İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/952 K.2024/2136

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2022/952Karar2024/2136Tarih19 Aralık 2024Okuma11 dk · 2.149 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
19 Aralık 2024
Dosya no
2022/952
Karar no
2024/2136
İncelenen kararın mahkemesi
Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi
17/03/2022
Numarası
2021/138 E. - 2022/68 K.
Davanın konusu
Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
19/12/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.149 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili markasının ... tarafından ilk olarak 1967 yılında yaratıldığını, 2009 yılı itibariyle ... adı altında dünya çapında birçok satış noktasına sahip olduğunu, müvekkilinin kendisine ait "..." markasını uzun yıllardır menşe ülke ABD başta olmak üzere düna genelinde ve Türkiye de dahil yüzden fazla ülkede yoğun ve yaygın bir şekilde kullandığını, ancak hal böyle iken davalının, iş yerlerinde, web sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında müvekkili şirketin TPMK nezdinde tescilli ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markalarının aynısını/benzerini,

müvekkilini markalarının da tescilli olduğu 25.ve 35. sınıfta yer alan emtialar üzerinde izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullanıldığını, davalının bu kullanımlarında kendi adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markayı kullandığını ve davalı yanın söz konusu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek,

davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü, davalının müvekkili adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını, men'ini, ref'ini ve davalının "..." ve "..." ibarelerini taşıyan ürünlerine el konulmasını, bu ibarelerin davalıya ait tüm ürün ve tanıtım araçlarından çıkarılmasını, bunun mümkün olmaması halinde ürünler ve tanıtım araçlarının imhasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının markaları ile müvekkilinin tescilli markasının birbirinden tamamen farklı markalar olduğunu, benzerlik göstermediğini, müvekkilinin markasının tek başına bağımsız ve özgün bir marka olduğunu, müvekkilinin markası olan "..." markasının esas unsurunun markanın tamamı olduğunu, davacı tarafın markalarında böyle bir ibare bulunmadığını,

müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede bir benzerlik bulunmadığını ve bu nedenlerle müvekkilinin davacı markalarına yönelik herhangi bir tecavüz ve haksız rekabet eylemi gerçekleştirmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Önceki tarihli davacı markaları ile davalı markası ve kullanımı arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında, benzerlik ve karıştırılma ihtimali tespit edilmiş olup, SMK m.6/1 kapsamında davalı markasının hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği, davacının TPMK’ya yapmış olduğu tanınmış marka başvurusu ve tanınmışlığının kabulü (18.05.2017), davalı marka tescil başvuru tarihinden (15.12.2015) daha sonra olsa da,

dosyaya davacı tarafından sunulan belgeler içerisinde yer alan İstanbul 3.FSHHM'nin 2013/98 E. Sayılı dosyasının kesinleşme tarihi olan 27.10.2014 tarihi dikkate alındığında, davalı markasının başvurusunun yapıldığı tarih öncesinde, davacı markasının tanınmış marka olduğunun tespit edildiği, ortalama veya ilgili alıcıların, farklı bir sınıfta olsa bile, tanınmış markaya olan benzerlikten dolayı, bunun tanınmış markaca sunulduğunu zannederek, bu malı tercih etmelerinin söz konusu olduğu,

davalı tarafça markanın kullanım şekli dikkate alındığında, ortalama tüketicinin bu markaları taşıyan malların aynı işletmeden geldiği ya da bunların üreticileri arasında işletmesel bir bağlantı olduğunu düşünmesinin mümkün olduğu, tüm bu değerlendirmeler sonucunda, davalının davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi,

itibarına zarar vermesi ya da onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmış olmakla, işbu tespitler doğrultusunda, SMK m.6/5 kapsamında davalı markasının hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği, yine davalının davacı markasının tanınmışlığından istifade amacıyla, bilerek ve kötü niyetli olarak tescil yaptığı anlaşılmakla SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak davacının hükümsüzlük davası kabul edilmiştir.

Davalının markasının bitişik şekilde yazılmış “...” kelimesi ve "..."unsuru ile birlikte tescilli olduğu, davalının kullanımlarında tescilli halinden ziyade, markayı “...” şeklinde ayrık şekilde yazarak kullandığı, “...” ibaresinin marka tescilinde büyük harflerle ifade edilmiş olmasına rağmen, fiili kullanımlarda küçük harf ile yazılmakta olduğu, "..." ibaresinin ise markasal kullanımlarda öne çıkarılarak ve vurgulanarak kullanılmakta olduğu,

davalının bu şekildeki kullanımının, tescilli olduğundan farklı şekilde ve özellikle davacı markaları ile iltibas yaratacak ve davacı markasına yaklaştırarak kullanım arz ettiği gibi SMK 155 maddesi kapsamında tescil gibi kullanılsa dahi sonraki tarihli markaya dayanamayacağından marka haklarına tecavüzün gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla marka haklarına tecavüzüne dair talebin kabulü gerekmiştir.

Yine davalının yukarıda değinilen eylemleri, davalının karıştırılmaya yol açacak şekilde davacı markalarına yaklaştırarak kullanımının olması karşısında TTK.

54 ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet de söz konusu olduğundan davacının haksız rekabete yönelik talebi de kabul edildiğinden,1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 2-Davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin durdurulmasına, men'ine ve ref'ine, davalının "..." ve "..." ibaresini taşıyan ürünlerine el konulmasına, bu ibarelerin davalıya ait tüm ürün ve tanıtım araçlarından çıkarılmasına, bunun mümkün olmaması halinde ürünler ve tanıtım araçlarının imhasına" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; - ilk Derece Mahkemesi'nin, markaların esaslı unsurlarının tespitinde hataya düştüğünü ve gerekçeli kararında müvekkili markasının “...” olarak ifade ettiğini, oysaki hem TPMK’de yer alan marka örneğinde hem de marka isminin yer aldığı kısımda müvekkilg markasının “...” olarak yani tek kelime olarak tescil edildiğini, Müvekkili markasının marka örneğinde yer alan kullanımda da her bir harfin aynı büyüklükte ve aynı yazı karakteriyle yazıldığını,

Yargıtay’ın opet ve europet markalarını değerlendirdiği kararında markaların kelime unsurunun hiçbir şekilde bölünemeyeceği açık bir biçimde hüküm altına alındığını, mahkemenin müvekkili markasını iki farklı kelimeden oluşuyor gibi değerlendirdiğini, benzerlik ve karıştırılma özelliği olmadığını, -Davacı markasının logosunun bir ... oyuncusu olduğunu, Müvekkili markasının logosunda ise ... sporunu hiçbir şekilde anımsatmayan ayırt edici bir at silueti bulunduğunu, bu haliyle müvekkili markasının görsel unsurunu oluşturan ibarenin baskın bir at figürü olduğu,

bu figür ile davacı markasını oluşturan görsellerin hiçbir şekilde benzerlik taşımadığını, Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tanınmış kipa markasıyla ... markası arasında karşılaştırma yaptığı kararında ve ladin markasıyla ... markası arasında karşılaştırma yaptığı kararında da markaların benzerliğinde göz önüne alınması gereken hususların açıkça belirtildiğini, benzerliğin olmadığını, ayrıca müvekkilinin ... başvuru numaralı markasının dava tarihinde zaten bir başka hükümsüzlük davasının konusunu oluşturduğunu,

bir başka marka sahibi olan ... tarafından müvekkili aleyhine ve işbu davanın konusunu oluşturan ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğü istemiyle 26/01/2018 tarihinde İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde bir dava açıldığını, bu şartlar altında ilk derece mahkemesinin dava konusu uyuşmazlığın çözümü için ... tarafından açılan davayı bekletici mesele yapması gerekirken direkt olarak olayın esasına girmesinin hukuka ve usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın 25 ve 35. sınfta tescilli markasının "..." kelime unsurlarından oluştuğunu, müvekkili şirketin davaya dayanak, Türk Patent nezdinde ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayı ile 25 ve 35. sınıflarda tescilli markalarının esas unsuru da aynı şekilde “...” ibaresi olduğunu, Davalı tarafın tescilli kelime markasında yer alan "..." ibaresinin "..." anlamına geldiğini ve davalı ürünlerinin çocuk giyim eşyaları olması sebebiyle yeterli ayırt edicilik vasfını haiz olmadığını, markanın esas unsuru olan “...” ibaresini sadece destekler nitelikte olduğunu,

Davalı tescilli markasının esas unsurunun ise “..." olduğunu, tanımlayıcı nitelikte olan diğer ibarelerin davalı şirket marka tesciline ayırt edici özellik kazandırmadığını, Davalının, hükümsüzlüğü istenen “...” markasının, müvekkilinin tanınmış “...” markası ile 25 ve 35. Sınıfta tescil edilmiş olması itibariyle aynı sınıftaki aynı ve farklı sınıflardaki birbiriyle ilişkili emtialar için tescil edildiğini, SMK'nın 6/1 maddesi ve 6/5 madde hükümleri uyarınca da, davalı markalarının tanınmış müvekkili markası karşısında hangi emtialarda tescilli olduğuna bakılmaksızın hükümsüz kılınmasının da hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu,

her ne kadar davalı taraf, işbu dava dosyasının, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/38 sayılı dosyası ile birleştirilmesi taleplerinin reddedildiğini ifade etmiş olsa da, davalı taraf tahkikatın tümü boyunca hiçbir şekilde birleştirme talebinde bulunmadığını, istinaf beyanlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı gerçek kişi adına kayıtlı olan ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü, davalıların, davacının tescilli "..." ibareli markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması taleplidir.

TPMK kayıtlarına göre; ... tescil numaralı ..." ve ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markaların davacı adına, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ise 25.ve 35. sınıflarda 14/12/2015 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Davacı tarafın Türkiye'de çok sayıda marka tescili bulunduğu özellikle şekil ibaresinin yer aldığı markaların 1990 ve 1991 yılından bu yana tescilli olduğu, dünyanın çeşitli ülkelerinde 1989 yılından bu yana davacının markasının 25. sınıfta yer alan emtialarda tescilli olduğu, dünyanın pek çok ülkesinde mağazasının bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacının "..." markasının tanınmış marka konumunda bulunduğuna dair kesinleşmiş yargı kararları mevcuttur. ( İstanbul 3. FSHHM’nin 2013/98 E. – 2014/105 K. sayılı ilamında davacı şirketin “...” markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 ve 7/i madde hükümleri anlamında tanınmış marka olduğu,

Ankara 2. FSHHM’nin 2012/40 E. – 2013/214 K. sayılı ilamında da hem “...” markasının hem de “şekil ¸” markasının, 556 sayılı KHK’nın 8/4 ve 7/i madde hükümleri anlamında tanınmış marka olduğuna karar verilmiştir.) Dava tarihinde yürürlükte olan SMK'nun 6/5. maddesinde, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusunun, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı,

benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedileceği, 6/9. maddesinde ise kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiş olup, SMK'nun 25/1. Maddesinde bu durumlar hükümsüzlük nedeni olarak gösterilmiştir.

Davacının "..." kelimesi ve "..." figüründen oluşan markasının ... tescil numarası ile TPMK nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu, davacının "..." ibaresini içeren markalarının 25. Sınıfta giyisi emtiasını kapsar şekilde tescilli olduğu, davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı "..." tescil numaralı markaların esaslı unsurunun ise "..." ibaresi olduğu, "..." unsurunun markaya bir ayırtedicilik katmadığı,

davalı markaların davacıyla aynı şekilde 25. sınıfta tescilli oldukları, hitap edilen ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi doğurduğu ve işletmesel bağ algısı oluşturabileceği, davacıya ait eski tarihli ... esas unsurlu markanın dosya kapsamındaki deliller, tescilli olduğu geniş coğrafya , markanın tanınmış olduğuna dair mahkeme kararları da dikkate alındığında davacı markasının hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı davalı markalarının tescili başvurusundan önce tanınmış olduğu,

davacı tarafa ait tescilli "..." figürü ihtiva eden ... ibareli markalar ile davalı tarafa ait at başı görselini ihtiva eden markaların asli unsurunun bu şekil unsuru olduğu, davacının ... ibaresini içeren markaları ile davalı markasındaki ... ibaresinin ortak unsur olduğu, markaların görsel , işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları, davalı tarafın ... ibaresine eklediği harflerle oluşturduğu markalara bir bütün olarak bakıldığında davacı markasından ayırt edicilik sağlamayan, ortalama tüketici nezlinde seri marka imajı yaratan bir marka olduğu, karıştırılma ve ilişkilendirme ihtimaline sebebiyet verdiği,

davalı markalarının davacı markalarının tescil sınıfı kapsamında kaldığı gözetildiğinde iltibasa sebebiyet verdiği, davacının markasının Türkiye'de de satışı yaygın olarak gerçekleştirilen, önde gelen alışveriş merkezlerinde bulunan mağazalarda satışa sunulan yıllardır tekstil sektöründe var olan bir marka olup, Davalının markanın tanınmışlığından faydalanarak, hiçbir masraf ve çaba göstermeden markanın bilinirliğinden haksız olarak yararlanma ihtimali mevcut olduğundan, SMK 6/1, 6/5 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, bu durumun aynı zamanda marka hakkına tecavüz oluşturduğu,

Mahkemece verilen hükümsüzlük kararında bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Davalı taraf İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/38 sayılı dosyası ile açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, her iki tarafın davacılarının farklı olduğu, diğer dosya davacısının ... olduğu, İstanbul BAM 16 HD. 2020/336 E. 2022/133 K. Sayılı kararı ile "...Davacı markasının lacivert zemin üzerinde "..." sözcük unsurlu, davalı markasının daire içine alınmış at başı şekil unsuru ile ... sözcük unsurundan oluştuğu anlaşılmaktadır.

Her iki taraf markalarında sözcük unsurunun ... ve ... ibarelerinden oluştuğu, bu ibarelerin yer değiştirilerek yazılmasının davalı markasına ayırt edicilik katmadığı, davacı markasının başındaki ... ibaresinin de, ... sözcüğündeki kelimelerin baş harflerinden oluştuğu ve ... ibaresine vurgu yaptığı, tali unsur olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı markasında at başı figürü bulunuyorsa da, tüketicilerin dikkatinin genellikle, markadaki sözcük unsuruna yöneldiği, markadaki baskın unsurun ... sözcük unsuru olduğu, tüketicinin markaları gördüğünde mal ve/veya hizmetin aynı işletmeden gelmiş olduğu izlenimine kapılabileceği, doğrudan ve dolaylı iltibas tehlikesinin mevcut olduğu ve markaların 25. Sınıfta ortak olan emtialar ile, bu emtiaların/benzerlerinin görülmesi ve satışı için 35. Sınıfta mağazacılık hizmetlerinde hükümsüz kılınmasının yasaya ve dosya kapsamına uygun olduğu,

kanaatiyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine... " karar verildiği ve ilgili kararın 04/03/2024 tarihinde Yargıtay 11. HD. 2022/5536 E., 2024/1713 K. Sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği bu nedenle bekletici mesele yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmıştır.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere.

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih ve 2021/138 E., 2022/68 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

19/12/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/952, K. 2024/2136, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/952
Karar No
2024/2136
Tarih
19 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/953 K.2024/2032
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/953 K.2024/922
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/953 K.2024/1016
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/954 K.2024/2106
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/954 K.2024/1923
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/955 K.2024/1976

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.