan davanın kısmen kabulü ile. 1-Maddi Tazminat Talebi yönünden: geçici ve kalıcı maluliyet için 17.416,37 TL, tedavi gideri 5.461,67 TL olmak üzere toplam 22.878,04 TL' nin davalı Sarıyer Belediyesi, ... A.Ş. , ... için temerrüt tarihi olan 17/04/2012 tarihinden itibaren, davalı ...
Sigorta A.Ş. Yönünde 10/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Manevi Tazminat Talebi yönünden: 35.000,00 TL'nin davalı Sarıyer Belediyesi, ... A.Ş. , ... için temerrüt tarihi olan 17/04/2012 tarihinden itibaren, işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ... vekili, davalı ... Tic.
AŞ. vekili ve davalı Sarıyer Belediyesi vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu kabul edilerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirtmiştir. Davalı ... Tic. AŞ. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza yapan aracın müvekkiline ait olduğunu, ancak araç sürücüsünün müvekkilinin çalışanı olmadığını, davalı sürücü ...'ın ...-...
Adi Ortaklığının çalışanı olduğunu, aracın da bu ortaklığa kiralanmış olduğunu, bu nedenle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, tazminat hesaplaması yapılırken %10'luk iskonto yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, en az %30 oranında indirim yapılması gerektiğini, olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığını ve manevi tazminatın fazla olduğunu belirtmiştir.
Davalı Sarıyer Belediyesi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olayın 18/12/2009 tarihinde meydana geldiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu kazayı yapan çöp kamyonunun şoförlüğünü yapan ...'ın, davalı ... Taşımacılık Spor İnş. San. ve Tic.
AŞ.'nin çalışanı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin davada taraf olarak sıfatının bulunmadığını, kazanın oluşumunda müvekkiline herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini, davada idari yargının görevli olduğunu, davacıya %25 oranında kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, belirsiz alacak davası şeklinde dava açılamayacağını, davacının, tazminat alacaklarının ne kadar olduğunu bilebilecek durumda olduğunu belirtmiştir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dosya kapsamından. 17/04/2012 tarihinde, Sarıyer Belediye Başkanlığı ile davalı ... İnş. San. ve Tic. AŞ. arasında düzenlenen "Evsel-Katı Atıkların Toplanması, Nakli İle Cadde ve Sokakların Süpürülmesi Hizmeti Alımına Ait Sözleşme" kapsamında, davalı ... Sigorta AŞ.'nin ZMS sigortacısı, davalı ... Taşımacılık Spor İnş. San. ve Tic.
AŞ.'nin maliki-işleteni ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu çöp kamyonunun, çöp topladığı esnada yaya davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğu. 10/06/2013 tarihinde HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası kapsamında açılan eldeki davada davacı tarafça 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talep edildiği ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin birçok kararında vurguladığı üzere, "2918 sayılı Kanun'un 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini,
ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği" kanısına varıldığından, davalı Sarıyer Belediye Başkanlığı vekilinin bu yöne ilişkin itirazı kabul edilmemiştir.
Dosyada bulunan ve yukarıda belirtilen "Evsel-Katı Atıkların Toplanması, Nakli İle Cadde ve Sokakların Süpürülmesi Hizmeti Alımına Ait Sözleşme" ile araç ruhsat belgesi dikkate alındığında; meydana gelen zarardan davalılar Sarıyer Belediye Başkanlığı ile ... Spor İnş. San. ve Tic. AŞ.'nin sorumlu oldukları sabit olduğundan, bu yönlere ilişkin itirazlarda isabet bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince karara dayanak yapılan 13/05/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %75, davacı yayanın ise %25 oranında kusurlu oldukları; kusur ve maluliyet oranına göre davacının talep edebileceği geçici-kalıcı güç kaybı zararının 17.416,37 TL, tedavi giderinin 5.461,67 TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi kurulu raporunun yapılan incelenmesinde; raporun, HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, kusura ilişkin mütalaanın dosyada bulunan diğer raporlarla örtüştüğü, raporda herhangi bir hatanın bulunmadığı; raporun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu kanısına varıldığından, bu yönlere ilişkin itirazlar yerinde görülmemiştir.
Kazanın oluş şekli, kusur oranları, davacının yaralanmasının niteliği, tedavi süresi, maluliyete ilişkin ATK raporu (%6.2 kalıcı maluliyet - 1 aylık iyileşme süreli), tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile TBK'nın 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacı bir bütün olarak değerlendirildiğinde.
Mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği ve az olduğu kanısına varılmıştır. Bu nedenle, davacı vekilinin manevi tazminatın az olduğuna ilişkin itirazın kabulüne; davalılar vekillerinin ise itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ayrıca, dava konusu kazanın 17/04/2012 tarihinde gerçekleştiği ve davanın ise 10/06/2013 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davanın 8 yıllık ceza dava zamanaşımı süresi dolmadan açıldığına; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunduğuna göre; bu yönlere ilişkin itirazlarda da isabet bulunmamaktadır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, Dairemizce davanın esası hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/355, K. 2023/675, 2 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama