KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/650
- Karar no
- 2024/1439
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/02/2024
- Numarası
- 2023/560 Esas - 2024/142 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
911 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkil şirket ile davalı ...
Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi arasında danışmanlık sözleşmesi kurulduğunu, danışmanlık sözleşmesi kapsamında davalının müvekkile danışmanlık bedeli olarak aylık 700 Euro + KDV ödeneceği geç ödenmesi durumunda ise aylık %10 aylık sözleşmesel faiz uygulanacağı kararlaştırıldığını, müvekkili şirket, davalı şirkete sözleşmede kararlaştıran şekliyle 28.09.2022 tarihinde 700 Euro + KDV olarak fatura kestiğini, bilindiği üzere dövize endeksli olarak kesilen faturalarda Vergi Usul Kanunu gereği de Türk Lirası karşılığı faturada gösterilmek zorunda olduğundan fatura tanzim tarihindeki kur baz alınarak Türk Lirası karşılığı da gösterildiğini,
davalı şirket işbu faturalara hiçbir şekilde itiraz etmemiş olup fatura içeriğini kabullendiğini, müvekkili şirketin cari hesap ekstresine bakıldığında yine davalı ile aralarındaki ticari ilişki ve davalının bakiye borcu görülebildiğini, cari hesap ekstresinden de görüldüğü üzere KDV tutarlarıyla birlikte davalı şirketin toplam 7.655,79 Euro (168.427,38 TL) borcu bulunduğunu, müvekkili şirket danışmanlık sözleşmesi kapsamında denetim raporları görevini de gereği gibi ifa etmiş olup, üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesine karşın davalı şirket hizmet bedelini ödemediğinden Bakırköy ...
İcra Dairesi ... E. numarasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı şirket alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla haksız olarak takibe itiraz ettiğinden davalının itirazının iptali ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı firmanın bahse konu sözleşmede kararlaştırılan hiçbir yükümlüğünü yerine getirmemiş olmasına rağmen sözde hizmet sunduğu iddiası ile haksız ve hukuka aykırı olarak alacak talebinde bulunmasının kabul edilemeyeceğini, bu nedenle davanın esastan reddine, takipte kötü niyetli davacının takip tutarının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, takip talebi ve ödeme emrinde talep edilen yabancı para alacağının TL karşılığının açıkça belirtilmemesi sebebiyle geçerli bir takibin olmadığı, bu durumun davanın her aşamasında resen gözetilebileceğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; icra takip dosyasında yabancı para alacağının karşılığının Türk Lirası cinsinden gösterilmesine rağmen yerel mahkeme eksik inceleme ile hatalı karar verdiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Dava, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının, muhtelif tarihli faturalara istinaden toplam 7.655,79 Euro alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, ancak alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğini ve buna göre yabancı para alacağının TL karşılığı takip talebinde gösterilmediği, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
TBK’nın “Ülke parası ile” başlıklı 99. maddesinde “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağını aynen, vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği kabul edilmiştir.
Ancak, İİK’nın 58/3. maddesi uyarınca, alacaklı tarafından yapılan icra takibinde alacağın yabancı para olması hâlinde, alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve Türk Lirası karşılığı yada harca esas Türk Lirası karşılığı takip talebinde gösterilmesi gerekmektedir.
(Yargıtay 3. HD. 11/11/2021 tarih 2021/761 Esas 2021/11255 Karar, Yargıtay 12. HD. 30/10/2015 tarih 2015/19396 Esas 2015/29887 Karar, Yargıtay 19. HD. 06/10/2011 tarih 2011/1648 Esas 2011/12074 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) Bu husus HGK’nun 12/05/1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararında, "İİK’nun 58. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, aynı zorunluluk İİK’nun 41. maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir.
Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır" şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda, takip talebi ve ödeme emrinde, yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve TL karşılığı gösterilmediği gibi yabancı para alacağının harca esas Türk Lirası karşılığı da yazılmamıştır.
Anılan yasa hükümlerinin emredici nitelikte olduğu, takip talebinde emredici yasa hükümlerine uyulmadığı, bu itibarla usulüne uygun başlatılmış bir takip olmaması nedeniyle HMK 114/2 maddesi uyarınca özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2024/650, K. 2024/1439, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama