KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1093
- Karar no
- 2024/1492
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/03/2021
- Numarası
- 2020/114 Esas - 2021/232 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
1.885 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı borçlu aleyhine müvekkiline olan borçlarından dolayı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 12.11.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiğini ve davalının süresinde haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz edip, icra takibini durdurduğunu, yetki itirazı üzerine dosyanın Anadolu İcra Müdürlüğüne gönderilmesinin talep edildiğini, İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosya kaydı oluşturulup borçluya tekrar ödeme emrinin gönderildiğini, borçlunun borca ve ferilerine tekrar itiraz ettiğini, borçluların itirazlarında haksız olup itirazlarının iptali gerektiğini, borçluya, müvekkilinin ürettiği ve tedarik ettiği ürün, mal ve hizmet satıldığını ve taraflar arasında cari hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacının üretip pazarladığı ürünlerden davalının satın aldığını, gerekli fatura ve sevk irsaliyesi gibi prosedürlerin yerine getirildiğini herhangi bir ihtilaf çıkmadığını,
borçlu tarafın haksız ve kötü niyetli olarak borcu ödemekten kaçındığını ve haksız itirazla icra takibini durdurduğunu, davalıya satılan ürünlerin fiyatı belli olup likit bir alacağın mevcut olduğunu, davalının itirazlarında haksız olup kötü niyetli olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı müvekkili şirketin, daha önceki yıllarda uzun süredir çalıştıkları, kendilerine hem hizmet hem de mal tedarikinde bulunan elektrikçilerinin şehir dışında olması nedeni ile üretimini ve satışını yaptıkları makinaların elektronik aksanlarında ihtiyaç duydukları bazı ürünleri davalı taraftan talep ettiğini, davalı taraf ile daha önce hu alışveriş haricinde hiç bir çalışmalarının olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin talep ettiği ürünleri faturasını düzenlemeden müvekkili şirkete gönderdiğini,
müvekkili şirketin de davacı tarafından gönderilen malları üretmiş olduğu makinaların elektronik aksanında kullandığını, davacı tarafın daha sonraki süreçte gönderdiğini iddia ettiği mallara ilişkin fatura düzenleyerek, davalı tarafın üretim ve montaj bölümünde çalışan işçisi ...'a şirket dışında faturayı imzalatarak teslim ettiğini, faturaların tebliğinin usulsüz olarak yapıldığını çünkü faturaların tebliğ edildiği ...'ın şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin, davacı müvekkil şirketin, faturalarda yer alan bazı malların kendilerine gönderilmemesine rağmen fatura edildiğini,
bazı ürünlerin de fiyatlarının şişirilmiş bir şekilde faturalandığını gördüğünü, bazı faturalanan ürünlerin ise teslim edilmediğini, gönderilmemiş olan malların faturalardan çıkartılması, şişirilmiş olan fiyatların anlaşmış oldukları fiyatlara çekilmesi ve bu çerçevede ticari defterlerine işleyebilecekleri bir fatura düzenlemesi yapılması halinde ödeme yapılacağını belirttiğini, davacı tarafın davalı tarafın bu iyi niyetine rağmen faturaları düzeltmek yerine faturaları icraya konu yaptığını, en önemli husulardan bir tanesinin de taraflar arasında mutabık kalınmış olan bir carî hesap anlaşmasının bulunmadığını belirterek davanın reddine,
davacı tarafın % 20' den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tarafların tacir oldukları, her iki tarafın ticari kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapıldığı, davacının kayıtlarına göre davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalı aleyhine takibin fatura alacağına ilişkin olarak yapıldığı, faturaların yapılan kontrolde teslim alan olarak ...'ın imzasının bulunduğu, ...'ın Ümraniye SGK alınan cevabi yazısında davalının çalışanı olduğu, hukuki ilişkinin esasına ilişkin olması ve tanığın sorumluluğuna gidileceği nedeniyle ... tanık olarak dinlenilmemiştir.
