KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1006
- Karar no
- 2024/1483
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/04/2021
- Numarası
- 2018/1155 Esas - 2021/403 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
2.047 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı borçlu hakkında ... sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiş olduğunu, davalı borçlunun takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet vermiş olduğunu, işbu dava, davalının müvekkili şirketten satın almış olduğu iç boya pişirme fırın bedeline karşılık düzenlenen ... numaralı 23-02-2018 tarihli fatura bedelinden doğan alacak konulu olup, yine iş bu davanın dayanağı davalı borçlu şirket aleyhine başlatılan ... sayılı dosyası olduğunu, davacı müvekkilinin davalının isteği üzerine mutfak eşyalarının üretiminde kullanılan iç boyama pişirme fırını olarak adlandırılan boyama fırınının ...
Plakalı araçla nakliyesini yaptırmış ve davalı şirkete teslim edilmiş olduğunu, faturanın önce kargo ile davalı şirketin adresine gönderilmiş olduğunu, ancak davalı şirket yetkililerinin faturayı almayarak geri iade etmiş olduklarını, faturanın geri iade edilmesi üzerine bu sefer noter kanalıyla çekilen ihtar ile faturanın davalı şirketin adresine gönderilmiş olduğunu, ihtara verilen cevapta bahse konu faturayı kabul etmediklerini ve itiraz ederek noter kanalı ile iade etmiş olduklarını,
davacı müvekkili ile davalı arasındaki ticari alışverişten dolayı davalı şirketin davacı müvekkiline gecikme faizi ile masraf ve vekalet ücreti hariç 179.978,69 TL borçlu bulunduğunu beyanla; itirazın iptaline, kötü niyet tazminatı olarak %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalı yana teşmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere Merkez Giresun olduğunu, Giresun Mahkemelerinin yetkili olduğunu ... sayılı dosyasında yetki itirazlarının mevcut olduğunu, senetle ispatı gerekmeyen ve fakat senede bağlanmış bulunan alacağa karşı vaki ödeme iddialarının senetle ispatı gerektiğini, Bu gibi durumlarda tanık dinlenemeyeceğini,
davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen tanık dinletme hususlarının reddedilmesi gerektiğini, işbu davada tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini, davacı tarafın iddialarının dayanaksız ve kabul edilemez olduğunu, müvekkili şirketin davacıya böyle bir borcu olmadığının resmi kayıtlarla sabit olduğunu, davacı tarafça müvekkili aleyhine usulsüz olarak bir fatura kesilmiş ve müvekkili şirketçe iade edilmiş olduğunu, faturanın kaynağının dahi bilinmediğini, davacının elinde hiç bir resmi belge ve teslim fişi dahi yokken böyle bir davanın esasa girilmeden reddi gerektiğini beyanla;
davanın önce yetkizlik nedeniyle usulden ve esastan reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının talebi davalı aleyhine faturaya dayalı olarak başlatmış olduğu ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf, fatura konusu makinenin davalı tarafa teslim edilmiş olmasına rağmen davalının fatura bedelini ödemediği iddiasına dayanmakta, davalı ise, böyle bir borcu bulunmadığı savunmasında bulunmaktadır.
Davacı taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme ile, takip konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş ise de, bu durumun tek başına fatura konusu malın teslim edildiğini kanıtlamaya yeterli olmayacağı, talimat yolu ile dinlenilen tanık beyanının soyut nitelikte olduğu, davalı tarafa ait 2018 yılı BA kayıtlarının incelenmesinde de, takip konusu faturanın yer almadığı, her ne kadar davacı vekili tarafından Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/29190 Sor.
Sayılı dosyanın bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de, iş bu dosyanın deliller arasında yer almadığı, ceza dosyası şeklinde bir delile de yer verilmediği, mevcut durum itibari ile teslim olgusunun ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından 20-01-2020 günkü duruşmada tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar veriliğini, ancak davalı tarafın dosyaya hiç bir delil sunmadığını, davacı tanıklarının Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/29190 Sor.
Sayılı dosyasında verdikleri ifadede, davacı müvekkilin kendilerine teslim ettiği tencere üretim makine kalıplarını davalı taraf olan ... adlı firmaya teslim ettiklerini beyan ettiklerini, mahkemeden soruşturmanın sonucunun beklenmesini talep ettiklerin, ancak mahkemenin bu talebimiz kabul etmediğini, soruşturmanın sonuçlanmadan karar verilerek davanın red edildiğini, soruşturma neticesinde "uyuşmazlığın hukuk mahkemelerince çözülmesi gereken hukuki mahiyette ihtilaf niteliğinde olduğu" gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini, bu karara karşı itiraz ettiklerini, itirazlarının henüz sonuçlandırılmadığını,
davacı tarafından davalı tarafa satışı yapılan ve davalı tarafa teslim edildiğinin tanık ifadeleri, Whatsapp yazışmaları, pişirme fırının çalıştırılması hususunda istenilen bilgiler, davalı şirkette fırının kurulu olduğunu gösteren fotoğraflar ve mesajlaşmalarla ortaya koyulduğunu, ancak davalı şirket yetkilisi ...'ın tamamen kötü niyetli olarak ürünü almış olmasına rağmen irsaliyedeki teslim imzasının olmamasını fırsat bilip kendisine gönderilen faturayı iade ettiğini ve haksız kazanç elde ettiğini, bilirkişi raporunda.
"2018 yıllarına ait Ticari Defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığını, kayıtların tek düzen hesap sistemine uygun olarak tertiplenen bilgisayarlı muhasebe programı ile tutulduğunu ve süresi içerisinde defterlere yazdırıldığını, yevmiye defteri kapanış onayından sonra herhangi bir kayıt yapılmadığını, defter kayıtlarının birbirini doğruladığını" beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında, ... sayılı takip dosyası ile "177.000,00 TL Fatura 23/02/2018" borcun sebebi gösterilerek 177.000,00 TL asıl alacak ve 2.978,69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 179.978,69 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine cari hesap ekstresi eklendiği, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz.
(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı) Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir.
(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı) Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir.
Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3).
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır.
Bu çerçevede ’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta,
davalı tarafça tüm ticari ilişki reddedilmektedir. Mahkemece usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkemenin incelemesine sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının takip tarihi itibarıyla takip konusu faturaya dayalı olarak 177.000 TL alacak kaydının bulunduğu belirlenmiştir.
Bilirkişi raporunda davacının satış bedeli faturasında ve ticari defter kayıtlarında 177.000 TL olmasına rağmen maddi hata sonucu 177.100 TL olarak kaydettiği anlaşılmaktadır. Davacını ürünü satın aldığı dava dışı ...
A.Ş. nin davacıya düzenlediği fatura, bu firmanın BS formu ile davacını BA formlarının vergi dairesine verildiği, yine davacının davalıya satışa ilişkin BS formunu vergi dairesine vermiş olduğu, ancak davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığındın ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu satışa ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememiştir.
Davalının Giresun vergi dairesine verdiği BA formlarında satışa ilişkin bir kayda rastlanmamaktadır. Yine davacını davalıya gönderdiği faturanın kabul edilmeyerek noter aracılığıyla iade edildiği de belirlenmiştir.
Davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmediğinden ticari defterlerine kaydı konusunda belirleme yapılamadığı, davacının sunduğu davalı tarafça whatsapptan gönderilen resimler ve yazışmalarının delil başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiği, delil başlangıcı bulanan hallerde tanık deliline dayanılabileceği, dinlenen tanıklarında satışa konu malın davalıya teslim edildiğine dair beyanları bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı taraf ticari defterlere diğer deliller ile birlikte dayanmış olup mahkemece de davalının ticari defterlerini ibrazı HMK 222/3 ihtarı ile birlikte davalıya duruşma zabtıyla gönderilmiş olmasına rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır.
Bu durumda HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerle malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği hususunun kabul edilmesi somut olaya uygun düşmektedir.Bilirkişi raporu ile de davacını takip tarihi itibarıyla alacağı takip miktarı gibi 177.000 TL olarak belirlenmiştir.
Davacı taraf davalıya gönderdiği 29/03/2018 tarihli noter ihtarıyla fatura bedelinin ödenmesi için 7 gün süre verilmiş, ihtar davalıya 04/04/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda verilen süre 11/04/2018 tarihinde sona ermiş olup 12/04/2018 tarihinden itibaren alacağa avans faizi talep edilebilir.
12/04/2018 temerrüt tarihi ile takip tarihi olan 27/04/2018 arasında dairemizce 756,49 TL faiz hesaplanmıştır.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Eldeki davada, satın alınan ve faturası belirli alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1006, K. 2024/1483, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama