KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/139 Esas
- Karar no
- 2024/306
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 13/10/2020
- Numarası
- 2019/128 E. - 2020/269 K.
- Davanın konusu
- Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 15/02/2024
Karar Metni
1.683 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Merhum Prof.Dr. ...'in "..." adlı Almanca orijinal eserin Türkçeye çevirisinin müvekkili tarafından ... (...) ile yapılan sözleşme kapsamında yapıldığını, bu sözleşme ile ...'nın yalnız kendisinin basım, çoğaltım, yayım ve dağıtımı hususunda müvekkilinin muvafakatinin gerektiğini, müvekkilinin "çeviri eser sahibi" olarak sahip olduğu mali hakların mutlak haklar nev'inde olduğunu, kanunda muhteviyatı açıkça belirtilen bir devir sözleşmesine sahip olmayan hiç kimsenin "çeviri telifin mali haklarını" bir başkasına devredemeyeceğini, ...'nın da bu hakları devredemeyeceğini,
davalı şirketin çeviri eser sahibinin müvekkili olduğunu bilmesine rağmen müvekkili ile telif konusunu görüşmediğini ve eserin ismini orijinalinden farklı olarak "..." olarak belirlediğini, müvekkili ile hiçbir sözleşme yapmadığını ve telif bedeli ödemediğini müvekkilinin mali haklarına haksız tecavüzde bulunduğunu iddia ederek davalının müvekkilinin Almanca orijinalinden Türkçe'ye yaptığı çeviri eserden izinsiz derleyerek ve eserin ismini değiştirerek toplamda 3.500 adet baskı yapması nedeniyle müvekkilinin çevirmen sıfatıyla teliften doğan mali haklarına tecavüzünden dolayı.
5846 sayılı yasanın 68.maddesi hükümlerine göre müvekkili için sözleşme yapılsaydı hak edeceği telif bedelinin üç kat fazlası olan 966.000,00 TL'nin arabuluculuk tutanağının tarihi olan 23/01/2019 tarihinden itibaren bu durum kabul görmez ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açma hakkının olmadığını, ... ile davacının yaptığı sözleşmede tercümeye ilişkin hakların ...’ya ait olduğunu, dava konusu kitabın 16/10/2009 tarihinde basıldığını, kitap yayınlandığında kitabın yazarının bizzat katılımı ile Topkapı Sarayı bahçesinde basın toplantısı düzenlendiğini, davacının haksız fiil iddiasına dayalı kitabın yayınlandığını, yeni öğrendiği iddiasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; " Somut olayda ... ile davacı arasında yapılan 25.11.2005 tarihli ÇEVİRMENLİK sözleşmesinin hukuki nitelemesi içerik olarak incelendiğinde Mali Hakların tam ruhsat şeklinde Devri sözleşmesi niteliğindedir.
Sözleşme hükümlerin yorumunda taraflar arasındaki güven teorisi ön planda tutulmalı, prokol hükümleri bir bütün olarak ele alınmalı,sonuçları da hem içerik hem muhteva itibarıyla incelenmeli, sözleşme yorumu yapılırken irade beyanları arkasında saklanabilen iç iradenin yorumundan sakınılmalı, hükümler dürüstlük kuralı ilkesi de gözetilerek bir bütün halinde yorumlanmalıdır.
Somut olayda da davacı bir haktan vazgeçmeyi gerektiren beyanları okumuş olup, sözleşme hükümleri sarih olarak düzenlendiğinden mahkememizce sözleşmeyi batıl kılacak bir hüküm bulunmadığı gözetilmiş, sözleşmenin kurulduğu aşamada ortaya konulan güven teorisine dayanan iradeler ön planda tutulduğunda;
dosyadaki deliller ile uyumlu, sözleşme hükümlerinin denetime uygun olarak yorumlandığı hükme dayanak alınan rapor ile davacı ile ... (...) arasında imzalanmış 27.11.2005 tarihli sözleşme hükümleri bir arada incelendiğinde: sözleşmenin 6.maddesi gereğince davacının davaya konu orijinal eseri sipariş sözleşmesi başka bir deyişle istisna akdi ile Türkçe’ye çevirttiği ve tercümesi üzerindeki tüm mali hakları da ...’ya devrettiği,
dolayısıyla tercümeye ilişkin mali hakların ihlali sebebiyle talepte bulunma hakkının davacıya değil sözleşmenin tarafı olan ve mali hakları devr alan ...ne ait olacağı," gerekçesiyle davanın reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Müvekkilinin ... ile 2005 yılında bir sözleşme çerçevesinde. Çevirmen olarak “...” adlı Prof.
Dr. ...’in bilimsel ve tarihi eserinin Almanca Orijinal dilinden Türkçe’ye çevirisini bedeli mukabili yapmak üzere sözleşme çerçevesinde, işini yapıp teslim ettiğini, davalı müvekkilinin bu tercüme ettiği eseri isim değişikliği de yaparak kendisinden izinsiz basımını yaparak satışından haksız olarak gelir elde ettiğini, bunun için dava açtıklarını, mahkeme haksız ve habersiz korsan basımlara, yayımlara, korsanlara hukuki koruma olacak nitelikte bir karar verdiğini, Dosyada bulunan sözleşmede müvekkilinin çeviriye ilişkin mali haklarını ...‘ya basit ruhsat ile devrettiğini, ... kendisinin her şekilde çoğaltabileceğini,
yayabileceğini fakat 3.kişilere bu sözleşmeye dayalı basım yayım hakkını devredemeyeceğini, mahkemenin ruhsatı tam ruhsat olarak yorumladığını, sözleşmenin mali hakları devreder nitelikte olduğunu kabul ettiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, verilen kararının kaldırılmasını davasının kabulünü talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava konusu; "..." adlı Almanca orijinal eserin Türkçeye çevirisinin davacı tarafından yapılmasına ve davalının çeviri eser sahibinin davacı olduğunu bilmesine rağmen eserin ismini orijinalinden farklı olarak "..." olarak belirlendiğini, davacıya telif bedeli ödenmediği, davacının mali haklarına haksız tecavüzde bulunduğu iddiasıyla davalının, davacının Almanca orijinalinden Türkçe'ye yaptığı çeviri eserden izinsiz derleyerek ve eserin ismini değiştirerek toplamda 3.500 adet baskı yapması nedeniyle davacının çevirmen sıfatıyla teliften doğan mali haklarına tecavüzünden dolayı.
5846 sayılı yasanın 68.maddesi hükümlerine göre davacı için sözleşme yapılsaydı hak edeceği telif bedelinin üç kat fazlası olan 966.000,00 TL'nin arabuluculuk anlaşma tutanağının tarihi olan 23/01/2019 tarihinden itibaren bu durum kabul görmez ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 05/05/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle.
Davaya konu ... isimli eserin Almanca’dan Türkçeye orijinal dilin cümle yapısına uygun olarak naklini içeren, aynı ahenk, aynı üslup ile Türkçeye aktaran bu nitelikleri gereği hususiyet taşıyan FSEK 6/1 anlamında işlenme eser olduğu ve FSEK korumasına mazhar olacağını, dosyada mübrez dava konusu kitabın üzerinde davacının çevirmen olarak yer aldığı,
yine davacı ile ... arasında yapılan çeviri sözleşmesinde de davacının davaya konu kitabın çevirmeni olarak belirtilmesi nedeniyle davacının davaya konu kitabın FSEK 11 ’deki karine çerçevesinde tercüme eden sıfatıyla işleme eser sahibi olduğunu,
bununla birlikte davacı ile ... (...) arasında imzalanmış 27.11.2005 tarihli sözleşmenin 6.maddesi gereğince davacının davaya konu orijinal eseri sipariş sözleşmesi başka bir deyişle istisna akdi ile Türkçe’ye çevirttiği ve tercümesi üzerindeki tüm mali hakları da ...’ya devrettiği görülmekte olduğundan takdiri Mahkemeye ait olmak kaydıyla tercümeye ilişkin mali hakların ihlali sebebiyle talepte bulunma hakkının davacıya değil ...ne ait olacağını, davacının davayı açma hakkının olmadığı kanaatine varılmış ise de Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde;
davalı tarafından basılan kitabın davacının tercümesinin aynısı olduğu davalının, davacının tercümesini birebir kullanmasının mali hak sahibi dava dışı ...nin mali haklarının ihlali sayılabileceğini, davalının bastığı kitap adedi(3500) x kitabın satış fiyatı(1150 TL) X telif yüzdesi (% 5)= 201.250 TL olacağı, FSEK 68 çerçevesinde 3 katına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususunda takdirin Mahkemeye ait olacağını belirtmişlerdir. Davacı vekili dava dilekçesinde. Prof.
Dr. ...'in "...” adlı Almanca orijinal eserin Türkçeye çevirisinin müvekkili tarafından yapılarak, çeviri eser üzerinde eser sahibi olduğu ve müvekkilinden izin alınmadan davalı tarafça çoğaltılarak, satış ve dağıtımının yapıldığı, eserin isminin değiştirildiği, telif haklarının ihlal edildiğinden bahisle, 5846 Sayılı Yasa 68. maddesi kapsamında 3 kat tazminat talebinde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davacının sözleşme ile işleme eserden kaynaklanan mali haklarını, ...'ya devrettiğinden, bu davayı açamayacağı, aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 5846 sayılı FSEK 68. maddesine dayalı dava açma hakkı, ancak dava tarihinde eser üzerinde geçerli hak sahibi olan gerçek ve tüzel kişilere tanınmıştır.
FSEK’nun 48.maddesi uyarınca eser sahibinin kendisine tanınan mali hakları süre,yer ve muhteva itibarıyla sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği öngörülmüştür. Dosya kapsamında bulunan ve davacı ile dava dışı ... (...) arasında yapılan 25/11/2005 tarihli sözleşme 6. Maddesinde. "Çevirmenin, metin ve çeviri üzerinde herhangi bir yasal hakkı yoktur.
Özgün eser sahibinden eserin Türkçe'ye çeviri yapılması konusunda işlenme hakkı ... tarafından devir alınmış olup; işbu sözleşme bu hakkın çevirmene devrini içermez. Eserin işlenme hakkı, ...'ya aittir.
Sözleşmenin 2. Maddede künyesi verilen eserin çevirmen tarafından yapılacak Türkçe çevirisi üzerindeki işlenme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ile işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olmak üzere tüm mali hakları süresiz olarak ...'ya aittir. Çevirmen yaptığı çeviriyi hiçbir şekilde kısmen veya tamamen çoğaltamaz, yayınlayamaz ve umuma arz edemez." hükmü düzenlenmiştir. "..." başlıklı, 5846 Sayılı FSEK 49. Madde de.
"Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvafakatiyle bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir. İşleme hakkının devrinde, devren iktisap eden kimse hakkında da eser sahibi veya mirasçılarının aynı suretle muvafakatı şarttır." hükmü düzenlenmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde, dava dışı ... ile müvekkili arasında yapılan sözleşmenin "basit ruhsat" verilmesine ilişkin olduğunu ve basit ruhsatın üçüncü kişilere devir yetkisi vermediğini, sadece ...'ya süresiz olarak basıp, çoğaltma ve yayma hakkı verildiğini ileri sürmüştür. 5846 Sayılı FSEK 56. Madde de.
"Ruhsat; mali hak sahibinin başkalarına da aynı ruhsatı vermesine mani değilse (basit ruhsat), yalnız bir kimseye ait olduğu taktirde (tam ruhsattır)" hükmü düzenlenmiştir. Davacı ile dava dışı ... arasındaki sözleşme ile mali hakların mı devredildiği (FSEK 48/1), yoksa ruhsat devri mi yapıldığı (FSEK 48/2), davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespitinde önem arz etmektedir.
Davacının çevirmen sıfatıyla, işleme eser sahibi olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır, ancak yukarıda alıntı yapılan sözleşme 6. Maddesi kapsamından, davacı tarafça çeviri eser üzerindeki mali hakları süresiz olarak dava dışı ...'ya devredildiği, ...'nın eser üzerindeki mali hakları FSEK 48/1. Madde kapsamında aslen iktisap ettiği, mali hakların halen ...'ya ait bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı bu durumda işleme eser üzerindeki mali haklara dayanarak dava açamayacağından, ancak somut olayda davacının davasını mali haklara dayalı olarak FSEK 68/1 maddesine dayanarak açtığı ve mali hak sahibi bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemenin davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddi kararı yerinde olmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
(Davacı tarafın aynı işleme eser üzerindeki mali haklara dayalı olarak başka bir davalı aleyhine açtığı emsal nitelikte davada verilen aktif husumet yokluğundan red kararının istinaf başvurusu İstanbul 16. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2021 tarihli 2021/1516 Esas-2021/1613 Karar sayılı kararıyla reddedilmiş, karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/05/2023 tarihli 2021/8321 Esas-2023/2641 Karar sayılı kararı ile kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. )
15/02/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/139, K. 2024/306, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama