İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2024/1766 K.2024/1532

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

Esas2024/1766Karar2024/1532Tarih27 Kasım 2024Okuma10 dk · 1.958 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
27 Kasım 2024
Dosya no
2024/1766
Karar no
2024/1532
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas no
2024/661 (derdest
Ara karar tarihi
17/09/2024
Dava
Kooperatif Üyeliğinin Tespiti
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.958 kelime·10 dk okuma·2 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Davalı Kooperatifin konut yapımı için kurularak faaliyette bulunduğunu, bu amaçla arsa alıp üyelerine tahsis için binalar yaptırdığını, binalar ruhsatsız olduğundan fiili tahsis/teslim yaptığını, arsada fiili tahsis ve teslimden sonra binalarla ilgili riskli yapı kararı alındığından mevcut durumda binaların tahliye edildiğini ve şuan boş olduğunu, davalı kooperatifin şuan boş olan arsaya ilişkin kat karşılığı inşaat yapımı ile ilgili faaliyetlerine devam ederek bir kısım müteahhit firmalarla görüştüğünü, bu konuda genel kurul toplantıları yaptığını ve genel kurullarda kararlar aldığını,

ancak müvekkili kooperatif üyesi olmasına rağmen yapılan genel kurullara davet edilmediğini, sebebi sorulduğunda ise üye olmadığı yönünde bilgi verildiğini, oysa müvekkiline bu konuda bir ihtar yada yazılı bir tebligat gönderilmediğini, üyelikten ihraç için usul ve yasaya uygun ihraç kararı alınarak kararın alındığı tarihten itibaren 10 gün içinde ihtar edilmesi gerekirken müvekkili yönünden alınmış bir karar olup olmadığı,

varsa süresinde ve usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığı hususlarının bilinmediğini, kooperatif ortaklığına giriş için kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvurulması gerekmekte ise de Yargıtay ve BAM kararlarında da istikrarlı olarak ifade edildiği üzere ortak olmak isteyen kişinin sadece kooperatife karşı yazılı beyan vermemesinin kooperatif ortaklığına engel bir durum teşkil etmediğini, nitekim davalı kooperatifin müvekkilinin üyeliğini kabul ederek 30/06/2007, 21/06/2008, 06/06/2009, 06/06/2010, 19/06/2011, 24/06/2012,

22/06/2013, 21/09/2014, 14/06/2015 tarihli genel kurullara davet ettiğini, bu nedenlerle müvekkilinin kooperatif üyeliğinin kabul edildiği ve eylemli katılma söz konusu olduğundan Kooperatifler Kanunu m. 8/1’deki şekil şartına uyulmamasının ortaklığa engel teşkil etmeyeceğinin kabul edilmesi gerektiğini beyan ederek, öncelikle davaya konu üyeliğin yerine başkaca üye kaydedilmemesi ve tahsis bedeli ödenmiş olan konutların 3.şahıslara tahsis edilmemesi ve keza satılmaması zımnında dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına,

netice itibariyle şayet müvekkili hakkında alınmış bir ihraç kararı var ise karar usul ve yasaya uygun olmadığı ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği için ihraç kararının iptaline ve kooperatif üyesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; "...Bilindiği üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır.

Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389/1. maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.

Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.

Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir.

Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispat yeterli olacağı 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın olması yeterlidir.

Salt iddia ile ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği de izahtan varestedir. 6100 sayılı HMK'nın 389. Maddesi ancak uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebileceğini hükme bağlamıştır. Fotokopi evrak ile karar verilemeyeceği izahtan varestedir. Davacı dava dilekçesine ek olarak en son 9 yıl öncesine dair alınmış 2015 ve önceki yıllara dair bir kısım hazirun cetvelleri sunmuştur.

Davacının bu tarihlerden sonra ihracına karar verilip verilmediği, ihraç kararının yerinde olup olmadığı, şayet alınmış bir ihraç kararı varsa açılan bu davanın süresinde olup olmadığı yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır. Davacı yanca konut tahsisinden bahsedilmekte ise de kooperatife ödenmiş konut tahsis ücretlerine dair hiçbir yazılı delil sunulmamıştır. Davacıya tahsis edilmiş bir konut olup olmadığı da yapılacak yargılamada belirlenecektir.

Kaldı ki davanın konusu kooperatif üyeliğinin tespiti ve ihraç kararı varsa iptaline ilişkin olup taşınmaz malın mülkiyeti dava konusu değildir. Davacının bu aşamada tedbir kararı verilmesini sağlayacak yeterli ispata yarar bir delil sunmadığı görülmüştür. Kooperatif kayıtları celp edildikten, davacıya dair tüm kayıtlar incelendikten sonra her zaman değişen delil durumuna göre karar verilebileceği açıktır.

Kooperatiflerde açık kapı ilkesi geçerlidir.Mevcut durumda telafisi zor ve imkansız zararın doğacağı hususunun davacı yanca bu aşamada yaklaşık olarak da ispat edilemediği, somut bir delil de sunulmadığı..." gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Fotokopi evrak ile karar verilemeyeceği şeklindeki gerekçenin son derece isabetsiz olduğunu, zira mahkeme belgenin fotokopi olmasından mütevellit menfi düşünüyorsa, o belgenin kabul edilmemesi, ya da böyle bir belgenin olmaması-kabul olunmaması halinde müvekkilinin kooperatif üyesi olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, kararın 9 yıl öncesine dayandığı,

sonrasında ihraç kararı verilip verilmediği gibi hususlar gerekçe gösterilmiş ise de ihraç kararının olmaması mevcut olsa bile usulüne uygun olmaması sebebiyle tedbir koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin üyesi olduğu davalı kooperatife ait arsada 20 yıl öncesinden başlanarak fiili tahsis yapıldığını ve üyelere konutlar teslim edildiğini, 10 yıl öncesine kadar da üyelerin bu konutlarda ikamet ederek fiilen yararlandığını ancak 10 yıl kadar önce binalarla ilgili riskli yapı kararı alındığından mevcut durumda tahliye edildiğini,

davalı kooperatifin iş bu dava açılmadan önce ve dava açıldığı sıralarda kat karşılığı inşaat yapımı ile ilgili olarak faaliyetlerine devam ettiğini, kooperatif yönetim kurulunun istediği kararların çıkartılabilmesi için yeni üyelikler kayıt etmesi, hem kooperatif bekası için hem de müvekkilinin menfaatleri için menfi bir durum ortaya çıkaracağını, bu nedenle telafisi imkansız zararlar doğması noktasında mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe İhtiyati tedbir, HMK'da "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında 389-399 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Geçici hukuki korumalardan biri olan ihtiyati tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.

6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden;

dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.

İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.

Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüdezorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.

İhtiyati tedbirler, hakkın yada hak sahibinin karşı karşıya olduğu somut ve güncel tehlikenin bertaraf edilmesini, bu tehlikenin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların veya tehlikenin önlenmesini yada durdurulmasını amaçlar. Tehlikenin bertaraf edilmesi şeklinde ifade edilebilecek kurumsal amacın ihtiyati tedbirlerin işlevsel amaçları ile somutlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin türleri, koşulları ve içeriğinin belirlenmesine de yön verecektir.

İşlevsel olarak ihtiyati tedbirlerin amacının ilk bakışta bir teminat ve koruma sağlama olduğu söylenebilir. Ancak bu, her zaman doğru değildir.

İhtiyati tedbire duyulan ihtiyaç ve onun zaman içinde gösterdiği gelişme ile farklı hukuki sorunlarda farklı uygulama alanları bulması sebebiyle müddeabihi nasıl dava sonunda icra edilebilir halde kalması için güvence altına alınmasının yanında, hukuki ilişkinin düzenlenmesi ve talebin geçici icrası da ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları haline gelmiştir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr.

Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2462, 2463). İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3).

Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır.

Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir...

Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2476, 2477).İhtiyati tedbirin teminat amaçlı, düzenleme amaçlı ve eda amaçlı olmak üzere üç ana amacı gerçekleştirmek üzere verilmesi mümkündür.

Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbir türünde geçici bir durum adli yoldan düzenlenmekte, ihtiyati tedbir hukuki ilişkiyi yeniden inşa etmektedir. Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbirlerde gelecekte yerine getirilecek bir edimin teminat altına alınmasından çok hukuki barışın muhafazası hedef alınmaktadır. Eda amaçlı ihtiyati tedbir ise, bir hakkı geçici olarak gerçekleştirmeye yöneliktir. Yani alacaklının geçici olarak tatmini söz konusudur.

Teminat amaçlı tedbirler, ihtiyati tedbirlerin temel şeklidir. Burada para alacağı dışındaki ihtilaf konusu hakkın müstakbel icrası teminat altına alınmaya çalışılmaktadır. Şayet hakkın gerçekleşmesinin engellenmesi veya esaslı şekilde ağırlaşması tehlikesi bulunuyorsa bu durumda teminat amaçlı tedbirler söz konusu olacaktır. Böylece ihtilaf konusu hak korunarak yargılama sonunda icrası mümkün kılınacaktır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391. maddesi, teminat amaçlı ihtiyati tedbir olarak karar verilebilecek tüm ihtimalleri kapsayıcı bir hüküm sevk etmiştir. Buna göre, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebilir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr.

Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2503). Somut olayda; davacı tarafça iddianın ispatına yönelik bir kısım tarihsiz (tarihler el yazısı ile listelerin üst kısmına yazılmış) hazirun cetvelleri sunulmuş olup, evrakların mahiyeti gereği asılları kooperatifte bulunması gerekeceğinden, fotokopi evraklar olması tedbir isteminin reddine gerekçe gösterilemez.

Zira iddianın kooperatif defter ve kayıtları, sicil dosyası, Ticaret İl Müdürlüğünden temin edilecek kayıtlar çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Ancak dosya kapsamı incelendiğinde; sunulan evraklar yaklaşık ispata elverişli olmadığından, mahkemece yukarıda anılan evraklar ikmal edildikten sonra yapılacak inceleme çerçevesinde, talepte bulunulması halinde istemin yeniden değerlendirilebileceği de nazara alınarak, bu aşamada hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi,

gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması şeklinde güncel bir tehlikenin mevcut olmaması sebebiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜ M

SONUÇ / HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2024/1766, K. 2024/1532, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Hükü M
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1766
Karar No
2024/1532
Tarih
27 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/1767 K.2024/1814
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/1770 K.2024/1905
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/1771 K.2024/1848
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2024/1772 K.2024/1561
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1773 K.2024/2068
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1773 K.2024/3222

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.