Bu kapsamda hep birlikte değerlendirildiğinde davacının fatura belirtilen hizmeti teslim ettiği ancak alacağının alamadığı anlaşılmış olup davanın kabulüne karar verilmiş, asıl alacağın fatura alacağı olduğu bu nedenle likit olması nedeniyle asıl alacağın %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı, yasal cevap süreleri dolmadan ön inceleme duruşması yapıldığını, usulü yanlışlığı duruşma zaptına geçirtmiş olmalarına rağmen mahkeme tarafından taleplerinin olumlu karşılanmadığını, Davalı tarafın tanzim edilmiş olan faturaların tebliği usulüne ve faturan içeriğine itiraz ettiğini, faturaların, şirketi temsil konusunda ve faturaları tebliğ alma konusunda yetkisi olmayan, davalı şirketin imalat bölümünde görev yapan sigortalı çalışan ...' a iş yeri dışında imzalatılıp teslim edilerek tebliğ edilmeye çalışıldığını, bu durum tamamen hukuka aykırı olduğunu,
faturaların usulsüz tebliğ edilme olayının açıklığa kavuşturması için dinlenmesini istedikleri ...' ı dinletme taleplerinin yerel mahkemece reddedildiğini, davalı tarafından, faturaların içeriğine itiraz edilerek yasal 8 gün içerisinde iade edildiğini, davalı tarafın içeriğine itiraz ettiği faturaları normal olarak da ticari defterlerine işlemediğini, faturaların içeriğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davalı tarafın keşif talebinde bulunmuş olmasına karşılık bu talebinin yerel mahkeme tarafından reddedildiğini,
davaya konu faturaların davacı tarafın ticari defterlerinde gözükmesinin bu alacağın meşru bir alacak olduğu manasına gelmediğini, taraflar arasında mutabık kalınmış olan bir cari hesap anlaşması da bulunmadığını, yerel mahkemenin, sadece davacı tarafın ticari defterlerini göz önünde buludurarak, davanın kabulü yönünde karar tesis etmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: mahkemenin, davalının yargılamayı uzatma çabası içinde olduğunu gördüğü için MK 2.kötü niyeti korumayarak, usul ekonomisi açısından tekrar ön inceleme duruşması yapılmasını hukuka uygun bulmadığını ve davalının hak kaybı yaşamasını da engelleyerek ön inceleme duruşmasından sonra 2. celsede tekrar ek delillerini sunmaları için 2 haftalık süre verildiğini, davalının ön inceleme duruşmasına dair usuli itirazlarının reddi gerektiğini, davacının, davalı şirketten takip konusu miktar kadar alacaklı olduğunun tespit edildiğini,
vergi dairesi kayıtları ve ticari defter kayıları ile alacağın sabit olduğunu, sevk irsaliyeli faturaların ve ürünlerin şirket çalışanı ...'a davalı şirkette 21.10.2019 da teslim edildiğini, ticari hayatta şirket yetkilisi her zaman şirkette bulunmadığından şirket çalışanlarınında fatura sevk irsaliyelerini imzalayabildiğini, bunun ticari hayatta çok olağan bir durum olduğunu, ...'ın davalı şirkette sigortalı ve üretim şefi olarak çalıştığını ve sürekli mal teslimlerini aldığını, davalı tarafın faturalara süresi içinde itiraz edildiğini iddia ettiğini, ancak davacıya ulaşan teslim edilen herhangi bir itiraz belgesi bulunmadığını,
davalı tarafın ürünleri teslim aldıklarını kabul ettiklerini ve ürün fiyatlarını fazla bulduklarını iddia ettiklerini, bu itirazlarında haksız olduklarını, fatura içeriğine usulüne uygun ve süresinde itiraz etmediklerini, davacının tüm alacak taleplerinde haklı olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.
Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyası ile "33.854,59 TL asıl alacak (tarih 11/11/2019 açıklama :fatura ve cari hesap ekstresi" borcun sebebi gösterilerek 33.854,59 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine cari hesap ekstresi ile 3 adet irsaliyeli faturanın eklendiği, irsaliyeli faturaların teslim alan kısmında ... adının ve imzasının atılı bulunduğu, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davalı vekilince 29/06/2020 tarihinde sunulan cevap dilekçesinin mahkemece kabul edilerek dilekçesinde belirtilen delillerin toplanmasına karar verildiği, davalı vekilince 17/11/2020 tarihli dilekçe ile delillerini sunmuş olduğu, cevap verme süresi içinde yapılan ön inceleme duruşmasının tekrarını gerektirir ve davalının hukuki dinlenilme hakkını veya savunma hakların kısıtlar bir ara karar oluşturulmadığı da anlaşılmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir.
Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir.
Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı).
Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir.
Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.(Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler,
sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta, davalı tarafça ticari ilişki ret edilmemekte, satışa konu malların fatura düzenlenmeden davalıya teslim edildiği, davalının kendisine gönderilen malları üretmiş olduğu makinelerde kullandığı, bilahare davacının düzenlediği faturaların üretim ve montaj bölümünde çalışanı ...'a şirket dışında imzalatarak teslim ettiğini, bahsi geçen faturalarda kendisine gönderilmeyen mallara ilişkin kayıtlar bulunduğunu, bir kısım mal bedelinin de şişirilmiş olduğunu savunmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir.
Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur.
Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmayacağından davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir.
Davacı ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olduğu, BS formuyla vergi dairesine bildirildiği, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve vergi dairesini BA formuyla bildirilmediği görülmektedir.
Bahse konu irsaliyeli faturaların düzenleme tarihleri ile fiili sevk tarihlerinin 21/10/2019 olduğu, teslim alan ...'ın faturaları teslim aldığı tarihi gösterir başkaca bir tarih içermediği, davalı tarafça faturanın iade edildiğine ilişkin 06/11/2019 ve 26/11/2019 tarihli olduğu belirtilen iki adet ...
Kargo gönderi fişinin sunulduğu, irsaliyeli fatura altıdaki imzanın sadece faturanın değil fatura içeriği malların teslim edildiğine delil teşkil ettiği, irsaliye altındaki imza sahibi ...'ın davalı çalışanı olduğu, davalı tarafça faturaların kendi defterlerine kaydedilmemekle birlikte davacı tarafa TTK 21/2 maddesi gereği 8 günlük sürede itiraz edilmediği, bu haliyle fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacı tarafın düzenlediği faturaların davalıya teslim edilen mallar ile uyumlu olduğunun kabulü gerekmekle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadı
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1093, K. 2024/1492, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama