KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2025
- Dosya no
- 2022/55
- Karar no
- 2025/909
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/04/2021
- Numarası
- 2017/506 Esas - 2021/321 Karar
- Dava
- Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
- İstinaf karar tarihi
- 27/06/2025
Karar Metni
1.910 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kimlik bilgileri kullanılarak müvekkilinin gıyabında 2007 yılında ... Dış Ticaret Ltd.
Şti isimli bir şirket kurulduğunu, ticaret sicil kayıtlarına göre müvekkilinin söz konusu şirketin % 90 hisse sahipli ortağı ve şirket yetkilisi olduğunu, ancak müvekkilinin 2004 yılından beri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bünyesinde farklı taşeron firmaların temizlik işcisi olarak çalıştığını, müvekkilinin kimlik bilgilerinin bir şekilde ele geçirilip kullanıldığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/31435 soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturmanın devam ettiğini, şirketin kurulması aşamasında İTO ilgililerinin gerekli özeni göstermeyerek,
olayların vuku bulmasına sebebiyet verdiklerini, Limited şirketlerinin kuruluş usullerinin Ticaret Sicil Tüzüğünde açıkça belirtildiğini, bu prosedürün tamamen sahte evraklar üzerinden işletildiğini, ilgililerin gerekli özeni göstermesi halinde TC kimlik numarası bulunmayan nüfus cüzdanının sahte olduğunun hemen fark edilebileceğini, sicilin tutulmasından doğan zararlardan Devlet ve ilgili odanın müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek İstanbul Ticaret Odası tarafından yanlış tutulan ticaret sicil kaydının düzeltilmesini,
müvekkilinin uğramış olduğu zarara binaen müvekkili lehine 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın meydana geldiği dönemde yürürlükte bulunan TTK m.34 ve Ticaret Sicil Tüzüğü m.28 hükümleri çerçevesinde işlem yaptıklarını, müvekkili müdürlüğün ilgili mevzuattan kaynaklanan görevlerini eksiksiz olarak yerine getirirek tescile ilişkin evrakı incelediğini, şirket kuruluşunda noter imzası ve mührü de bulunan şirket ana sözleşmesini ve yine davacı adına düzenlenen noter onaylı imza beyannamesine dayalı tescil işlemlerini yaptığını,
müvekkilinin imza uzmanı gibi imzaları inceleme yetki ve görevi bulunmamakta ve işlem güvenliği açısından bu incelemenin Noterlik Kanunu gereği noter tarafından yapılması gerektiğini, dava konusu olayda kimlik ve imza kontrolü noter tarafından yapılan evraklar üzerinden tescil işlemi yapan sicil müdürlüğün kimlik ve imzalara ilişkin denetim yapmakla yükümlü olmadığını, dolayısıyla dava konusu olayda müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;
dava konusu ihtilafın 4059 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan bir uygulamaya istinaden doğmadığını, Ticaret Sicil memurunun kararına itiraz davası ile müsteşarlığın bir ilgisinin bulunmadığını, dava konusuna ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin müsteşarlık uhdesinde bulunmadığını, davacı vekilinin dilekçesinde "Devlet" ifadesini kullandığının görüldüğünü, mevzuatı yanlış değerlendirerek Mali Hazinesi'ne yönelteceği husumeti Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'na yönelttiğini, husumetin müsteşarlığa yöneltilmesinin usulü ve hukuki olmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamı, alınmış olan bilirkişi raporu, celp edilmiş olan savcılık soruşturma dosyası üzerinden verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar hep birlikte değerlendirildiğinde İstanbul Ticaret Odası ...5 sicil numarasında kayıtlı davaya konu ... Hiz. Dış Tic. Ltd. Şti.'nin İstanbul ...
Noterliği'nin 02/11/2007 tarih ... yevmiye sayılı evrakı üzerinden düzenlenen ana sözleşmede kurucu sıfatıyla kendisi adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı anlaşıldığından ve 6100 Sayılı TTK m. 573 düzenlemesi ile tek ortaklı limited şirket kurulmasına da izin verilmiş olması nedeniyle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı ... Dış Tic. Ltd. Şti.'nin İstanbul ...
Noterliği'nin 02/11/2007 tarihli ve ... yevmiye no üzerinden imza tasdiki yapılan limited şirket ana sözleşmesinde davacı ... adına atılan imzanın sahte olması nedeniyle bu kişiye ait olmadığının tespitine, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde bu şirkete ilişkin olarak tutulan sicil kayıtlarından davacı ... isminin terkini suretiyle sicil kayıtlarının düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.
Bu aşamada davacının dava dilekçesi ile 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararının davalı ... ve T.C. Hazine Müsteşarlığı'ndan tahsilini talep etmiş ise de kısa kararda bu konuda herhangi bir hüküm kurulmadığı ve akabinde davacının bu konuda karar verilmek üzere talepte bulunduğu anlaşıldığından usulü açıdan 6100 sayılı HMK m.305/a kapsamında olmak kaydıyla,
TTK m.25/2 düzenlemesi ile ticaret sicilin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumlu tutulmuş ise de dosya kapsamı ile davacının herhangi bir maddi zararı ispat edilmediği gibi davalıların manevi sorumluluğunu gerektiren bir kusurları olduğu da ispat edilememiş olduğundan davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine ve davanın kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, talep edilen maddi ve manevi tazminata ilişkin delil, bilgi ve belgelerin toplanmadığını, davacının zararının değerlendirilmediğini, davacıya ait kimlik bilgilerinin kullanılarak yapılan ticari faaliyetler sonucu davacının adına doğmuş vergi, sgk borçları ve birçok şikayetin sonucunda başta kamuya güven ilkesi gereği maddi ve manevi zararlarının tazminine yönelik talep dahilinde araştırma ve neticesinde değerlendirme yapılmasını, 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararının davalı ... ve T.C.
Hazine Müsteşarlığı'ndan 6100 sayılı hmk m.305/a ile TTK m.25/2 düzenlemeleri gereği devlet ve ilgili odadan tahsilini, işbu nedenle usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada taraf sıfatlarının bulunmadığını, aleyhe açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken Hazine Müsteşarlığı hakkında bir hüküm kurulmadığını, lehe vekalet ücretine hükmedilmediğini, Hazine Müsteşarlığı hakkında açılan davanın reddine ve lehe vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarının düzeltilmesi ve sicil kayıtlarının düzgün tutulmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde: maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, davalı ... müsteşarlığının husumetinin bulunup bulunmadığı ve yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Davacı kendisinin haberi ve bilgisi dışında sahte evrak tanzimi ile ... Ltd.
Şti.' nin kurucu ortağı ve şirket yetkilisi olarak göründüğünü, böyle bir şirkette kurucu, ortak, veya müdür olarak bulunmadığını, evrakların sahte olduğunu belirterek şirketin ticaret sicil kayıtlarında ortak ve yetkilisi kısmındaki adının silinmesini ve ticaret sicilinin düzgün tutulmamasından kaynaklı maddi ve manevi zararlarını karşılamak üzere 10.000 maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın ticaret sicil müdürlüğü ile hazine müsteşarlığından tahsilini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince noter evraklarında sahtelik yapıldığı belirlenerek ana sözleşmeyi düzenleyen ilgili noterin davaya dahil edilmesi için davacıya 12/02/2020 tarihli duruşmada süre verilmesi üzerine davacı tarafça 14/03/2020 tarihli dilekçe ile İstanbul ... Noterliğinin (noter ...) dahili davalı olarak davaya dahil edilmesi için dilekçe sunulmuş delikçe ilgili noterliğe tebliğ edilmiştir.
Bir sonraki celsede ilgili noter vekili ihbar olunan sıfatıyla beyanda bulunmuş ancak gerekçeli kararın başlık kısmında İstanbul ... Noterliği davalılar arasında gösterilmiştir.
İlk derece mahkemesinin ticaret sicilindeki kayıtlara dayanak ana sözleşmedeki imzaların davacı ...'a ait olmadığının tespiti ile sicil kayıtlarının davacı isminin silinerek düzeltilmesine ilişkin hüküm bölümü yönünden davacı ve davalı ... sicil müdürlüğü tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmadığından bu hükme yönelik inceleme yapılmamıştır.
İlk derece mahkemesince kısa karar ile sadece imzanın davacıya ait olmadığının tespiti ile kaydın düzeltilmesine ilişkin hüküm kurulduğu, maddi ve manevi tazminata ilişkin talepler hakkında hüküm kurulmadığı, davacı vekilinin tamamla istemli dilekçesi üzerine de bu hususa gerekçeli kararın gerekçe kısmında taleplerin reddine karar vermek gerektiği açıklanmış ancak hüküm kısmında bu talepler konusunda karar verilmediği gibi HMK 305/a kapsamında ek kararda yazılmadığı görülmektedir.
Davacının eldeki davada 2 bağımsız talebi bulunmaktadır. Ticaret sicili kayıtlarından isminin silinerek düzeltilmesine ilişkin talebinin hasmı ticaret sicili müdürlüğüdür. Maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davacı talebi ise TTK 25/2 ve TSY 11. Maddesine dayandırılmış ve tazminatlardan devlet ve ilgili oda müteselsil sorumludur hükmünden hareketle hasım olarak ticaret sicili müdürlüğü ile hazine müsteşarlığı davalı olarak gösterilmiştir.
20.12.1994 tarih, 22147 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4059 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde. "Hazine Müsteşarlığının Amaç, Ana Hizmet Birimleri, Görev ve Teşkilatı ile Müsteşarı” belirtildikten sonra, 2 nci maddesinde. “Hazine Müsteşarlığı ana hizmet birimlerinin görevleri" yer almaktadır.
Eldeki uyuşmazlık bahsi geçen kanundan kaynaklanmadığı yasada geçen "devlet" kavramından kastın maliye hazinesi olduğu, yargılama boyunca davacı tarafça HMK 124 maddesi kapsamında taraf değişikliği talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken gerekçeli kararın hüküm kısmında bu yönde bir hüküm tesis edilmemiş olması doğru bulunmadığından davalı ... müsteşarlığının istinaf talebi yerindedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi. “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
Davacı taraf kayıtların tutulmasında davalı sicil müdürlüğünün kusurlu davranışı nedeniyle maddi ve manevi zarar gördüğünün iddia etmiş ise de dava dilekçesinde maddi zararının ne olduğunu ve manevi zararın ne olduğu konusunda somut bir iddiada bulunamamış bu yönlere ilişkin herhangi bir delil sunmamış olmakla ilk derece mahkemesinin tazminat taleplerinin reddine ilişkin gerekçesi yerinde olmakla davacının istinaf isteminin reddi gerekmiştir.İlk derece mahkemesinin ticaret sicilindeki kayıtlara dayanak ana sözleşmedeki imzaların davacı ...'a ait olmadığının tespiti ile sicil kayıtlarının davacı isteminin silinerek düzeltilmesine ilişkin
hüküm bölümü ve davacı yararına ticaret sicili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden hüküm tekrarı yapılması gerekmektedir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı istinafının yerinde olmadığı ancak davalı ... yönünden hüküm kurulmaması, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin hüküm kurulmaması, karar başlığında ihbar olunanın davalı gösterilmesi hatalı olmakla davalı ... müsteşarlığının istinaf isteminin kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davnın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2022/55, K. 2025/909, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama