KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/152
- Karar no
- 2024/319
- İncelenen kararın mahkeme
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/11/2020
- Numarası
- 2015/948 Esas - 2020/747 Karar
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 05/03/2024
Karar Metni
2.217 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki 20/02/2015 tarihli satış kontratı gereğince, davalı şirketin bir kısım malzemelerin tedarik ve satışı işini üstlendiğini, ifa yeri olarak müvekkili şirketin adresi olan İstanbul'un belirlendiğini, ancak "..." ve "..." adlı parça- ların çatlak olduğunun tespit edildiğini ve bu tespitin Kontrol Makinesi'nde yapılan kontrollerde teyit edildiğini,
bunun üzerine davacı şirket yetkilisinin de durumu gördüğünü ve çatlak parçalardan nu- mune aldığını,yine müvekkili şirket tarafından sipariş verilen ve davalı şirket tarafından tedarik edilen 8,00 ve 10,00 mm S355 MC sac plakaların 8,00 mm'likten 2 plak ve 10,00 mm likten 4 adedinin plaka yüzeylerindeki yüzey bozukluğu nedeniyle kullanılamaz durumda olduğunu ve davalı şirket tara- fından iade alınmasının talep edildiğini, bunun üzerine bütün parçaların 3. firma olan ... tarafından tek tek seçildiğini, çatlak parçaların ayrıldığını, çatlak parçaların ... serisinden ... ,
... serisinden 809 adet olarak tespit edildiğini ve ilgili şirkete iade edileceğinin bildirildiğini, bu ürünlerin halin ... şirketinin Esenyurt/İSTANBUL'daki adresinde bulunduğunu,ayıplı ve kusurlu imalat ile ilgili bugüne kadar davalı şirket ile yapılan yazışmalara " test incelemeler yapılıyor ", "rapor bekleniyor " şeklinde geçiştirici mahiyette cevaplar verildiğini, müvekkili şirketin tedarikçisi olan ... ise kendi müşterisinin bandırımı durdurmamak için başka firmadan temin yoluna gittiğini , ayıplı ve kusurlu imalat nedeniyle müvekkili şirketin maruz kaldığı zararın karşılanması hususunda Büyükçekmece ...
Noterliği'nin 03/09/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide ve tebliğ olunduğunu, davalının talebi kabul etmediği yönünde cevap verdiğini beyanla Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/24 Diş sayılı dosyası üzerinden yapılan hasar tespitine göre 6.478,59 TL ayıplı ve kusurlu iş bedeli+ 3.816,00 TL işçilikten ibaret toplam 10.834,59 TL taz- minatın 03/09/2015 gününden (ihtarname tarihinden) itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte dava- lıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/24 Diş sayılı dosyası üzerinden aldırılan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini iti- razlarına ilişkin karar verilmeden işbu davanın açılmasının hukuka aykırı olduğunu, delil tespit dos- yasında hatalı ve eksik bilirkişi ataması yapıldığını,
ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin müvekkil fir- maya ait olduğunun ispatlanamadığını,ayrıca ayıp bildirimlerinin süresinde yapılmadığını taraflar ara- sındaki sözleşmede ürünlerin toleranslarının Euro-Norm toleranslarına göre belirleneceğinin karar- laştırıldığını ,bilirkişi raporunda hatalı olduğu iddia edilen ayıpların da üretim kaynaklı olduğunun belirtildiğini beyanla davanın reddini , en az doktora seviyesinde metalürji ve malzeme mühendisi, makine mühendisi ve bir hukukçudan oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Euronorm standartları yönünden düzenlenen rapor da gözetilerek , tarafların itirazlarını giderici mahiyette ek rapor düzenlenmek üzere dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Metalürji ve Malzeme Y. Mühendisi ..., Makine Mühendisi ... ve Marmara Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.
Dr. ... tarafından düzenlenen ve dos- yadaki delillere uygunluğu nedeniyle itibara layık bulunan 09/07/2020 tarihli raporda: " Teknik bakımdan yapılan incelemeler neticesinde, yapılan test sonuçlarının standartlar dahilinde kalması hasebiyle, dava konusu ürünlerin gizli ayıplı sayılamayacağı, Davacıın ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurabilmesi için TTK 'de öngörülen sürelerde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmiş olması gerektiği, buna göre somut olay incelendiğinde,
davacının Şubat 2015 'de ürünleri davacıdan teslim aldıktan sonra TTK 23/c md 'ne göre 8 gün içinde yapılması gereken olağan muayeneyi yapmadığı ,ürünleri 08/04/2015 ve 28/04/2015 tarihlerinde dava dışı müşterisi ... teslim ettikten sonra ... tarafından yapılan muayene sırasında ayıbın ortaya çıktığı dikkate alındığında , dava- cının muayene külfetini yerine getirmediği, dolayısıyla süresinde ayıp ihbarında bulunduğundan bahsedi- lemeyeceği, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin işletilemeyeceği " tespit edilmiştir.
Ürünlerin davacıya Şubat 2015 tarihinde teslim edildiği ve davacının 8 gün içinde muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymadığı, dava dışı müşteri ... tesliminden (08/04/2015 tarihinden) sonrasına ilişkin e-maillerin davacı yönünden yasal süre içinde yapılmış ayıp ihbarı olarak kabul edilemeyeceği , BK 223 ve TTK 23 md gereğince, davacının ürünleri mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı, ayıp nedeniyle davalının sorumluluğuna başvuramayacağı sonucuna varılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı taraf arasında yapılan 20/02/2015 tarihli satış kontratı uyarınca bir kısım malzemelerin tedarik ve satışı işinin davalı şirket tarafınca yüklenildiğini, sözleşmenin ifa yeri ve sözleşmeye konu malzemelerin teslim edildiği yerin müvekkili şirketin adresinin bulunduğu İstanbul adresi olduğunu, ancak hazırlanan ve 3. firma olan ... isimli şirkete müvekkili şirketçe 08/04/2015 ve 28/04/2015 tarihlerinde teslim edilen ... ve ... adlı parçalarda yapılan kontrollerde parçalarda çatlak olduğunun görüldüğünü,
parçaların çatlak kontrol makinesinde çatlak kontrolüne tabi tutulduğunun bildirildiğini, bu kontrol neticesinde de parçaların çatlak olduğunun teyit edildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin de durumu gördüğünü ve çatlak parçalardan numune aldığını, ayrıca çatlak parça resimlerinin de dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğunu, söz konusu ayıplı ve kusurlu imalatlara ilişkin kendilerine mail yoluyla sürekli yazılı bildirimler yapıldığını, ancak çok uzun zaman geçmesine rağmen davalı tarafından "test incelemeleri yapılıyor, rapor bekleniyor" gibi geçiştiren açıklamalar ile müvekkili şirketin oyalandığını,
müvekkili şirketin tedarikçisi olduğu 3. şirket ... ise kendi müşterisinin bandını durdurmamak için başka firmadan parça temini yoluna gittiğini, müvekkili şirketin söz konusu tüm malzemelerin bedellerini aleyhine tespitini istedikleri firmaya ödediğini, ancak ayıplı imalatlar nedeni ile malları 3. şirketçe iade edilen müvekkili şirketin maddi zarara uğradığını, işbu dava ile tespit yoluyla belirlenen mevcut tüm zararların da tahsilini talep etmenin zorunlu hale geldiğini, konu ile ilgili olarak müvekkili tarafından davalı tarafa mail yolu ile yazılı bildirimde bulunulduğunu,
tüm ayıplı imalatlar ile ilgili olarak ayıplı ve kusurlu işlerin düzeltilmesini talep edilmiş olmasına rağmen işbu istinaf dilekçesi tarihine kadar davalı tarafça cevap verilmediğini, hiçbir girişimde de bulunulmadığını, tüm bu eksiklik, ayıplı ve kusurlu imalatlardan kaynaklanan tüm maddi zararların bedelinin ödenmesi, hem müvekkili ile yapılan sözleşmeden doğan bir sorumluluk, hemde Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda yasal ve hukuki bir zorunluluk olduğunu, davalı firma yetkililerin maillerle, sözlü olarak söz konusu malzemelerin test için değerlendirmeye gönderildiği,
sonuçlarının beklendiği açıklamaları ile davalı vekilinin iddialarının birbiriyle çeliştiğini, davalı tarafın bu yöndeki asılsız beyanlarına itibar edilmeyeceğinin tartışmasız olduğunu, davalı tarafın bu çelişkili beyan ve iddialarının da değerlendirilmediğini, istinafa konu kararın bu yönüyle de hatalı ve eksik olduğunu, bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçelerinin ekinde dosyaya sundukları fotoğraflarda da dava konusu ürünlerdeki kusur ve ayıpların net olarak görüldüğünü, yine müvekkili şirketin farklı ürünlerle ilgili olarak delik içleri freze işlem gördüğünü,
dış kenarlarında freze olmayan parçalara ait fotoğrafları da bilirkişi raporuna itiraz ve beyanlarını destekler örneklerin dosyaya sunulduğunu, bilirkişi heyeti tarafından itirazlarını sundukları 13/07/2020 tarihli ek raporda tek bir kelime dahi değerlendirme yapılmadığını, belirtilen sebepler neticesinde tehir-i icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini, yerel mahkeme kararının düzeltilmesini ve bozulmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan ürün nedeniyle oluşan zararın tahsili istemiyle açılan alacak davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirket, davalıdan 20/02/2015 tarihli satım sözleşmesi gereğince bir takım malzemeler(saç plaka) satın almıştır.
Büyükçekmece 3. AHM'nin 2015/24 Diş sayılı dosyasının tetkikinde; davacı ... Tic Ltd Şti vekilince, davalı ....
Tic.aş aleyhine dava konusu ürünlerle ilgili ayıplı ve kusurlu imalat yönünden delil tespiti talebinde bulunulduğu, makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 13/07/2015 tarihli raporda "15 mm siyah sactan kesilmiş ... ve ... formundaki sacların toplam ağırlığının 1549,56 kg ,parasal değerinin 2.556,77 TL ,üretim zamanının 10 iş günü,8 mm sacın toplam ağırlığının 679.104 kg- parasal değerinin 1.120,52 TL ,10 mm sacın toplam ağırlığının 1697,76 kg -parasal değerinin 2.801,30 TL, 88 mm ve 10 mm saçların üretim za- manının 3 iş günü olduğu"nun belirtildiği,
raporun taraflara usulen tebliğ edildiği,aleyhe delil tespiti yapılan davalı şirket vekilinin "bilirkişinin imalat kusurundan bahsetmesine rağmen ihtilaf konusu ürün lerin müvekkili tarafından teslim edilmiş ürünler olup olmadığının belli olmadığını, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ürünlerdeki toleransın Euro-norm toleranslarına göre belirlenmesi gerektiğini" belirterek rapora itiraz ettiği anlaşılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda,
vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi).
Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi).
Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder.
Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi.
"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.
Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz.
Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir.
Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir.
TTK'nın 23/1-c maddesine göre de ticari satımlarda muayene süresi sekiz gündür.Davacı şirket davalıdan satın aldığı malzemeleri dava dışı ... isimli şirkete 08/04/2015 ve 28/04/2015 tarihinde teslim edilen ... ve ... isimli parçalarda yapılan kontrollerde çatlak olduğunun görüldüğünü, kendilerince de çatlak parçalardan numune alındığını, yine davalı şirket tarafından tedarik edilen 8,00 ve 10,00 mm S355 MC sac plakaların 8,00 mm'likten 2 plak ve 10,00 mm likten 4 adedinin pla ka yüzeylerindeki yüzey bozukluğu nedeniyle kullanılamaz durumda olduğunu ve davalı şirket tara fından iade alınmasının talep edildiğini,
bunun üzerine bütün parçaların 3. firma olan ... tarafından tek tek seçildiğini, çatlak parçaların ayrıldığını, çatlak parçaların ... serisinden 945 , ... serisinden 809 adet olarak tespit edildiğini ve kendilerine iade edileceğinin bildirildiğini, davalının ayıp ve kusurdan sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Davacı, ayıp ihbarını dosya kapsamındaki e-mail yazışmalarında defaten yaptığını belirtilmiştir.
Davalı satıcı ise ayıp ihbarının kendisine süresinde yapılmadığını savunmuştur.
Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda, (...) keşif sırasında örnek alınan 3 adet numuneden ve çekilmiş resimlerden metal plakalarda üretim aşamasında oluşmuş çatlaklar tespit edilmiş, yine keşif mahalline nakliye aracıyla getirilen plaka saçlarda da yapı bozukluğu, bazı noktalarda kalınlıkta düşmeler, girintiler ve saç yüzeyinde desen şeklinde çizikler bulunduğu belirtilmiştir.
Dava dosyasında alınan 20/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda ise, "Yapılan kimyasal analiz ve mekanik test sonucları EN 10149 standardında S355MC çeliği için verilen değerleri sağlamaktadır. Bu nedenle, dava konusu malzemenin metalurjik kalitesi olarak Avrupa Normlarına uygun olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan incelemelerde mamul yüzeyindeki dalgalanmanın yüzeye bulaşmış ve kurumuş bir tabaka olduğu, bir yüzey kusuru olmadığı, temizlemek suretiyle çıktığı,ürün niteliklerini tanımlayan standartlarda bu konuda bir kriter bulunmadığı, gözle görülen bu durum için davacı tarafın 8 mm'lik iki plaka ve 10 mm'lik dört plakala olmak üzere toplam 6 plaka için açık ayıp şikayetinde bulunduğu,
ekonomik olarak plakanın değerinde bir zarara sebep olmayan bu durumun ürünün geri alınması veya değiştirilmesi noktasında hukuki yönden değerlendirilmesi gerektiği, Kesitteki çatlak kümeleri ve çukurcukların ise yarı mamul levha içerisinde bulunmadığı daha sonradan davacı tarafından yapılan alev kesme sonucunda oluşan yanma oluklarından kalan izler olduğu, Dava konusu malulün kesitindeki çizgilerin ürün mikroyapısındaki perlit bantlaşması olduğu ve bu sebeple çatlak gibi görüldüğü, çizgilerin çatlak olmadığı, bantlaşmış metalurjik yapı için malzeme standart- larında bir tanımlama bulunmadığı,
taraflar arasındaki sözleşmede bantlaşma konusunda bir hüküm bulun- madığı gibi bantlaşmanın gizli ayıp sayılmayacağı" ifade edilmiştir. Yine 09/07/2020 tarihli heyet bilirkişi raporunda da aynı yönde teknik değerlendirmeler mevcuttur. Buna göre, davaya konu ürünlerdeki ayıp, çıplak gözle anlaşılabilir açık ayıp niteliğindedir.
Bu haliyle, davacının malzemelerin Şubat 2015 te teslim edildiği beyanı karşısında TTK'nın 23. maddesi gereği 2 ve 8 günlük sürelerde ve TBK 223 maddesi gereği uygun süre içinde ayıp ihbarında bulunulduğu ispatlanmamıştır. Bu durumda, davacı, ürünleri mevcut haliyle kabul etmiş olup, davalının bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/152, K. 2024/319, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama