İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/373 K.2025/940

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2023/373Karar2025/940Tarih3 Temmuz 2025Okuma13 dk · 2.631 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
3 Temmuz 2025
Dosya no
2023/373 Esas
Karar no
2025/940
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi
15/11/2022
Numarası
2022/45 E. - 2022/205 K.
Davanın konusu
Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
03/07/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.631 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü

DAVA DİLEKÇESİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin üst düzeyde özerk bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, TMOK'un kuralları, kuruluş amaçları ve faaliyetleri esas alınarak devlet tarafından desteklenerek kurulmuş bir dernek olduğunu, TMOK'un dopingle mücadele konusunda etkin faaliyet gösteren tek kurum olduğunu, Davalı ...'nin ise İstanbul Ticaret Siciline ... sicil numarası ile kayıtlı, sınavlara hazırlanan öğrencilere online eğitim hizmeti veren bir şirket olduğunu, davalı şirketin 2021 yılı Ağustos ayında öğrencilere, sınavlara hazırlanan çocuklara ve gençlere yönelik TV de, yazılı ve görsel basında, sosyal medyada, reklam biilboardlarında ...

Teknoloji Tırı adı verilen gezici tırlarda, tanıtım ve reklam kampanyası başlattığını, bu reklam kampanyası ile davalı şirketin "...+şekil", "...+şekil" ibareli markalarından ve faaliyetlerinden haberdar olunduğunu, şirketin bu reklamlarla internet üzerinden online kurslara öğrenci toplamaya başladığını, bu faaliyetine ve öğrenci kaydına devam ettiğini, TMOK tarafından davalı şirkete unvan ve markalarındaki "..." ibaresinin dopingle mücadeleye zarar verdiği,

kullanılmaması gerektiği, kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı olduğu konusunda uyarı yazılarının gönderildiğini ancak olumlu yanıt alınamadığını, davalı şirkete ait markaların hükümsüzlüğü için bu davanın açılmasının zorunlu olduğunu, TPE nezdinde yapılan araştırma sonucu Davalı ...'nin asli unsuru "...” olan markaların tescil edildiğini, bunlardan başka benzer pek çok başvurusunun olduğunu vc incelemede olduğunu, davalının asli unsuru "..." olan birbirine benzer çeşitli ihtimallere göre hazırlanmış (...+şekil) markalarının seri şekilde başvuruda bulunduğunun tespit edildiğini,

davalı şirketin ana faaliyet konusunun eğitim- öğretim olduğunu ve ağırlıklı olarak genç öğrencilere online eğitim hizmeti verdiğini, Milli Eğitim Bakanlığından aldığı izinle "MEB Özel ...

Öğretim Kursu" unvanıyla MERSİS'te ... kurum kodu ile faaliyet gösterdiğini, "..." kelimesinin yasaklı madde kullanılarak yapılan bir tür hile ve suç olmasının yanı sıra kamu düzenine, çocukların sağlığı olmak üzere halk sağlığına, sporcu ahlakına ve genel ahlaka aykırı olduğunu, bu nedenle "..." kelimesinin kullanılmasının tehlikeli olduğunu, etik olmadığını ve sağlık karşıtı bir uygulama olduğunu, davalı şirketin amacının ticari kazanç sağlamak olduğunu beyan ederek Davalı ... adına tescilli ... (...), ... (...) ... ygs-lys (...), ... notlar şekil (...), ... (...), ... (...),

dopinghafiza (...) markalarının SMK madde 5 ve 6. maddelerine göre tescil edildiği bir kısım sınıflar yönünden ayırt edici olmamaları nedeniyle tescil edildiği tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve TPE marka sicilinden terkinine, hükümsüzlüğü talep edilen bu markaların 3. şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, markanın ve unvanın www...com ve www...com alan adlı web sitelerinde, yazılı ve görsel basında, bilboardlarda, facebook, instagram ve diğer sosyal mecralarda kullanımının önlenmesine,

"..." ibaresini içeren her türlü reklam broşürü, afiş, ders materyallerin imhasına veya "..." ibarelerinin çıkarılmasına, davalı şirketin marka unvanının sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Müvekkili şirketin 2011 yılında kurulan Türkiye'nin en büyük online eğitim platformu olduğunu, kurulduğu günden bu yana her yıl on binlerce ve bugüne kadar 400.000'den fazla öğrenciye bütüncül, sistemli ve yeni nesil bir öğrenme deneyimi sunduğunu, Türkiye’de ilk kez kullanılan yapay zekâ destekli akıllı test paneli, hafıza teknikleri, akıl haritaları, kişiselleştirilmiş çalışma programı desteği, infografikler, rehberlik videoları, velilere özel hazırlanan Gelişim Bilgilendirme Sistemi, soruları videolu çözen Çözücü uygulaması ile Reflekslerle Matematik, Serüvenlerle Fen Bilimleri,

Tarih Yolculuğu gibi özel olarak oyun formatında geliştirilen inovatif eğitim araçları ile öğrencilerin etkin ve etkili ders çalışmasına imkan sunduğunu, müvekkili şirketin "..." markasına 10 yılı aşkın süredir alanında uzman güçlü kadrosuyla yoğun emek verdiğini, yüklü yatırımlar yaptığını, davacı tarafın hükümsüzlük iddialarının uzun süre sessiz kalmadan dolayı reddedilmesinin gerektiğini, dava konusu edilen markaların tescil edilmelerinin üzerinden uzun yıllar geçtiğini, davacı tarafın 11 yıl boyunca marka hükümsüzlüğünü istememesinin hak kaybına uğraması için yeterli olarak kabul edilmesi gerektiğini,

huzurdaki davada zamanaşımı yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın “gençleri korumak” maksadıyla huzurdaki davayı açmaya hukuki yararının olduğunu beyan ettiğini, dosyaya bu iddiayı ispat edecek herhangi bir delil sunmadığını, müvekkilinin faaliyetinin gençlere ve çocuklara zarar verici eylemler olmadığını, davacının tüm faaliyetlerinin spor odaklı sosyal sorumluluk projeleri olduğunu, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin ve marka tescillerinin kapsamının eğitim teknolojileri olduğunu ve bu sebeple işbu davanın açılması bakımından davacı tarafın hiçbir menfaatinin olmadığını,

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK)'un Türk sporunun gelişimi için çalışmalar yapan ve Türk sporunun Olimpik Hareket içerisindeki temsilciliğini üstlenen bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, faaliyetlerinin spor odaklı sosyal soyumluluk projeleri mahiyetinde olduğunu, "..." ibaresinin kamu düzenine aykırı bir ibare olmadığını, müvekkili şirkete ait "..." esas unsurlu markaların emtia listesinin genellikle Bilgisayar yazılımları, Bilgisayar Hizmetleri ve Eğitim Öğretim hizmetleri alanında olduğunu, "..." markalarının hiçbirinin emtia listesinde sporcu içecekleri, ilaçlar, vitaminler,

gıda takviyeleri gibi sporculara “...” olarak verilen ürünler bulunmadığını, anılan nedenlerle müvekkili şirkete ait "..." ibareli markalarının spor aletleri, sporcu içecekleri ya da spor hizmetleri sınıflarında tescilli olmaması nedeniyle ahlaka aykırılığından söz edilemeyeceğini, ... denildiğinde sektörel bir bilinirlik olduğunu, bir ibarenin ayırt edici olup olmadığının incelenmesi noktasında tescilli olduğu mal ve hizmetlerin önem taşıdığını,

davacı tarafından sunulan kararların huzurdaki uyuşmazlığa emsal alınamayacağını,"..." ibaresinin mevzuat uyarınca suç olarak düzenlenmemesi nedeniyle somut uyuşmazlık bakımından emsal oluşturmadığını, ticaret unvanı terkin talebinin ve "..." ibareli marka kullanımlarının önlenmesi taleplerinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle.

Zamanaşımı durumunun söz konusu olmadığını, Müvekkili TMOK'un Davalı şirketin reklam kampanyasına başlamasıyla "..." kelimesinin unvan ve marka olarak kullanımından haberdar olduğunu, haberdar olduğu zaman müvekkili dernek tarafından işlemlerin başlatıldığını ve sessiz kalınmadığını, TMOK'un amaçlarının ve hukuki yararının ispatlandığını, Türkiye'de dopingle mücadele eden ve cezalandırma yetkisi olan tek kuruluş olduğunu, davalı ...'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 170022-5 sicil numarasıyla kayıtlı olarak 18/12/2018 tarihinde kurulduğunu, davalı şirketin 2021 Eylül ayında reklamlarla gündeme geldiğini, uzun bir geçmişinin olmadığını,

10 yılı aşkın faaliyetinin olmadığını, davalı şirketin vurucu etki ve reklam üzerinden bir satış ve pazarlama yöntemi izlediğini, hileli bir yöntem olduğunu, ... unvanlı şirketin ana faaliyet konusunun sınavlara hazırlanan gençlere eğitim vermek olduğunun dikkate alındığında unvandaki “...” kelimesinin genç nesillere kötü örnek olabileceğini ve yanıltıcı bir ifade olduğunu, ahlaken kabul edilebilir olmadığını, bu yönüyle kamu düzenine aykırı olduğunu, “...” kelimesinin anlamının yasaklı maddelerin kullanılması olduğunu beyan ederek davanın kabulüne, dava dilekçesinde listesi sunulan delillerden eksik olan delillerin celbine,

davalı markalarının hükümsüzlüğüne ve unvanın sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle.

Müvekkilinin marka kullanımlarının uzun yıllardır mevcut olduğunu, sessiz kalma suretiyle hak kaybı ve zamanaşımı koşullarının gerçekleştiğini, bu markaların eğitim-öğretim faaliyetlerinde kullanıldığını, müvekkili şirketin çevrim içi tabanlı bir eğitim-öğretim faaliyeti de gösterdiğini, sosyal medya platformlarında da uzun yıllardan beri varlığını sürdürdüğünü, aleni olan sicilin “sürekli kontrol edilemeyeceği” şeklindeki savunma argümanının kabul edilemeyeceğini, davanın husumet yokluğundan reddinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olmadığını,

"..." ibareli müvekkili markasının tüketicilerin nezdinde, spor müsabakalarında kullanımı yasak olan “...” maddesinden çok daha farklı bir anlama ve kimliğe sahip olduğunu, hafıza tekniklerinin kullanıldığını, öğrenmeyi kolay ve eğlenceli hale getiren eğitim içeriklerine işaret ettiğini, müvekkilinin "..." ibareli ticaret unvanının TTK’ya, kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; " her ne kadar davacı "..." kelimesinin yasaklı madde kullanılarak yapılan bir tür hile ve suç olmasının yanı sıra kamu düzenine, çocukların sağlığı olmak üzere halk sağlığına, sporcu ahlakına ve genel ahlaka aykırı olduğunu, bu nedenle "..." kelimesinin kullanılmasının tehlikeli olduğunu, etik olmadığını ve sağlık karşıtı bir uygulama olduğunu, davalı şirketin amacının ticari kazanç sağlamak olduğundan bahisle iş bu davayı açmış ve davalı adına kayıtlı bu ibareyi içerir markaların hükümsüzlüğünü talep etmiş ise de mütalaada da belirtildiği üzere çekişmenin odağındaki ... sözcüğünün, “katkılama, güç katma,

teşvik etme, uyarma" gibi farklı anlamlarda da günlük dilde, basın ve haber kanallarında, sosyal medyada yaygın şekilde kullanıldığı; özellikle belirli bir alanda bir kişiye, kuruluşa, sektöre ivme kazandıracak performansını artıracak ilave bir katkı veya teşvikte bulunmak anlamının hemen herkes tarafından bilinip anlaşıldığı dolayısıyla, dava konusu markaların ortalama ve makul seviyede bilinçli tüketicileri, dava konusu markaları gördüğünde, ... uygulamasını özendiren, sportif faaliyetlerde bu uygulamayı teşvik eden ya da öven bir ifade olarak algılamalarının, oldukça istisnai ve aşırı abartılı,

hassa bir algı düzeyi için söz konusu olabileceği, dava konusu markalara, dopingi özendiren, teşvik eden veya normalleştiren bir anlam verebilecek, uç veya istisnai durumdaki kişilerin bu değerlendirmede esas alınmayacağı, öte yandan dava konusu markaların tamamında, yukarıda tanımlanan ve örneğine yer verilen şekil unsuru bulunduğu gibi, biri hariç diğerlerinde ... sözcüğü tek başına değil, “...”, “...”, “... YGS-LYS", “...

Notlar” şeklinde, ... ifadesinin, hafızayı güçlendirme yöntemi / materyali anlamını güçlendirecek biçimde, ilave sözcüklerle birlikte yer verildiği, dolayısıyla üniversiteye veya diğer sınavlara hazırlanan ortalama öğrenci, veli veya eğitmen ve profesyonel eğitimci ve yöneticilerin, bir bütün olarak dava konusu markaları, yasa dışı bir uygulama olarak dopingi teşvik eden öven, sıradanlaştıran veya sempatikleştiren bir ifade olarak algılamalarının mümkün olmadığı SMK m. 5/1-ı hükmünde düzenlenen kamu düzeni ve genel ahlaka aykırılık koşullarının oluşmadığı," şeklinde gerekçeleriyle Davanın REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından dava konusu olay, objektif olarak ele alınmadan bu konu hiç tartışılmadan ve değerlendirilmeden, eğitim öğrenim gören çocuklar, gençler ve onların ebeveynleri üzerindeki yıkıcı etkisi, sundukları bilimsel çalışmalar üzerinde dahi durulmadan, tereddüt varsa gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan, ... kelimesinin günlük dilde " katkılama, güç katma, teşvik etme, uyarma" anlamlarıyla da kullanıldığı,

bunun herkes tarafından bilindiği gerekçesiyle dar ve subjektif bir yorumla ve sadece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme delillerini dikkate almadığını ve ülkemizde sınavlara hazırlanan çocuklar, gençler ve onların ebeveynleri yönünden böyle bir sorun ve tehlike yokmuş gibi, bu hususu görmezden gelerek, değerlendirmeden, davalı yanın dosyaya sunduğu özel mütalaadaki görüşten aynen alıntı yapılarak " dopingin" günlük dilde " katkılama, güç katma" anlamında kullanıldığı,

ortalama tüketici nezdinde dopingin sportif faaliyetlerde bu uygulamayı öven yada teşvik eden uygulama olarak yorumlamalarının aşırı hassas, abartılı algı düzeyi için geçerli olacağı şeklinde subjektif bir yorum ve değerlendirmeyle davanın reddine karar verdiğini, Sportif faaliyetlerde ...'in rakiplerine üstünlük sağlamak için performans artırıcı yasaklı madde kullanmak olduğu herkes tarafından bilindiğini, dopingin uygulanması sadece "sportif faaliyetlerle" kısıtlı olmadığını,

sınavlara hazırlanan gençler arasında zihinsel performansı artıran kırmızı veya yeşil reçeteli ilaç kullanımı yaygınlaştığını ve bu uygulama bir hak sağlığı sorunu haline geldiğini, " ..."'in ahlaka ve kamu düzenine aykırı, tehlikeli bir uygulama olduğu gerçeğini değiştirmediğini, ülkemizde giderek artan böyle bir sorun olduğunu ve ...'in etki alanı sadece sportif faaliyetlerle sınırlı olmadığını, davaya konu markaların "..." uygulamasını özendiren veya normalleştiren bir anlam verilmesi aşırı hassas bir yorum olmadığını,

devletin hiç bir kurumu ... gibi tehlikeli bir uygulamayı meşrulaştıracak şekilde marka veya unvan olarak kullanımına izin vermemesi gerektiğini, tehlikeli anlam ve içerik barındıran, yasaklı madde kullanmak veya yasa dışı faaliyette bulunmak anlamına gelen kelimelerin devlet eliyle tescil edilmesine ve özellikle gençlere ve çocuklara eğitim veren kurum, kuruluş ve firmalar tarafından kullanımına izin , verilmemesi gerektiğini, tüm hukuki metinler ahlaki değerlerin edinilmesi ve korunması ile sporun etik değerlerinin bilinmesi konusunda otoritelere ciddi görevler verdiğini,

... olarak kullanılan maddelerin potansiyel olarak çok ciddi yan etkileri bulunduğunu, bunların ne olduğu çoğu zaman kullanan kişide ortaya çıkana kadar bilinmediğini, ... sadece sporcu sağlığını değil aynı zamanda halk sağlığını da etkileyen kritik bir konu olduğunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kendisine yapılan başvurularda, “...” kavramını halk sağlığı yönünden ele almakta ve dopingle mücadele faaliyetlerinin sahip olduğu kamu yararı amacı nedeniyle, bu faaliyetlerin kapsayıcı ve verimli şekilde yerine getirilebilmesi adına birtakım bireysel hakların çıkar dengesi kapsamında geri planda tutulması gerektiği kanaati ile hüküm kurduğunu,

mahkemece objektif olarak değerlendirilme yapılmadığını, mahkeme davalı şirketin çocuklara ve gençlere eğitim hizmeti verdiğini, markaların hitap ettiği hedef kitlesinin özellikle sınavlara hazırlanan gençler ve çocuklar olduğunu ve markanın bu kitle üzerinde ki vurucu etkisinden fayda sağlandığını dikkate alarak karar vermesi gerekirken, günlük dilde de kullanıldığı, spor alanında kullanıldığı,

dopingi özendiren teşvik eden anlam verilmesinin istisnai olduğu gibi subjektif gerekçelerle eksik inceleme ile davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, davalının tanıtıcı internet sitesi ve reklam içeriklerinden anlaşıldığı üzere, “...” markasının hedef kitlesi öncelikle TYT, YKS ve LGS sınavına hazırlanan, 13 ila 18 yaş aralığındaki çocuk/genç bireyler olduğunu, yoğun sınav stresi altında makul değerlendirme yapma ihtimali düşük olan bu bireylere, “...” kelimesinin olumlu bir destek anlamında kabul ettirilmesi, marka olarak kullanımına izin verilmesi,

bu kişileri yasaklı madde kullanımından uzaklaştırması gereken algıyı zedelemekle birlikte bir kuruluşun insanlara normal şartlarda kendi imkanları ile edinmeleri mümkün olmayan bir başarıyı/performansı edinebilmeleri sağlayan katkı verici unsurları sağlayabildiği fikrini yerleştirdiğini, yaratılan yanlış algı nedeniyle doğal ve yararlı bir teşvik olarak görmeleri uzun vadede geri dönülemez anlam karışıklıklarına neden olacak ve kişileri sonradan düzeltilmesini imkânsız düşünsel temellerin atıldığı bireyler hale getireceğini, çocuğun sınava hazırlanması aşamasında ... etkisi yaratan bir üründen faydalanmasının “sektöre ivme kazandıracağını,

performansını arttıracak ilave bir katkı ya da teşvikte bulunduracağını, performansını arttıracak” etkiler sağlayacağı ve olumlu olduğunu düşündüreceğini, ancak belki de bir saat sonra katılacağı herhangi bir spor müsabakasında veya gireceği sınavda ... yapmanın kurallar, etik değerler ve ahlak açısından olumsuz olduğu aynı zamanda da sağlık açısından zararları bulunduğunu içselleştirmesi, bu bilinçle hareket etmesi ve olumsuz olduğunu bilerek arasında ayrım yapma yönünde bir olgunluk göstermesi şeklinde bir çıkarımda bulunmasının beklenmesi,

eğitimin temel kavramlarıyla örtüşmediği gibi bir Mahkemenin yürütmekte olduğu yargılamada subjektif bir yorumla yüzeysel bir şekilde yapılan tespit ve değerlendirme ile de bu sonuca ulaşmasının mümkün olmadığını, Mahkeme kararında olay hakkında salt ticari faaliyet ve toplumda zaten belirli mecralarda bu şekilde kullanımın varlığının bulunduğu yönünde bir tespitte bulunulması,

Anayasa ve yasalara da aykırı olduğunu, Türkiye’nin uluslararası sözleşmeler kapsamında uymakla yükümlü olduğu “dopingle mücadele” kuralları, bu kuralların temel amacı ve yüklendiği eğitim ve farkındalık çalışmaları ile ters düştüğünü, davalı şirketin faaliyetinin sporla ilişkili olmamasının önemli olmadığını, davalının ana faaliyet konusu eğitim-öğretim, hitap ettiği hedef kitle, “ sınavlara hazırlanan çocuklar ve gençlerdir” sosyal medyadaki reklamlarda öğrencilerin ... olumlu bir şeymiş gibi, dopingle soru yaptım, dopingle başarılı oldum ifadelerini kullandığını, bu durum içinde potansiyel bir tehlike barındırdığını,

dopinge olumlu anlam verilmesine neden olduğunu, davalının “ ...” kelimesine olumlu anlam yükleyerek zihinde bıraktığı algıdan ve vurucu etkisinden ima ile faydalanarak ticari kazanç elde ettiğinin açık olduğunu, bu durumun kabul edilebilir olmadığını, mahkeme "..."in halk sağlığı olduğu yönünden inceleme ve değerlendirme yapmadığını, mahkeme bu konuda ikna olmadı ise, bir bilirkişi incelemesi yaptırmadan karar vermesinin, uzman görüşünün hükme esas alınması hatalı, usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu davalı adına tescilli, Hafıza Dopingi (...), ... (...) ... ygs-lys (...), ... notlar şekil (...), ... (...), ... (...), .... (...) markalarının SMK madde 5 ve 6. maddelerine göre tescil edildiği bir kısım sınıflar yönünden ayırt edici olmamaları nedeniyle tescil edildiği tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi davasıdır.

Davalı vekili tarafından uzman görüşü ibraz edilmiştir.Davacı vekili ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın teknik veya hukuki bir inceleme gerektirdiğini düşünmediklerini, iddiaların kamu düzenine ilişkin olduğunu, mahkemece değerlendirilebileceği kanaatinde olduklarını, mahkemece aksi taktirde gerekli incelemenin yapılacağını beyan etmiş, Mahkeme de bilirkişi incelemesi yapmadan karar vermiştir.

Ancak davalının hükümsüzlüğü istenen markaların 07,08,09,16,21,35,38,41,42 sınıflar da tescilli olduğu davacı tarafça dava dilekçesi ekinde ... kelimesinin kullanımına ilişkin çeşitli deliller sunulduğu, mahkemece davalı tarafça sunulan hukuki mütala da yer verilen görüş benimsenerek karar verilmişse de davacı delillerinin değerlendirilmediği, marka tescil kayıtları ve marka tescil sınıflarının hitap ettiği tüketici kitlesinin değerlendirilmediği,

tarafların talep etmesi haricinde mahkemece resen de bilirkişi incelemesine karar verilebileceği, eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına ve bilirkişiden rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması için dosyanın ait olduğu mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere. 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile. 2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarih, 2022/45 E. 2022/205 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

03/07/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2023/373, K. 2025/940, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereğidüşünüld Ü
  4. Dava Dilekçesi
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf
  7. İstinafa Cevap
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/373
Karar No
2025/940
Tarih
3 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/373 K.2025/506
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/373 K.2025/463
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/374 K.2025/490
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/377 K.2025/477
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/378 K.2025/652
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/378 K.2025/574

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.