KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2021/688
- Karar no
- 2024/1091
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/11/2020
- Numarası
- 2017/831 Esas - 2020/685 Karar
- Dava
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit
- İstinaf karar tarihi
- 16/07/2024
Karar Metni
2.157 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın (dava dışı asıl borçlu) ...
Tic ltd Şti nin 27.12.2007 - 25.07.2014 tarihleri arasında ortağı olduğunu, bu tarihten sonra ortaklıktan ayrılarak hisselerini (dava dışı) ...'ya devrettiğini, ortaklığı esnasında müvekkilinin ortağı bulunduğu şirket ile davalı banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesini kefil olarak imzaladığını ve 15.08.2013 tanzim tarihli bir borç senedi aval sıfatı ile imzaladığını, asıl borçlu şirketin kullanmış olduğu kredileri ödeyerek kapattığını, akabinde davalı bankanın kredinin teminatına alınan ipotekler ve araç rehinlerini fekkettiğini, borcun 2016 yılında sonlandığını,
davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında borç ve sorumluluk kalmadığından Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında munzam olarak alınan senedin iadesi gerekirken, müvekkili tarafından bankadan istenmesinin de unutulduğunu, müvekkilinin bir adette 1.000.000 TL tutarlı senetten borçlu olmadığı halde, davalı bankaca İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile dava konusu yapılan bononun takibe konulduğunu, davaya konu senedin tanzim tarihi 2013 olmakla birlikte, senede el ile 31.01.2017 vadesinin atıldığını, senetteki tanzim tarihi ile (4 yıllık) vadesi dikkate alındığında, senedin bedelsiz kaldığının açık olduğunu, davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında asıl borcun kapatılması ve sözleşmenin sonlanmış olması nedeniyle müvekkilinin avalliğinin de sonlandığını ve senedin bedelsiz kaldığını,
davalı banka ile (davadışı) asıl borçlu şirket arasında yeni bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış ise davalı bankanın alacağını asıl borçlu ve yeni kefillerden tahsil etmek yerine, bedelsiz olarak ve kapaması yapılan eski tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki senedi icra takibine koyduğunu belirterek müvekkilinin İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının % 40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bonoya ve bonodaki aval imzasına herhangi bir itirazının bulunmadığını, davacının temel itirazının; takip konusu bononun kullanılan kredilerin teminatı olarak verildiği ve temin ettiği kredilerin ödenerek kapatıldığı yönünde olduğunu, iddia edildiğinin aksine davaya ve takibe konu bononun bankaya teminat olarak değil, ifa maksadı ile verildiğini ve iddia edildiğinin aksine, kredilerin ödenerek kapatılmış olduğu beyanının doğru olmadığını, ayrıca;
davacının ortaklıktan ayrılmasından sonra asıl borçlu şirket ile yeni ve ayrı bir Genel Kredi Sözleşmesi düzenlenmediğini, davaya konu kredilerin davacının kefili bulunduğu mevcut Genel Kredi Sözleşmesine ve Aval Verilen senede istinaden kullandırıldığını, davacının (asılborçlu) şirketteki ortaklıktan ayrılmış olmasının kefili olduğu Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını, senetteki avalinin de geçerli olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 702/2 fıkrasında aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebeple geçersiz olsa dahil aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı düzenlenmiştir.
Buna göre aval veren, teminat altına aldığı borca ilişkin şekil noksanlığı dışında herhangi bir sebeple taahhüdünün geçersiz olduğunu ileri süremez, kambiyo evrakıın teminat senedi olduğunu veya bedelsiz kaldığı savunmalarına başvuramaz(bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2446 esas, 2020/4043 karar sayılı ilamı). Bu saptama çerçevesinde takip ve dava konusu bonoya aval veren davacının, bonoun teminat senedi olduğu veya bedelsiz kaldığı savunmaları dinlenemez.
Öte yandan davalı banka tarafından, dava konusu bononun dava dışı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'ye 15.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini, bononun bu şirketten olan alacak tutarına ilişkin kısmının takibe konulduğunu savunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile takip tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı kredi lehdarı şirketten 409.843,49 TL-asıl alacak, 2.996,98-TL işlemiş faiz ve 1.229,53-TL komisyon olmak üzere toplam 414.070,53-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Oysa takip talebinde 441.404,33-TL asıl alacak 3.183,55-TL işlemiş faiz ve 1.324,21-TL komisyon olmak üzere toplam 445.912,09-TL talep edildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi rapor bu yerinde görülerek hükme esas alınmış, davanın kısmen kabulüne, davacının. 15/08/2013 tanzim, 31/03/2017 vade tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli bonoya dayalı olarak başlatılan İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalıya (441.404,33-TL-409.843,49-TL) 31.560,84-TL (441.404,33-TL'den 409.843,49-TL'nin mahsubu sonucu) asıl alacak, 186,57-TL(3.183,55-TL'den2.996,98-TL'nin mahsubu sonucu) işlemiş faiz ve 94,68-TL(1.324,21-TL'den 1.229,53-TL'nin mahsubu sonucu) komisyon bedeli olmak üzere toplam 31.842,09-TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka nezdindeki müvekkili lehine olan delillerin sunulmadığını, 15.08.2013 tarihli sözleşme incelendiğinde ise bu sözleşmede asıl borçlunun ve müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bilirkişi heyetinin bu delilllere erişim imkanının bulunmadığı,
bu sebeple kök rapora göre dosyaya yenilik katacak, 12.11.2019 tarihli ara kararın gereğini yerine getirecek bir rapor tanzim edilmediği açık iken itirazlarının gözetilmeksizin oluşturulan nihai kararın hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporundan, borcun kaynağı ve hangi sözleşme ilişkilerin doğduğu tam olarak anlaşılamamakla birlikte, müvekkiline gönderilen kat ihtarından müvekkilinin taraf olmadığı finansal kiralama sözleşmesi alacağının da bedelsiz bono icra takibine konularak müvekkilinden tahsil edilmek istendiğini, ipoteğin fekkinin borcun kapandığına karine teşkil ettiğinin gözden kaçırıldığını, ...
Bankası A.Ş. Sahrayıcedit şubesi’ne HMK 219,220.maddeleri uyarınca ihtaratlı tezkere yazılarak asıl borçlu ... Tic. Ltd.
Şti.’nin taraf olduğu banka nezdindeki tüm sözleşmelerin, ipotek fek yazılarının ve her türlü evrağın bir suretinin istenmesine yönelik taleplerinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar gerekçeli kararda aval verenin şekil noksanlığı dışında senedin bedelsizliği savunmasında bulunmayacağına işaret edilmiş ise de bankacılık işleminin güven esasına dayalı olarak süreç yürütüldüğünü beyanla usul ve yasaya aykırı mahkeme nihai kararının müvekkili lehine kaldırılarak davanın külliyen kabulüne, davalının alacağın % 40’ından az olmayacak tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesi talep etmiş olup,
davalının istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde fazladan icra takibinin varlığı ve davalının kötüniyeti ortada olmasına rağmen lehlerine tazminata karar verilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacının takibe konu bono borcundan sorumlu olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, huzurdaki davada borçlu olunmadığının tespiti istenen takibin dayanağı bir kambiyo senedi olduğunu ve senet altındaki aval imzasının da inkar edilmediği gibi senedin imzalanması sırasında iradeyi sakatlayan bir hukuki durumdan da bahsedilmediğini, muaccel hale gelen taksitlerin yalnızca anaparaları hesaba dahil edildiğini, mahrum kalınan kar payı hesaba dahil edilmediğini, ayrıca senet bedelinin ödendiğini gösterir hiçbir dekont, yazılı belge vb. sunulmadığını,
davacının takibe konu kambiyo senedine avalist olarak imza attığını, ilk derece mahkemesince davanın haksız ve mesnetsiz olduğu açıkça tespit edilmiş olmasına karşın bilirkişi raporundaki maddi hataya dayalı olarak hatalı karar verildiğini, davacı yanın hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddine, hukuka aykırı kararının kaldırılmasına ve haksız ve mesnetsiz olduğu açık olan davanın esas hakkında yeniden yapılacak inceleme sonucu reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, icra takibine dayanak olan ve genel kredi sözleşmesi kapsamında alınan bononun bedelsiz kalıp kalmadığı , davacının bono nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasındadır. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacının da aralarında bulunduğu takip borçluları hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "15/08/2013 tanzim ve 31/03/2017 vade tarihli 1.000.000 TL Miktarlı bono" sebebine dayalı olarak 441.404,33 TL asıl alacak, 3.183,55 TL işlemiş faiz ve 1.324,21 TL komisyon olmak üzere toplam 445.912,09 TL alacağın tahsili istemiyle 27.04.2017 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca asıl borçlu şirketin kullanmış olduğu kredileri ödeyerek kapattığını, senetteki tanzim tarihi ile 4 yıllık vade dikkate alındığında senedin bedelsiz kaldığından bahisle takibe dayanak konu 1.000.000 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dosya kapsamından dava dışı asıl borçlu ...
Tic Ltd Şti ile davalı banka arasında 15.08.2013 tarihinde 1.000.000 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olup, davacının dava dışı ... ile birlikte kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, akdedilen kredi sözleşmesine istinaden davalı banka tarafından dava dışı borçlu ... Tic Itd Şti'ne nakdi kredi ve finansal kiralama kredileri kullandırıldığı , dava dışı ...
San ve Tic Ltd Şti tarafından davalı banka lehine 15.08.2013 tarihinde, 31.03.2017 vadeli ve 1.000.000 TL bedelli bono keşide edildiği, davacının bonoda avalist olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. Davacı, dava konusu senette avalist konumundadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 778/3. Maddesinin atfıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK'nın 702/1. Maddesine göre, aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.
Somut olayda davacı, takibe konu bononun teminat senedi olduğu iddiasında bulunmuş ise de aval verenin, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defi niteliğinde olan senedin teminat olarak verildiği hususunu ileri sürmesi mümkün olmadığından mahkemenin bonoya aval veren davacının, bonoun teminat senedi olduğu savunmasının dinlenemeyeceği yönündeki kabulü yerindedir.
Dosya kapsamında mevcut bulunan tapu kaydına göre İstanbul ili Ataşehir ilçesi ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2 nolu bağımsız bölümde, 1.000.000 TL bedel üzerinden 15.12.2016 tarihinde dava dışı borçlu ...
Tic Itd Şti'nin davalı bankadan kullandığı / kullanacağı krediler için ipotek tesis edildiği, bu tarihten sonra (tapu müdürlüğü tarafından tarih bildirilmediği ) ipoteğin fekkedildiği, davacı tarafından fekkedilen ipoteğe konu taşınmazın İstanbul ili Beşiktaş İlçesi ... mahallesi ... ada ...
Parsel sayalı taşınmaz üzerinde bulunan 5 nolu bağımsız bölüm olduğunun bildirilmesi üzerine bu taşınmazın incelenen tapu kaydına göre davalı banka lehine 19.01.2006 tarihinde 101.564,65 TL bedel üzerinden tesis edilmiş olan ipoteğin, 15.08.2013 tarihli kredi sözleşmesinden önce 26.02.2013 tarihinde fekkedildiği görülmektedir.Her ne kadar davacı tarafça kredi sözleşmesi kapsamında tesis edilen ipoteklerin fek edilmesinin davalı bankanın alacağını tahsil ettiğine karine olduğu ileri sürülmüş ise de asıl alacak ipoteğe bağlı olmadığından ipoteğin fekki ile davalının borcu kendiliğinden sona ermez.
Somut olayda davacı, dava dışı şirkete ortak olduğu dönemde çekilen kredinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra ödendiğini ve bu kredi riskleri için verilen bononun bedelsiz kaldığını ileri sürmüş olup, davalı ise temel ilişkide kredilerin ödenerek kapatılmadığını savunmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı şirkete 15.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığı, ilk sözleşmeye istinaden kullandırılmış ve ödenerek kapatılmış bir kredinin bulunmadığı belirtilmiş olup , davacı her ne kadar asıl borçlu şirketteki hisselerini 25.07.2014 tarihinde devrettiğini beyan etmiş ise de davacının kredi sözleşmesi kapsamındaki kefaleti devam ettiği gibi davalı bankanın takip tarihi itibariyle 409.843,49 TL asıl alacak,
2.996,98 TL işlemiş avans faizi ve 1.229,53 TL komisyon olmak üzere toplam 414.070,00 TL alacaklı olması nedeniyle davacının davalı banka lehine aval vermiş olduğu 1.000.000 TL tutarlı bononun bedelsiz kalmadığı açıktır. Bu durumda davacı, avalist olarak takibe konu bono nedeniyle sorumlu olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Bu nedenle davacının tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4.
Maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir.(Yargıtay 19 HD nin 20.11.2019 tarih 2018/285 - 2019/5221Esas ve Karar sayılı kararı) Eldeki uyuşmazlıkta davalı alacaklının alacağını tedbir nedeniyle geç almasını gerektirecek ve infaz olunmuş bir tedbirin mevcut olmadığı gözetildiğinde İİK 72/4.madde uyarınca davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi koşulları bulunmamaktadır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/688, K. 2024/1091, 16 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama