KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/177
- Karar no
- 2024/1434
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/04/2023
- Numarası
- 2023/151 Esas - 2023/309 Karar
- Dava
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
- İstinaf karar tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
1.229 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ...'in 22.11.1995 tarihinde tescil edilen ...
Pazarlama Limited Şirketi'nin çoğunluk hissesine sahip kurucu ortağı olduğunu, müvekkilinin ihale usulü işler alıp şirketi idame ettirmek ve büyütmek gayesinde olduğunu ancak ihalelere katılabilmek için şahısların tek bir şirket ortağı olması ve bu şirket üzerinden ihalelere kabulü şartı bulunduğunu ve müvekkilin başka firmalarda da ortaklığı bulunması sebebiyle ihalelere katılamadığını, bu durum karşısında müvekkilinin ve ortağının 2007 yılında şirket hisselerini emaneten amcaları miras bırakan ...'e devrettiklerini, bu durumun Ticaret Sicil kayıtlarında görüldüğünü, murisin müvekkiline genel vekaletname verdiğini,
bu vekaletname ile 15 yılı aşkın bir süre şirketin tüm idari, mali ve resmi işlemlerini davacı müvekkilinin yürüttüğünü, müvekkilinin hisse devri yaptığı muris ...'in vefatı sonrası murisin çocukları ... ve ...'in mirası red ettiklerini ve İstanbul Anadolu 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/352 Esas sayılı dosyası ile mirasın reddine karar verildiğini, bu sebeple şirketin de terekeye devredilip tasfiyeye sokulma riski altında olduğunu, miras bırakan ...'in (T.C.
No: ...) terekesinin resmen tasfiye edilmeden önce Sulh Hukuk Mahkemesi'nde terekeye temsilci atanması için kendilerine yetki belgesi verilmesini, murisin emanet olarak hissedarı ve yetkilisi olduğu ... Limited Şirketi'nin (V.No:...) terekeden ayrılarak hisselerin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Dahili davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkillerinin dahil edilmiş olduğu işbu davayı kabul ettiklerini, taraflar arasında daha önce tanzim edilen sulh protokolünü dosyaya ibraz ettiklerini, müvekkillerinin İstanbul Anadolu 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/352 Esas sayılı dosyası ile miras bırakan ...'in mirasını reddettiklerini, bu nedenle işbu davaya dahil edilme kararının yerinde olmadığını, davacı tarafa verilen yetki ile alınan veraset ilamının hatalı olduğunu, müvekkillerinin mirası reddetmiş olmaları ve davayı kabul sebebiyle dava masraf ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava esasen dava dışı ... Limited Şirketi'nde davacıya ait iken usulsüz bir şekilde dahili davalıların miras bırakanına devredildiği iddia edilen hisselerin iptali ile davacı adına bu hisselerin tescili istemine ilişkin olup, davacının dava dışı ...
Limited Şirketi'ndeki ortaklığının tespiti istemine ilişkin olup, ortaklığın tespitine ilişkin davaları hasımlı olarak ortaklık iddia edilen şirkete karşı açılması gerekmektedir. Şirketin resmiyette tek ortaklı olup tek ortağın ölmesinin davanın açılış şeklinde bir etkisi olmamaktadır. Her ne kadar görevsiz mahkemece dava dışı ...
Pazarlama Limited Şirketi'nin tek ortağı olan muris ... mirasçıları olan ... ve ... davaya dahili davalı olarak eklenmişse de iş bu davada dahili davalı olarak mirasçıların eklenmesinin mümkün olmadığı, davalı sıfatına haiz olması gereken kişilerden olmadıkları, davanın şirkete karşı açılması gerektiği, kaldı ki söz konusu şahısların zaten mirası reddettikleri, bu nedenle söz konusu mirasçıların davacının beyanlarının doğru olduğunu kabul etmelerinin de bir etkisi olmadığı ve sonuç olarak iş bu dava hasımsız olarak açılamayacağından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; murisin davacıya vermiş olduğu genel vekaletname ile 15 yılı aşkın bir süre şirketin tüm idari, mali, resmi işlemlerini davacının yürütmüş olduğunu, ...
Limited Şirketi'nin tek ve yetkili ortağının davacı ... olduğunu, Murisin çocukları ... ve ...'de kendi el yazıları ile verdikleri beyanlarda durumu ikrar etmiş ve şirket hisselerinin tamamının davacıya ait olduğunu muris babalarının emanetçi olduğunu belirttikleri yazı dosyada mübrez olup, tanık olarak ifadelerinin alınmasının Yerel Mahkemeden talep de edildiğini, TMK. 612md.
"En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir" şeklinde belirtmekte olup davacının hisse devri yaptığı muris ... vefatı sonrası murisin çocukları ... ve ... mirası red etmiş ve İstanbul Anadolu 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/352 E. Sayılı dosyası ile mirasın reddine karar verildiğini, söz konusu şirket de terekeye devredilip tasfiyeye sokulma riski altında olup henüz murisin mirasının iflas hükümlerine göre tasfiye edilmediğini,
kaldı ki davacının hak kaybına uğramaması için terekenin bu aşamada tasfiye edilmemesi davacının lehine bir durum olup keza Murisin en yakın mirasçılarının tamamı mirası reddettiklerinden ve huzurdaki davayı yönelteceği pasif husumet ehliyeti bulunan davalı sıfatını haiz kimse olmadığından işbu davayı hasımsız açtıklarını, mahkemeden muris ...'in terekesine temsilci tayini davasını açmak için tarafına yetki belgesi verilmesini ve bu husus için ara karar oluşturulmasını dava dilekçesi ve sonraki beyanları ile talep ettiklerini ancak işbu taleplerinin Yerel Mahkemece değerlendirilmeden karar verildiğini beyanla,
ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı olarak şirket hisselerinin adına kayıt ve tescili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, eldeki davanın hasımsız olarak açılıp açılamayacağı noktasındadır.Dava dışı ... Ltd. Şti.'nin hisseleri dava dışı ... adına iken onun ölümü ve mirasçılarının mirası reddetmeleri üzerine terekeye intikal etmiştir.Davacı tarafça, dava dışı ... Ltd.
Şti.'ndeki hisselerini 2007 yılında emaneten dava dışı ...'e devrettiğini, ancak onun ölümü ile hisselerin terekeye dahil olduğu iddiasıyla söz konusu hisselerin kendi adına kayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacı, Üsküdar ... Noterliğinin 22/05/2015 tarih ve ... YN'lu limited şirket pay devir sözleşmesi ile dava dışı ... Ltd. Şti.'ndeki 99.000,00 TL hissesinin tamamını dava dışı ...'e devretmiştir.
Daha sonra şirketin 100.000,00 TL olan sermayesi 8.000.000,00 TL'ye çıkarılmıştır. Davacının iddiası inançlı işleme dayalı olduğundan eldeki davanın muris ... terekesine yöneltilmesi gerekmektedir. Ancak murisin en yakın mirasçıları mirası reddetmiş durumdadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 612/1. Maddesinde, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği düzenlenmiştir.
Türk Medenî Kanun’un Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 52 inci maddesinde sulh hâkiminin yanı sıra, tasfiye memurlarının da bahsi geçmektedir.
Tüzüğün anılan maddesi, “Resmi deftere göre terekenin mevcudunun borçlarını ödemeye yetmediği anlaşılır veya başlangıçta mevcudun borcu karşılayacağı kanaati ile olağan usulle tasfiyeye başlanıp sonradan mevcudun borçları ödemeye yetmediği sonucuna varılırsa, sulh hâkimi durumu derhal alacaklılara bildirir ve iflâs usulü ile tasfiyeye karar vererek bu tasfiyeyi yapmak için bir veya birkaç memur atar” şeklinde düzenlenmiştir.Terekenin borçlarının mevcudundan fazla olması veya en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde, tasfiyenin yapılması iflâs hükümlerine tâbi olmakla birlikte, bu tasfiye mahkemece re’sen yapılamaz.
Bunun için mirasçı veya alacaklılar tarafından talepte bulunulması gerekir.Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi usulünde, terekeye karşı açılacak davalarda terekeyi sulh hukuk mahkemesince atanan tasfiye memuru temsil edecektir. İflas hükümlerine göre tasfiyesi gereken terekeye temsilci atanması yoluyla terekenin temsilinin sağlanması mümkün değildir.
Somut olayda, inançlı işlem nedeniyle terekeden alacaklı olduğunu iddia eden davacının sulh hukuk mahkemesinden terekenin iflas yoluyla tasfiyesini istemesi ve sonrasında atanacak tasfiye memuruna davayı yöneltmesi gerekir.
Eldeki davanın hasımsız açılmasının mümkün olmaması ve mirası reddeden mirasçıların terekeyi temsil yetkisinin bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/177, K. 2024/1434, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama