İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1586 K.2023/1051

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

Esas2020/1586Karar2023/1051Tarih19 Ekim 2023Okuma9 dk · 1.824 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
19 Ekim 2023
Dosya no
2020/1586
Karar no
2023/1051
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
29/01/2020
Numarası
2018/657 Esas - 2020/92 Karar
Dava
İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
19/10/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.824 kelime·9 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Perpa şubesince dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan muhtelif kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, diğer davalı/borçlu ...'un ise kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi hesabının kat edilerek muaccel hale getirilmesi için Beyoğlu ....

Noterliği'nin ... yevmiye no'lu ihtarnamesinin keşide edildiği, ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, davalıların haksız itirazlarının reddi gerektiğini, talep edilen faiz oranının taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri gereği talep edildiği, yasaya ve mevzuata uygun olduğunu, açıkladıkları nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı banka ile ile imzalanan kredi sözleşmelerinden sadece.

12.07.2012 tarihli 900.000,00- TL, 26.11.2013 tarihli 700.000,00- TL bedelli kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, davacı yanın iddia ettiği gibi 18.08.2015 tarihli 2.000.000,- TL bedelli kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla taraf olmadığını, hesap kat ihtarnamesine konu edilen alacağın 12.07.2012 tarihli ve 26.11.2013 tarihli kredi sözleşmelerine konu olmadığını, müvekkilinin Beyoğlu ...

Noterliğince düzenlenen 27/11/2014 tarih ve ... yevmiye nolu Ltd.

Şti pay devir sözleşmesi ile şirketteki tüm hisselerini şirketin diğer ortağı ... devrettiğini, kredi borçlusu şirketin hisse devir tarihinden önceki döneme ilişkin bir kredi borcu bulunmadığını, gönderilen ihtarname incelendiğinde takibe konu edilen kredinin 27.04.2017 tarihinde 500.000,00- TL tutarlı eşit taksitli kredi olarak kullanıldığı, 26.12.2017 tarihinde borç bakiyesinin 408.668,71 TL olduğunun görüleceği, söz konusu kredide ...'un herhangi bir kefalet ilişkisinin bulunmadığı,

şirket ortaklığından ayrıldığı 27.11.2014 tarihinden sonraki bir tarihte kullandırılan taksitli ticari krediden dolayı sorumlu tutulamayacağı savunmaları ile davanın kötüniyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm dosya kapsamı, taraflar arasında akdedilen GKS'ler, davalının asıl borçlu şirketteki payını devri nedeniyle kefaletinin sona erdirilmesine dair banka ile yapmış olduğu yazışmaları, denetime elverişli bilirkişi raporu, toplanan deliller ve icra dosyası birlikte değerlendirildiğinde; davacı bankanın Perpa/İstanbul Şubesi ile dava dışı asıl borçlu ... Dış Tic.

Ltd.

Şti. arasında muhtelif tarihlerde 10 yıl süreli çerçeve niteliğinde Genel Kredi Sözleşmeleri (GKS) imzalandığı, davalının da söz konusu sözleşmelerde, müteselsil kefil olarak iradesini gösterdiği beyanlarının karşısında gösterilen miktarlarda kefalet limiti ile sorumlu olmak kaydıyla kefalet imzalarının bulunduğu, davalının bu şekilde 26.11.2013 tarihli 700.000,00 TL, 12.07.2012 tarihli 900.000,00 TL tutarındaki Çerçeve niteliğindeki Genel Kredi Sözleşmelerinde (GKS) müteselsil kefil olarak kefalet imzası bulunmakla birlikte, 18.08.2015 tarihli 2.000.000,00 TL tutarındaki GKS'de imzasının bulunmadığı,

davalı tarafla davacı banka arasında elektronik ortamda yazışmalar yapılmak suretiyle, davalı ...'un şirket hissesini devrederek şirket ortaklığından ayrılması nedeniyle kefaletinin sona erdirilmesi talebinde bulunulduğu, davacı .... Perpa Şubesi tarafından 12.12.2014 tarihinde yetkili organlarına iletildiği, ... Bankası A.Ş.

İstanbul 1.Bölge Koordinatörlüğü tarafından talebin uygun görülerek "..Firma kredilerinin teminatına ... kefaletinin alınması talebiniz uygun bulunmuştur." denilerek davalının kefaletinin sonlandırıldığı, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan 500.000,00 TL tutarındaki kredinin 27.04.2017 tarihli olup, takip talebine konu edilen kredilerin davalının kefalet imzası bulunan GKS'ler kapsamında olmayıp 2017 tarihinde kullandırılan ve davacı tarafın kefaletinin sona erdirilmesi talebinin iletilip onay verildiği tarihten sonrasında imzalanan 18/08/2015 tarihli olan yeni tarihli GKS kapsamında kullandırılmış olduğu,

eski tarihli sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden devreden herhangi bir borç bulunmadığı, 500.000,00 TL'lık taksitli ticari kredi ödeme planında kefalet imzasının bulunmaması ve ayrıca davacı bankaca kefaletinin sonlandırılması talebine 12.12.2014 tarihinde onay verilerek kefaletin sonlandırıldığı hususları açık olduğundan davalının kefaleti olmayan sözleşme kapsamında kullandırılan söz konusu yeni tarihli kredilerden sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Borçlar Kanunu gereği yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerin, feshinin ve değiştirilmesinin de yazılı şekilde yapılmasının zorunlu olduğunu, kefalet sözleşmesinin tek taraflı beyan ile sonlandırılmasının mümkün olmadığını, kanunun açık düzenlemesi karşısında kefaletin davalının müvekkili bankaya ilettiği e-posta ile sona erdiğinin kabulü ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kefalet sözleşmesinde değişiklik yapılması yönünde yazışma yapan banka çalışanının bu hususta yetkili olup olmadığının araştırılmadığını, eksik inceleme yapıldığını,

davalı tarafın genel kredi sözleşmesi kapsamında ortağı olduğu şirket lehine kefalet sözleşmesi imzaladığını, kendi el yazısı ile ortağı olduğu şirketin müvekkili bankaya doğmuş ve doğacak tüm borçlarından belirlenen limit kapsamında müteselsilen borçlu olacağını kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili bankanın davalının genel kredi sözleşmesinde vermiş olduğu kefaleti kapsamında dava dışı borçlu şirkete krediler kullandırdığını, müvekkili bankanın işbu kredileri kullandırırken davalının mevcut ve geçerli kefalet sözleşmesini teminat olarak değerlendirdiği ve bu gözetilerek kredi tahsisi yaptığının ortada olduğunu,

müvekkili bankanın yasal bir gereklilik olmamasına ve salt prosedür olarak birkaç kez dava dışı şirket ile genel kredi sözleşmesi imzalamasının önceki genel kredi ve kefalet sözleşmelerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinin de açık olduğunu, davalı tarafın münhasır bir krediye bağlı olarak değil, genel kredi sözleşmesi kapsamında ve doğacak kredi borçlarından da müteselsil sorumlu olacak şekilde kefil olduğunu, işbu hususun yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini,

davalının %20'den az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında yürütülen haksız ve kötü niyetli esas takibin durdurulmasına rağmen durdurulamayan ihtiyati haciz neticesinde müvekkili aleyhine ihtiyati cebr-i icra işlemlerinin davacı tarafın haksız ve kötü niyetli talepleri ile sürdürülmeye devam ettirildiğini, müvekkilinin dava dışı ... Tic. Ltd.

Şti'nin ortağı ve eski müdürü konumunda olduğunu, dava dışı şirket ile davacı banka arasında 12/07/2012 ve 26/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığını, müvekkilinin de bu sözleşmelere müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduğunu, müvekkilinin taraf olduğu bu sözleşmelere ait kullanılan kredilerin zamanında ödendiğini, müvekkilinin dava dışı şirketten ayrıldığı ve bu hususu davacı bankaya ilettiği tarihten sonra davacı bankanın dava dışı şirket ile 2015 ve 2017 tarihlerinde tekrar genel kredi sözleşmeleri akdettiğini, akdedilen bu sözleşmelerde de müvekkilinin talebine uygun olarak kefil sıfatıyla imzasının alınmadığını,

buna rağmen davacı bankanın icra takibine konu ettiği alacağın ise 27/04/2017 tarihinde kullanılan ve müvekkili ...'un hiçbir şekilde taraf olmadığı başkaca bir krediden kaynaklandığının görüldüğünü, davacı bankanın başlattığı bu icra takibinin açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı bankanın müvekkili ve dava dışı şirket aleyhine başlattığı icra takibinde dava dışı şirketin mal varlığı sorgusunu yapmadan,

ödeme güçsüzlüğü içerisinde olup olmadığının araştırılmasının yapılmadan asıl borçlunun semeresizliğinin tespit edilmeden ve müvekkilinin kullanılan krediye ilişkin olarak kefil sıfatı olmamasına rağmen direkt müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, yalnızca bu durumun varlığının bile davacı bankanın kötü niyetinin göstergesi olduğunu, İİK madde 67/2 kapsamında davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kötü niyet tazminatına ilişkin bölümünün bozulmasını,

kendileri lehine %20'den az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.

GEREKÇE

Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine kefil borçlunun itirazının iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; takip konusu kredilerin asıl borçlu ile imzalanan kredi sözleşmelerinden hangisine dayanılarak kullandırıldığı noktasındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu ve diğer borçlular hakkında, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "Beyoğlu ... Noterliğinin 14/03/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, kredi sözleşmeleri" alacağa dayanak gösterilerek ilamsız icra takibi başlatılmış ve davalının itirazı üzerine takip davalı yönünden durmuş ve eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Dosyaya asıl borçlu ...

LTD.ŞTİ ile davacı banka arasında imzalanan 3 adet Genel Kredi sözleşmesi sunulmuştur. Bu sözleşmelerden 12/07/2012 tarihli 900.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmesinde ve 26/11/2013 tarih ve 700.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmelerinde davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzanını bulunduğu, 18/08/2015 tarihli 2.000.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmesinde ise davalının kefil olarak imzasının bulunmadığı belirlenmiştir.

Tarafların delilleri toplandıktan sonra dosya bankacı bilirkişiye verilmiş alınan raporda; hesap katına ve icra takibine konu edilen asıl alacağa ilişkin 4 kalem kredinin 27/04/2017, 05/07/2017, 24/11/2017 ve 24/11/2017 tarihinde kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, 2012 ve 2013 tarihli sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden devreden herhangi bir borç bulunmadığı belirlenmiştir.

27/04/2017 tarihinde kullandırılan kredinin geri ödeme planında ve bu kredi için düzenlenen başvuru formunda davalı kefilin imzasının bulunmadığı da tespit edilmiştir.Davalı tarafça dosyaya ibraz edilen ve davacı bankanın bölge müdürlüğü ile krediyi kullandıran şube arasında yapıldığı öne sürülen 12 aralık 2014 tarihli e- mail yazışmasında; şube tarafından bölge koordinatörlüğüne hitaben; şube müşterisi ... firmasının ortaklık yapısının değiştiği, firmaya kullandırılacak kredilerin teminatına kefaleti alınan ...'un ortaklıktan ayrıldığı,

söz konusu ortaklık değişiminden dolayı daha önce kefaleti alınmış olan ...'un kefaletinin kaldırılmasını talep ettiği bildirilerek ...'un kefaletinin kaldırılması ve sadece %97 ortak ... kefaletinin alınması hususunda bilgi ve onay istenildiği, cevaben de "firma kredilerinin teminatına ...'ın kefaletinin alınması talebinin uygun bulunmuştur" şeklinde yanıt verildiği görülmektedir.

Bilirkişi raporunda bu gerekçe ile davalının kefaletinin sona erdiği görüşü bildirilmiş, davacı tarafça, yazışmanın iç yazışma olduğu, yazışmayı yapanların yetkili olup olmadığı hususun belli olmadığı, kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması gerektiğniden değişikliklerinde yazılı yapılması gerekçeleri ile bu belirlemeye itiraz edilmiştir.

Bilirkişi raporunda bir önceki parağrafta özetlenen tespitleri ile dosyadaki diğer evraklardan takip alacağın davalının kefaletinin bulunmadığı 18/08/2015 tarihli 2.000.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmesine dayanak kullandırılan kredilerden kaynaklandığı sabittir. Davacı tarafça ısrarla kredinin önceki tarihili sözleşmelere dayanılarak kullandırıldığı iddia edilse de bu konuda dosyaya ibraz edilmiş bir delil bulunmamaktadır.

Yine taraflar arasındaki ilişkini seyri, davalının bankaya yaptığı başvuru üzerine bankaca yapılan 2014 tarihli iç yazışma sonrası 18/08/2015 tarihide yeni bir genel kredi sözleşmesi yapılması, takibe konu kredilerin bu sözleşme tarihinden sonra 2017 yılında kullandırılmış olması, gibi hususlar dikkate alındığında davacının bu iddialarına itibar edilmemiştir.

Dosyada toplanan deliler hüküm kurmaya yeterli olmakla davacı vekilinin banka yazışması hakkında araştırma yapılması gerektiğine ilişkin talebinin eldeki uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacağı, davalının sorumluluğunu etkilemeyeceği sonuca ulaşılmakla ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davalının kötü niyet tazminatı talebine ilişkin istinafı yönünden yapılan değerlendirmede; davanın reddine karar verilmiş olmakla birlikte davacının takip başlatmasında ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden mahkemece kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından alınması gereken 269,85 TL karar harcının davacı taraftan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1586, K. 2023/1051, 19 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1586
Karar No
2023/1051
Tarih
19 Ekim 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2020/1587 K.2023/1755
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1587 K.2023/1075
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1588 K.2023/986
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1590 K.2023/1074
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1591 K.2023/1046
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1593 K.2023/1048

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.