KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/1240
- Karar no
- 2025/1318
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 16/10/2025
Karar Metni
675 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 02/07/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının temini bakımından haricen edilen bilgilere göre borçlunun birçok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan 03/07/2025 tarihli ara karar sonunda; .."Davada dava konusu alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği gibi yaklaşık ispat koşulunun varlığına da kanaat oluşturacak bir durumun bulunmadığı ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden, davada İİK 257. madde gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığından,
Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Dava konusu alacağın, ticari nitelikte bir ödünç ilişkisinden doğan, muaccel bir para alacağı olup İİK m. 257 vd. anlamında ihtiyati hacze konu edilebilecek nitelikte olduğunu, alacağın dayanağı sözlü ve yazılı beyanlarla, banka hareketleriyle desteklendiğini, yaklaşık ispat eşiğinin aşıldığını, borçluların borca itiraz etmemelerine rağmen ödeme yapmadıkları, çeşitli mal varlıklarını devrettikleri veya şirketi tasfiye sürecine sokma eğiliminde olduklarının da izah edildiğini, yaklaşık ispat kavramı tam olarak değerlendirilmediğini, borçluların mal kaçırma ihtimali ve ödeme niyetlerinin olmaması gibi somut vakıalar dikkate alınmadığını,
borçluların halihazırda birçok icra dosyasının bulunması, müvekkilinin alacağının teminat altına alınmasını zorunlu kıldığını, aksi takdirde yargılama sonunda elde edilecek bir ilamın icrası imkânsız hale gelecek; bu da alacaklının hukuki koruma hakkını ihlal edeceğini, kesin ispat gerekmediğini, ara kararının kaldırılmasına, taleplerinin kabulüyle borçlular adına kayıtlı menkul, gayrimenkul mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Talep; icra takibine konu vadesinde ödenmeyen havale dekontlarına dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İhtiyati haciz kurumunun şartlarını düzenleyen İİK'nın 257/1.maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.
İhtiyati hacze itiraz ise İİK'nın 265. maddesinde düzenlenmiş olup anılı madde hükmüne göre; "Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder." İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına karşı itiraz sebepleri sınırlı şekilde sayılmış olup bu sayılanlar dışında başka bir sebebe dayanılarak itiraz edilmesine cevaz verilmesi mümkün değildir.
Bahsedilen yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; itiraz eden vekilinin dayandığı sebeplerin İİK'nın 265/1 maddesinde sınırlı olarak sayılan "mahkemenin yetkisine, teminata ve ihtiyati haczin sebebine" şeklinde belirtilen itiraz nedenlerinden olmadığı,ticari nitelikte bir ödünç ilişkisinden doğan alacağın yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından, mahkemece itirazın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla; itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/1240, K. 2025/1318, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama