İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/1198 K.2022/954

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2020/1198Karar2022/954Tarih9 Haziran 2022Okuma10 dk · 1.990 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
9 Haziran 2022
Dosya no
2020/1198
Karar no
2022/954
İncelenen kararın mahkemesi
Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi
16/10/2018
Numarası
2017/478 E. - 2018/301 K.
Davanın konusu
İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
09/06/2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.990 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Davacı vekili, müvekkili şirketin 2006 yılından beri " ..." ve " ..." adlı programların yapımını gerçekleştirdiğini, ancak davalı tarafın 15/02/2016 tarihli ihtarname ile yapım sözleşmesi ve buna ek protokolü tek taraflı olarak feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, zira sözleşmeye göre her sezon son yayın tarihinden itibaren 15 gün önceden sözleşmenin bitirildiğini, bildirilmediği takdirde bir sonraki yayın dönemi için ÜFE artışı uygulanarak sözleşmenin devam edeceğini, böylece 14/09/2010 tarihli sözleşmenin feshine dair bir bildirimde bulunmadığı için bir yayın dönemi için daha sözleşmenin devam ettiğini,

yıllar içinde uzayan yayın dönemlerinde müvekkiline ödenmesi gereken ÜFE artışlarının ödenmediğini, tarafların ayrıca 28/08/2014 tarihinde bir ek protokol imzaladıklarını, bu protokolden doğan ÜFE artışının da ödenmediğini, böylece 18/09/2011- 01/03/2012 tarihleri arası ÜFE artışları ile 01/02/2015 tarihinden itibaren ÜFE artışından doğan alacakların tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali için bu davayı açtıklarını beyan ederek, Bakırköy ...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin devamına, en az %40 oranında icra tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Dava konusu alacak eser sözleşmesinden kaynaklandığından görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/11/2009 tarih ve 2009/15 esas 459 karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, tarafları, sebebi ve konusu aynı olan 3 ayrı dava daha bulunduğunu ve birleştirilmeleri gerektiğini, ücret artışlarıyla ilgili olarak düzenli artış yapıldığı halde, ÜFE arıtışı talebinin MK.

2 maddesine aykırı olduğunu, ödeme emrindeki hesaplamasının nasıl yapıldığının anlaşılamadığını, % 40 tazminat istenemeyeceğini savunarak davanın reddine, davacının en az %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; ''...Somut olayda tarafların da kabul ettiği üzere, tarafların 2006 yılından itibaren ... ve ... »isimli programların yapımına ilişkin sözleşmesine göre yürütüldüğü ve sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar aralarında herhangi bir ihtilafın olmadığı görülmüş olup taraflar arasında 14,09,2010 tarihli Yapım Sözleşmesinde belirlenen bedel devam eden yayın dönemlerinde taraflar arasında 01,03 2012, 02,03,2013 ve 28,04,2014 tarihlerinde imzalanan ek protokoller ile arttırılmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından da belirtildiği üzere işbu ek protokoller ile Yapım Sözleşmesinin 9. Maddesinde bahsi geçen ÜFE artışının uygulanmış kabul edileceği, zira sektör genelinde "ÜFE artışı"na yönelik ayrıca bir hesaplama kaleminin mevcut olmadığı,

dolayısıyla "ÜFE artışı açıklamalı' bir faturanın beklenemeyeceği görüşü de sözleşme kapsamı eli uyumlu bulunmuş öte yandan taraflar arasında ücret artışı için ek protokoller düzenlenmiş olup ve davacı tarafında belirlenen sözleşme bedellerine itiraz da edilmediği de dikkate alındığında incelenen ticari defter kayıtlarının incelenmesinde de taraflar arasında belirli aralıklarla hesap mutabakatları yapılmış olup,

davacı tarafından sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davalının itirazının olmaması ve sözleşme süresince tarafların hesap mutabakatı yapması ve ek protokoller imzalaması da dikkate alındığında ana sözleşmenin 9.maddesinde bahsi geçen bir sonraki yayın dönemi için ÜFE artışı göz önüne alınarak eklenecek bedel şart yürürlüğe sokulmuş ona göre ücret arttırımları olmuş ve bu sebeple davacının fazladan bir ÜFE artış bedeli talep edemeyeceği kanaatine varıldığından sübuta ermeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.'' şeklinde gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Taraflar arasında yapılan 14.09.2010 sözleşme ve ek protokollerle incelendiğinde, "sözleşme bir sonraki yayın dönemi için, ÜFE artışı göz önüne alınarak devam edecektir ve bu hususlar yeniden uzatım halleri için de geçerlidir" hükmünün, ek protokol maddelerinde yer alan ''İş bu Ek Protokol ...tarihli sözleşmenin ayrılmaz bir parçasıdır'' hükümlerinin yer aldığı gözetildiğinde, 14.09.2010 tarihli sözleşmenin devam ettiği tüm yayın dönemi için uygulanacağının açık olduğunu, ancak uzayan bu yayın döneminin başlangıç tarihi olan 14.09.2010 tarihinden,

davalı taraf ile yapılan 01.05.2012 tarihli ek sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen 01.03.2012 tarihine kadar müvekkiline ödenmesi gereken ÜFE oranında artışların uygulanmadığını, taraflar arasında devam eden süreçte 28.04.2014 tarihinde bir ek protokol daha imzalandığını, iş bu ek protokolün 3. maddesinde 01.02.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşmeye bağlı yükümlülüklerin aynı koşullarla devam edeceğinin belirtildiğini, hal böyle iken davalı tarafın 01.02.2015 tarihinden itibaren ödenmesi gereken ÜFE artış alacağını da ödemediğini, Ana sözleşmede açıkça belirtilmesine rağmen,

14.09.2010 tarihinden 1 yıl sonra yapılması gereken ek sözleşmenin 2011 yılında yapılmadığını, sözleşmenin haksız feshedildiği 15.02.2016 tarihine kadar 2015 ve 2016 yılı için ek sözleşme yapılmadığını, bilirkişi raporunda, 2010-2016 yılları arasında devam eden sözleşme için sözleşme hükümleri gereğince 6 tane ek sözleme/protokol olması gerektiğine hiçbir şekilde değinilmediğini, Somut olayda 2010 yılında 17.500 TL telif bedeli ile başlayan programda;

iki dönem arasında herhangi bir sözleşme ve ek protokol olmamasına rağmen 2012 yılında ek sözleşme yapılıncaya kadar davalı yanca 17.500 TL olarak ödeme yapılmaya devam edildiğini, 2011 yılında yapılması gereken ÜFE artışının hiç yapılmadığını, daha sonra 2012,2013,2014 yıllarında ek sözleşmelerle ÜFE artışı dikkate alınarak telif bedellerinin bir miktar arttırıldığını, yine 2014 yılından sözleşmenin sona erdiği 2016 yılına kadar hiç bir ek sözleşme yapılmadığını, ek bir sözleşmenin olmadığı hallerde ana sözleşmenin uygulanması gerektiğini, buna rağmen davalı yanın,

ana sözleşmede yer alan hükümleri yok sayarak ÜFE oranına göre bedelde bir arttırım yapmadığını ve 2014-2016 yılları arasında telif ücretini sabit miktarda 25.000 TL olarak ödemeye devam ettiğini, dolayısıyla davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, ÜFE artışını dikkate alarak telif ücretini arttırmadığını ve müvekkilini ekonomik anlamda hak kaybına uğrattığını, Dosyaya sunulan uzman görüşünün yerel mahkeme tarafından hiç bir şekilde değerlendirmeye alınmadığını,

taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde açık hükümler var iken bilirkişilerin teamülleri dikkate alarak hesaplama yaptıklarını beyan etmelerinin açıkça yasa hükümlerine ve içtihatlara aykırı olduğunu, zira bilirkişilerce rapor hazırlanırken ... farkları ile ilgili herhangi bir hesaplama da yapılmadığını, kaldı ki bilirkişilerce sektörel uygulamanın ne olduğu konusunda da açık bir değerlendirme de yapılmadığını, hal böyleyken hüküm kurmaya elverişsiz rapor dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, ÜFE artışlı fatura tanzimi diye bişey olmadığını, ÜFE'nin her zaman fiyatların içinde gösterildiğini,

geçen yıl 100 TL olan bir ürün bu yıl 120 TL olmuş ise, ÜFE'nin 20 TL' nin içinde kavramsal olarak giydirildiğini, ayrıca dünyanın hiçbir yerinde enflasyonun farkının faturada makbuzda vb.de ayrı gösterildiği bir fatura uygulamasının olmadığını, Yine yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda "....sektör işleyişinde ÜFE artışına yönelik özel bir hesaplama yer almamaktadır.

Dolayısıyla ÜFE artış açıklamalı bir faturanın olması da beklenemez.." şeklinde açıklama yapıldığını, ancak hiçbir sektörde ÜFE'den doğan artışların ayrı gösterildiği bir hesaplama kaleminin olmadığını, TBK'nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği gibi "bir sözleşme kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ve konusu imkansız değilse geçerlidir." hükmünün yer aldığını, bilirkişi raporunda da taraflar aralarında anlaşarak belirli bir fiyat artışı yapabilecektir denmesi de dikkate alındığında raporun kendi içinde çelişkili olduğunu,

sektörde böyle bir artışa yönelik hesaplama yoktur denmesinin açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik, hatalı hatta kendi içinde dahi çelişkili olan bilirkişi raporunun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değil iken yerel mahkeme tarafından hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu,Taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılan bir artış var iken bilirkişilerce sadece teamüllerden hareketle kendi beyanlarına çelişkili şekilde rapor hazırlamasının kabul edilebilir olmadığını, mali bilirkişice sadece hangi dönemlerde ne kadar ÜFE artışı yapıldığının belirtildiğini,

ancak o dönmelere ilişkin ÜFE artışlarının neler olduğunun hesaplanmadığını, bilirkişinin teslim ettiği raporda tablolarla gösterilen kısımda sözleşmenin uygulandığı dönemlerdeki enflasyon oranının toplamının dahi % 47 olduğunu, ancak davalı tarafından ÜFE artışının yapıldığı iddia olunan yıllardaki ÜFE artış oranı toplamının %37 olduğunu, o dönemde oluşan enflasyon oranı ise % 40,56 iken bu aradaki farkın nereden kaynaklandığının izaha muhtaç olduğunu, bu hususta uzman görüşünün dikkate alınmadığını, Yerel mahkemece yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek,

hatta hüküm kurmaya elverişsiz olan eksik incelemeye dayalı, çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak kesin ve açık bir sonuca varılmadan hüküm tesis edilmesinin açıkça yasaya, hukuka, hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İİK'nun 67.maddesi anlamında icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İcra takibinin dayanağını, taraflar arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan ÜFE artış alacağı ve ferileri oluşturmaktadır.

Taraflar arasında 14.09.2010 tarihinde Yapım Sözleşmesi (Ana Sözleşme) ve bu sözleşmeye bağlı olarak farklı yıllarda üç adet ek protokol imzalanmıştır. Taraflar arasında imzalanmış olan işbu sözleşme ve ek protokoller içerik açısından bir eser sözleşmesi olup, davacı sözleşme kapsamında, "..." ve "..." programlarının yapımını gerçekleştirmiştir.

Ana sözleşmeye göre; davalı, davacının yayına hazır hale getirdiği program için bir yayın dönemi boyunca 17,500,00 TL + KDV bedel ödemeyi taahhüt etmiş, aynı sözleşmenin 9. maddesinde; "iş bu sözleşme imza ile yürürlüğe girer. her sezon yayın tarihinden 15 gün önce ...'nin sözleşmeyi bitirmek istediğini bildirmemesi halinde sözleşme kendiliğinden bir yayın dönemi için daha uzar. bu durumda sözleşme bir sonraki yayın dönemi için ÜFE artışı göz önüne alınarak eklenecek bedel ile devam edecektir, bu hususlar yeniden uzatım halleri için de geçerlidir." hükmü yer aldığı,

bir yayın dönemi sonunda taraflar arasında iş ilişkisinin devam ettiği, yeni yayın dönemleri için davacı ile davalı arasında ek protokoller imzalandığı,Taraflar arasında 01.05.2012 tarihinde imzalanmış olan Ek Sözleşme'nin 3.maddesine göre. 01.03.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayınlanacak olan her bir programın bedelinin, 20.000,00 TL + KDV olarak belirlendiği, taraflar arasında 2013 yılında imzalanmış ek protokolün 3. maddesinin alt bentlerine göre.

02.03.2013 tarihinden ve programın 338. bölümünden itibaren olmak üzere yapımcıya sözleşme'nin 3.maddesinde belirlenen ve sonradan ek protokoller ile artırılarak 20,000,00 TL olan bölüm başı ücretin 2.500 TL arttırılmasına, 01.04.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yapımcıya sözleşmenin 3. maddesinde belirlenen ve sonradan ek protokoller ile artırılarak 20.000,00 TL olan bölüm başı ücretin her ay sadece bir bölüm için 5.000,00 TL arttırılmasına, diğer bölümler için artışın 2,500,00 TL olarak devamına karar verildiği,

aynı protokolün 4.maddesinde ise ek protokolde belirtilen bölüm başı ücret dışında 14.09.2010 tarihli sözleşmeye bağlı yükümlülüklerin aynı koşullarla devam edeceğinin kabul, beyan ve taahhüt edildiği,Taraflar arasında devam eden ana sözleşmeye ek olarak 28.04.2014 tarihinde de bir ek protokol daha imzalandığı, bu protokolün 3.maddesinde taraflar.

01.02.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bölüm başına fatura karşılığı ödenecek ücretin 25.000,00 TL + KDV olduğunu ve aynı protokolün 4.maddesinde de sözleşmeye bağlı yükümlülüklerin aynı koşullarla devam edeceğini kabul, beyan ve taahhüt etmişlerdir.

Dolayısıyla ana sözleşmenin 9.maddesinde belirlenen artış oranı ile ilgili olarak taraflar arasında daha önce bir ihtilaf bulunmadığı, ücret artışlarıyla ilgili düzenli olarak ek protokoller imzalandığı, ana sözleşme sonrasında imzalanan protokollerin 3.maddelerinde, her yeni yayın dönemi için taraflar arasında yeni bir fiyat belirlendiği,

yani ilk yayın dönemi için ana sözleşmede belirlenmiş olan 17.500,00 TL + KDV bölüm ücretinin, ilk ek protokolde 20.000,00 TL + KDV, ikinci ek protokolde her ay sadece bir bölüm için 25.000,00 TL + KDV diğer üç bölüm için bölüm başı 22.500,00 TL + KDV, üçüncü ek protokolde ise beher bölüm için 25.000,00 TL + KDV olarak her yeni yayın döneminde düzenli şekilde arttırıldığı, davacının sözleşmenin feshinden sonra ÜFE artış alacağı ile ilgili olarak icra takibi yürütmesinin TMK'nın 2.maddesi kapsamında dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı,

davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/10/2018 tarih ve 2017/478 E., 2018/301 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

09/06/2022

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/1198, K. 2022/954, 9 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1198
Karar No
2022/954
Tarih
9 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/1203 K.2022/1076
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/1205 K.2022/1008
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/1206 K.2022/1009
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/1207 K.2022/971
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/1208 K.2022/1056
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2020/1209 K.2022/849

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.