KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2023
- Dosya no
- 2020/2202
- Karar no
- 2023/1748
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/12/2019
- Numarası
- 2018/83 E. - 2019/550 K.
- Davanın konusu
- Marka (Markaya Tecavüz, Maddi ve Manevi Tazminat İstemli
- İstinaf karar tarihi
- 28/12/2023
Karar Metni
2.023 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle.
Müvekkillerinin uzun yıllardır İstanbul'da şube sayısı dokuzu bulan "..." olarak bilinen restoranlar zincirini işletmekte olduğunu, müvekkili ... adına ... numaralı "... " ve ... numaralı"..." markalarının tescilli olduğunu, müvekkili ... adına ... numaralı "... tescilli olduğunu belirtmiş, davalı tarafın "Balkan Halk Lokantası" ibaresi ile lokanta açmış olduğunu ve müvekkilleriyle aynı alanda hizmet sunduğunu, davalının, müvekkillerinin tescilli "... " ibaresini öne çıkararak kullanmasının iltibasa yol açtığını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu belirterek,
6769 sayılı SMK 151/2-c fıkrası uyarınca, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat, 10.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın ileri sürdüğü hususların haksız ve mesnetsiz olduğunu, restoran için "..." ismiyle marka tescil başvurusunda bulunduğunu ve talebin TPMK tarafından kabul edildiğini, müvekkilinin ... nolu marka tescilinin mevcut olduğunu, müvekkilinin tescil ettirmiş olduğunu marka incelendiğinde ... kısaltmasının ve açılım olarak Balkan Halk Lokantası ibaresinin koruma altına alınmış olduğunu, bu itibarla müvekkilinin tabelasında marka tescilinin koruma altında olduğunu, 04/11/2014 yılına kadar markayı kullanma hakkı olduğunu, davacıların tescil ettirdiği markalarla iltibasa neden olunmasının söz konusu olmadığını,
müvekkilinin satmış olduğu ürünlerin ile davacıların ürünlerinin farklı olduğunu, müvekkilinin sadece sulu yemek değil, ızgaralarıyla da tanınan ve bilinen bir işyeri olduğunu, davacıların "...
Balkan Lokantası" marka tescilinin 25/08/2014 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin de kendi markası olan "..."nın tescil başvurusunu 04/11/2014 yılında yaptırdığını, görüldüğü üzere tescil başvurularının dahi aynı zamanlarda yapıldığını, bu hususun müvekkilinin haksız rekabete neden olmak gibi kasti bir davranışının olmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçeğe aykırı olduğunu gösterdiğini, tespit kapsamında alınan bilirkişi raporunda müvekkili iş yerindeki garsonların üniformalarında "..." ibaresinin iltibasa neden olmadığının belirtildiğini,
bilirkişinin tespitinde tabelada sadece "..." yazıyor olması "..." kısmının kullanılmıyor olmasının karışıklığa neden olabileceğinin belirtildiğini, ancak davacı tarafın marka tescillerinin de "... " şeklinde olmadığını, hatta rapor da yer verildiği gibi TPMK nezdinde "..." markasıyla yapmış oldukları başvurunun reddedildiğini, buradan hareketle, davacı tarafın, tüm restoranlarında "... " veya "... " şeklindeki tescil yaptırdığı şekliyle karışıklığa neden olunmasının önüne geçebileceğini, asıl davacı tarafın,
tescile aykırı kullanımla iltibasa neden olmakta ve haksız rekabet yaratmakta olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin "..." ibaresiyle 04.11.2014 tarihli başvurusuyla marka tescil başvurusunda bulunduğunu ve talebin Türk Patent Enstitütüsü tarafından kabul edildiğini, ... nolu tescilli markasının koruma altında bulunduğunu, davalıların "..." ismiyle restoranlar açtığını ve müvekkiller ile aynı hizmet kolunda hizmet vermeye başladığını, davalıların tabelalarında "Balkan Lokantası" ibaresine yer verdiğini ve bu ibarenin kullanıldığını belirterek, müvekkilinin tescilli markasına davalılar tarafından yapılan haksız tecavüzün durdurulması ve kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve alacak belirli hale geldiğinde arttırılmak kaydıyla.
6769 sayılı SMK 151/2-b fıkrası uyarınca, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde.
İstanbul 2.FSHHM 2018/83 esas sayılı dosyasında davacının müvekkillerinin markasına tecavüz ettiği gerekçesi ile dava ikame edildiğini, davacının bu davayı açmalarından ve bilirkişinin aleyhlerine rapor vermesinden sonra eldeki davayı açtığını, müvekkilinin marka başvurularının davacıdan daha önce olup, marka korumasından daha önce yararlanmaya başladığını, müvekkillerinin uzun yıllardır İstanbul'da sayısı dokuzu bulan ... olarak bilinen restoranlar zinciri işlettiğini, müvekkillerinin soy adlarından esinlendikleri bu lokantaları, tescilli marka sahibi olmalarından da öncesinde işletmeye başladıklarını savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "tarafların kullandığı tüm markaların zayıf markalar olduğu, birbirlerine üstün gelmelerini sağlayacak nitelikte kullanımların olmadığı, markaların niteliği gereği başkalarının yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması alanında "Balkan Lokantası" tamlaması şeklinde tasarruflarına katlanmalarının gerekeceği gerekçeleriyle, asıl dava ve birleşen davanın reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı birleşen davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin markalarından ... no ile tescilli ... markasının, kelime markası olup, markanın asli ve tek unsurunun .. ibaresi olduğunu, anlamının ormanlık ve sarp dağlar anlamına geldiği gibi müvekkillerinin soyadı olduğunu,... , kelime markası olup, asli unsurunun ... ibaresi olduğunu, aynı şekilde ''... '' markasının da kelime markası olup, asli unsur ... ibaresi olduğunu, bu ibarenin 43.sınıftaki hizmetler yönünden ayırtedici niteliğe sahip olduğunu, coğrafi kaynak belirtmediğini, davalının ''...'' şeklindeki kullanımlarının aynı sektörde ortalama tüketici nezdinde iltibas doğurduğunu,
davalının müvekkilinin ünvanından kötüniyetli olarak faydalanmak istediğini beyan ederek, asıl dava yönünden verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı birleşen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Davalıların restoranlarında "..." ibaresini kullandığını ve bu ibarenin kendilerine ait tescilli bir marka olduğunu iddia ettiklerini, oysa ki davalılar tarafından tescil edilen markaların "... " ve "... " "..." ibareleri olduğunu,Davalılar tarafından tescil edilmiş olan ibareler arasında "... " veya " ..." ibaresi bulunmadığını, bu ibarelerin davalılar tarafından kullanılmasının müvekkilinin markasına tecavüz oluşturduğunu, Mahkemece bu husus değerlendirilmeden karar verildiğini, Müvekkilinin tescilli markasının "..." olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullandığını, markasının ayırt edici özelliği bulunduğunu,
oysaki davalıların tüm ... kendilerine aitmiş gibi "..." ibaresini kullandıklarını, davalıların bu ibareyi tescil ettirmek istediklerini, ancak TPE nezdinde "... ibaresi için yapmış oldukları ... no.lu başvuruların reddedildiğini, Davalıların tescil talebi reddedilmiş olan bir ibareyi haksız ve hukuka aykırı şekilde kullandıklarını, Mahkemece davalıların her hangi bir ekleme yapmadan "..." ibaresini kendi tescilli markaları gibi kullanmalarının tecavüz oluşturmakta olduğunun değerlendirilmediğini, Müvekkilinin, "..." ibaresini 04.11.2014 tarihinde tescil ettirdiğini, tabelasında tescile uygun şekilde "..." ibaresini kullandığını,
davalıların ise müvekkilinin tescilinden sonraki bir tarih olan 20.02.2015 tarihinde "... " ibaresinin tescili için başvurduklarını ve bu başvurularının reddedildiğini, Bu itibarla, davalıların kullanımının müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunu beyan ederek, Mahkemenin birleşen dosya yönünden verdiği red kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile, maddi ve manevi tazminat davası, birleşen dava ise, markaya tecavüzün durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Asıl davada davacılar adına tescilli ... " ...", ... "... ", ... "... " tescil numaralı ve ibareli markaların bulunduğu, davalı adına tescilli ... "..." tescil numaralı ve ibareli markanın bulunduğu, markaların tümünün 43. sınıfta tescilli olduğu görülmüştür.
Birleşen davada davacı adına, 04/11/2014 başvuru tarihli 43. Sınıfta ... başvuru numaralı "..." markasının tescilli olduğu görülmüştür.Asıl davada, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda mahallinde yapılan inceleme neticesinde; davalı birleşen davada davacı kullanımının, iş yeri tabelasında ''...' şeklinde, aşçı, garson ve çalışanların iş elbiselerinde ... logosuyla gerçekleştiği, davalı kullanımının tescilli markası kapsamında olduğu anlaşılmıştır.
Birleşen davada, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda mahallinde yapılan inceleme neticesinde; asıl davada davacı-birleşen davada davalı kullanımının, iş yeri tabelasında "...'' şeklinde olduğu, Balkan Lokantası ibaresinin üzerinde markanın tescilli olduğuna işaret eder şekilde (R) harfi bulunduğu, birleşen davada davalı tarafça kullanılan ... başvuru numaralı " ..." markasının başvurusunun, TPMK tarafından reddedildiğinin (02/06/2015 tarihinde) anlaşıldığı, garson ve çalışanların iş elbiselerinde ... logosuyla birlikte ... ibaresi bulunduğu, davalı kullanımının tescilli markası kapsamında olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıdaki paragrafta taraflar adına tescilli markalar ile tarafların kullanımları karşılaştırıldığında, tarafların kullanımının tescil dışı bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, her iki tarafın da lokantacılık sektöründe faaliyet gösterdiği,
davacı taraf Balkan kelimesinin ormanlık ve sarp dağlar anlamına geldiğini, 43. sınıfta Balkan markasının ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, davalının markasında ... ibaresi olup, bu durumun davacıların markaları ile iltibas oluşturacağını ileri sürmüş ise de, ''Balkan'' ibaresinin, kültürü yemekleri ve tarihi yerleri ile meşhur olan coğrafi yeri temsil ettiği, ortalama tüketici nezdinde de bu çağrışımı oluşturacağı, dolayısıyla bu ibarenin coğrafi kaynak bildirdiği ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı, söz konusu ... ibareli markaların,
kullanıldıkları yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından coğrafi kaynak bildiren zayıf ibare oldukları, 6769 Sayılı SMK 7/5-b maddesi gereğince, tarafların birbirlerinin kullanımına tahammül etmek durumunda oldukları, belirtilen nedenlerle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir hata olmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Birleşen davada, davacı vekilinin davasını markaya tecavüz iddiasına dayandırdığı, tazminat istemlerinin de 6769 Sayılı SMK 151/2-b maddesine dayalı olduğu, ancak davalı-birleşen davada davacı vekilinin kullanımının, ... ibareli birleşen davada davacı tarafın tescilli markasına tecavüz etmediği, markaya tecavüzden kaynaklanan birleşen davanın reddine karar verilmesinin sonuç olarak yerinde olduğu olduğu anlaşılıyorsa da, davalı-birleşen davada davacı tarafça haksız rekabete dayalı olarak dava açılmamasına rağmen bilirkişilerce birleşen dava yönünden haksız rekabete dayalı olarak inceleme yapılması, görüş bildirilmesi,
mahkemece de bilirkişi raporundaki görüş doğrultusunda, birleşen davada davacı talebini aşar şekilde haksız rekabet yönünden gerekçeye yer verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı anlaşılıyorsa da, Dairemizce resen yapılan inceleme sonucunda,birleşen dava yönünden, talebi aşar şekilde haksız rekabete yönelik gerekçeye yer verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmakla, davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
asıl davanın reddine, birleşen davada düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
28/12/2023
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/2202, K. 2023/1748, 28 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama