KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1189
- Karar no
- 2024/1528
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/05/2024
- Numarası
- 2023/889 Esas - 2024/577 Karar
- Dava
- Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 24/10/2024
Karar Metni
1.476 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... A.Ş.
Unvanlı bayi ile davacı şirket arasında ek-1 de yer alan 16/03/2023 tarihli sözleşme akdedilmiş, bu sözleşme gereği ... kamyon tipi aracın 5 adet olacak şekilde, bunlardan 3 adedini 2023 yılı Nisan ayında geriye kalan 2 adedini ise 2023 temmuz ayında teslim edilmesi taahhüt edildiğini, söz konusu sözleşmenin akdedilmesi ile birlikte davacı şirket davalı bayi hesabına 750.000,00 TL peşinat bedeli ödemiş ve nisan ayı içinde teslim edilmesi taahhüt edilen 3 aracın teslimi davacı şirket tarafından beklenmeye başlandığını, davalı tarafından nisan ayı içinde 3 adet aracın teslimi beklenmekte iken,
iki aracın teslime hazır olduğu diğer aracın ise teslime hazır olmadığı bilgisi verilmiş, teslime hazır hale getirilen iki aracın kararlaştırılan bedeli ivedi olarak 10-11/05/2023 tarihlerinde bayi hesabına aktarılmış olmasına rağmen, bu iki araçta ödeme tarihinden sonra 17/06/2023 tarihinde bir tanesi İzmir Bayisinde diğeri ise Aksaray Bayisinde (sözleşmede kararlaştırılmadığı halde) davacı şirkete teslim edildiğini, diğer son araç ise hiç bir aşamada teslim edilmediğini, sözleşme yükümlülüklerine uygun hareket edilmemesinden ötürü davacı şirket bu satış sözleşmesi dolayısıyla büyük bir mağduriyet yaşadığını,
nisan ayında teslim taahhüdünde bulunulan ve hiç bir aşamada davacı şirkete teslim edilmeyen 1 adet ... kamyon tipi araç, davacı şirketin tüm iş planlamasını bozmuş, davacı şirket tarafından bu araçların zamanında teslim edileceği düşünülerek alınan siparişler davacı şirketin satış yaptığı ilgililere sevk edilmemiş ve bu suretle büyük bir gelir kaydı oluştuğunu, bu gelir kaydı dava tarihi itibariyle de devam ettiğini,
2023 Nisan ayı içersinde teslim taahhüdünde bulunulan hiç bir aşamada teslim edilmeyen 1 adet ... kamyon tipi araçla ve 10-11/05/2023 tarihinde ödeme yapılmış olmasına rağmen 17/06/2023 tarihinde teslim edilen 2 araçla ilgili olarak konusunda uzman bilirkişilerce tespiti mümkün hale geldiğinde tekrardan arttırılmak üzere şimdilik teslim edilmesi gerekli olan tarihten bugüne kadar geçen süreye ilişkin araç başına aylık 150.000,00 TL +KDV olarak şekilde gelir kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerekmektedir.
Sözleşmede yer almadığı halde İzmir Şubede teslim alınması gereken aracın Aksaray şubede davacı şirkete teslim edilmesi ile ilgili olarak konusunda uzman bilirkişilerce tespiti mümkün hale geldiğinde tekrardan arttırılmak üzere şimdilik sevkiyat, nakliye vb. Gibi zarar kalemlerine karşılık olarak 50.000,00 TL zarar bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, iki aracın hazır olduğu ve ödemesinin beklendiği belirtilmiş, davacı şirket tarafından bu iki araçla ilgili olarak 10-11/05/2023 tarihlerinde olacak şekilde toplam 7.720.000,00 TL ödeme yapılmış, ancak bu iki araç 17/06/2023 tarihinde teslim edilmiştir.
Sözleşmeye aykırı hareket edilmesinden ötürü söz konusu araç satışları euro kuru üzerinden TL ye çevrilerek yapılmakta, kurda meydana gelen değişiklik müşteriye kur farkı olarak yansıtılmakla ve araç satış bedeline eklenmekte olduğu sabit olduğundan, sözleşmenin feshi ve devamının mümkün olmaması nedeniyle bu geçen sürede kur farkından kaynaklı olarak davacı şirketin zararı oluştuğunu, bu aradan geçen sürede ise davacı şirket tarafından yatırılan 7.720.000,00 TL davalı bayi tarafından bekletilmiş ve bu bedel bayi tarafından kullanıldığını, 2 aracın 17/06/2023 tarihinde teslim edildiği ortada iken,
10-11/05/2023 tarihleri ile 17/06/2023 tarihleri arasında geçen sürede davacı şirket tarafından ödenen 7.720.000,00 TL nin 11/05/2023-17/06/2023 tarihleri arasında konusunda uzman bilirkişilerce tespiti mümkün hale geldiğinde tekrardan arttırılmak üzere şimdilik 75.000,00 TL oluşan kur farkından kaynaklı zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, uzman bilirkişilerce tespiti mümkün hale geldiğinde arttırılmak üzere şimdilik 226.549,14 TL zararımızın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont iskonto faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araca ilişkin olarak davacı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir alım satım ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin dava konusu sözleşmenin tarafı olmadığını, yalnızca aracın üreticisi konumunda olduğunu, huzurdaki ihtilafın ticari araç satımına dayandığı nazara alındığında TBK uyarınca satıcı konumunda olmayan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının talep sonucunun netleştirilmesi ve akabinde taleplerine göre eksik harç bulunması halinde bu harcın tamamlattırılması gerektiğini,
davacının dava dilekçesinin içeriğinde talep sonucunun açık bir şekilde belirtilmediğini, davacının taleplerinin çelişkili olduğunu, hem menfi hem müspet zararın talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın ödemesini dahi yapmadığı bir araç için gelir kaybı talebinde bulunmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, sipariş formunda araçların teslim yeri olarak Aksaray/Fabrika olarak kararlaştırılmışken davacının araçlardan birini Aksaray'da teslim almasına ilişkin sevkiyat, nakliyat vb. zarar kalemlerine karşılık 50.000,00 TL talep etmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını beyan ederek;
öncelikle dava konusu araçların sadece üreticisi konumunda bulunan ve davacı şirket ve diğer davalı şirket arasındaki sözleşmenin tarafı olmayan müvekkili şirket bakımından davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini, talep sonucu açık olmayan davacıya talep sonucunu açıklamak üzere süre verilmesini, ayrıca gerekirse eksik harcın tamamlattırılmasını, verilen süre içinde bu eksikliklerin giderilmemesi halinde davanın reddini, her halükarda haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava konusu somut olayda, davacı şirket ile dava dışı ... Ticaret Türk A.Ş.
Unvanlı bayi arasında ... kamyon tipi 5 adet aracın 3 adedini 2023 yılı Nisan ayında geriye kalan 2 adedini ise 2023 temmuz ayında teslim edilmesine dair sözleşme yapıldığı, nisan ayı için taahhüt edilen araçlardan birisinin hiç teslim edilmediği, iki aracın ise geç teslim ve farklı şehirlerde teslim edildiğinden bahisle oluşan zararın tazmini istemiyle dava açıldığı, itilafın davacı ile davadışı ...
Ticaret Türk A.Ş.şirketi arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklandığı sabit olup iş bu davada davalıdan kaynaklanan bir ihtilafın söz konusu olmadığı, söz konusu tazminat davasının sözleşme akdedilen ve taahhüdü veren tarafa karşı açılabileceği hususu göz önüne alındığında davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firmanın genel merkezinin tedarik ve işleyişi ile ilgili sıkıntılara yer verildiği, araçların teslim edilmemesinin genel merkezin tedarik zinciri ile satış politikasından kaynaklı nedenlerden de kaynaklandığı iddia edilmiş, bu suretle davacının oluşan zararına da davalı da sebebiyet vermiş somut olayda yasanın amir hükümleri gereği bayi olan tefrik kararı verilen diğer davalı bayi kadar, bayi olarak yetkilendirdiği acentenin bağlı bulunduğu genel merkezde yetkili ve sorumlu olduğunu,
genel merkez ve yetkilendirdiği bayi birbirlerinden ayrı bir tüzelkişiliği sahip gibi görünse de tüm işlemlerin genel merkezin kontrolünde yürütüldüğünü, en basit anlatımı ile bayi ürün siparişi geldiğinde genel merkezi sağladığı sisteme sipariş girmekte ve akabinde genel merkezin tedarik etmesi ve malın bayiye ulaşması geren sürecin başladığını, zira sözleşme konusu edilen araçların bayinin stoğunda olmayan ve genel merkezden sipariş geçtiği ürünler olduğunu, nitekim dava öncesi yazışmalar, ihtarnameler ve mailler incelendiğinde bayinin satış sözleşmesine konu edilen malların stoğunda olmadığını açıkça kabul ettiğinin görüleceğini,
bayi genel merkezden bağımsız olarak hareket etmemekte, girdiği siparişlerin genel merkez tarafından bayiye tedarik sürecini beklemekte olup bu nedenle her iki davalının ayrı ayı bağımsız bir tüzelkişilik gibi görülerek farklı olarak değerlendirmeye tabi tutulmasının hatalı olduğunu, bayi ile yapılan sözleşme genel merkezin sisteminde de yer almakta olup, satış sözleşmesine konu edilen malların tedariği ile ilgili olarak bayinin davalıya bağımlı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, geç ve eksik teslim nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı ile davalının bayisi .. A.Ş. Arasında 16/03/2023 tarihinde 5 adet ... kamyonun satışı hususunda sözleşme yapılmıştır.
Davacı tarafça, bir kısım araçların geç ve farklı yerde teslim edildiğini, bir kısmının ise teslim edilmediği iddiasıyla bu nedenle uğradığı zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemenin 26/01/2024 tarihli ara kararı ile davalı ... A.Ş. Hakkındaki davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir.
Davacı tarafça dava dilekçesinde, bayinin yapmış olduğu işlemden diğer davalının da sorumlu olduğu, sözleşmede araçların teslim tarihleri açıkça yer aldığı halde zamanında ve eksiksiz araçları teslim etmeyen davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de, davacı ile davalı ... Anonim Şirketi arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı gibi bu davalının davacıya karşı araç teslimini yükümlendiğine ilişkin bir ispat dosyada bulunmamaktadır.
Davalı ile bayisi arasındaki hukuki ilişkiye ise davacı dayanamayacak olup, bu haliyle dava konusuyla ilgili olarak davalının davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta olup ilk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/1189, K. 2024/1528, 24 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama