KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2023
- Dosya no
- 2023/1399
- Karar no
- 2023/1297
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/12/2018
- Numarası
- 2013/232 Esas - 2018/1166 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 22/11/2023
Karar Metni
1.877 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Dairemizden verilen 16/09/2021 tarih ve 2020/382 Esas - 2021/1034 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2023 tarih ve 2021/8380 Esas - 2023/2838 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan Toptan Satış Sözleşmesi ile ticari ilişki kurulduğunu, ayrıca davalı şirketin dava dışı ... A.Ş.'ne olan borçlarının (...
A.Ş.'nin davalıdan olan alacağının 7.000.000 TL lik kısmının) müvekkili tarafından temlik alındığını, davalı şirketin müvekkili şirkete doğmuş ve doğacak borçları için müvekkili lehine davalı gerçek kişi tarafından 1.500.000 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, yapılan ihtarlara ve görüşmelere rağmen temlik alınan ve 30.06.2012 tarihi itibariyle 6.389.079,64 TL olan borcun ödenmemesi üzerine müvekkili şirket alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve bu nedenle takibin durduğunu, sözleşme ve ipotek senedi gereği İstanbul Mahkemelerinin ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu ileri sürerek; dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle itirazın iptaline, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış, davalılar süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, davalılardan ....AŞ vekili bilirkişi raporuna beyanlarında, ipoteğin taraflar arasındaki toptan satış sözleşmesi kapsamındaki alacakları teminat kapsamına aldığını, dolayısıyla temlike konu alacağın bu kapsam dışında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalıların yetkiye itirazlarında, yetkili icra dairesi bildirilmediğinden ve taraflar arasında imzalanan Toptan Satış Sözleşmesinin 14.maddesinde ve Resmi Senedin 11.maddesinde İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı anlaşıldığından, yetkiye itirazlarının yerinde görülmediği, takip konusu ipotek, yapılmış ve yapılacak sözleşmeler ile doğmuş ve doğacak alacakları teminat altına aldığına göre üst sınır (limit) ipoteği olduğu,
takip tarihi itibariyle taraflar arasındaki Toptan Satış Sözleşmesinden dolayı bir borcun bulunmadığı ancak, davalı borçlu şirketin temlik eden dava dışı ...
A.Ş.'nin davacı şirkete temlik ettiği alacaktan dolayı 6.389.079,64 TL borcunun bulunduğu, takip konusu ipoteğin niteliği ile ipotek resmi senedi içeriğindeki "...yapılmış ve yapılacak sözleşmeler ile doğmuş ve doğacak borçlar..." biçimindeki ibareler birlikte değerlendirildiğinde, temlik alınan alacağın (davalı şirketin temlik edene olan borcunun) da takip konusu ipoteğin teminatı kapsamında kaldığının kabulü gerektiği, bu durumda, Toptan Satış Sözleşmesi dışında ancak,
temlik alınan alacak kapsamında kaldığı anlaşılan alacağın tahsili amacıyla borçlu şirket ve ipotek veren 3.kişi hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı şirket vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; ipoteğin taraflar arasında akdedilmiş olan toptan satış sözleşmesi kapsamında doğmuş veya doğacak belirli bir alacak için kurulmuş bir ipotek olduğunu, bu sözleşme dışındaki alacakların bu kapsamda, icra takibi ve dava konusu edilen temlik alacaklarının iş bu ipotek kapsamında olmadığını, taraflarca ana para ipoteği olarak kabul edilen bir ipotek içerisine, temlik alacaklarının konulamayacağını, dosyada alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin aksi yönünde karar verildiğini, ayrıca temlik sözleşmesine konu alacağın dayanağı olan faktoring işlemlerin yönetmeliğe uygun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava; ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibe yapılan itirazın İİK'nun 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Dairemizin 16/09/2021 tarih ve 2020/382 Esas - 2021/1034 Karar sayılı kararı ile;"Somut olayda, taraflar arasında 31.05.2008 tarihinden 31.05.2009 tarihine kadar geçerli toptan satış sözleşmesinin akdedildiği, diğer taraftan taraflar arasında akdedilen bu sözleşmeye ve akdedilecek sözleşmelere istinaden davalı şirketin davacı şirkete gerek asaleten ve gerekse kefaleten her nevi doğmuş ve/veya doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, diğer davalı ...’in taşınmazı üzerinde, 1.500.000 TL bedelle ipotek tesis edildiği, davalı şirket ile dava dışı ...
AŞ arasında akdedilen 16.08.2007 tarihli faktoring sözleşmesine istinaden davalının faturaya bağlı alacaklarını faktoring şirketine devir ve temlik ederek, faktoring şirketinden dövize endeksli finansman sağladığı, faktorin işlemlerinden kaynaklanan bu alacağın 7.000.000 TL’lik kısmını davacının dava dışı faktoring şirketinden 26.12.2011 tarihli temlik sözleşmesi ile devir ve temlik aldığı, temlik alınan bu alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinin davalıların itirazı sonucu durduğu ihtilafsızdır.
17.10.2008 tarihli ipotek akit senedinde, ... Tic. AŞ ile .... AŞ arasında akdedilmiş ve akdedilecek sözleşmelere istinaden adı geçen lehine gerek asaleten ve gerekse kefaleten her nevi doğmuş ve doğacak borçlarından ve ayrıca Medeni Kanun’un 875.
Maddesinin 2 ve 3 numaralı bentlerine göre saptanacak borçlarda belirtilen meblağdan ayrı, ona eklenmek ve bu ipoteğin kapsamına dahil olmak kaydıyla borçların faiz, komisyon kdv ve sigorta ücretleriyle, ayrıca sözleşmelerde, taahhütnamelerde borçlulara ait olan her nevi giderin; borcun takibi için kanuni takibe geçildiği takdirde, bu yüzden yapılacak her nevi masraflar ile birlikte takip konusu meblağın %10’u oranında vekalet ücretini, gider vergisini ve borçlulara aidiyeti hususunda mutabık kalınmış olunan cezaevleri resmi ve telalliye ücretinin tahsilini temin ve her türlü teferruatı ile birlikte…toplam 1.500.000 TL için ...
Tic. AŞ lehine..” ipotek tesis edilmiştir. Miktarı henüz belli olmayan alacaklar için de ipotek kurulması mümkün olup, ancak bunun için alacağın belirli (muayyen) olması ilkesi gereğince, taşımazın yükümlü sayılacağı üst miktarın belirlenerek tapuya kaydedilmesi gereklidir. Bu açıklamalar ışığında, ipotek akit tablosundaki anlatımlara göre, 1.500.000 TL limitli üst sınır (maksimal) ipotek olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, mahkemenin de kabulü bu yöndedir.
Temlik tarihi itibariyle davalı şirketin dava dışı faktoring şirketine 3.671.469,62 Usd karşılığı 6.935.378,97 TL borçlu olduğu, dava dışı faktoring şirketinin bu alacağını davacıya temlik ettiği, davacının 30.06.2012 tarihi itibariyle “... hesabından temlik hesabına..” açıklaması ile 134.932,41 Usd tutarında bir mahsubun yapıldığı ve bu mahsuptan sonraki hesap bakiyesinin 3.536.717,21 Usd karşılığı 6.389.079,64 TL olduğu, davacı tarafından davalılara keşide edilen 17.07.2012 tarihli noter ihtarnamesi ile 30.06.2012 tarihi itibariyle 6.389.079,64 TL borcun 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği,
ihtarnamenin her iki davalıya tebliğ edildiği, ihtarname ve gerekse takip tarihi itibariyle toptan satış sözleşmesinden kaynaklı herhangi borcun bulunmadığı dosyada alınan bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. 17.07.2012 tarihli muacceliyet ihbarının davalı borçlu şirkete ve taşınmaz maliki 3. kişi davalı ...’e tebliğine ilişkin tebliğ mazbataları dosyaya kazandırılmış olmakla, takip şartının sağlandığı görülmüştür.
Esasen uyuşmazlık, dava konusu temlik alınan alacağın ipotek teminatı kapsamında kalıp kalmadığı noktasına toplanmaktadır.
İpotek akit senedinde, taraflar arasında akdedilmiş ve akdedilecek sözleşmelere istinaden asaleten ve gerekse kefaleten her nevi doğmuş ve doğacak borçların teminat kapsamında kaldığı belirtilmiş olmasına göre, temlike konu faktoring sözleşmesinden kaynaklı alacağın, davacı ile davalı şirketin taraf olduğu sözleşmeden kaynaklanmadığı gibi, temlik sözleşmesine de davalı şirketin taraf olmadığı da gözetildiğinde, temlik sözleşmesine konu alacağın ipoteğin kapsamında kalmadığının kabulü gerekir.
Ayrıca, taraflar arasındaki toptan satış sözleşmesinden kaynaklı herhangi borcun bulunmadığı, her ne kadar yargılama sırasında davacı tarafça sunulan 31.12.2012 tarihli faturaya dayalı olarak davalı şirketten cari hesaptan dolayı alacaklı olunduğu ileri sürülmüş ise de, faturanın takipten sonra düzenlenmiş olması ve “Nezdimizdeki cari hesabınıza ilişkin faiz bedeli” açıklamalı bu faturanın dayanaklarına dosyada rastlanılmadığı da gözetildiğinde, davalı şirketin satış sözleşmesinden dolayı dava ve takip tarihi itibariyle davacı şirkete borcunun bulunmadığı dosya kapsamı itibariyle sabittir.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince, kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine" dair karar verilmiştir.
Dairemizce verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2023 tarih ve 2021/8380 Esas - 2023/2838 Karar Karar sayılı ilamı ile; "...Dava ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararına karşı sadece davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, davalı şahıs, kararı istinaf etmemiştir.
Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesinin davalı şahıs hakkında verdiği karar kesinleştiği gibi davacı yararına bu husus bakımından usuli müktesep hak oluşmuştur.
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin davalı şahıs hakkında verdiği kararın kesinleştiği ve bu hususta davacı yararına usuli müktesep hak oluştuğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davacı yararına oluşan usuli müktesep hakkı ihlal eder şekilde her iki davalı hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına" karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı üzerine Mahkememizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma ilamı uyarınca yargılama yapılarak karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki toptan satış sözleşmesinden kaynaklı herhangi borcun bulunmadığı, her ne kadar yargılama sırasında davacı tarafça sunulan 31.12.2012 tarihli faturaya dayalı olarak davalı şirketten cari hesaptan dolayı alacaklı olunduğu ileri sürülmüş ise de, faturanın takipten sonra düzenlenmiş olması ve “Nezdimizdeki cari hesabınıza ilişkin faiz bedeli” açıklamalı bu faturanın dayanaklarına dosyada rastlanılmadığı da gözetildiğinde, davalı şirketin satış sözleşmesinden dolayı dava ve takip tarihi itibariyle davacı şirkete borcunun bulunmadığı dosya kapsamı itibariyle sabittir.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince, kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak; ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurmayan davalı ... yönünden karanın kesinleştiği ve bu hususta davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek bu davalı davalı yönünden hükmün kesinleşen kısmı tekrar edilerek, davanın reddine dair karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2023/1399, K. 2023/1297, 22 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama