KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2021
- Dosya no
- 2021/317
- Karar no
- 2021/421
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Numarası
- 2020/402 E.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 08/04/2021
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Taraflar arasında görülen markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile ticaret ünvanının ticaret sicilinden terkini talepli davanın devam eden yargılaması sırasında, davacı şirket’e ait marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet suretiyle gerçekleştirilen her türlü fiilin durdurulması amacıyla tedbir talebinde bulunulduğu, Mahkemece dosya üzerinden tedbir talebinin reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince istinaf başvurusuna konu edildiği anlaşılmaktadır.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 Sayılı HMK’nın 389/1. maddesinde,
"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için;
şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı,
talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu bir gerçektir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesinin, ''...davalının kullanımının aynı sınıflarda olup olmadığı, ticaret ünvanının kullanımı mı, yoksa markasal bir kullanım olup olmadığı hususlarının yargılamayı gerektirdiği...'' yönündeki kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı,
ilerde değişen koşullara göre tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesi imkânının bulunduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/317, K. 2021/421, 8 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama