KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2024/990
- Karar no
- 2024/1128
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/03/2020
- Numarası
- 2017/475 Esas - 2020/224 Karar
- Dava
- Tanıma Ve Tenfiz
- İstinaf karar tarihi
- 17/07/2024
Karar Metni
1.362 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Dairemizden verilen 12/04/2023 Tarih ve 2023/378 Esas - 2023/395 Karar sayılı karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2024 Tarih ve 2023/3635 Esas - 2024/1351 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda dosya ele alındı.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı aleyhine Almanya Mayen Asliye Mahkemesine (ortak ihtar mahkemesine) başvurarak alacak takibi (davası) açmış olduğunu, 14.04.2011 tarihinde düzenlenen ödeme emrinin 20.04.2011 tarihinde tebliğ edildiğini, akabinde mahkemece verilen kararın davalıya 25.05.2011 tarihinde tebliğ edildiğini ve verilen kararın 26.05.2014 tarihinde kesinleştiğini, 26.05.2014 tarihinde kesinleşen karar gereği esas alacağın 11.04.2011 tarihli ve ... sayılı kefaletnameye istinaden 109.027,88 EURO, harç masrafın 428 EURO, faizin 98,37 EURO olmak üzere genel toplamın 109.558,03 olduğunu,
5718 sayılı MÖHUK ve yasal düzenlemeler gereği, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya arasında mütekabiliyetin olduğunu, ilamın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olduğunu ve alacağa müteallik olup TC yasalarınca kamu düzenine aykırı bulunmadığını, tenfızi talep edilen kararın verildiği Almanya Mayen Asliye Mahkemesince yasalara uygun şekilde tebligat yapılarak davalının haberdar edildiğini ve MÖHUK m.54/1 (ç) bendi şartının da yerine getirildiğini dolayısıyla tenfizde yasal bir sakınca bulunmadığını belirterek Almanya Mayen Asliye Mahkemesi (Rheinland-Pfalz ve Saarland eyaletleri ortak ihtar mahkemesine) (...
Sayılı ...) ilamının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin Türkiye’deki yerleşim yerini Sakarya olarak göstermesine rağmen davayı İstanbul Mahkemelerinde ikame ettiğini, dolayısıyla yetkili mahkemenin Sakarya Mahkemeleri olduğunu, mahkemenin görevsiz olup, tenfiz kararı için Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, tenfize konu kararın icra emri niteliğinde bir karar olup, yabancı mahkeme tarafından verilmiş bir ilam mahiyetinde olmadığı gibi, kararda müvekkilinin savunmasının alındığına dair bir açıklamanın bulunmadığını, kaldı ki dava konusu kararda gösterilen adresin müvekkilinin gerçek adresi olmadığını, dolayısıyla savunma hakkının ihlal edildiğini, tenfiz şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, tenfiz talebine konu alacağın niteliği dikkate alındığında tenfiz isteminde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, tenfiz talepli dava basit yargılama usulüne tabi olup, yetki itirazının süresinde olmadığı, tenfizi istenen ilamın davalının müteselsil kefaletinden kaynaklanan sorumluluğu kapsamında Alman Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 700.
Maddesi uyarınca Alman Mahkemesince verilmiş ilam niteliğinde olduğu, bu düzenleme kapsamında davalı yana 20/04/2011 ve 09/0/2014 tarihlerinde iki kez tebligat yapıldığı, davalı tarafça buna karşın yargılamaya herhangi bir savunma ve karşı kanıt sunulmadığı, davalının kefalet sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini ifa etmediği gerekçesiyle davacı tarafça Almanya Eyalet Mahkemesinde dava açılmış ve mahkemece davalı yana tebligat yapılmak suretiyle yargılama yapılıp, verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiği saptandığı, bu itibarla tenfiz istemine konu ilamın hukuk davasına ilişkin bir yabancı mahkeme ilamı olduğunun açık olduğu,
tenfiz istemine konu mahkeme kararı sözleşmeden kaynaklanan bir alacağa ilişkin olup, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmediği, kamu düzenini ihlal etmediği, davalıya resmi tebligatın yapılması suretiyle yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu, iki ülke arasında Mahkeme kararlarının tenfizi bakımından tenfize konu kararın verildiği ülke hukukuna göre benzer nitelikteki Türk Mahkemesi kararlarının (Türk Hukukundakine eşit veya yakın şartlarla) hukuken tenfizinin mümkün olması halinde hukuki mütekabiliyetin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı,
tenfiz koşullarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile. Almanya Mayen Asliye Mahkemesi'nin ... sayılı (... Dosya no'lu), 25.05.2011 tarihli kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf sebeplerinde özetle; Tanıma ve tenfizi istenen kararın takip hukuku ilgili olup, hukuki ihtilafı karara bağlayan yabancı mahkeme tarafından verilmiş bir ilam niteliğinde olmadığını, ayrıca, kararda davalının savunmasının alındığı yönünden bir açıklamanın yer almadığını, usulüne uygun kesinleşmediğini, savunma hakkının ihlal edildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda müvekkili lehine tespit edilen hususların aksine karar verildiği halde bunun gerekçelerinin kararda gösterilmediğini, mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının tenfiz talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekilince süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde.
Dairemizin 21/10/2021 tarih ve 2020/1967 E. - 2021/47 K. sayılı kararı ile; "davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine" karar verilmiştir.Dairemizce verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/11/2022 tarih ve 2021/3313 Esas 2022/8532 Karar sayılı ilamı ile;
"...Dairemizin 17.11.2021 tarih ve 2020/6061 Esas-2021/6271 Karar sayılı emsal niteliğindeki ilamında da belirtildiği gibi yabancı ülke hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu kabul edilemez.
Yine emsal kararda atıf yapılan Dairemizin 17.01.2000 tarih ve 1999/9231 Esas-2000/23 Karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de tenfizi mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceği de gözetildiğinde davaya konu Almanya Mayen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığı belirtilerek kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı üzerine Mahkememizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, 21/01/2021 Tarih ve 2020/1967 E. - 2021/47 K. sayılı karar ilamı ile;
bozma ilamı uyarınca yargılama yapılarak davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.Dairemizce verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından tekrar temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2024 Tarih ve 2023/3635 Esas - 2024/1351 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esastan kurulan ret hükmü Dairemizce bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulup, nihai olarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince hüküm Mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan, öncelikle bozma kararı yerine getirilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken hatalı usul ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş,
kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulmasına" karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı üzerine Mahkememizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak tarafların yokluklarında, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
10.02.2021 tarih ve 201/1E-2012/1 K Yargıtay İçtihatı Birleştirme kararında kendi usul hukuku hükümlerine göre "ilam "niteliğinde kabul edilen bir mahkeme kararın Türk İcra Hukukunda yer alan düzenlemeye benzeterek belirli bir miktar paranın ödenmesine ihtarını içeren emirname veya "ödeme emri"olarak nitelemenin olanaksız olduğu ve tenfize uygun yabancı mahkeme ilamının 5718 sayılı kanunda sınırlı olarak sayılan hallerin bulunması halinde tenfizine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.Yapılan yargılama sonunda, dosyada mevcut deliller, yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya mündericatı değerlendirildiğinde;
davaya konu kararın ilam niteliğinde tenfize uygun kararlardan olduğundun ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp,dairemizce hüküm Mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/990, K. 2024/1128, 17 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama