KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/486
- Karar no
- 2025/940
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/11/2024
- Numarası
- 2024/197 Esas - 2024/731 Karar
- Dava
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali
Karar Metni
1.556 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Temlik eden vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Lehine davalılar ..., ..., .. ve ...' ın müşterek müteselsil kefaleti ile ... Bankası Dudullu Şubesi nezdinde ...
Kredi, Cari Kredi Hesabı, iskonto/iştira kredisi, çek kredisi açılmış olup açılan ve kullandırılan kredi hesapları kredilerin geri ödemelerinin yapılmaması nedeniyle 12/03/2013 tarihinde kat edildiğini, çek garanti bedellerinden dolayı 1.045,00 TL gayri nakdi risk alacaklarının depo edilmesi gerektiğini, kredi hesaplarının kat edildiği ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içerir Kadıköy ...
Noterliğinin 12/03/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ekinde hesap özeti borçlulara tebliğe gönderilmiş ise de borçlar ödenmediğinden borçlular hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es.
Sayılı dosyasıyla icra takibine geçildiğini, ancak borçlular vekilleri aracılığıyla 21/05/2013 tarihinde borca itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, alacak likit olup davalıların itirazları kötü niyetli, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğundan icra inkar tazminatı taleplerinin de olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı borçluların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazlarının iptali ile takibin devamına, ödeme emrinin borçlulara tebliğden itibaren asıl alacağa işleyecek faizi ile tahsiline, davalı borçluların aleyhine %20 ' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığından süre yönünden davanın reddi gerektiğini, icra dosyasına yapmış oldukları itirazları tekrarladıklarını, müvekkillerinin davacıya, çekilen krediye ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen gerek asıl alacak miktarı gerek diğer alacak talepleri hukuka aykırı olarak müvekkillerinden talep edildiğini, davacının açmış olduğu iş bu davada haksız olduğundan talep ettiği %20 icra inkar tazminatının da hukuka aykırı olduğunu ve bu talebin reddi gerektiğini,
davacı hukuki mesnetten yoksun iş bu davayı açmış olmakla kötü niyetli davranmış olup davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalılar müteselsil kefil olup davacının doğrudan davalılar aleyhine takip yapma serbestisi vardır. Davacının iki türlü talebi vardır. Birincisi verilen çekten dolayı gayri nakdi alacak diğeri de verilen kredilerden dolayı nakdi alacak talebidir.
Kural olarak gayri nakdi alacak için kefilin depo sorumluluğuna gidilebilmesi için Genel Kredi Sözleşmesi' nde bu yönde açık hüküm bulunması gerekir. 3 adet Kredi Sözleşmesi yapılmış olup dava konusu edilen nakdi ve gayri nakdi krediler sonuncusu olan 14/09/2012 tarihli Kredi Sözleşmesi' nden kaynaklanmaktadır. Davalılardan ... ve ... ın 1.000.000,00 TL meblağlı 14/09/2012 tarihli bu kredi sözleşmesinde imzaları yoktur.
Bu taktirde hem ilk ana sözleşme hem de 14/09/2012 tarihli üçüncü sözleşmenin birbirine atıf yapması halinde bu iki davalının sorumluluğu ortaya çıkacaktır. Aksi taktirde davadan dolayı bu iki davalı ( ... ve ... ) sorumlulukları olmayacaktır. 28/01/2008 tarihli davalı ... ve ... ' ın da imzaladığı ilk Genel Kredi Sözleşmesi' nin 54.maddesinde müteselsil kefillerin de ileride imzalanacak ek sözleşmelerden dolayı sorumlu olacaklarını düzenlemiştir.
1.000.000,00 TL meblağlı ve dava konusu kredilerin kullandırıldığı 14/09/2012 tarihli üçüncü sözleşmenin 10.9 nolu maddesinde nakdi ve çek garanti tutarları yönünden ve 13.4.maddesi ise bu sözleşmenin daha önce imzalanan kredi sözleşmesinin eki niteliğinde olduğunu belirtmiştir.
Yani her iki sözleşme birbirine atıf yaptığından ilk sözleşmede imzası olup da son sözleşmede imzası olmayan davalılar ... ve ... da dava konusu kredilerin kullandırıldığı bu son üçüncü sözleşmeden dolayı sorumludurlar. En son alınan ek rapor ile daha önce alınan raporlar çerçevesinde her dört davacı da hem nakdi hem de gayri nakdi ( Çek Teminatı) krediden dolayı kefalet limiti çerçevesinde sorumludurlar.
Akdedilen 14/09/2012 tarihli sözleşmenin 10.9.maddesinde müteselsil kefillerin mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından sorumlu olacaklarına dair hüküm bulunduğundan nakdi kredi dışında her dört davalıda gayri nakdi kredi borcundan sorumludurlar. Bilirkişice yapılan hesaplamaya göre kullandırılan beş kredinin değeri hesap kat tarihi itibariyle 219.363,74 TL ' dir. İcra dosyasında da bu miktar talep edilmiştir.
Bu miktar hesaplanırken yapılan tahsilatlar ( kat tarihinden önce ) düşülmüştür. Yine bir adet çek yaprağının davacıya yüklediği sorumluluk 1.045,00 TL olup takip talebinde de bu miktar talep edilmiştir. Bilirkişinin hükme esas alınan raporuna göre davacının talep edebileceği işlemiş faiz 37.620,88 TL iken davacı takip talebinde 38.580,60 TL talep etmiştir.
Yine bilirkişinin yaptığı hesaba göre davacının takip tarihi itibariyle 2.061,94 TL faizin %5 gider vergisi talep edebilecekken takipte 1.929,01 TL talep etmiştir. Masraf yönünden 593,35 TL talep rapora uygun olmuştur. Buna göre tablo yapıldığında ( taleple bağlılık ilkesi de nazara alındığında ) Yukarıdaki tabloya göre, itirazın iptali davasının tüm davalılar yönünden kısmen kabulü yoluna gidilmiştir.
Alacak likit, itiraz haksız olduğundan kabul edilen kısım yönünden davacı lehine %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Davacı kötü niyetli olmadığından red edilen kısım yönünden kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların, müteselsil kefil olarak davacı banka ile birbirinden bağımsız 3 adet genel kredi sözleşmesi imzaladığını, yerel mahkemenin ise, 3 sözleşmenin de birbirine atıf yaptığı ve bir bütünlük arz ettiği şeklinde hatalı değerlendirme yaptığını, kefillerin imzasının olmadığı sözleşmelerden de sorumlu olacağı kabulü hukuka aykırı olduğunu, 14.09.2012 tarihli sözleşmede önceki sözleşmelere yahut önceki sözleşmelerde 14.09.2012 tarihli sözleşmeye tarih ve miktar belirtilerek herhangi bir atıf yapılmadığını, yerel mahkeme,
sözleşmedeki tarih ve miktar içermeyen matbu ve genelgeçer ifadeleri hatalı şekilde atıf olarak kabul ettiğini, dolayısıyla verilen kararın, hatalı olduğunu, davacı banka ile asıl borçlu arasındaki ilk sözleşme, 28.01.2008 tarihinde imzalandığını, bu tarihten sonra ve dava konusu alacak bedelinin kaynağı olarak iddia edilen 14.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden önce TBK'nın değiştiğini, kanun değişikliği ile birlikte, genel işlem koşuluna kefalette eşin muvafakatname vermesi şartı emredici nitelikli hüküm olarak düzenlendiğini, BK'da yapılan işbu değişiklik ile sözleşmelerde yer alan bağlayıcı hükümler de geçersiz kılındığını,
tüm davalılar yönünden davanın reddi, aksi kanaatte olunması halinde ise davalı ... ve ... yönünden davanın reddi gerektiğini, davalı ... ve ...'ın, 3. kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması ve dava değerinin de son sözleşme değerinden az olması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşm.azlık temelde, kefaletin geçerli olup olmadığı, kredi borcunun davalıların kefil olduğu kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı banka ile dava dışı ...San. Ve Tic. Ltd.
Şti. arasında 28/01/2008 tarihinde 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalılar ..., ... ve ... 28/01/2008 tarihinde 750.000,00 TL limit ile. 24/11/2011 tarihinde 950.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalılar .., ... ve ... 24/11/2011 tarihinde 950.000,00 TL limit ile. 14/09/2012 tarihlerinde 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı ... ve ... 14/09/2012 tarihinde, davalı ...
17/09/2012 tarihinde bu sözleşmeye aynı tarihte 1.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil olmuştur. Temlik eden takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "sözleşme, ihtarname ve hesap özeti" sebebine dayalı olarak 260.466,70 TL nakdi alacak, 1.045,00 gayrinakdi alacağının tahsili istemiyle 17/05/2013 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra yine davanın ilk kararda olduğu gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 28/01/2008 ve 24/11/2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin 54. maddesinde müşteri ve müteselsil kefiller iş bu sözleşmenin daha evvel bankaya hitaben imzaladıkları ve ileride imzalayacakları tüm taahhütname ve sözleşmelerin eki ve ayrılmaz bir parçası olduğu.
14/09/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin 13.4-b maddesinde sözleşmenin daha önce imzalanmış ve ileride imzalanacak kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçası olduğu düzenlenmiştir. Anılan düzenleme müteselsil kefillerin imzalarını içeren sözleşmeler yönünden geçerlidir.
Kefillerin imzasının bulunmadığı sözleşmeler yönünden bu düzenlemelerin uygulanabilirliği yoktur.Dairemizin kaldırma kararından önce alınan bilirkişi ek raporunda davaya konu kredilerin 14/09/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanıldığı ifade edilmiş ise de dosya arasında bulunan hesap ekstrelerine göre, ... nolu 28.700,00 TL tutarlı kredinin 04/07/2012 tarihinde kullandırıldığı, ... nolu 67.450,00 TL tutarlı kredinin 26/7-29/08/2012 tarihleri arasında kullandırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dosyada bulunan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Bu halde, ilk derece mahkemesince yeni bir bilirkişiden rapor alınarak dava konusu kredilerin hangi tarihte hangi kredi sözleşmesi kapsamında kullanıldığı belirlendikten sonra, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat çerçevesinde sözleşmede imzası bulunan kefillerin sorumluluğu belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/486, K. 2025/940, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama