KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi Birleşen 2015/193 Esas Sayılı Dosyasında
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/752
- Karar no
- 2024/1272
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/01/2024
- Numarası
- 2023/838 2024/71
- Davanın konusu
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/09/2014
- Karar tarihi
- 25/01/2024
Karar Metni
3.623 kelime·18 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile.
Davacı ile davalı arasında 01/09/2013 tarihli, 3 yıl süreli 3 adet sözleşmenin bulunduğunu,davacının,Teknik Servis ve Pacs_Rıs Sözleşmesinin 2'nci maddesinde, Radyoloji Hizmet Sözleşmesi'nin 2'nci maddesinde ve Danışmanlık Sözleşmesinin 2'nci maddesinde belirtilen yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, buna karşılık davalı tarafın sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Danışmanlık Sözleşmesi'nin 5.1'nci maddesi uyarınca kendilerine kâr payı üzerinden herhangi bir ödemenin yapılmadığını,
Radyoloji Hizmet Sözleşmesi hükümlerine aykırı olarak davacı tarafından görevlendirilen personel ile toplantılar yapılarak bu personelin bir kısmının işi bırakmasının bir kısmının da davalı hastane bünyesine geçmesinin sağlandığını,yeni kurulan hastanede radyoloji bölümü çalışma sistemi oturtulduktan, bir kısım davacı personeli davalı bünyesine alındıktan sonra davalı adına kesilen faturaların ödenmediğini ve sözleşmelere konu hizmetlerin davacı tarafından sürdürülmesinin davalı tarafından fiilen engellendiğini, 18 Mayıs 2014 tarihinde hastanenin Rıs Sisteminde arıza olduğunun davalı tarafından bildirildiğini,
mülkiyeti ve kullanımı davacıya ait olan sisteme ulaşımın davalı tarafından engellendiğini, sorunun yerinde incelemesi için hastaneye giden davacı mühendislerine bir sorunun olmadığının söylendiğini, bu hâl ve gidiş üzerine davalıya ait hastanede tespit yaptırdıklarını ve Rıs sistemine erişimin davalı tarafından engellendiğinin tespit edildiğini, ayrıca davacı firmanın sistem sağlayıcıları olan bazı firmalara davalı tarafından ihtarlar gönderilerek davacının bu şirketler nezdindeki ticari itibarının zedelendiğini, davalı hastane tarafından Radyoloji Hizmet Sözleşmesinin feshedildiğinin davacıya bildirildiğini,
bu fesih bildiriminin geçerli ve haklı olmadığını, ihtarnamede yer alan, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, kaldı ki davalı sözleşmenin feshi bildiriminde bulunduğu hâlde Teknik Servis ve Pacs-Rıs Sözleşmesi'nin 3'ncü maddesi uyarınca davacının hastaneye kurduğu Pacs-Rıs sistemleri, bunların donanımı ve yazılımlarını hâlâ elinde bulundurduğunu, sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden kaçınmak için fesih bildiriminde bulunan davalının haksız ve kötüniyetli olduğunu,
davalıya gönderdikleri karşı ihtarname ile sözleşmenin ifasını imkânsız hâle getirildiğini, faturaların dâhi ödenmediğini, iyiniyetle servis sunmaya hazır olduklarını bildirdiklerini ancak davalının cevap vermediğini, bu aşamada davacıya ait sistemler üzerinde işlem yapma hakkı sadece davacıya aitken davacının devre dışı bırakıldığını, Büyükçekmece 2'nci Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/99 D.İş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespitte, davacıya ait sistemlerin devre dışı bırakıldığı,
04/07/2014 tarihinden itibaren başka bir sistem kullanılmaya başlanıldığını ve davacı tarafından davalıya fatura edilen Cd/Dvd robotunun da hastanede bulunduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin ifasını imkânsızlaştıran bir diğer hâl olduğunu, öte yandan davalının, sözleşmelere ilişkin sebepsiz ve haksız fesih bildiriminde bulunduğundan ve sözleşmelerin ifasını fiili olarak engelleyerek davacının sözleşmeyi ifasını imkânsız hâle getirdiğinden yoksun kalınan kazanç ve cezai şart-bedelinin tespitine karar verilmesi gerektiğini, Bakırköy ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına konu fatura bedellerinin iş bu davaya konu edilmediğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davaya konu Teknik Servis ve Pacs-Rıs Sözleşmesi ile Radyoloji Hizmet Sözleşmesi'nin ifa edilememesi dolayısıyla yoksun kalınan ücretin ve cezai şartın tespiti ile 02/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalıdan alınmasına,
Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi uyarınca, davalının, davacıya ödemesi gereken vergi öncesi net kâr üzerinden %20 ücretin ve buna bağlı cezai şart miktarı ile sözleşmenin ifa edilmemesi dolayısıyla yoksun kalınan ücretin tespiti ile 02/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte şimdilik toplamda 500.000,00 TL'nin davalıdan alınmasına, davacı tarafından Pacs-Rıs Sözleşmesi uyarınca davalı hastaneye kurulan sistem, donanım ve yazılımın hastanede olup olmadığının, zarar görüp görmediğinin tespiti, zarar görmemiş ise davacıya iadesine, zarar görmüş ise zararın giderilmesine,
bu mümkün değil ise rayiç değerinin tespiti ile aynen iade ya da tespit edilecek değerinin davacıya ödenmesine, 02/05/2014 tarihli faturada belirtilen medikal çevirilerin davacı tarafça yapıldığının fakat fatura bedelinin ödenmediğinin ve yine bu faturada belirtilen Cd robotunun hastane elinde bulunup kullanıldığının ve bedelinin davacıya ödenmediğinin tespitine, davalının elinde bulunan iki adet bilgisiyar kasasının davacıya ait olduğunun tespiti ile eksiksiz işler durumda davacıya teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVAYA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile.
Radyoloji Hizmet Sözleşmesi ve Danışmanlık Sözleşmesi'nin tarafların rızası ile diğer sözleşmenin ise haklı sebeple feshedildiğini, davacının iddialarının aksine, davacının sözleşme edimlerini gereği gibi ifa etmediğini,Teknik Servis ve Pacs-Rıs Sözleşmesinde belirtilen şartlarda davacı tarafından cihaz alınmadığını, cihazların yeterli donanıma sahip olmadığını, davacı tarafından Radyoloji Hizmet Sözleşmesi'ne uygun olarak kurulmuş bir Pacs-Rıs sisteminin bulunmadığını, davacının sözleşmeye aykırı olarak kurulum yaptığını, davacı tarafından eğitim verilmesi gereken personele eğitim verilmediğini,
davacının kötüniyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini,Radyoloji Hizmet Sözleşmesi'nin 2'nci maddesinde davacının yükümlülüklerinin belirlendiğini ancak davacının bu yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacı tarafın yetkin radyoloji personelini bir türlü temin etmediğini, davacı tarafın Danışmanlık Sözleşmesi'nin gereklerini yerine getirmediğini, İl Sağlık Müdürlüğü'nün bildirimi üzerine tarafların karşılıklı anlaşması uyarınca davacı tarafından istihdam edilen personelin hastane bünyesinde çalışmaya başladığını, bu sözleşmenin karşılıklı rıza ile feshedildiğini,
hastane yönetiminin sözleşmenin ortadan kalkması nedeniyle davacıya 31/03/2014 tarihinde ödeme yaptığını, yine Danışmanlık sözleşmesinin tarafların karşılıklı anlaşmaları ve davacıya net kârın %20'si ödenerek feshedildiğini, davacı tarafından kurulan sistemden baştan beri verim alınamadığını, bunun tutulan tutanak ve mail yazışmalarından anlaşıldığını, davacı tarafından yaptırılan tespitte 13/06/2014 tarihi itibariyle davacıya ait sistemin kullanıldığının belirlendiğini, sözleşmenin feshinden sonra yeni sistem kuruluncaya kadar geçen sürede davacıya ait sistemin kullanıldığını, son olarak 04/07/2014 tarihinde eski sistemin kullanıldığını,
daha sonra hastaneye yeni sistemin kurulduğunu, bu hususun müvekkili şirket tarafından yaptırılan tespit ile tespit ettirildiğini, müvekkili tarafından davacının sisteme girişinin engellenmediğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu taraflar arasındaki iki sözleşmenin karşılıklı mutabakat çerçevesinde feshedildiğini, diğer Teknik Sözleşmenin ise haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkili şirkete çevirisi yapılmış hiç bir metin ulaşmadığı gibi Cd robotu talebinin olmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketin edimini gereği gibi ifa etmemesi sebebiyle zarara uğradığını,
bu nedenlerle haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
BİREŞEN DAVA
yedi adet faturanın takibe konu edilerek ilamsız takip yapıldığını, taraf şirketleri arasında 01/09/2013 tarihinde radyoloji hizmet sözleşmesi, danışmanlık sözleşmesi ve teknik servis Pacs-Ris sözleşmesi imzalandığını, danışmanlık sözleşmesi gereğince davalı şirketin sorumluluklarının sağlık kurumunun sahibi bulunduğu ...
Hastanesinin Radyoloji bölümünün işletmesinin yönetimi ve organizasyonu, personel eğitimi, bölüm ve iş akışının düzenlenmesi, personel istihdamı, kurulu bulunan tüm tıbbi görüntüleme cihazlarının yüksek performans ile çalıştırılması için gerekli tüm teknik ve danışmanlık hizmetleri ve ekte sunulu sözleşmede yer alan diğer sorumluluklar olduğunu, Teknik Servis Pacs-Ris sözleşmesi gereğince davalı şirketin sorumluluklarının, Pacs-Ris sisteminin donanımıyla birlikte sunulması,
kurulacak Pacs-Ris sistemlerinin uzman eğiticileri tarafından ve sağlık kurumunun ihtiyaç hissettiği bölümlerde sistemi kullanacak personel eğitimlerin verilmesini sağlamak ve sözleşmede yer alan diğer sorumluluklar olduğunu, radyoloji sözleşmesi gereğince ise davalı şirketin sorumluluklarının, sağlık kurumunun radyoloji bölümünde kurulu bulunan tüm cihazların kullanımları, aplikasyon eğitimleri, gerekli sayıda personel istihdamı, bölümün 7/24 esasına göre işletilmesi,
bölümün yönetimi ve bölümdeki iş akışının düzenlenmesinden ve sözleşmede yer alan diğer sorumluluklar olduğunu, davalı şirketin takip konusu faturalar için Bakırköy ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, davacı şirketçe gönderilen faturalara itiraz edildiğini, bu amaçla Büyükçekmece ...
Noterliğinin 09/06/2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, işbu ihtarname içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacı şirketin Büyükçekmece ...Noterliğinin 29/05/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeleri feshettiğini bildirdiğini, 31/03/2014 tarihi itibari ile davalı tarafa hiçbir borcunun olmadığını da bildirdiğini, davalı şirkete Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ...
E.sayılı takibe konu edilen faturalara istinaden hiçbir borcunun olmadığının tesbitine, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
taraflar arasında söz konusu sözleşmeler uyarınca davalı alacaklının yükümlülüklerini tam anlamıyla yerine getirdiğini, davacı borçlunun ise Danışmanlık Sözleşmesi madde 5.1 "Yukarıda belirtilen hizmetler için, sağlık kurumu, ...ya 10.000 TL'si sabit olmak üzere, radyoloji bölümü vergi önceki net kâr üzerinden, %20 oranında aylık ödeme yapmayı taahhüt eder"dendiği halde, bugüne kadar kâr üzerinden herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi, bu yükümü hatırladığından beri zarar ettiğinden ve bu nevi işleri kendi doktorlarına yaptıracağından bahisle, davalı alacaklının şirkette yollarını ayırmaya çalıştığını,
hastane resmi kayıtları incelendiğinde hastanenin zarar etmediğinin açıkça görüleceğini, hizmet almaya ve sözleşmeler uyarınca tüm hastanede davalı yanca kurulan Pacs-Rıs sistemlerini kullanmaya devam eden davacının süreçte davalının hizmet sunmasını fiilen engellemeye başladığını, aldığı hizmet karşılığı kesilen fatura bedellerini ödemediğini, akabinde de sözleşmeleri haksız olarak tek taraflı feshettiğini bildirdiğini, ihtarnamede yeralan davalı alacaklının yükümlülüklerine yerine getirmediğine ilişkin davacı borçlu tarafın iddiaları gerçeği yansıtmadığı gibi ihtarname, usul açısından da sakat olduğunu, ihtarnamede belirtilen fesih tarihi,
ihtarın düzenlendiği tarihten iki ay önceki tarihe tekabül ettiğini, bu halin hukuka akla ve izana aykırı olduğunu, fesih bildiriminin sonradan yapılıp önceki bir zaman için hüküm doğurmasının beklenemeyeceğini, yapılan tesbitin tek başına iş bu davaya konu ocak, nisan, mayıs 2014 faturalarına ilişkin alacağın varlığına en iyi kanıt olduğunu, ayrıca hastanenin şubat-mart 2014 faturalarını ödediği halde ocak 2014 faturasına ilişkin itirazına itibar edilemeyeceği de açık olduğunu, karşı tarafın kendi tesbitinin de en az bu tarihe kadar davalıdan hizmet aldıklarını ve işbu davaya konu ocak, nisan,
mayıs 2014 fatura bedelleri kadar borçlu olduklarını açıkça ispatlar nitelikte olduğunu, diğer yandan davacının davalının hastanede kurduğu Pacs-Rıs sistemleri, bunların donanımları ve yazılımlarını bugün hala iade etmediğini ve elinde bulundurmaya devam ettiğini, özellikle her iki yanca yaptırılan tesbitler uyarınca davalı alacaklının bahsi geçen zamanlarda hastaneye hizmet sunmuş olduğunun sabit olduğunu, davacı borçlunun ocak, nisan, mayıs 2014 aylarına ait faturalar dolayısıyla borçlu olduğunun kabulü gerektiğini, kesinleşmiş icra takibini sürüncemede bırakmak için açılmış haksız davanın reddine, %20'den az olmamak üzere tazminata,
yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa yüklenmesini karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece " ...Asıl dava bakımından sonuç olarak Teknik Servis ve Pacs-Rıs Sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle hesaplanan cezai şart tutarı olarak 1 Radyoloji Hizmet Sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle hesaplanan tazminat alacağı, Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi kapsamında hesaplanan cezai şart tutarı olarak Danışmanlık Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan ve ödenmeyen ücrete hak kazandığı ve anılan raporlarda dikkate alınarak davacını alacak kalemlerinde talep edebileceği anlaşılmıştır.
Birleşen dosya yönünden ise bu dosyayı bekletici mesele yapılması gerek görülmediğinden mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış ve 7 adet faturaya ilişkin ilamsız icra takibi başlatılmış, süreçte cebri icra ile alacak tahsil edilmiş ve dolayısıyla dava istirdat davasına dönüşmüş durumdadır.
Mali Müşavir bilirkişi , 4 adet faturanın iş bu davaya konu sözleşmelere dahil olduğu ancak 3 faturanın bu sözleşmeler ile ilgisi bulunmadığına , faturaların iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğuna ilişkin tespitlerde bulunmuştur.
Talebe konu ... nolu fatura (Radyoloji Bölümü Teknik Danışmanlık Servis Bedeli ) ... nolu fatura (Danışmanlık Hizmet Bedeli, Radyoloji Hizmet Bedeli ) ... nolu fatura (Radyoloji Bölümü Teknik Servis Hizmet Bedeli) ... nolu fatura (Danışmanlık Hizmet Bedeli, Radyoloji Hizmet Bedeli) Açıklamalardan da anlaşılacağı üzere yukarıdaki 4 fatura ,
dava konusu sözleşmelere dahildir fatura bedelleri icra dosyasında tahsil edildiğinden cezai şarttan mahsup edildiği ve bu fatura içerikleri hizmeti aldığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan davacının bu faturalar yönünden talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. ... nolu 02.05.2014 tarihli 19.950,26-TL bedelli fatura (Türkçeden İngilizceye medikal çeviri – İngilizceden Arapçaya medikal Çeviri – CD robotu ) Dosyaya delil olarak sunulan B.Çekmece 1 Sulh Hukuk Mhk 2014/84 D.
İş sayılı delil tespiti dosyasında yer alan 25.06.2014 tarihli bilirkişi raporu 6. Ve 7. Sayfada, CD robotunun hastanede ve kullanılır durumda olduğuna dair renkli fotoğrafla tespit edildiği anlaşılmıştır. ... nolu 24.01.2014 tarihli 13.555,45-TL fatura (MR Cihazı ... servis raporu no ..., ... servis raporu no ... , ... servis hizmeti ) bu faturada da görüldüğü üzere değişen yedek parçalar söz konusu olup ve bu servisler servis formu numaralarına kadar faturaya yazıldığına dair kayıtlar ve ... nolu 24.01.2014 tarih 6350,19-TL bedelli fatura (Meme merkezi danışmanlık süreci genel giderleri, ...
BT cihazı pil değişimi , ... BT cihazı enjektör kartı değişimi ve radyoloji sarf malzeme gideri ) sunulmuş sözleşme dışı hizmet,parça değişimleri gibi parça bedellerini ödemek hastane sorumluluğunda olduğu dikkate alındığında, birleşen dosyada davacı taraf,
bu 3 fatura için 8 gün içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi faturaları ticari defterlerine de işlemiş ve faturalara konu hizmetlerin davalıya sunulduğuna ilişkin deliller dikkate alındığında fatura içeriklerinin aksi hususların aksini davacı ispat edemediğinden birleşen dosya yönünden menfi tespit istirdat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle Asıl Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi İle;
-Teknik Servis ve Pacs-Rıs Sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle hesaplanan cezai şart tutarı olarak 168.130,93 TL, Radyoloji Hizmet Sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle hesaplanan tazminat alacağı olan 68.924,33 TL, Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi kapsamında hesaplanan cezai şart tutarı olarak 103.616,33 TL, Danışmanlık Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan ve ödenmeyen ücret olarak hesap edilen 417.486,00 TL olmak üzere toplam 758.157,59 TL'nin dava tarihi olan 12/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacının yoksun kalınan ücret kalemleri bakımından feragati nedeniyle talebin REDDİNE, -Talep sonucunun d) maddesinde yer alan sistem donanım yazılım (server) bedeli olan 16.077,50 USD'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, -Talep sonucunun e) maddesinde yer alan İngilizce ve arapça medikal çeviriler ile CD robot bedelleri bakımından konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, -Talep sonucunun f maddesinde ise yazıcı ve iki adet bilgisayar kasası bakımından dosyanın tefriki ile ayrı esasa kaydedilmesine,
Birleşen 2015/193 Esas Sayılı Davanın REDDİNE, -Şartları oluşmaması nedeniyle davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı-birleşen dosya davacı vekilinin, asıl ve birleşen dosyada sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; ıslah HMK 177.
Maddenin 1. Fıkrası uyarınca sadece bir kere yapılabilmekte ve bunun üzerine başkaca talep edilmesi mümkün bulunmadığını, oysa davalı tarafça daha önceden mahkemeye ıslah dilekçesi sunmasına rağmen 01 Ocak 2024 tarihinde yeniden bir dilekçe ile dava değerini yeniden arttırmış ve istinaf kararıyla alakasız bir şekilde bu rakam yerel mahkeme tarafından karara eklenerek haksız bir hüküm kurulduğunu, ayrıca mahkemede yapılan yargılamada davalı tarafından verilen beyan ve talep arttırım dilekçesi tarafımıza ayrıca tebliğ edilmediğini,
muhakemeye muhtaç olan bu durum karşısında savunma hakkımızın kısıtlanarak herhangi bir yargılamaya tabi olmaksızın salt davacı tarafın beyanı kapsamında karar verilmesi hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Esasa ilişkin olarak, davadaki temel sorun şu başlıklar altında toplandığını;
- Davalı şirket tarafından sunulan hizmetler sözleşmeye uygun mudur? - Taraflar arasındaki sözleşme şartları tamamen yerine getirilmiş midir? - Müvekkil şirket tarafından yapılan fesih hukuka uygun mudur? - Müvekkil şirket tarafından yapılan fesih usule uygun mudur? - Taraflar arasındaki sözleşmedeki fesih durumlarında cezai şart konulmuş mudur? - Cezai şart mıdır var ise hangi esaslara göre uygulanacaktır? - Davacının kardan yoksun kalma adı altında yapmış olduğu talepler hukuka uygun mudur? - Sözleşmenin feshi sonrasında davacının başkaca hak ve talepleri mümkün müdür? - Davadaki talepler zamanaşımına uğramış mıdır? - Davacının açmış
olduğu davada dava türü nedir? - Davacının ıslah ile taleplerini değiştirmesi kanuna uygun mudur? - Davacının dilekçesinde yer alan feragatlerin davaya etkisi nedir? - Mahkeme tarafından verilen karar bütün veriler ışığında hukuka uygun mudur.
Yukarıda yapılan tespitler neticesinde davanın çözümü için öncelikle taraflar arasında bulunan sözleşmelerin muhteviyatının irdelenmesi ve buna göre yapılacak inceleme neticesinde sona erme halleri de göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafça sözleşme şartları yerine getirilmediğini, hizmet sağlama süresince davacının sistemi süreli arıza vermiş ve müvekkil şirketin de hizmet sunumu aksadığını, müvekkil tarafından yapılan fesih hukuka uygun olduğunu,
söz konusu sözleşme kapsamında hizmet sebebiyle ortaya çıkacak aksaklıkların giderilmesinin yazılı olarak talep edilebilirliği konulmuş olmasına binaen hem bilirkişi raporlarında hem de mahkeme ilamında herhangi bir yazılı talebin olmadığı gerekçe gösterilerek feshin haksız olduğu kanaatine varıldığını, oysa yazılılık, hukuk sistemimizde sadece ispat vasıtası olarak belirlenmiş bir yol olduğunu,
sözleşmenin devamı sırasında tarafların iyi niyet kuralları çerçevesinde sözleşmenin devamı için üstlenmiş olduğu edimleri ne derece yerine getirdiğinin araştırılması kanuni zorunluluk olup bu durumun her türlü delille ispatı mümkün iken mahkeme tarafından sadece yazılılık şartı ile eldeki mevcut diğer delillerin görmezden gelmesi kanunun ruhuna aykırılık teşkil ettiğini, Davacının, hizmet sağlarken lisansı bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sırasında davacının kullanmış olduğu teknolojiler için ...,
... şirketlerine müzekkere yazılarak davacının lisansının olup olmadığı sorulmuş olmakla ilgili şirketler tarafından verilen cevapta herhangi bir lisans anlaşmasının bulunmadığı beyan edildiğini, Lisansız olarak kullanılan teknolojilerin başlı başına sözleşmenin feshi için yeterli sebep olduğunu, Davacı, dilekçesinde cezai şart talebinde bulunmuş olmakla gerek mahkeme ilamında gerekse de bilirkişi raporlarında cezai şart olarak nitelendirme yapılarak bunun üzerinde hüküm kurulduğunu,
oysa taraflar arasında bulunan sözleşmede söz konusu düzenlemeler için hiçbir şekilde cezai şart cümlesi kullanılmamış olup bunun aksine 'her türlü maddi zararlara karşılık gelmek üzere' ibaresi kullanıldığını, bunun gerçek mahiyetinin cezai şart olarak kabul edilmesi hukuki bir yanılgı olduğunu, taraflar sözleşmenin bu bölümünde sözleşmenin yürütülmesinin sona ermesi sebebiyle ortaya çıkan zararlara karşılık olarak bir teminat olarak maddeyi ele aldığını, buna rağmen yanılgıya düşülerek bu durumun cezai şart niteliğinde değerlendirilmesi hukuka aykırı olduğunu, Sözleşmede her türlü zarar için sınırlı bir sorumluluk mevcut olduğunu,
danışmanlık sözleşmesinde her türlü zarar için 120.000,00.-TL, teknik servis sözleşmesi için de her türlü maddi zarar için de sözleşmeye konu toplam tutarı geçmemek kaydıyla (ilk yıl için sözleşmeye konu tutar 220.000,00.-TL, ikinci yıl için sözleşmeye konu tutar 240.000,00.-TL, üçüncü yıl için sözleşmeye konu toplam tutar 258.000,00.-TL'den fazla olamaz) tutar belirlendiğini, yukarıda belirlenen sorumluluk sınırları bütün zararları kapsamak üzere yazıldığı açık olduğunu, Kardan yoksun kalma tazminatı hukuka aykırı olduğunu, yapılan sınırlama kapsamında her türlü maddi zarar adı altında bir üst limit ile sorumluluk alanı belirlendiğini,
talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla sayın yüksek mahkemenin de takdir edeceği üzere kardan yoksun kalma maddi zarar adı altında hukuk sistemimizde yer aldığını, bütün maddi tazminatlar açısından bir sınırlama getirilmesine rağmen mahkemenin sözleşme hükümleri dışına çıkıp bir zarar oluşturması kabul edilemeyeceğini, kaldı ki ilk iki bilirkişi raporunda da bu durum yer aldığını ve davacı tarafın kardan yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağı beyan edildiğini, bu husustaki haklılığımız aynı zaman diğer birkaç bilirkişi raporunda da dile getirildiğini, Dava dilekçesi hukuk tekniğine aykırı olduğunu, Davacı,
dilekçesinde bir takım taleplerde bulunmuş olmakla hangi talebin neye göre yapıldığında dair bir açıklamada bulunmadığını, davacın davasında belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğuna dair bir beyan olmadığı açık olmasına rağmen mahkeme tarafından şahsi niteleme ile karar vermesi kanuna aykırı olduğunu, zira sayın yüksek mahkemenin de dikkat edeceği üzere davacı dilekçesi hangi talebe ilişkin olarak bedel talebinde bulunduğu tespit edilemediğini, yerel mahkeme tarafından taleple bağlılık ilkesi görmezden gelinerek davacı lehine yorumla karar vermesi kanuna açıkça aykırı olduğunu,
Davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtiriz ki davacının talepleri dilekçesinde yer alan beyanlarına göre zamanaşımına uğradığını, sayın mahkemenin de takdir edeceği üzere taraflar arasında bulunan hukuki ilişki kapsamında zamanaşımı süresi 5 yıl olup bu bağlamda davacı davayı açmış olduğu sürenin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen bedeli arttırdığını ve buna göre de karar verildiğini, Kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla sayın yüksek mahkemeniz aksi kanaatte ise;
yerel mahkemece hükmedilen faizin başlangıç tarihi hukuka aykırı olup, faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, ayrıca yapılan yeni yargılamada vekalet ücretine ilişkin olarak kanuna aykırı bir şekilde karar verildiğini, Bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamalar hatalı olduğunu, kesin olan hususlardan biri de davacıya ait sistemin düzgün olarak çalışmadığı,
talepleri kabul anlamına gelmemek kaydı ile beyan ederiz ki çalışmayan bir sistemden çalışıyormuş gibi bahsederek bir raporlama yapılması hukuka aykırı olduğunu, hakkaniyet kuralları çerçevesinde başka bir sistemin uygulama alanı gözetilerek bir oranlama yapılması ve bunun tazminat olarak belirlenmesi kabul edilemeyeceğini, eksik olarak yapılmış bu tespitler neticesinde verilen kararın kaldırılması gerektiğini beyanla asıl dava yönünden kısmen kabul kaldırılarak davanın reddine, birleşen dava yönünden verilen ret kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yüksek mahkemenin takdir etmesi halinde,
eksik hususların giderilmesi adına verilen kararın kaldırılarak raporların tamamlanması adına dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava. Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak, birleşen davanın ise faturadan kaynaklanan menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır. Öncelikle çözülmesi gereken mesele davacı vekilinin yasal süresi içerisinde istinaf dilekçesini ibraz edip etmediği hususudur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi, “İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar.
İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır” düzenlemesini içermektedir. HMK.'nın 346.maddesinde "İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.
Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar." düzenlemesine yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52. maddesi gereğince tebligat işlemlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacağı düzenlenmiştir.
11.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren "Elektronik tebligat" başlıklı 7/a maddesi ise;“Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.
Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” hükmünü içermektedir. Dosya kapsamına göre, mahkemenin gerekçeli kararı, elektronik tebligat yöntemiyle davalı-birleşen dosya davacısı ...
A.Ş vekili Av. ...'ın tebligat alanına (hesabına) 26/03/2024 tarihinde başarılı şekilde ulaştığı, "elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır" hükmü uyarınca belirlenen süre sonunda kararın 31/03/2024 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, hükmün davalı tarafından HMK 345. maddesi gereğince en geç 15/04/2024 (Pazartesi) mesai bitimine kadar istinaf edilmesi gerekirken 16/04/2024 tarihinde (Salı) iki haftalık yasal süre dolduktan sonra istinaf edildiği, istinaf talebinin süresinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yine 6100 sayılı HMK'nin 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince bölge adliye mahkemesince karar verilir.
Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında istinaf başvurusu süresinde yapılmadığından, davalı-birleşen dosya davacı vekilinin asıl ve birleşen dosya yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 346/2. ve 352/1. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-6100 sayılı HMK'nın 346/2. ve 352/1. maddeleri uyarınca davalı- birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, 2-Davalı-birleşen dosya davacısı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Davalı- birleşen dosya davacısı tarafından yatırılan 21.644,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-Davalı-birleşen dosya davacısı tarafından yapılan istinaf yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına ve artan gider avansının iadesine, 5-Kararın tebliği ile harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2024/752, K. 2024/1272, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama