KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2023
- Dosya no
- 2020/1566
- Karar no
- 2023/1097
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/10/2019
- Numarası
- 2016/1188 Esas - 2019/919 Karar
- Dava
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit
- İstinaf karar tarihi
- 26/10/2023
Karar Metni
1.411 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ve dava dışı üçüncü şahıslar aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe konu ... numaralı kredi ve kredi kartının davacı tarafından kullanılmadığını, davacının davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının kredibilitesinin olumsuz etkilendiğini belirtmiş, davacının İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve takibin iptali ile takip konusu bononun taraflarına iadesine, haksız ve kötüniyetli olan davalı aleyhine davacı için dava konusu bedelin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı bankanın Rahmanlar Şubesi ile ... Tic. Ltd. Şti arasında kredi genel sözleşmesi imzalandığını, davacı ...'in bahsi geçen kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine ihtarname çekildiğini, daha sonra ödenmeyen borcun takibe konu edildiğini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile başlatılan takibin borçluların itirazı olmadan kesinleştiğini belirtmiş, davanın reddi ile yargılama giderleri ve masraflarıyla vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine ve borcu kabul etmeyen davacı tarafından takip rakamı üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatına ödenmesine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı vekilince verilen 10/11/2017 tarihli beyan dilekçesinde; kredi genel sözleşmesinde yer alan limit hanesinin ve sözleşme tarihinin sözleşmenin akdedildiği tarihte boş olduğu, daha sonradan mahkemeye sunulan kredi genel sözleşmesinde bu kısımların doldurulduğu iddia olunmuş, mahkememizce bu yönden de inceleme yapılmıştır.
Somut olayda, davacı dava konusu kredi sözleşmesinin kefili olan davalı ... sözleşmenin imzalandığı tarihte limit bulunmadığı, sözleşme limitinin sonradan doldurulduğunu ve sözleşmenin tüm sayfalarında imza bulunmadığından kefil olarak sorumlu tutulamayacağını savunmuş ise de takip ve dava konusu sözleşmede 1.000.000,00 TL limit bulunduğu sözleşme içeriğinden anlaşılmaktadır. Sözleşme limitinin sonradan doldurulduğu yolundaki savunmanın yazılı delille kanıtlanması gerekir.
Nitekim Yargıtay 19. HD.'nin 2012/5012 Esas, 2012/11497 Karar sayılı 10.07.2012 tarihli ilamında bu husus vurgulanmıştır. Dava konusu sözleşmenin fotokopisinde limit hanesinin boş olması, sözleşme aslında limitin sonradan yazıldığının kanıtı olamaz. Bu durumda, davacının sözleşmenin limit bölümünün, boş olarak imzalandığı ve düzenleme anında geçersiz olduğu yönündeki savunmasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığına kanaat getirilmiştir.
Kaldı ki, Hmk. madde 141 gereği iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının başlamış olduğu, iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının istisnalarının da işlerlik kazanmadığı, davalının iddianın genişletilmesine açıkça muvafakat etmediği görüldüğünden mahkememizce davacının bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.
Bilindiği üzere 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1.maddesine göre TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kurulduğundan 6098 sayılı TBK'nın 583.maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez.
6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7.maddesinde 6098 sayılı TBK'nın derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı BK'ya uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Açıklanan bu hükümler çerçevesinde somut olayda dava ve icra takip konusu genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kredi 01.07.2012 tarihinden önce kullandırılmış olduğundan o tarihte yürürlükte olan 818 sy. Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacaktır. Takip dayanağı 21.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kredi limiti 1.000.000,00 TL olarak belirtilmiştir.
818 sayılı BK'nın 484. maddesi hükmü uyarınca kefalet miktarı bu sözleşmede açıkça yazılı değil ise de Yargıtay'ın 12.04.1944 tarihli ve 14/13 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetildiğinde borç miktarı belli olduğuna göre davalının anılan sözleşmedeki kefaletinin geçersiz olduğu kabul edilemez.
Davalının müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, kefalet limitinin 1.000.000,00 TL olarak belirlendiği, sözleşme limitinin sonradan doldurulduğu yolundaki savunmanın yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davalı tarafça bu hususun usulüne uygun kanıtlanmadığı bu hali ile ile kefaletin hukuken geçerli bir kefalet ve davalının kefalet limiti dahilinde ödenmeyen borçtan ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, bilirkişi tarafından yapılan teknik hesaplamaya taraflarca yapılmış herhangi bir itirazın olmadığı,
raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu yönünde oluşan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile davanın kısmen kabulü ile 831,05 TL borçlu olmadığının tespitine, aşan istemin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
07.12.2016 tarihli ikinci cevap dilekçesi ile davacının kefil olduğu iddia edilen Kredi Genel Sözleşmesi incelendiğinde davacının kefil sıfatıyla sözleşmeye imza attığı görülse de kefilin sorumlu olduğu azami miktar, sözleşme tarihi ve diğer hanelerin boş olduğunun görüldüğü, hukuken geçerli olmayan ve sorumluluk doğurmayan bir kefalet sözleşmesi dolayısıyla davacının borçlu olduğundan söz edilemeyeceğinin iddia edildiğini, bu iddianın ikinci cevap dilekçesi ile ileri sürülmesinden dolayı iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasında takip 29.11.2013 tarihinde başlatılmış olup, takibe dayanak olarak davacının kefil olduğu iddia edilen Kredi Genel Sözleşmesinin gösterildiğini, 29.11.2013 tarihli takip talebi ekinde yer alan sözleşme örneğinde "taraflar ve kredi limiti" hanesinin boş olduğunu, aynı sözleşme 06.02.2017 tarihinde Mahkemeye sunulduğunda ise bu kısımların dolu olduğunun görüldüğünü, takip talebi ekinde yer alan sözleşmede kefilin kredi limitinin ve kefilin sorumlu olacağı miktarın boş olmasının, kredi sözleşmesinin düzenlendiği sırada kefilin sorumlu olacağı miktarın olmadığının açık ve yazılı göstergesi olduğunu,
sözleşmenin imzalandığı anda kredi limitinin ve kefalet limitinin bilinmediği ve sözleşmede boş olduğu ispatlanmışken, Mahkemece usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen Genel Kredi Sözleşmesinin düzenlenme tarihi 21.02.2012 olarak belirtilmişse de sözleşmenin bu kısmında davacı kefilin ve dava dışı borçlu ...San. Ve Dış Tic. Ltd.
Şti'nin imzasının bulunmadığını, bu haliyle delil niteliği taşımadığını, Kredi Genel Sözleşmesinin akit tarihinin tespiti için davalının talep ettiği alacağın hangi tarihte doğduğunun tespitinin gerekeceğini, sözleşme tarihinde kredi limiti olan 1.000.000,00 TL kısmı boş olduğu gibi, dolu olduğu kabul edilse dahi sözleşmenin bu kısmında kefilin imzası bulunmamakta olup, yalnızca dava dışı borçlu ... Tic. Ltd.
Şti'nin imzası bulunduğunu, dolayısıyla kredi limitinden kefile bilgi verildiğinden, yani kefilin sorumlu olduğu miktarı bildiğinden bahsedilemeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, takibe konu alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının kefaletinin geçerli olup olmadığı noktasındadır.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "kredi kartı üyelik sözleşmesi, ihtarname, hesap özeti" sebebine dayalı olarak toplam 138.353,91 TL alacağın tahsili istemiyle 26/11/2013 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz edilmemesi üzerine davacı yönünden takip kesinleşmiştir.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı cevaba cevap dilekçesi ile de, davacının kefil olduğu iddia edilen “Kredi Genel Sözleşmesine davacı (...)'in kefil sıfatıyla imza attığı görülse de, sözleşmede kefilin sorumlu olduğu azami miktar, sözleşme tarihi ve diğer hanelerin boş olduğu ve bu haliyle geçerli olmadığı, sorumluluk ve borç doğurmadığı ileri sürülmüştür.Dosya içerisinde bulunan ... kredisi hesap özetine göre, genel kredi sözleşmesinin 01/07/2012 tarihinden önce imzalandığı anlaşılmaktadır.
Bu haliyle uyuşmazlığa 818 sayıl Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. BK'nın 484. Maddesine göre, kefaletin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde ve kefilin sorumlu olduğu miktar belirtilerek yapılması gerekir. Takip talebi ekindeki genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumluluk sınır bulunmadığı gibi kredi limiti de bulunmamaktadır.
Ancak, 30/04/2013 tarihinde bizzat davacının imzası ile ... kredisi ve kredi kartı borcunun yapılandırılması talep edilmiş, devamında 05/07/2013 tarihinde yapılandırma protokolü ve aynı tarihli taahhütname ile yapılandırmaya konu ödeme planı davacı tarafından hem şirket yetkilisi olarak hemde ayrıca imzalanmıştır. Bu halde davacının yapılandırmaya konu tutar kadar kefalet limitine muvafakat ettiğinin kabulü gerekir.
Bu nedenle, davacının kefalet limiti/kredi limitinin sözleşmede yazılı olmadığı ve bu nedenle kefeletin geçerli olmadığı iddiası dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince 831,05 TL'yi aşan kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1566, K. 2023/1097, 26 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama