KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/610
- Karar no
- 2024/721
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/02/2021
- Numarası
- 2017/772 Esas - 2021/58 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 16/05/2024
Karar Metni
1.219 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takip dayanağı senette yer alan imzanın davacı şirketin o dönemdeki yetkili temsilcisine ait olup olmadığının belli olmadığını, bu nedenle imza incelemesi yapılması gerektiğini, borcun diğer borçlular tarafından ödenmiş olması,
itfa nedeni ile sona erdiğini, dava konusu senedin tahsili halinde, müvekkili şirketin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğunu, dava konusu senedin dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, dava konusu senedin müvekkili şirket tarafından ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin müvekkili şirket bakımından tedbiren durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, bu tarihe kadar icra edilen tüm hacizlerin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bankanın davacı ve icra takip dosyasında borçlu diğer şirket ve kişilerden olan alacağının ödenmemesinden dolayı müvekkili bankanın alacaklarının tahsili amacı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe başlanıldığını, takip dava dışı diğer borçlular yönünden devam etmekte iken, davacı tarafından işbu dava ikame edildiğini, davacıların iddialarının birbirini tekrarlayan ve aynı zamanda aralarında çelişkiler bulunan iddialar olduğunu, bu hali ile huzurdaki işbu dava bütünüyle hukuki dayanaktan yoksun olup takibi sürünceme de bırakma amacına matuf ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm bu nedenlerle, Mahkememizce dosyada mevcut deliller incelendiğinde; imza itirazının aldırılan bilirkişi raporu ile imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun sabit olduğu, teminat mektubunun bedelsiz kaldığı iddiasının ise mevcut delili durumuna göre ispatlanamadığından davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; salt bilirkişi ücretinin süresinde yatırılmaması üzerine, sonradan gerekçelendirilen kararın kaldırılması ve dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne iadesi veya lehine esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğini, mahkemece verilen karar “kopyala-yapıştır” niteliğinde olduğundan ve başka bir mahkeme kararından alıntı olduğundan huzurdaki yargılamada ne tanık dinlenmiştir ne de “su göletçikleri”ne konu bir uyuşmazlık bulunmadığını, mahkemece taraflarına verilen kesin süre,
başka bir tüzel kişiliğin bir eylemi yerine getirmesi şartına bağlanmış olup bu durumda verilen sürede bilirkişi ücretinin yatırılması ancak dava dışı şirketlerin ticari defterlerini Mahkemeye ibraz etmesi ile amacına ulaşacağını, bu yönde verilen sürenin ise “kesin süre”nin hüküm ve sonuçlarını doğurduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi incelemesine bağlanan şartlar, 04.02.2021 tarihi itibariyle halen yerine gelmediğini, mahkeme, davalıya senede konu borç ilişkisini açıklattırmamış,
taraflar arasında bu yönde bir ilişki bulunup bulunmadığını dahi değerlendirmemiş olup dosyada mevcut delil durumuna göre karar verilse dahi ispat yükünün davalı üzerinde olduğu gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, takip konusu 26.07.2013 tanzim ve 01.06.2017 vade tarihli 2.000.000 senet bir teminat senedi olup davacının bu senedin temin ettiği kredi ilişkisinin tarafı olmadığını, bu kredinin davalı Banka ile dava dışı diğer borçlulardan ...’nın hakim hissedarı olduğu yine dava dışı diğer borçlu şirketlerden ...
San ve Tic Anonim Şirketi arasında olduğunu fakat davacı bu teminat senedinde borçlu ve ayrıca aval veren/ avalist sıfatıyla borçlu göründüğünü, davalı Banka bu teminat senedini 2. ve 3. defalarda dava dışı diğer borçlu şirketlere kullandırdığı başkaca kredilere karşılık uhdesinde tutuğunu, ayrıca aslında bu senedin teminat altına aldığı kredi ilişkisi dava dışı diğer icra dosyası borçlularınca ödenmiş olup,
2.000.000 TL bedelli 26.07.2013 tanzim tarihli senet dayanağı kredi ilişkisi bitmeden 12.04.2016 tarihinde vade günleri neredeyse aynı denilecek senedin alınmasının bankacılık teamülleri göz önüne alındığında ilk borcun sona erdiğini ve yeni bir kredi ilişkisi kurulduğunu gösterdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacıya kesin süre verilip sonuçları ihtar edildiği halde delil avansını yatırmaması üzerinde davanın mevcut delil durumuna göre değerlendirilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığını, davacının ispat yükünün davalıda olduğu gözetilmeden karar verildiğine yönelik iddiası yerinde olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından mevcut delil durumuna göre hüküm kurulduğunu, davacı teminat senedi iddiasını ispat edemediği gibi senedin dayanağı olduğu alacağın ödendiğini de ispat edemediğini istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararın usulüne uygun olup olmadığı, dava konusu senedin kredi için verilip verilmediği ve kredinin ödenip ödenmediği, senet nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı noktasındadır. Dava dışı ..., ... A.Ş., ... A.Ş., ... Ltd. Şti., ... ve davacı ... A.Ş., tarafından davalı ...
Bankası A.Ş. lehine 26/07/2013 tarihinde, 01/06/2017 vadeli ve 2.000.000,00 TL bedelli bono keşide edilmiştir. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacının da aralarında bulunduğu takip borçluları hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "01/06/2017 vadeli 2.000.000,00 TL bedelli ve 05/06/2017 vadeli 5.000.000,00 TL bedelli senet" sebebine dayalı olarak 2,722.000,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 04/08/2017 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca senetteki imzanın o dönemdeki şirket yetkilisine ait olmadığı ve senedin teminat senedi niteliğinde olup dayanağı kredi itfa ile sona erdiğinden bahisle takibe konu 2.000.000,00 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacı dava konusu senette, davacı hem borçlu ve hemde avalist konumundadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 778/3. Maddesinin atfıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK'nın 702/1. Maddesine göre, aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.Davacı tarafça, davalı Banka tarafından takibe konu yapılan 26.07.2013 tanzim ve 01.06.2017 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli ve 12.04.2016 tanzim ve 05.06.2017 vade tarihli 5.000.000 TL bedelli 2 adet senet incelendiğinde.
2.000.000 TL bedelli 26.07.2013 tanzim tarihli senet dayanağı kredi ilişkisi bitmeden 12.04.2016 tarihinde vade günleri neredeyse aynı denilecek senedin alınmasının bankacılık teamülleri göz önüne alındığında ilk borcun sona erdiğini ve yeni bir kredi ilişkisi kurulduğunu gösterdiğini ve ispat yükünün davalıda olduğunu ileri sürülmüş ise de, senet üzerinde senedin teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı da nazara alındığında söz konusu iddiaların avalist olarak ileri sürülmesi mümkün değildir.
Bu kapsamda, senedin düzenlenme sebebi ve kredi sözleşmeleriyle ilişkisi ile kredi ödemeleri bakımından yapılacak bilirkişi incelemesinin davacının senet nedeniyle sorumluluğuna bir etkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının iddiaları hakkında bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Davacı, hem kendi borcuna hemde diğer borçlulara aval vermiş olup, avalist olarak senetten sorumlu olduğundan ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/610, K. 2024/721, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama