KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Dosya no
- 2025/1093
- Karar no
- 2025/1168
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 13/06/2025
- Numarası
- 2025/348 Esas (Derdest
- Dava
- Tespit
- İstinaf karar tarihi
- 23/09/2025
Karar Metni
1.788 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle.
Davacılar, davalı şirketin kurucusu merhum ...'nın yasal mirasçıları olduğunu, merhum ... tarafından kurulan ve sonrasında anonim şirket hâline gelen davalı şirketin sermayesi kurucunun vefatından sonra eşi ve çocukları arasında yasal miras payları oranında paylaştırıldığını, şirketin yönetimini elinde tutan tek erkek evlat merhum ..., aile fertlerine ait hisseleri sahte imzalı belgeler ile sistematik ve hukuka aykırı sermaye artırımlarıyla seyrelttiğini, davacıların, davalı şirketteki hisseleri yasal miras pay oranı olan (her biri için) 620'den seyrelerek 261'in altına düşürüldüğünü,
sonra ... adına devredilmek ve tescil edilmek suretiyle tamamen sona erdirildiğini, bu sermaye artırımları davacıların rüçhan hakları ve bedelsiz çıkarılan payları iktisap etme hakları ihlal edilerek ve sonrasında davacıların hissedarlıkları bilinmeyen ve açıklanamayan bir şekilde sona erdirilerek gerçekleştirildiğini,12.03.2025 tarihli Ticaret Başmüfettişi tarafından düzenlenen inceleme raporunda da aynı usulsüzlüklerin ...
Grup'un diğer şirketlerinde de uygulandığı ve davacıların ortaklık paylarının merhum ...'ya devredilmek suretiyle fiilen yok edildiği tespit edildiğini, davacıların doğrudan hissedarı oldukları tek grup şirketi ...'in 2024 yılında davaclıara gönderilen genel kurul tutanağıyla, gerçeğe aykırı olarak toplantıya katıldıkları ve kararlara onay verdikleri ifade edilerek imzalarının istendiğini, davacıların imzadan imtina ederek ...
Şirketler Grubundaki diğer şirketlerin de genel kurullarının tutanaklarının bu şekilde imza edildiğini anlamış olduklarını, durum tespit edildikten sonra davaclıar tarafından ihtarname çekildiğini, ancak davalı şirket yönetimi tarafından hissedarlığın nasıl sona erdiğine ilişkin bir açıklama yapılmadığını, Davalı Şirket tarafından paylaşılan 2003 tarihli genel kurul tutanağından davacılar adına sahte vekâletnamelerle genel kurullar yapıldığını, bu şekilde sahte evrak düzenlendiğini, davalı şirket, Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan denetim sırasında gerekli belgeleri sunmayarak delil karartma şüphesi yarattığını,
bu nedenle 12.03.2025 tarihli Ticaret Başmüfettişi tarafından düzenlenen İnceleme Raporu'nda da imzaların sahte olup olmadığının mahkeme eliyle incelenmesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulünü, davacıların şirket nezdindeki pay sahipliğinin tespitini, davacıların şirket nezdindeki hisselerinin davacı şirketin pay defterine işlenerek İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanını, davacıların şirketteki paylarına dair haklarını korumak amacıyla;
davalı şirketin ticaret siciline yeni tescil yapılmasını, pay defterinde değişiklik gerçekleştirilmesini, davalı şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrini, Genel kurul ve yönetim kurulu defterleri ile sermaye artırımı belgeleri dahil tüm ticari kayıtların değiştirilmesinin ihtiyaten durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacıların pay sahipliğinin seyreltilmesine ve sona erdirilmesine ilişkin bütün belgelerin işbu dava dosyasına sunulması için HMK m.219 uyarınca davalı şirkete ihtarda bulunulmasını,
davalı şirket'in fiili ve hukuki yönetiminde bulunan kişiler eliyle gerçekleştirilen işlemler nedeniyle ortaklık haklarının kullanılamaz hale gelmiş olması ve ticari faaliyetlerin davacılar aleyhine yürütülmesi nedeniyle, şirketin mali işlemlerinin tarafsız biçimde gözlemlenmesini teminen temsil kayyımı atanmasını,
davacıların ortaklığı bulunduğu şirketlerdeki ortaklık paylarının tespiti için gerek sermaye artırımına ilişkin genel kurul toplantılarında ve gerekse pay devrine ilişkin işlemlerde kullanılan vekaletnameler ve diğer belgeler üzerine atılan imzaların sıhhati ile ilgili olarak alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından kriminal/grafolojik imza incelemesi yaptırılmasını, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davalı şirket üzerine yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda İstinaf incelemesine konu 13.06.2025 tarihli ara karar ile "...HMK'nın 390. Maddesinin 3. fıkrasında "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmü bulunmaktadır.
Anılan madde hükmü gereğince davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Mevcut davada, davacıların şirketteki paylarına dair haklarını korumak amacıyla; davalı şirketin ticaret siciline yeni tescil yapılmasını, pay defterinde değişiklik gerçekleştirilmesini, davalı şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrini,
Genel kurul ve yönetim kurulu defterleri ile sermaye artırımı belgeleri dahil tüm ticari kayıtların değiştirilmesinin ihtiyaten durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı talebi açısından sunulan bilgi ve belgelerin bu aşamada yaklaşık ispatı sağlamaya yeterli olmadığı gözetilerek talebin yargılamayı gerektirmesi de dikkate alınarak tedbir taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle.
İlk Derece Mahkemesinin, "yaklaşık ispat" ölçütünü fiilen "tam ispat" düzeyinde değerlendirerek, ilgili kanun hükmünü farklı şekilde uyguladığını, İlk Derece Mahkemesi’nin "ihtiyati tedbir talebinin yargılamayı gerektirdiği" yönündeki gerekçesinin, yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle gerekçesiz ara karar’ın kaldırılması gerektiğini, Ticaret Bakanlığı Başmüfettişliği tarafından tanzim edilen resmi Raporun, tek başına "yaklaşık ispat" koşulunu ziyadesiyle karşılayan, gözardı edilmesi mümkün olmayan kuvvette bir delil olduğunu, telafisi imkânsız zarar tehlikesinin soyut bir endişe değil,
somut ve yakın bir risk olduğunu, davalı şirket yöneticilerinin kendi içindeki çelişkili ve kötü niyetli beyanlarının, tehlikenin varlığını ispatladığını, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13.06.2025 tarihli ve 2025/348 Esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararının HMK 341 ve 389 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
eldeki davanın konusu pay sahipliğinin tespit ve tesciline ilişkin olduğundan ve pay devri halinde hakkın elde edilmesi zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale gelerek iyi niyetli üçüncü kişilerin de hakları zedeleneceğinden, HMK md. 389 ve devam maddeleri uyarınca davanın niteliği ve başkaca zararlarının doğmaması açısından teminatsız olarak; yargılama süresince delillerin karartılmasını ve hak kaybının derinleşmesini önlemek amacıyla davalı şirkete ve hisselerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesine, pay defteri ve diğer ticari kayıtlarda değişiklik yapılmasının durdurulmasına,
davalı şirkete temsil kayyımı atanmasına yönelik tüm ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, davacıların şirket nezdindeki pay sahipliğinin tespiti ile davacıların şirket nezdindeki hisselerinin davacı şirketin pay defterine işlenerek İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanı istemli derdest davada, davalı şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesine, genel kurul ve yönetim kurulu defterleri ile sermaye artırımı belgeleri dahil tüm ticari kayıtların değiştirilmesinin ihtiyaten durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davalı ...
Çelik Sanayi ve Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin tür değişikliği işlemine ilişkin tescil ilanının yayımlandığı 09.11.1976 tarihli ve 91 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ortaklık bilgilerinde şirketin altı ortağının bulunduğu ve beheri 5.000 Türk Lirası değerinde 300 adet hisseye ayrılmış toplam 1.500.000 Türk Lirası sermayeye sahip olduğu,
75 hissesinin Kıymet Yazıcı'ya, her biri 45 hissenin ..., ...'ya ait olduğu görülmekte olup, 12.03.2025 tarihli Ticaret Başmüfettişi tarafından düzenlenen İnceleme Raporu'nda davacılar ...'nun annesi olan ...'nun 29.01.2003-30.05.2003 tarih aralığında şirket ortaklığının sona erdiği belirtilmiştir. HMK'nın 389/1.
Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir.
HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.
Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.1.Davalı şirkete tedbiren temsil kayyımı atanması istemine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede;4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4.
Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır.
Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur (Yargıtay. 11. HD.'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı).6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) şirketlere temsil kayyımı atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte temsil kayyımı da TMK hükümlerine göre atanmaktadır.
TMK'nın 426/2-3 maddesine göre şirkete, temsil kayyımı atanması için yasal temsilcisi ile menfaatlerinin çatışıyor olması ya da yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunması gerekir. Eldeki davada, bu hususlardan birinin bulunduğuna ilişkin dosyada yaklaşık ispat bulunmadığından davalı şirkete tedbiren temsil kayyımı atanması şartları oluşmamıştır.
2. Davalı şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, genel kurul ve yönetim kurulu defterleri ile sermaye artırımı belgeleri dahil tüm ticari kayıtların değiştirilmesinin ihtiyaten durdurulması istemine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede;Davacı tarafça, davalı şirketin yönetimini elinde tutan ...'nın aile fertlerine ait hisseleri, sahte imzalı belgeler ile sistematik ve hukuka aykırı sermaye artırımlarıyla seyrelttiği ve sonrasında bu hisselerin ... adına devredilmek ve tescil edilmek suretiyle, şirketteki hissedarlıklarının tamamen sona erdirildiği,
sermaye artırımlarıyla rüçhan hakları ve bedelsiz çıkarılan payları iktisap etme haklarının ihlal edildiği iddia edilmiş ve delil olarak Ticaret Başmüfettişi tarafından düzenlenen 12.03.2025 tarihli İnceleme Raporu'na dayanılmıştır.
Anılan inceleme raporunda, davacıların şirketlerdeki ortaklık paylarının tespiti için yargı yoluna başvurabilecekleri, gerek sermaye artırımına ilişkin genel kurul toplantılarında ve gerekse pay devrine ilişkin işlemlerde kullanılan vekaletnameler ve diğer belgeler üzerine atılan imzaların sıhhati ile ilgili olarak da adli makamlara başvurulabileceği belirtilmiş olmakla birlikte söz konusu rapor, davacı iddiasının yaklaşık ispat olgusunun gerçekleştiğine elverişli olmayıp, mevcut aşamada dosyaya sunulan deliller itibariyle ihtiyati tedbir şartları oluşmamıştır.
Bu nedenle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/1093, K. 2025/1168, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama