İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1596 K.2025/40

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2021/1596Karar2025/40Tarih16 Ocak 2025Okuma12 dk · 2.442 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
16 Ocak 2025
Dosya no
2021/1596
Karar no
2025/40
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
14/04/2021
Numarası
2018/142 Esas - 2021/238 Karar
Dava
Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
16/01/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.442 kelime·12 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 27/02/2012 tarihinde tescil olunarak tek ortaklı(...) Ltd.

Şti. olarak ticari faaliyetine başladığı, ... üretici firmanın Avrupa, Ortadoğu ve Afrika distribütörü olarak faaliyet gösterdiği, bu şirketin ortağı ve kurucusu Japonya merkezli ...Ltd ünvanlı üretici firma olduğu, davacı müvekkili tarafından 2002 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığı, 26/12/2017 tarihine kadar Ankara,Çankırı,Kırıkkale Bölge Bayisi olduğu, müvekkilinin 2002 yılından itibaren ... ürünlerinin satışını-servis hizmetlerini ve sarf malzemelerinin satış ve dağıtımını tek bayi olarak sürdürdüğü,

tarafların uzun yıllara dayalı distribütör-bayilik ilişkisi dikkate alındığında, 27/01/2016 tarihli bayilik sözleşmesinin 08/09/2017 tarihinde tebliğ edilen fesih ihbarnamesiyle sona erdirilmesinin kötü niyetli olduğu, davalı'nın Ocak 2014 tarihinden itibaren sergilediği haksız ve zarar verici tutumları nedeniyle müvekkili şirket'in zarar gördüğü, davalı tarafından Beyoğlu ...Noterliğinden keşide olunan 07/09(...

Y.N ihtarıyla bayilik sözleşmesinin haksız suretle feshedildiği, fesih ihbarnamesine karşı müvekkilince Ankara ....Noterliği'nin 5 Ekim 2017 gün ...

Y.N'lu cevabı ihtarnamesinin gönderildiği, müvekkilinin alacak ve tazminat miktarının tespitinin teknik hesaplama, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle, tahkikat aşamasında toplanılacak taraf delillerinin değerlendirilmesi ile yapılacak bilirkişi incelemesi vs ile belirli hale geleceğinden huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame olunduğu,

açıklanan nedenlerle bayilik sözleşmesinin haksız olarak fesih olunduğunun tespiti, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü, şimdilik müvekkilinin müspet zararına karşılık olarak 5.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren avans faiziyle, müvekkilinin maliyetlerini karşılayamadığı yatırımları (Stoğunda bulunan makine,yedek parça,sarf malzemesi vb.) bunların parakende satış+servis hizmet bedelleri üzerinden ederleri dikkate alınarak hesaplanacak şimdilik 5.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren avans faiziyle, denkleştirme / portföy tazminatı olarak şimdilik 50.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren avans faiziyle,

manevi zarar olarak şimdilik 100.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini,dava masraf ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin, ... markası altında fotokopi makinelerinin (ve çok fonksiyonlu diğer cihazların), yedek parçalarının sarf malzemelerinin ve benzeri diğer ofis malzemelerinin ve benzeri diğer ofis malzemelerinin (faks makineleri, yazıcılar, tarayıcılar, büyük format yazıcılar da dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere) ithalatı ve satışı konularında faaliyet gösterdiği, taraflar arasında müvekkili Şirket’in faaliyet alanına giren ürünlerin satışı için sözlü bir anlaşmanın mevcut olduğu,

taraflar arasındaki bu sözlü anlaşma kapsamında, davacının Ankara, Çankırı ve Kırıkkale bölgelerinde satış ve servis hizmeti vermesi konusunda anlaşıldığı, taraflar serbest iradeleri ile aralarındaki sözlü anlaşmayı yazılı bir anlaşmaya dönüştürmeye karar verdikleri ve 27/01/2016 tarihinde “Bayi Sözleşmesi” (“Sözleşme” olarak anılacaktır)’ni imzaladıkları, taraflar arasında 27/12/2016 tarihinde imzalanan Sözleşme ile münhasır bayilik ilişkisinin sona erdiğinden ve davacının denkleştirme/portföy tazminatı talep hakkının zamanaşımına uğradığının kabul edilmesinin gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi usulüne uygun olduğu,

sözleşmenin haksız feshi söz konusu olmadığı, davacının herhangi bir müspet zarar ve mahrum kalınan kar talebi haksız ve hukuka aykırı olduğu, davacının manevi tazminat talebi ile bu kapsamdaki iddiaları tamamen yersiz ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğu,

davanın bu yönüyle de reddinin gerektiği, bayi Sözleşmesi’nin feshi haksız olmadığından davacının işbu haksız ve mesnetsiz davasının tümden reddini, davacının herhangi bir müspet zararı olmadığından ve de ispat edilemediğinden işbu talebinin reddini, davacının maliyetlerini karşılayamadığı herhangi bir yatırımı olmadığından iş bu haksız ve mesnetsiz talebinin reddini, davacının münhasır olmayan bayi olduğundan denkleştirme/portföy tazminatı talebinin reddini, davacının manevi tazminat talebi haksız ve mesnetsiz olduğundan işbu talebin reddini, davacının hukuka ve yasaya aykırı faiz taleplerinin reddini,

yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde, davacının tek satıcı olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 1.1 maddesinde, münhasır olmayan bayi olarak belirtiliği anlaşılmakla, davacının denkleştirme tazminat isteme hakkı olmadığı, diğer talepler yönünden iddianın ispatlanamadığı, feshin haksız olduğuna dair delil bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Yerel Mahkeme kararında, davacı şirketle davalı şirket arasındaki sözleşme ilişkisi / ticari ilişki 27.01.2016 tarihli bayilik sözleşmesine göre değerlendirilerek sonuca varıldığını, bu durumun hukuka , hakkaniyete ve somut olay adaletine aykırı olduğunu, davalının, davacıya denkleştirme ücretini sözleşmenin bitiminden önce de ödemediğini, aksine davacıya karşı ticari ilişkiden kaynaklanan sorumluluklarından kurtulma kastıyla ve kötü niyetiyle hareket ettiğini,

davacının 2002 tarihinden bayilik sözleşmesinin feshedildiği 26.12.2017 tarihine kadar süren çabası sonucu oluşan tanınırlık müşteri portföyünün artması vb ticari kazançlardan karşılığını vermeden yararlanma ve müvekkili ticari yarardan men etmenin yollarını aradığını, davacının elindeki fazla stoğu eritmek ve ticari faaliyetlerini sürdürerek kar etmek amacıyla basiretli bir tüccar gibi iyi niyetli davranarak davalı ile ticari ilişkinin devamı gayreti içerisinde olduğunu, ancak müvekkilin zayıf durumundan yararlanan davalı, tek geçerli olduğunu iddia ettikleri sözleşme ile aradaki ticari ilişkiyi haksız suretle feshettiğini, davalının,

sözleşmenin feshinde açıkça kötü niyetli olduğunu, Yerel Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı 23.08.2019 tarihli bilirkişi kurulu asıl raporu ve ek raporundaki belirlemeleri de dikkate almadan / tartışmadan hüküm kurduğunu, mahkemenin raporu hükmüne esas alması ve rapordaki belirlemelerin değerlendirilmeden davanın reddine dair hüküm kurulması da usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, verilen hükmün usul, yasa ve somut olay adaletine aykırı olduğu gibi dosyadaki delil durumları ve yerleşik yargı içtihatlarına da açıkça aykırılık teşkil ettiğini beyanla,

ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacının tek yetkili bayi olmadığını gösterir Sözleşme'nin açık hükümlerine ve davacının gerçek dışı iddialarına dayanak gösterebileceği tek bir delil dahi sunamamış olmasına rağmen, istinaf dilekçesinde hala 26.12.2017 tarihine kadar tek yetkili bayi olduğunu iddia ettiğini, bilirkişi raporunda, Sözleşmenin 10.2.4 maddesi uyarınca davacının stoklarda bulunan malını kendi nam ve hesabına satabileceğinin değerlendirildiğini, davacının manevi tazminat talebi ile bu kapsamdaki iddialarının tamamen yersiz ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu,

haksız taleplerin reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, TBK m.58’a göre manevi tazminata hükmedilebilmesi için, kişinin kişilik haklarına hukuka aykırı bir tecavüz bulunması, manevi bir zarar bulunması, hukuka aykırı tecavüz ile manevi tazminat arasında illiyet bağı bulunması ve davalının sorumlu olmasını gerektiren, kusuru veya kusursuz sorumluluk hali bulunması gerektiğini, davacı tarafın ortaya attığı hiçbir iddiayı ispat edemediğini, dosyada mübrez belgeler ve yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından haksız ve kötüniyetli davanın reddine karar verildiğini,

İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka ve yasalara uygun olması nedeniyle, kötüniyetli davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmenin haksız fesh edildiğinin tespiti ile müspet zarar tazmini, maliyetleri karşılanamayan yatırımların bedeli, portföy tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacının iddiası; davalı ile aralarında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin gereklerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafından sözleşmenin haksız nedenlerle feshedildiğidir. Davalının savunması; taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcı sözleşmesi olmadığı, sözleşmenin hükümlerine ve hukuka uygun şeklide feshedildiğidir. Davacının iddiasına göre 2002 yılından itibaren taraflar arasında sözlü olarak kurulan bir bayilik sözleşmesi bulunmaktadır.

Davalı tarafta sözleşmenin başlangıcı konusunda bir beyanda bulunmamakla birlikte taraflar arasında sözlü olarak bayilik sözleşmesinin kurulduğunu kabul etmektedir. Yine davacının davalının Ankara, Çankırı ve Kırıkkale bölgelerinde satış ve servis hizmetleri verdiği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasında ilk yazılı bayilik sözleşmesinin 27 Ocak 2016 tarihinde düzenlendiği, bilahare 27 aralık 2016 tarihinde yeni bir sözleşme yapıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmelerin 1.1.

Maddesi “..., Ek 1’de belirtilen ... markalı ürünlerin ve söz konusu ürünler için yedek parça, yazılım, donatı ve sarf malzemeleri ile ... tarafından tedarik edilen ... markalı olmayan yazılımların (hep birlikte “Ürünler”) Ek 2’de belirtilen bölgede (“Bölge”) işbu Sözleşme şart ve koşullarına tabi olarak yeniden satışı için Bayi’yi münhasır olmayan bayi olarak atamaktadır…”1.2 maddesi "Bayi kendisin ürünlere ilişkin yetkili bayi olarak tanıtma hakkına sahip olacaktır, ancak ürünlerin satışı için kendisini ...'nun acentesi veya ...'yu herhangi bir şeklide bağlama hakkına sahip olarak tanıtmayacaktır.

İş bu sözleşmedeki hiçbir husus bayi'yi ...'nun bir acentesi olarak tayin edecek şekilde yorumlanamaz." 9.1 maddesi "işbu sözleşme, işburada belirtilen tarihte yürürlüğe girecek ve erken fesih hükümlerine tabi olarak, bir yıl süreyle ve sonrasında da diğer tarafa en az üç aylık ve söz konusu süre sonunda veya sonrasında herhangi bir zamanda sona eren yazılı ihbar verilmesi suretiyle herhangi bir tarafça feshedilmedikçe veya feshedilene kadar yürürlükte kalacaktır.

11.2 maddesi: “..., işbu Sözleşme’den veya işbu Sözleşme ile bağlantılı doğan: (i) söz konusu zararlar kar veya gelir kaybı, beklenen tasarruf kaybı veya iş, veri, itibar veya şerefiye kaybını içerdiği ölçüde (ve sadece bu ölçüde) doğrudan zararlardan;

ve (ii) kar veya gelir kaybı, beklenen tasarruf kaybı veya iş, veri, itibar veya şerefiye kaybı da dahil ancak bunlarla sınırlı olmaksızın özel, sonuçsal veya dolaylı zarar veya hasarlardan, ne sözleşme, ne haksız fiil (ihmal de dahil), ne yasal yükümlülük tahtında ne de sair şekilde Bayi’ye karşı sorumlu olmayacaktır” 12.13 maddesi İşbu Sözleşme, (zaman zaman ... tarafından tadil edilebilen) Ekleri (Ek 3’te yer alan ...’nun Standart Satış Şart ve Koşulları da dahil) ile birlikte,

konularına ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin tamamını teşkil edecektir ve taraflar arasında bu konulara ilişkin yapılan yazılı veya sözlü tüm önceki sözleşme, düzenleme, anlaşma ve beyanların yerine geçecektir. İşbu maddenin hiçbir hükmü, taraflardan herhangi birinin hileli beyandan doğan sorumluluğunu bertaraf etmeyecektir" düzenlemelerini içermektedir. Davalı tarafça davacıya Beyoğlu ...

Noterliği’nin 07.09.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 9.1 maddesine göre 26/12/2016 tarihli sözleşmenin 26.12.2017 tarihi itibariyle uzatılmayacağı ve bu tarihte sözleşmenin bütünüyle sona ereceği bildirilmiştir. Davacı taraf cevabi ihtarnamesinde sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ihtar etmiştir. Bayilik sözleşmesi kendine özgü yapısı olan, çerçeve niteliğinde sürekli borç ilişkisi doğuran, çift edim değişimini esas alan bir sözleşmedir.

Güven ilişkisi üzerine kurulan bayilik sözleşmesinin Türk Hukuku'nda mevzuatta tanımı yapılmamıştır.

Bayilik sözleşmesi çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki üretici malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi, buna karşılık olarak bayi de üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir. Bayilik sözleşmesinde tarafların hakları ve yükümlülük yelpazesi geniştir.

Öyle ki sözleşme süresince ve sözleşme sonrasında devam eden yükümlülükleri olması güven ilişkisinin önemini bir kez daha vurgular. Sözleşme süresince devam etmesi gereken güven temelli olan bu ilişkide sözleşme ölüm, iflas, kısıtlılık kararı verilmesi, olağan fesih yolu ve olağanüstü fesih yollarıyla sona erebilir. Yine bayilik sözleşmesi Türk Mevzuatı’nda ismiyle düzenlenmediğinden isimsiz sözleşmelerdendir.

6098 sayılı TBK 12. Maddesi "Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir." düzenlemesini içermektedir. Bu düzenlemeden hareketle bayilik sözleşmesinin geçerliliği için herhangi bir şekil şartı aranmadığı, tarafların icap ve icaba uygun açık veya zımni kabulleri ile sözleşmenin kurulacağı ortadadır.

Tek satıcılık sözleşmesinin, yapımcı ile tek satıcı arasında hukuki ilişkileri düzenleyen, yapımcının ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belli bir coğrafi bölgede tekel hakkına sahip olarak tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının da söz konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğü üstlendiği bir sözleşmedir.

Fesih, sürekli bir borç ilişkisini ileriye etkili bir şekilde sona erdiren, bozucu yenilik doğuran bir hak olarak kabul edilmektedir. Feshi ihbar (feshin ihbarı, bildirilmesi ) ise, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gereken bir irade beyanıyla kullanılır; şarta bağlanamaz, kullanıldıktan sonra da geri alınamaz. Fesih, hüküm ve sonuçlarını muhatabın hakimiyet alanına ulaştığı anda geleceğe etkili olarak meydana getirir.

Fesih, olağan (süreli) ve olağanüstü fesih olmak üzere ikiye ayrılır. Olağan fesihte sözleşme ilişkisi, fesih beyanının muhataba ulaşmasının üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra ortadan kalkar. Bu nedenle, olağan feshe, “süreli fesih” de denilmektedir. Olağanüstü fesihte ise, sürekli sözleşme ilişkisi fesih beyanının muhataba ulaşmasıyla derhal sona erer. Olağanüstü feshe, “süresiz fesih” adı da verilmektedir.

Fesih, sözleşmeden dönmeden farklı olarak, geçmişe etkili hüküm doğurmaz. Fesih ister olağan, ister olağanüstü olsun, daima, geçmişe değil, ileriye etkili sonuçlar doğurur (Eren, F.:age., s.1212 vd. ). Somut olayda: taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sözlü sözleşmeye bağlı olarak yürütüldüğü dönemde davacının tek satıcı olarak ilişkiyi yürüttüğüne, tarafların bu konuda iradelerinin örtüştüğüne dair herhangi bir delil mevcut değilidir.

Taraflar arasında düzenlenen ve somut uyuşmazlıkta uygulanama yeri bulacak maddeleri az yukarıda verilen sözleşme hükümlerince açıkça taraflar arasındaki ilişkini tek satıcılık olmadığı, acentelik olarak yorumlanamayacağı düzenlenmiştir. Yine yazılı sözleşmenin koşullarının tüm ilişkiye uygulanacağı ve davacının davalıdan müspet zararları talep edemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Sözleşmeler bir yıl süreli olup, davalı tarafça sözleşme hükümlerine uygun olarak olağan fesih yolu ile sonlandırıldığı, davalının davacıyı sözleşmenin süreceğine inandırarak herhangi bir yatırım yapmaya teşvik ettiğine dair bir delil olmadığı gibi davacı tarafça da bu yönde herhangi bir yatırıp yapılığının ispatlanmadığı ortadadır. TK'nın 18/2. Maddesine göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.

Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca taraflar sözleşmenin içeriğini diledikleri gibi belirleyebilirler. Serbestçe belirlenen sözleşme hükümlerinin taraflar arasında edim-karşı edime ilişkin bir denge unsurunu barındırdığı kabul edilir. Bu ilke beraberinde tamamlayıcısı olan ahde vefa ilkesini (pacta sund servanda) getirmektedir. Hukuki güvenliği sağlamak amacıyla taraflarca belirlenmiş sözleşme hükümlerine tarafların bağlı kalması gerekir.

Bu durumda davacı taraf imzaladığı sözleşme hükümleri ile bağlı olup sözleşmenin sonlandırılmasının haksız fesih olarak nitelenemeyeceği anlaşılmakla davacının sözleşmenin haksız feshine bağlı talepleri olan, müspet zarar tazminatı, maliyetleri karşılanamayan yatırımların bedeli ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

Denkleştirme tazminatı (portföy tazminatı) 6102 sayılı TTK 122 maddesinde acentelik sözleşmelerinden kaynaklan portföy oluşturma karşılığı olarak düzenlenmiş, yasanın 5 fıkrasında "(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." düzenlemesini içermektedir.

Taraflar arısındaki sözleşmenin münhasır satış ve dağıtım yetkisi vermediği belirlenmekle sürekli ilişki doğuran tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bayilik sözleşmesi olmadığı görülmektedir. Portföy tazminatı istenebilmesi için maddede aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Sözleşmenin sona ermesi yeterli olup, hangi sebeple sona erdiğinin bir önemi yoktur. Sözleşme; sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabilir.

(Sabih Arkan, Ticari İşletme, 2015, s.228 ) Bu noktada önemli olan, sözleşmenin sona ermesinde acentenin (tek satıcının) kusurlu bir davranışının olmamasıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/13003 E- 2017/1215 K sayılı 1.3.2017 tarihli kararı) Başka bir anlatımla, acentenin (tek satıcının) kusuru olmaksızın sözleşmenin her hangi bir şekilde sona ermesi durumunda talep edilebilecektir.

Dava konusu olayda ise davacı acente olmadığı gibi TTK 122/5 anlamında tek satıcılık veya benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece bu talep yönünden verilen red kararında da bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/01/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1596, K. 2025/40, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1596
Karar No
2025/40
Tarih
16 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1598 K.2025/22
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1599 K.2025/39
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1604 K.2025/86
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1608 K.2025/36
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1617 K.2024/2141
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1636 K.2025/25

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.