KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2022
- Dosya no
- 2022/708
- Karar no
- 2022/778
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/02/2020
- Numarası
- 2019/704 E. - 2020/80 K.
- Davanın konusu
- İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi
- İstinaf karar tarihi
- 20/05/2022
Karar Metni
816 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin, keşidecisi ... olan ... nolu, 15.07.2017 keşide tarihli ... Düzce şubesine ait 15.000,00 TL bedelli çeki aldığını, daha sonra bu çeklerin ... Ltd. Şti. şirket merkezine gönderilmek üzere ... Kargo şirketine teslim edildiğini, bu sırada çekin kaybolduğunu, daha sonra bu çeklerin çalındığının öğrenildiğini, çekin arkasına sahte ... Ltd.
Şti. cirosu atıldığını, gönderilen bu olaydaki gibi olan müşteri çeklerine ise hiç bir ciro atılmadan işlemlerin yapıldığının görüleceğini beyan ederek, lehtarı davacı olan keşidecisi ... olan, 15.07.2017 keşide tarihli, ... Düzce şubesine ait 15.000,00 TL tutarlı ... no'lu çek bedelinin davalılardan istirdadına, davalıların %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkûmiyetine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince.
Davanın, çek bedeli istirdatı davası olup, arabuluculuk şartına tabi olduğu, ancak dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Eldeki davada, dava konusu çek nedeniyle borçlu bulunmadıklarının tespiti yanında çek bedelinin istirdadının talep edildiğini, menfi tespit istemli davalarda arabulucuğun dava şartı olmadığını, buna ilişkin emsal Yargıtay kararları bulunduğunu beyan ederek, dava dilekçesinde yapmış olduğu açıklamalara benzer açıklamalarda bulunmak suretiyle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlık. Eldeki davanın arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanunun 20.maddesi ile, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddeye göre; bu Kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.
Görüldüğü üzere, 6102 Sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda arabuluculuk, dava şartı olarak belirlenmiştir.
Madde gerekçesi "Maddeyle, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma zorunluluğu getirilerek bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesi amaçlanmaktadır." şeklindedir.
Yukarıda belirtildiği üzere gerekçede amaçlanan, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların, arabuluculukda çözümlenmesi olup, madde metninde konusu ..."bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava..." denilmek suretiyle dava türleri ayrımı belirtilmemiştir. Somut davanın 7155 Sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile TTK'nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmalık konusu değildir.
Bahse konu maddeye göre TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili, her ne kadar davanın hem çek bedelinin istirdadı hem de menfi tespit istemine yönelik olduğunu ileri sürmüş ise de; dava dilekçesi incelendiğinde, davanın, çek bedelinin istirdadı istemine yönelik olduğu, ayrıca menfi tespit istemini içermediği, davanın bir kambiyo senedi olan çekten kaynaklanması ve kambiyo senetlerinin TTK'da düzenlenmiş olması nedeniyle ticari nitelikte olduğu, dolayısıyla arabuluculuk şartına tabi davalardan olduğu ve konusunu bir miktar paranın ödenmesi hususunun oluşturduğu,
ancak Mahkemece davacı yana süre verilmiş olmasına rağmen, arabuluculuk son tutanağının bir haftalık yasal süresi içerisinde dosyaya sunulmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
20/05/2022
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/708, K. 2022/778, 20 Mayıs 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama