KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2024
- Dosya no
- 2021/568
- Karar no
- 2024/560
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/12/2020
- Numarası
- 2019/121 Esas - 2020/675 Karar
- Dava
- Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 18/04/2024
Karar Metni
1.883 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin kuaför ve güzellik salonu işlettiğini, 15.01.2014 tarihinde davalı şirketten ...
Lazer marka ve modelli 22 milyon atışlı, 2 yıl garantili 65.000,00 TL bedelli epilasyon cihazının peşin olarak satın alındığını, cihazın 2015 haziran ayında filtresinden kaynaklanan arıza verdiğini ve başlık kısmında bulunan 5 lazer barından bir tanesinin yandığını, davalı şirketten onarım istenildiğini, ancak şirketin filtre onarımının garanti kapsamında olmadığını ileri sürerek müvekkilden haksız olarak 2.192,00 TL onarım bedeli aldığını, cihaz barındaki arıza nedeni ile ayıpsız misli ile değiştirilmek üzere cihaz başlığının servise gönderildiğini,
20 günlük bekleme süresinin geçmesine rağmen olumlu veya olumsuz yapılan görüşmede yeni bir bar gönderilmesi halinde lazer başlığının sarf miktarı için 6.700 TL bedel alınacağının belirtildiğini, müvekkilini kabul etmediği, cihazın satın alındığında 22 milyon atış sayılı olan ve teknik servis formunda görüleceği üzere 19.617,181 atışın yapılmış olduğunu, servise gönderilen cihaz başlığının 17.218,660 milyon atış sayısı ile geri geldiğini, yaklaşık 2 milyon atış sayısı farkı olduğunu, geri gelen cihazı çalıştırmak istendiğinde başlığın su akıtığını ve çalışmaz durumda olduğunun görüldüğünü,
cihaza tekrar servis gönderildiğini ve halen serviste olduğunu, müvekkilinin ve çalışanlarının meslekte tecrübeli olduğunu ve cihazdaki arızanın kullanıcı hatasından kaynaklanmadığını, bütün bu nedenlerle ayıplı mal alınırken ödenen 65.000,00 TL bedelin ayıbın meydana geldiği, ve satıcı şirkete ilk başvuru yapıldığı 15.06.2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, cihazı kullanamamadan kaynaklanan şimdilik 3.000,00 TL, 15.06.2015 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı ile müvekkil şirket arasında yapılan 15.01.2015 tarihli satış sözleşmesi ile cihaz satıldığını, cihazın kullanıcı hatasına karşı 2 yıl garantili olduğunu, cihazın kullanım kılavuzunda ve teknik bilgilerinde belirtildiği üzere su temizleme filtresinin bir yılda bir kere değiştirilmesi gerektiğini, ancak müşterinin su temizleme filtresinin zamanında değiştirmediğini, bu tip cihazlarda kullanım sıklığına göre 6 ay ila bir yıl arasında filtrenin değiştirilmesi gerektiğini, tüm cihazlarda olduğu gibi filtrenin sarf malzemeleri olduğunu, davacı müşterinin 18 ay sonra filtrenin değiştirilmesine onay verdiğini,
servisin filtreyi değiştirdiğini ve davacının da ücretini ödediğini, davacının devamlı cihaz başlığındaki bir adet led lambanın arızalı olduğunu ve cihazın garanti de olduğunu iddia ederek bunun garantiden değiştirilmesinin istendiğini, üretici firma ile yapılan görüşmelerde led lambalarının da sarf malzemesi olduğunu, garanti kapsamında olmadığını, ayrıca filtre zamanında değiştirilmediği için kullanıcı hatası olduğunu, cihazın başlığının çalıştığını ve atış yaptığını, durumun davacıya anlatıldığını, davacının asıl işinin kuaför olduğunu, artık bu cihazı kullanmadığını,
sözleşmenin 7. Maddesi ile müşteri cihazının 15.03.2014 tarihine kadar 10.000,00 TL cezai şart ödeyerek iade edebileceği, ancak bu tarihe kadar iade etmemiş ise bir daha iade edemeyeceğinin belirlendiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacının iddiası davaya konu lazer makinesinde filtrenin arıza vermesi ve bir tane barının yanmış olduğudur. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporu (İlk rapor) ve mahkememizce aldırılan raporda (ikinci rapor) makinenin su kaçırmadığı, başlığın çalıştığı tespit edilmiştir.
İlk raporda makinenin ayak ile çalışan aparatının çalıştığı, el ile çalışan düğmenin çalışmadığı belirtilmiş ise de ikinci raporda başlıktaki düğmenin tek başına çalışamayacağı, ayak pedalı ile birlikte kullanım halinde çalışacağının tespit edildiği görülmektedir. Her iki rapordan da cihazdaki arızanın su filtresinin zamanında değiştirilmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bu noktada irdelenmesi gereken su filtresinin zamanında değiştirilmemesinde sorumluluğun hangi tarafta olduğudur.
İlk raporda filtrenin ne zaman değişmesi gerektiği konusunda net bilgi olmadığı, filtrenin cihazın görünen yerinde olmadığı için filtrenin değişmesinin gerektiğini anlamasının zor olduğu belirtilmiş ise de ikinci raporda kullanım klavuzunda filtrenin en fazla 1 yıl içinde değişmesinin gerektiği, davacının filtre değişimine 18 ay sonra onay verdiğinin tespit edildiği görülmüktedir.
İlk raporda yazılı kullanım talimatı olmadığı belirtilmiş ise de hassas bir cihaz olan lazer makinesinin tesliminde kullanım klavuzu teslim edilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü TTK m.18/2 ile ‘’Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.’’ şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Basiretli tacirle ilgili olarak “tacirin ticari faaliyetlerinde tedbirli, ileri görüşlü, sağduyulu ve yaptığı işin inceliklerini bilen bir kişi” şeklinde bir tanım yapılması yerinde olacaktır. Tacir kişi bu sıfata haiz olduktan itibaren, sıradan bir kişiden ayrılmakta ve kendisine kanunen faaliyet alanıyla ilgili bir takım yükümlülükler getirilmektedir.
Bu kişiden yapmakta olduğu işle ilgili yeterince bilgi sahibi olması, onunla alakalı güncel gelişmeleri takip etmesi, sosyal-politik-ekonomik şartlar dahlinde öngörülerde bulunması, bu öngörüler vasıtasıyla gerekli tedbirleri alması beklenmektedir. Somut olayda da tacir olan davalının basiretli bir tacirin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi, sahip olduğu makinen donanımları, malzemeleri, filtreleri vs.
Hakkında gerekli araştırmayı yapması, sorumluluklarını yerine getirmesi beklenmektedir. Kullanım klavuzunun varlığı ikinci raporda belirtilmiş ise de klavuzun olamaması halinde dahi internet sitesi üzerinden edinerek gerekli bilgi ve belgelere ulaşması mümkündür.
Kazanç kaybı ile ilgili olarak da her ne kadar ilk raporda hesaplama yapılmış ise de bu hesaplama somut verilere dayanmayarak davalının dava tarihi ve bir önceki yıla ilişkin kazançları arasındaki farktan varsayımsal olarak bir tespite dayandığı, davaya konu makinenin ayıpsız olması ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğramayacağı, aksi halde bile davalının lazer makinesi ile ilgili kazanç kaybına uğradığına ilişkin somut veri ve delillerini dosyaya sunmadığı görülmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ikince rapor hükme esas alınarak davaya konu makinenin ayıpsız olduğu ve davalının kazanç kaybına uğramadığı kanaati ile davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, kalitesine güven duyarak satın aldığı lazer epilasyon cihazını ortalama 1 yıl kullanabildiğini, 22 milyon atış kapasitesi olan cihaz başlığından sadece 3 milyonluk atış yapabildiğini, tüm bu açıklanan nedenlerle birlikte tüm zararın 15.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, sonradan yetkisizlik kararı ile dosyayı İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderen Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi ve Samsun 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden talep ettiğini, İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi ise 08.12.2020 tarih ve 2020/675 sayılı Kararıyla son derece haksız,
hukuksuz, gerçekten uzak ve nesafetsiz bir hüküm teşkil ettiğini, cihaz servise ilk gönderildiği Haziran 2015 tarihinden itibaren kullanılamamış olup gerçeğe aykırı beyanlarla uzatılan bu süreç zarfında davacının mağduriyetinin çok açık olduğunu, davalı tarafın, filtrenin 6 ay ila 1 yıl arasında değişmesi gerektiği şeklindeki beyanının net bir ifade olmadığını ve davacının bu hususta açık bir şekilde bilgilendirilmediğini, davacının bunu kendiliğinden bilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple oluşan arıza davalı tarafın kusurundan kaynaklandığını, hazırlanan bilirkişi raporuna itiraz etmekle,
belirtilen hususların göz önüne alınarak dosyanın tekrar bilirkişiye gönderilmesini ve kazanç kaybının hesaplanması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle bedel iadesi, onarım bedelinin tahsili ve uğranılan zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı noktasındadır. Davacı, davalıdan 15/01/2014 tarihli sözleşme ile bir adet ... cihazı 65.000,00 TL bedelle satın almıştır.
Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle bedel iadesi, onarım bedelinin tahsili ve uğranılan zararın tazmini istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır.
Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).
Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder.
Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi.
"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.
Satıma konu cihazın, 2015 yılı Haziran ayında filtresinden kaynaklı arıza verdiği ve başlık kısmında bulunan 5 lazer barından bir tanesinin yandığı ihtilaf konusu değildir. Dosyada sunulu kullanma kılavuzunda filtrenin 1.000.000(bir milyon) atışta veya 1(bir) yılda değiştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosyada alınan bilirkişi raporlarında satış anında mevcut bir ayıp tespit edilmemiş ve zararın filtreden kaynaklandığı belirtilmiştir.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince yetkisizlik kararı verilmeden önce alınan bilirkişi raporlarında, kullanıcının filtrenin değiştirilmesi gerektiğini anlamasının zor olduğu ve filtrenin sarf malzemesi olmayıp garanti kapsamında olduğu ifade edilmiş ise de, kullanma kılavuzunda filtrenin değiştirilme şartları açıkça yazılı olup, bu sürede değiştirilmeyen filtreden kaynaklı arızanın garanti kapsamında olduğunun kabulü mümkün değildir.
Ayrıca, ilk derece mahkemesince alınan kök ve ek raporda belirtildiği gibi belli periyotlarda değiştirilmesi gereken filtre sarf malzemesi niteliğinde olup, değiştirilmesi gereken süreden sonra ortaya çıkan filtre kaynaklı arıza bu haliyle kullanıcı hatası niteliğinde ve garanti kapsamında değildir. Bilirkişiler tarafından cihazın inceleme tarihinde çalışır durumda olduğu tespit edilmiş ve davaya konu cihazda satış anında mevcut bir ayıp da ispat edilememiştir.
Bu nedenle ayıba karşı tekeffül hükümlerinin eldeki davada uygulanmasına olanak yoktur.Davacı tarafça, cihaz başlığının ... aracılıyla kargo yoluyla davalıya gönderildiği nazara alındığında, cihazın ayıplı olduğunun veya garanti kapsamında bulunduğunun ispatlanamaması ve iddiaya göre dava tarihinde davalıda bulunan cihazın davalıdan iadesi istenip temerrüte düşürülmemesi karşısında cihazı kullanamamaktan dolayı oluşan zarar nedeniyle davalı sorumlu değildir.
Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/568, K. 2024/560, 18 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama