KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2023
- Dosya no
- 2020/1921
- Karar no
- 2023/1465
- İncelenen kararın mahkeme
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/11/2019
- Numarası
- 2016/225 E. - 2019/807 K.
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 30/11/2023
Karar Metni
703 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili aleyhine haksız olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, yapılan icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, icra takibine konu kıymetli evrak altındaki imzanın müvekkilinin eli ürünü ile keşide ettiği imza olmadığını, haksız ve hukuka aykırı takibe konu çekin müvekkili tarafından imza edilmediğinden müvekkili uhdesinde herhangi bir borç mesuliyeti doğmadığını belirterek müvekkili takip alacaklısının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesi dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "davacının sahtecilik iddiasıyla işbu davayı açtığı, yapılan bilirkişi incelemesiyle davacı imzasının sahte ciro yoluyla takip/dava konusu çeke dahil edildiğinin tespit edildiği, imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, diğer yandan ciro silsilesinde dış görünüş itibariyle kopukluk olmaması, davacı ile davalı arasında doğrudan akdi ilişki bulunmaması, davacı ile davalı arasında başkaca ciranta bulunması ve davalının davacı adına atılı bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmaması nedeniyle şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Çek üzerinde yer alan imzaların sahte olmasının ciro silsilesinin sıhhatini etkilemeyeceğini, müvekkilinin yasaya uygun olarak çeki devir ve temlik aldığını, müvekkilinin kötüniyetli olduğunun da davacı yanca ispat edilemediğini, müvekkilinin çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin de ispatlanamadığını, somut olayda olduğu gibi çekin çalıntı olduğuna ilişkin bir iddianın kişisel bir def'i olup bu yöndeki iddianın da hamile karşı ileri sürülebilmesi için müvekkilinin kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerektiğini, alacağın temlikinde izlenmesi gereken tüm esasların izlendiğini,
müvekkilinin çekin yetkili hamili olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Davacı; dava ve takip konusu çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ederek, davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise;
çeki, faktoring sözleşmesi uyarınca usûl ve yasaya uygun olarak devraldığını, çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olmadığını, çekin çalındığına ilişkin def'inin şahsi defi olarak kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini savunmuş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yanca istinaf edilmiştir.Dava konusu çek incelendiğinde; davacının lehdardan sonraki ciranta konumunda bulunduğu, daha sonra çekin ...
Kozmetik firmasına cirolandığı, buradan da faktoring sözleşmesi uyarınca son hamil olan davalının eline geçtiği görülmüştür.
Davaya konu çekteki davacı şirket adına atılı imzanın sahte olduğu denetime elverişli bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olup, imzada sahteciliğin mutlak defilerden olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceği, son hamil olan faktoring şirketinin yetkili hamil ve iyi niyetli olmasının sonuca bir etkisinin bulunmayacağı anlaşıldığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı,
kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
30/11/2023
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/1921, K. 2023/1465, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama