KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2025
- Dosya no
- 2021/1300
- Karar no
- 2025/6
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/04/2021
- Numarası
- 2018/1456 Esas - 2021/313 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 09/01/2025
Karar Metni
1.374 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında kurulan ticari ilişki çerçevesinde müvekkili tarafından davalıya iş makinesi satıldığını; karşılığında makineler üzerine rehin tesis edildiğini; satış bedeli karşılığında da kambiyo senedi aldıklarını belirterek, kambiyo senetlerinin ödenmediğini / karşılıksız çıktığını; bu nedenle kendilerince rehinin paraya çevrilmesi yoluyla Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını; davalının haksız bir itirazıyla takibin durduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıdan %20 icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememizce 13/09/2019 tarihinde gerçekleştirilen ilk duruşmasında davalımızın icra dairesine yaptığı itiraz öncelikle ele alınmış; taraflar arasındaki akdi ilişki ihtilafsız bulunduğundan, Borçlar Kanunu 89. Maddeye göre alacaklının ikametgahında da dava açılabileceği ve alacaklanın ikametgahı takibin yapıldığı icra dairesini gerektirdiğinden yetki itirazı reddedilmiş, esasa girilmiştir.
İcra takibinin dayanağı olan borç 3 adet bonodan ve 1 adet çekten kaynaklanmakta olup; senetlerin davacı elinde olduğu ödenmediğine karine teşkil eder. Çek yönünden de muhatap banka ile yazışılmış olup, karşılıksız çıktığı belirlenmiştir. Bu nedenle davacının, davalıdan ödenmemiş çek ve bono bedelleri kadar alacaklı olduğu değerlendirilmiştir.
Tarafların ticari defter ve kayıtları da yerlerinde incelenmiş olup; davalı kayıtlarının talimat yoluyla incelenmesi sonunda alınan raporda bizzat davalı kayıtlarına göre, 2017 yılı sonu itibariyle davacının 742.039,06 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup; bu miktarın o tarih itibariyle 178.707,97 Euro'ya isabet ettiği; takibin bundan çok daha düşük bir miktara yönelik yapıldığı; zaten dava dilekçesinde de alacağın bir kısmına yönelik takip yapıldığı, söz konusu takibinde bir çek ve üç adet bonoya dayandırıldığı bildirildiğinden; davalı kayıtlarının davacının iddiasını doğruladığı görülmüştür.
Davacı kayıtlarında mahkememiz yargı sahası içinde bulunduğundan mahkememizce görevlendirilmiş olan bilirkişi tarafından incelenmiş olup; davacı kayıtlarına göre de davacımız davalımızdan takip konusu miktardan daha fazla alacaklı olduğu görülmektedir.
Ancak, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan bu takipte takip konusu olan alacak cari hesap alacağına dayandırılmamış olup, sadece bir çek ve üç bonodan dolayı yapıldığı, hal böyle olunca çek ve bonoların miktarlarıyla sınırlı olarak takibin devamına karar vermek gerektiği; davacı kayıtlarını inceleyen bilirkişinin bizzat davacının muavin kayıtlarında bu çek ve bonolara yönelik yapılan bir takım ödemeleri tespit ettiği; bu sebeple çek ve bonoya yapılan ve davacının kendi muavin kayıtlarında yer alan ödemelerinde takibin dayanağının bunlar olması sebebiyle çek ve bonoların bedelinden düşülmesi gerektiği nazara alınarak;
davacının muavin kaydında yer alan ödemeler düşüldükten sonra kalan 25.328,00 Euro asıl alacak üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiş; her ne kadar davacı kayıtlarını inceleyen bilirkişi davalının ayrıca bir temerrüt ihtarıyla temerrüte düşürülmediğinden bahisle işlemiş faiz uygulanmayacağını bildirmişse de.
TBK gereği vadenin belli olması halinde temerrüt ihtarına gerek olmayacağı, çek ve bonolarda vade belli olduğundan dolayı o tarihlerden itibaren faizin uygulanması gerekeceği mahkememizce tespit edilmiş ancak vade tarihi ile takip tarihi arası gün olarak belli olduğundan faizin hesaplanması basit hesap niteliğinde görülüp ayrıca bir rapor alınmamış mahkememizce yapılan hesaplama sonunda işlemiş faizin 1.306,40 Euro olacağı resen belirlenmiş; takibin rehinin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan bir takip olduğu,
çek ve bonoların sadece rehini doğuran alacak olarak gösterildiği nazara alınarak çek komisyonu ve çek tazminatının istenemeyeceği nazara alınarak hüküm oluşturulmuş; alacak likit olduğu için haksız bulunan ve ona yönelik itirazın iptaline karar verilen 25.328,00 Euro asıl alacağın takip tarihindeki karşılığı olan 144.931,88 TL üzerinden de inkar tazminatına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmaksızın, hatalı gerekçe ile bilirkişi raporu ve ek rapor talebinin reddine karar verilerek, adil yargılanma hakkının ihlal edilerek hüküm kurulmuş olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararı eksik inceleme ile tanzim edilen bilirkişi raporu esas alınarak tesis edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu yerinde inceleme yapılmaksızın tanzim edildiğini,
bilirkişi “şüpheli alacaklar” kayıtlarını inceleme gereği duymadığından ve ilk derece mahkemesi nezdinde bilirkişi raporuna karşı bu yöndeki itirazlarımız dikkate alınmadığından, dava konusu icra takibine dayanak teşkil eden kambiyo senetlerinin de tahsil edilememiş olduğu maalesef tespit edilememiş davalı tarafından açılan davaların takip taleplerine dayalı olarak tahsil edilemeyen borçlar 128 şüpheli alacaklar listesine kaydedilmekte olup huzurdaki davaya konu icra takibine ait takip talebine ilişkin kayıtlar eline 2019 yılında geçmiş olup, hesaplar arası işlemler de 2019 yılı içerisinde yapılmak zorunda kalındığını,
talimat dosyasından tanzim ettirilen bilirkişi raporu ile sübut olduğu üzere dava konusu takibe dayanak olan 20.12.2017 vade tarihli 6630 euro bedelli bono, 20.12.2017 vade tarihli 4582 eur bedelli bono, 20.01.2018 vade tarihli 6630 euro bedelli bono ve ... numaralı 09.12.2017 vade tarihli 24.958 eur bedelli çek'in karşılığının ödendiğine dair davalı defterleri içerisinde herhangi bir kayıt bulunmadığını, ilk derece mahkemesince takip yolunun "rehnin paraya çevrilmesi" olması nedeniyle çek tazminatı ve çek komisyonu istenemeyeceği yönündeki kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla,
ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, rehine konu alacak için ödeme yapılıp yapılmadığı, davacı alacağının miktarı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "bono ve çek" sebebine dayalı olarak 42.489,05 Euro asıl alacağın 2.191,57 Euro TL işlemiş faiz, 2.464,71 Euro çek tazminaı ve 127,47 Euro komisyon alacağıyla birlikte tahsili istemiyle 30/07/2018 tarihli takip talebi ile taşınır rehininin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince davacının ticari defterlerinin incelenmesi için alınan bilirkişi raporunda, davacının takipteki talebinin, cari hesap alacağına göre talep edilmediği, münhasıran, dökümü verilen kambiyo senetlerine dayandırıldığı, bunların toplam tutarının 42.800.00 Euro olduğu, ancak davacı şirketin defter muavin kayıtlarında, takip konusu çek ve senet bedellerinin ödeme olarak kayıtlandığı halde, davacının, takip tarihi itibariyle bakiye kalan alacak miktarı 25.328.00 Euro olduğu ve bu borç miktarının, davacı şirketin Euro bazlı düzenlediği,
şirket kaşesi ile de imza ettiği muavin defter kayıtlarıyla da teyit ve kabul edildiği ifade edilerek sonuç olarak davacının, takip tarihi itibariyle davalı şirketten defterindeki gibi 25.328.00 Euro cari hesap alacağı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekili ise, bilirkişi tarafından yalnızca 120 (alıcılar)-320(satıcılar) hesaplarından değerlendirmek suretiyle hata yapıldığı, zira muhasebe tekniği gereği borçlu/davalı firmanın 120 (alıcılar) hesabındaki bakiyesi çek-senet ile kapatılmış olup, bu çek ve senetleri ödemediği için bu evraklara istinaden bir tanesi de işbu davaya konu olan icra takipleri başlatılarak bakiye 128 (şüpheli alacaklar) hesabına aktarıldığını, ancak bilirkişinin “şüpheli alacaklar” kayıtlarını incelemediğini, davacı tarafından açılan davaların takip taleplerine dayalı olarak tahsil edilemeyen borçların 128 şüpheli alacaklar listesine kaydedildiği,
davaya konu icra takibine ait takip talebine ilişkin kayıtların müvekkilinin eline 2019 yılında geçmiş olup, hesaplar arası işlemlerin de 2019 yılı içerisinde yapılmak zorunda kalındığı, yerinde inceleme yapılsa idi bu nevi bir yanlışlığın meydana gelmeyeceği ve bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu gerekçeleriyle itiraz edilmiştir.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundan, borçlu/davalı firmanın 120 (alıcılar) hesabındaki bakiyesinin çek-senet ile kapatılmış olup olmadığı, bu çek ve senetlere istinaden bakiyenin 128 (şüpheli alacaklar) hesabına aktarılıp aktarılmadığı hususları anlaşılamamaktadır. Davacı vekilinin bu yöndeki itirazları da karşılanmış değildir.
Hal böyleyken ilk derece mahkemesince söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu halde, ilk derece mahkemesince davacı vekilinin itirazlarını karşılar şekilde bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1300, K. 2025/6, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama