KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Dosya no
- 2022/1706
- Karar no
- 2025/526
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/04/2022
- Numarası
- 2015/906 E. - 2022/349 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 27/03/2025
Karar Metni
2.937 kelime·15 dk okuma·7 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...A.Ş arasında 01.01.2014 tarihinden geçerli olmak üzere ... sözleşmesi imzalandığını, devir ücreti 413.000,00-TL'nin 213,000,00-TL'si peşinat olarak yatırılması, peşinat yatırıldıktan sonra sözleşmelerin imzalanacağı taraflara bildirildiği,
karşı taraftan şirket personeli ... iki ayrı iban hesabına peşinatların yatırılmasını istediğini, ve ödenmesi gereken tutarların bir kağıda yazılıp davacıya verildiğini, ... adına 118.000,00 TL ve davalı olan İkbal gida adına 95.000,00 TL havale ve 200.000'TL tutarlı çek ödemelerinin yapılmasını istediğini, 40.000 TL'lik 5 çek ... tarafından ciro edilmeksizin davalı ... teslim ile zilyetliği devredildiği,
ve davalı bu şirketçe muhatap bankaya ibrazla teslim edildiğini, işletmenin devri sırasında işletmede mevcut olup bizzat davalı tarafından kullanılagelen ekipman ve demirbaşlarla faaliyet gösteren de ... olduğunu, davacının ... ile sözleşmesel bir ilişkisinin mevcut olmadığını, davalının kendilerine 31.12.2013 tarihinde ...-...-... seri numaralarda faturalar kestiğini ve ... rumuzu bulunduğu için davacının bunu fark etmediğini, davacıyla davalı arasında bir sözleşme olmamasına rağmen havale bedeli de ... devir ücreti olarak yapıldığını iddia ettiğini,...
5 adet ggki ciro ederek davalıya teslim ettiğini, adı geçen şirketin cirosu bulunmaksızın zilyetliğini davalıya devrettiği, 200.000,00 TL tutarlı çeklerin davalı hiçbir haklı sebep bulunmalmaksızın muhatâp bankaya ibrazla tahsil etmesi sonucu oluşan sebepsiz zenginleşme tutarırnın ,bu konudaki fazlaya dair ve sair tüm talep ve dava hakları saklı tutularak davacıya sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... ve ... adına ödemelerin yapılacağını bildiğini, taraflar arasında mutabakata varıldığını, bu durumda sebepsiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceğini, ilgili faturaları kabul edip gider olarak kullandıktan sonra faturayı kabul etmemesinin bir değeri olmadığını, yapılan havalenin davalıya yapıldığında banka havalelerinde, havale yapılan ismin doğrulandıktan sonra havalenin gerçekleştiğini, yoksa havalenin banka tarafından iade edildiğini, bu nedenle davalının havaleyi de kime yaptığını bildiğini, ... Lokantacılıkla yapılan sözleşmeden 2 yıl gibi bir zamandan sonra davacının faturaları, çekleri inkar etmesinin kabule şayan olmadığını, davacının alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesin kararıyla. "Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, mahkememiz denetimine açık ve uyuşmazlığın çözümü için elverişli bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından iş bu davada davalı ile arasında hiçbir ticari ilişki bulunmamasına rağmen dava dışı ... ... Şirketi ile imzalanan 01.01.2014 tarihli ...
Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilişkin özel koşullar ve alt kira sözleşmesi kapsamında devir bedeli olarak kararlaştırılan 413.000,00-TL bedelin 200.000,00-TL'sinin ... Bankası Anonim Şirketi ...
Şubesine ait her biri 40.000,00-TL toplam bedeli 200.000,00-TL olan beş adet çek ile yapıldığını ancak çeklerin davalı tarafından bankaya ibraz ile tahsil edildiğini, yine 95.000,00-TL'sinin havale ile davalı hesabına ödendiğini, davalı tarafından düzenlenen 31.12.2013 tarihli 198.000,00-TL bedelli ve 97.000,00-TL bedelli faturaların hileli hareketlerle davacı şirketin muhasebesine intikal ettirildiğini iddia ederek, davalının sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle ödenen 200.000,00-TL'nin iadesi talep edilmektedir.
Öncelikle davacı tarafında kabulünde olduğu ve dava dilekçesi ekinde de sunulduğu üzere kararlaştırılan 413.000,00-TL bedelin 118.000,00-TL'sinin dava dışı ... ...
Şirketi hesabına, 95.000,00-TL'sinin davalı şirket hesabına ödenmesi hususunda anlaşıldığı, nitekim bu durumdan davacı şirketin haberdar olduğunun dava dilekçesi içeriğinden anlaşıldığı ve davacının anlaşmaya uygun olarak belirtilen hesaplara havale yaptığı, bakiye bedelin ise beş adet çek ile toplam 200.000,00-TL olarak davacı şirketin müdürünün annesi ... tarafından davacı şirket müdürü ...'a akabinde davacı şirkete keşide edilen çek ile ödendiği hususu sabittir.
Davacı tarafça işlem anında ödemelerin bir kısmının davalı şirkete, bir kısmının ise dava dışı şirkete yapılacağının bilindiği sabit olup, incelenen her iki şirketin ticari defter ve kayıtlarında da , gerek gönderilen havalelerin gerekse davalı şirket tarafından kesilen faturaların kayıtlı olması davacı tarafından faturaların vergi dairesine BA bildiriminde bulunması,
tarafların ticari kayıtlarının bütünlük arz etmesi göz önüne alındığında basiretli bir tacir gibi davranması esas olan davacının hileli hareketlerle kendisinin kandırıldığını iddiası dosya kapsamı ile ispata muhtaç olduğu gibi bu iddianın ileri sürmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Yine davacı tarafından kararlaştırılan bedel tutarında ödeme yapılmış olup fazladan bir bedel ödendiği iddiası da mevcut değildir.
Diğer bir deyişle davacı taraf davalı şirkete yapmış olduğu bedel tutarında ayrıca dava dışı ... ... Şirketine de bir ödeme yaptığını ileri sürmemektedir, böyle bir iddiası yoktur.
Hal böyle olunca kararlaştırılan bedelin kararlaştırıldığı şekilde ödeme yapan davacının , sebepsiz zenginleşildiğine ilişkin iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olup açıklanan gerekçeler ile açılan davanın reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeleri ile, Açılan davanın REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... markasına güvenerek ... sözleşmesi, özel şartlar ve alt kira sözleşmeleri imzaladığını, davacı müvekkilinin 413.000-TL'lik ödemesinin karşılığında dava dışı muhatabı ...
A.Ş.'nin 413.000-TL tutarında ... sözleşmesi kapsamında fatura düzenlemesi ve davacıya teslim etmesi gerektiğini, ancak ...'ın bu tutarda bir fatura düzenlemekten kaçınarak davalı ile kendisi arasındaki ticari ilişkiyi davacı müvekkili üzerinden bir nevi mahsuplaşma yoluyla çözmeye çalışıp bir kısım faturaları davalıya kestirdiğini, mahkemece dava konusunun yanlış değerlendirildiğini, sebepsiz zenginleşme nedeniyle açılan davayı tensip tutanağı ve gerekçeli karar da olmak üzere tazminat (sözleşmeden kaynaklanan) dava olarak yanlış değerlendirdiğini, davacının iddia ve delillerinin hükümde tartışılmadığını,
11.09.2021 tarihli bilirkişi raporunu dayanak olarak istinaf incelemesine konu kararı tesis ettiğini, davacı ile davalı arasında hiçbir sözleşmesel ilişki hatta temas bile olmadığını, sözleşme yoksa sebepsiz zenginleşmeden söz edilebileceğini, davalının davacı ile arasında akdedilen herhangi bir sözleşmeyi bugüne dek dava dosyasına sunmadığını, davalı ... A.Ş. İle davacının sözleşme imzaladığı dava dışı ...
A.Ş.'nin iki farklı hükmi şahsiyet olduğunu, bilirkişi raporundaki "grup şirketleri arasında böyle şeyler olabilir" şeklindeki tespitin temel muhasebe kavramlarından "kişilik kavramı" tanımına aykırı olduğunu, imzalanan sözleşme metinlerinin hiçbir yerinde "şerefiye bedeli" diye bir kavram, tabir veya atıf olmadığını, sözleşmelerin hiçbir yerinde davalı ...
A.Ş.'nin ismi geçmediğini, davacı ile davalı arasında dava konusuna dayanak ticari bir ilişkinin olup olmadığının belirlenmesi taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, franchiseingin uzun vadeye dayalı ve sürekli bir iş ilişkisi olduğunu, davalının davacıya 200.000-TL'lik çekler karşılığında ne verdiği hususunun mahkemece dikkate alınmadığını, mahkemenin davalının davacı müvekkiline neden fatura kestiğini, bu faturanın neyin karşılığı olduğunu, yevmiye defteri kayıtlarında bunları nasıl ve hangi dayanaklarla muhasebeleştirdiğini irdelemediğini, davacının dava dışı ...
A.Ş. firmasına teslim ettiği çeklerin eksiksiz olarak mahkemeye sunmak amacıyla 5.celsede dinlenen davacı tanıklarının anlatımlarının mahkemece dikkate alınmadığını, kabul etmedikleri bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, mahkeme kararının 5.sayfasında davalının cevap dilekçesinden kopyalama yapıldığını, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi talebinde bulunmaları taleplerinin dikkate alınmadığını, davalı defterlerin Afyon Talimat Mahkemesince seçilen bilirkişi tarafından incelendiğini,
itirazları neticesinde mahkemece yeni bilirkişi heyeti oluşturulduğunu ancak bu bilirkişi heyetinin de Afyon'daki bilirkişinin hazırladığı raporu esas alıp raporla aynı doğrultuda yeni heyet raporu tanzim ettiğini, böylelikle ticari defterlerin davalının da şirket merkezi olan İstanbul/Ataşehir'de karşılıklı incelenmesi taleplerinin dikkate alınmadığını,
ikinci bilirkişi heyeti incelenmesi için 08.01.2021 tarihinde davacının ticari defterlerinin bilirkişiye teslimi anında defterleri teslim alan bilirkişi heyeti üyesinin ihsas-ı reyde bulunduğundan 11.01.2021 tarihli dilekçelerinde bilirkişinin reddi ile yeni heyet oluşturulması taleplerinin de dikkate alınmadığını, dava dosyasına 11.01.2017 tarihinde sundukları uzman görüşünün de mahkeme ve bilirkişi heyetince dikkate alınmadığını, mahkemenin davanın başından itibaren 31.12.2013 tarihli 198.000-TL tutarlı şerefiye bedeli faturasına dayanak sözleşmenin ibrazı hususundaki ısrarlı taleplerini görmezden geldiğini,
... ile davalı arasında 28.02.2013 tarihinde karşılıklı fesih protokolü ile feshedilen bir kira sözleşmesi olduğunu, protokolden anlaşılacağı üzere davacı müvekkili tarafından işletilecek kiralanandaki demirbaş/ekipmanlar üzerinde davalının herhangi bir hakkı olmadığını, bu demirbaş ve ekipmanların dava dışı ... A.Ş.'ye ait olduğunu, İstanbul 10 ATM 2015/1211 Esas dosyasının davalısı ... A.Ş.
İle huzurdaki davalının vekillerinin aynı avukat olduğundan onun İstanbul 10 ATM'ye sunduğu delil listesindeki bu kira sözleşmesinin fesih protokolü ve kira sözleşmesinin fotokopileri vb belgelerin davacı müvekkili tarafından huzurdaki davanın delil sunma aşamasında dava dosyasına sunulduğunu ve neyi ispat edeceğinin belirtildiğini, davalının sahip olmadığı gerçek dışı bir fatura düzenlendiğini, faturanın sözleşmenin ifa vasıtası olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, tüm çalışanları dava dışı ...
A.Ş.
Şirketinin sigortalı çalışan bir işletme için başka bir firmanın şerefiye bedeli faturası düzenlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işletmedeki demirbaşlar için başka bir ...l isimli firmanın davacıya fatura kesmesinin doğal olmadığını, müvekkili tarafından tüm bilgi ve belgelerin açıklandığını ve delillendirildiğini, davalı tarafın bu konuda hiçbir açıklama yapmayıp sessiz kalma yolunu seçtiğini, mahkemenin gerekçelerini dikkate almadan hüküm kurduğunu, davalının sebepsiz zenginleştiğini, dava konusu faturanın dayanağı olan sözleşmenin mahkemeye sunulmadığını,
İstanbul 10 ATM 2016/1102 Esas sayılı mahkeme kararının İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin 2020/1232 Esas sayısı ile inceleme sırası beklediğini, bu iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmesini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesinin çarpıtma mahiyetinde olduğunu, birleştirilmesi istenen davada karar verilmiş olduğunu, davacının her iki dava arasında nasıl bir bağlantı bulunduğunu, birinde verilen hükmün diğerini ne şekilde etkileyeceğini açıklamadığını, davacının tanık anlatımlarının gerekçeli kararda yer almadığını beyan ettiklerini, ancak yerel mahkemenin itiraz etmelerine rağmen davacı tanıklarını dinlediğini, müvekkili tanıklarını ise dinlemediğini ve davacı tanık beyanlarının da hükme esas alınmamasına karar verdiğini, bu nedenle kararda tanık beyanları olmamasının yerinde olduğunu,
davacının iddiasının senetle ispat kuralına tabi olup tanık dinlenmesine imkan olmadığını, davacının müvekkili defterlerini Ataşehir'e naklettirebilmek amacıyla defterlerin Ataşehir'de incelenmesini talep ettiğini, defterlerin nerede incelendiğinin sonuca bir etkisi olmadığını, davacının kendi defterinde dahi müvekkillerine borçlu göründüğünü, müvekkillerinin defterlerinin Afyonkarahisar'da olduğunu, markanın Afyonkarahisar kökenli olduğunu, üretim tesisinin de orada olduğunu, HMK 218.maddede de başkaca herhangi bir bölümde de defter incelemesinin şirket merkezinde yapılacağına dair bir düzenleme olmadığını,
uzman görüşüne sadece bilimsel amaçla başvurulabileceğini, dosyaya uzman görüşü olarak ibraz edilen belgenin sadece faturaya itiraz etmemenin hukuki sonuçları ile ilgili hukuki değerlendirmeden ibaret olduğunu, dosya içeriğini değerlendirmekten yoksun olduğunu, somut olayda yegane unsurun itiraz edilmemiş bir fatura olmadığını, faturaya itiraz edilmediği gibi davacının defterlerine kaydedildiğini, faturayı deftere kaydetmenin ilişkiyi kabul anlamına geldiğini, davacının davada ilk defa noter tespit tutanağında bir aşçının beyanından söz etmişse de şu aşamada yeni bir delil sunulmasına imkan olmadığını,
noterlerin tanık dinleme gibi bir yetkisi olmadığını, noter tarafından yapılan tespitte alınan beyanın delil değeri olamayacağını, covid nedeniyle karantinada olduğundan 24.11.2020 tarihinde mazeret dilekçesi sunduğunu, buna rağmen duruşma yapıldığını ve duruşmada mazereti kabul edilmesine rağmen yargılama işlemi yapıldığını, duruşma tarihi tebliğ edildikten sonra süresi içinde gerekli açıklamayı yaptıklarını, davacının sebepsiz zenginleşme iddialarının yerinde olmadığını, iddialarına göre sürekli aldatıldığını ve 2 yıl sonra bunu anladığını, bu durumun mümkün olmadığını,
bahsi geçen dükkanın daha önce müvekkilleri tarafından başka bir şirketten devralındığını, davacının müvekkiline ödediği paranın bu dükkanın devir bedeli olduğunu, iş yerinin devri için 413.000-TL bedel karşılığında anlaşıldığını bu bedelin 295.000-TL'sinin ...'ya ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını ve ödeme öncesinde bu durumdan haberdar olduğunu, davacının ödemenin neye istinaden olduğunu açık bir şekilde belirtiyor olması sebebiyle sebepsiz zenginleşmeden söz etmesine imkan olmadığını, davacının iddialarının kötü niyetli olduğunu, davacının faturaya itiraz etmeyerek defterlerine kaydettiğini,
tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava hukuki niteliği itibariyle, haksız olarak davalıya ödendiği iddia olunan bedelin, iadesi istemine ilişkin açılan alacak davasıdır.Davacı tarafından, dava dışı ...A.Ş arasında 01.01.2014 tarihinden geçerli olmak üzere ... sözleşmesi imzalandığını, davalı ... ile sözleşmesel bir ilişkisinin mevcut olmadığını,
davalının kendilerine 31.12.2013 tarihinde ...-... seri numaralı faturalar kestiğini ve İkbal rumuzu bulunduğu için bunu fark etmediğini, ...
5 adet çeki ciro ederek davalıya teslim ettiğini, adı geçen şirketin cirosu bulunmaksızın zilyetliğini davalıya devrettiğini, 200.000,00 TL tutarlı çeklerin davalı tarafından hiçbir haklı sebep bulunmaksızın muhatap bankaya ibrazla tahsil ettiğini , davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmüştür.Davalı tarafından, davacının ... ve ... adına ödemelerin yapılacağını bildiğini, taraflar arasında mutabakata varıldığını, bu durumda sebepsiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceğini, ilgili faturaları kabul edip gider olarak kullandıktan sonra faturayı kabul etmemesinin bir değeri olmadığını,
yapılan havalenin davalıya yapıldığında banka havalelerinde, havale yapılan ismin doğrulandıktan sonra havalenin gerçekleştiğini, yoksa havalenin banka tarafından iade edildiğini, bu nedenle davalının havaleyi de kime yaptığını bildiğini belirterek davanın reddine talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Talimat yolu ile yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişi raporunda özetle;''Davalının 2013-2014 yılları yasal defterlerinin V.U.K'nun 220.maddesinde yazılı tasdik ettirilmesi zorunlu defterlerden olup, V.U.K'nun 221-223-224-225.
Maddelerinde belirtildiği süre ve şekil dikkate alındığında açılış tasdikleri zamanında yapıldığı, davalı firmaya ait 2013-2014 yılları yevmiye defterlerinin 6762 sayılı T.T.K.nın 70. Madde hükmü gereğince yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yapıldığı, ticari defterlerinin, yürürlükte bulunan muhasebe sistemi genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulduğu, davalının davacıya kesmiş olduğu 2 adet fatura davalının defter kayıtlarında mevcut olduğu,
davacının davalıya kesmiş olduğu 5 adet toplam 200.000,00 TL lik çekin davalının defter kayıtlarında olduğu ve vadeleri geldiğinde davalının banka hesaplarından tahsil edilip muhasebe kayıtlarının yapıldığı, davacının göndermiş olduğu 95.000,00 TL lik havalenin muhasebe kayıtlarında olduğu, davacının takip edildiği 120.10.01.01.059 carisinin 31.12.2013 tarihinde bakiyesinin olmadığı, davacının davalıyla olan cari hareketi 2013 yılında kapatıldığından 2014 yılına devir olan bakiyesi bulunmadığı,
.2015 yılına da devir bakiyesi olmadığı '' belirtilmiştir.11.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle, '' Davacı şirket tarafından ibraz edilen 2013,2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerin.
T.T.K m.64,66 ve V.U.K. m.220-226'ya göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, davacı şirketin davalı şirket ile olan ticari münasebet kayıtları incelendiğinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete 27.12.2013 tarihinde ... numaralı yevmiye maddesi ile 95.000,00-TL havale yapıldığı,
31.12.2013 tarihinde 28.02.2014 vade ... nolu 40.000,00-TL bedelli Çek, 31.03.2014 vade ... seri no 40.000,00-TL bedelli Çek, 30.04.2014 vade ... seri nolu 40.000,00-TL bedelli çek, 30.05.2014 vade ... seri no 40.000,00-TL bedelli Çek, 30.06.2014 vade ... seri nolu 40.000,00-TL bedelli Çek toplam 200.000,00-TL bedelli 5 ad çek verildiği, davalı şirketin ise davacı şirkete 31.12.2013 tarihinde ... nolu 198.000,00-TL bedelli ve 31.12.2013 tarih ... nolu 97.000,00-TL bedelli faturaları düzenlediği,
davacı şirketin davalı şirket tarafından düzenlenen faturaları ticari defterine kayıt ettiği, BA Beyan Formu ile Gelir İdaresi Başkanlığı'na beyan ettiği, ilerleyen izleyen yıllarda da davalı şirkete herhangi bir iade faturası düzenlemediği, dava dosyasına ibraz edilen ve davalı şirketin ticari defter kayıtlarını inceleyen bilirkişi raporu incelendiğinde tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, birbirleri ile örtüştüğü, davacı tarafın dava dışı ... ile imzaladığı sözleşme kapsamında kararlaştırılan edimlerin yine bu firma tarafından gerçekleştirildiği anlaşıldığı,
ancak ödemenin başka bir şirkete yapılması konusunda davacının itirazlarının toplandığı, aynı grup içerisinde bulunan şirketler arasında bu tür hizmet verme ve fatura düzenleme konusunda farklı uygulamalar görüldüğü, sözleşme kapsamında yerine getirilen edime itirazın olmadığı ve düzenlenen faturaları itirazsız kabul ettiği görünen davacının, davalı şirkete karşı sebepsiz zenginleşme gerekçesi ile talepte bulunamayacağı, ayrıca, Kıymetli Evrak Hukuku'nu ilgilendiren bir hususu da vurgulamakta fayda bulunduğu, huzurdaki davada, davacı yan, 5 adet çeki, yani kambiyo senedini “...” ile cirolayan şirket olduğu,
bir çek, beyaz ciro ile devredildikten sonra, söz konusu çek artık “bir hamiline yazılı kıymetli evrak” gibi tedavül edebilme kabiliyeti kazandığı nitekim TTK 684 /2/c'de “(2) Ciro beyaz ciro ise hamil; c) Beyaz ciroyu doldurmaksızın ve poliçeyi tekrar ciro etmeksizin poliçeyi başka bir kişiye verebilir” düzenlemesi bulunduğu, kural olarak, beyaz ciro ile şeklen geçerli bir ciro yapan cirantanın çek hâmiline karşı sorumlu olması TTK 685/1'in gereği olduğu, takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu'' belirtilmiştir.İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1102 Esas 2019/992 Karar sayılı ilamında, davacının ...
Şirketi, davalısının dava dışı ... ... Şirketi olduğu, dava konusunun ...
Sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinden bahisle davacının, davalının sözleşmeyi ihlali nedeniyle uğradığı sözleşmeler kurulurken yapmış olduğu müspet zarar ile sözleşmenin bakiye süresinde mahrum kaldığı karın tazminine yönelik tazminat ve taraflar arasında akdedilmiş alt kira sözleşmesi uyarınca fazla ödenen kira bedelinin iadesine yönelik alacak davası olduğu, mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde, davacının ...
Sözleşmesini feshinin haklı olmadığı, bu bağlamda davalı taraftan müspet yada menfi zarar talebinde bulunamayacağı, yine bakiye sözleşme süresi için ödemiş olduğu ... bedelini talep edemeyeceği, davacı tarafça bireysel anlaşma uyarınca davalı tarafından fazla tahsil edildiği ileri sürülen kira bedelleri yönünden davacı taraflar arasında akdedilen yazılı kira sözleşmesinde belirtilen kira bedelinin,
sonradan değiştirildiğine yönelik iddiasını ispatlayamadığından ve mevcut yazılı kira sözleşmesi uyarınca davalı tarafça tahsil edilen kira bedellerinin de sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle açılan davanın reddine dair karar verildiği istinaf edilmesi neticesinde İstanbul BAM 12 HD nin 2020/1232 Esas 2023/846 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve temyiz edilmesi neticesinde Yargıtay tarafından onandığı anlaşılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından iş bu davada davalı ile arasında hiçbir ticari ilişki bulunmamasına rağmen dava dışı ... ...
Şirketi ile imzalanan 01.01.2014 tarihli ... Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilişkin özel koşullar ve alt kira sözleşmesi kapsamında devir bedeli olarak kararlaştırılan 413.000,00-TL bedelin 200.000,00-TL'sinin ... Bankası Anonim Şirketi ...
Şubesine ait her biri 40.000,00-TL toplam bedeli 200.000,00-TL olan beş adet çek ile yapıldığını, çeklerin davalı tarafından bankaya ibraz ile tahsil edildiğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmüş ise de, Davacı tarafça işlem anında ödemelerin bir kısmının davalı şirkete, bir kısmının ise dava dışı şirkete yapılacağının bilindiği sabit olup, incelenen her iki şirketin ticari defter ve kayıtlarında da gerek gönderilen havalelerin gerekse davalı şirket tarafından kesilen faturaların kayıtlı olması davacı tarafından faturaların vergi dairesine BA bildiriminde bulunması,
tarafların ticari kayıtlarının bütünlük arz etmesi göz önüne alındığında basiretli bir tacir gibi davranması esas olan davacının hileli hareketlerle kendisinin kandırıldığını iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine,
dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/1706, K. 2025/526, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama