KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/1012
- Karar no
- 2024/1349
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 06/04/2021
- Numarası
- 2018/1539 Esas, 2021/264 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.730 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirket ile aralarına imzalanan sözleşmeye istinaden davalı tarafın ... Kartal İst." adresinde gerçekleştirdiği "..."nde hizmet verdiğini, sözleşmede yazılı işlerin eksiksiz yapılarak 08.11.2017 tarihinde teslim edildiğini, bu işe ilişkin düzenlenen faturanın davalı tarafından tebliğ alınmak istenmediğini, davalı tarafa İstanbul ....
Noterliği'nin 26 Nisan 2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek alacağın talep edildiğini, davalı şirketçe Kadıköy ....
Noterliği'nin 08.05.2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile tebliğ edilen faturadaki tüm kayıtlara, münderecatına ve fatura miktarına itiraz edilerek fatura aslının iade edildiğini belirterek, davalı tarafça haksız yere itiraz edilen alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, davacı tarafın bu davayı ikame etmeden önce haksız ve hukuka aykırı olarak ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıpını ve davalının itirazı üzerine bu takibin durduğunu, davacının itirazın iptali davası açmayıp bu alacak davasını açtığını, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının gerçekleri yansıtmadığını,
davalının davacı tarafla hiçbir şekilde sözleşme imzalamadığını ve davacıya taşeronluk vermediğini, davacının haksız kazanç için hileli bir şekilde düzenlediği faturayı davalıya tebliğ etmeye çalıştığını, davalının da tarafına gönderilen faturaları ve içeriğini aynı şekilde kabul etmeyerek iade ettiğini, davalının "... Kartal-İST" adresinde gerçekleştirdiği "..." ilişkin işlerin yapımını 17.10.2016 tarihinde ...
Adi ortaklığı ile imzaladığı taşeronluk sözleşmesi ile aldığını ve alt taşeron kullanmadığını, sözleşmedeki tüm edimlerini bizzat kendisinin yerine getirdiğini, davacının dayandığı sözleşmede davalının imzası bulunmadığını, bu sebeple sözleşmedeki imzaya itiraz ettiklerini, davacı tarafın hizmet verdiğini iddia ettiği ve taraflarına tebliğ etmeye çalıştığı fatura ve içeriğindeki malzemelerin hiçbir şekilde ...
Projesinde kullanılmadığını, faturadaki imzaların davalıya ait olmadığını, bu sebeple davacı tarafa davalının hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafın 26 Nisan 2018 tarihinde İstanbul ...
Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde davalıdan 611.595,62 TL bedel talep ettiğini, bu davada ise 50.000,00 TL olarak bedel talebinde bulunduğunu, davanın 611.595,62 TL üzerinden açılması ve davacıya bu bedel üzerinden harcı tamamlaması için mehil verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi talep etmiştir.Mahkemece, davacı tarafça iddia edilen eser sözleşmesi ilişkisi davalı tarafça inkar edildiğinden HMK'nın 200. maddesi gereğince davacının bu iddiasını senetle ispatlaması gerektiği, bu nedenle davalı vekilinin akdi ilişkinin varlığı konusunda tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği,
davacı tarafından ibraz edilen faturanın tek başına mal veya hizmet verildiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiği, davacının, davaya konu faturadaki isteminin haklılığını davalıdan sadır irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle veya tarafların ticari defter ve kayıtları gibi kesin delillerle ispat etmesi gerektiği,
taraf defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacının iddia ettiği akdi ilişkiyi doğrulayan HMK 200 vd anlamında bir kesin delil veya HMK 199 vd anlamında belge veya HMK 202 anlamında yazılı delil başlangıcı sayılabilecek kaydın bulunmadığı, ...'nın cevabi yazısını göre de taraflar arasında akdi ilişkinin bulunduğunu gösterir herhangi bir belgenin bulunmadığı,
davacı tarafından davalı şirket yetkilileri hakkında İstanbul CBS'nin 2020/83320 soruşturma sayılı dosyası ile şikayette bulunulmuş ise de incelenen bu soruşturma dosyasında da iddia edilen akdi ilişkinin ispatına yarar bir belge yada maddi vakıa saptamasının bulunmadığı,
soruşturma dosyası kapsamı itibari ile sonuca etkili bulunmayacağı gibi hedef süre ve makul sürede yargılama ilkeleri ile de bağdaşmayacağından davacı vekilinin soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması yönündeki talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davacı tarafından ikame edilen davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, davalı şirketin "..." kapsamında yalnızca elektrik işlerini yerine getirmesi için müvekkili ...'ye alt işverenlik verdiğini, müvekkilinin de konut projesi kapsamında gerekli olan tüm elektrik işlerini kendi çalışanları aracılığıyla yerine getirdiğini,
müvekkili ile davalı arasındaki bu sözleşmede davalı adına imzası bulunan kişinin ... olduğunu, ...'ın davalı şirketin proje mühendisi ve sigortalı çalışanı olduğunu, şirket adına yapılması gerekli olan işlerin tamamının bu kişi tarafından yerine getirildiğini ve davalı şirket adına yapılması gerekli olan ödemelerin ... tarafından ödendiğini, ...'ın el yazısı ile yazılıp müvekkili tarafından imzalanan 14/03/2017, 03/04/2017, 08/02/2017 ve 03/03/2017 tarihli para makbuzlarının bahsi geçen kişinin şirketi temsile yetkili olduğunu açıkça gözler önüne serdiğini, ayrıca ...'e ait 2016-2017 dönemi ..., ...bank,
...hesapları incelendiği takdirde şirket tarafından yapılması gerekli olan ödemelerin doğrudan şirket tarafından ödenmediğinin, şirketin bu ödemeleri yapması için ...'in yukarıda bahsi geçen hesaplarına ödemeyi gönderip neticede ... tarafından ödemelerin gerçekleştirildiğinin de görüleceğini, buna dair taleplerinin mahkemece yerine getirilmediğini, yerel mahkemenin senetle ispat kuralı gereği tanık dinletme ve keşif taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, HMK 203/1-b maddesi gereğince işin niteliği ve tarafların durumuna göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş hukuki işlemler için tanık dinlenilebileceğini,
dinletmek istedikleri tanıkların; sözleşmeyi yapan ve sözleşme aslını elinde bulunduran davalı şirket yetkilisi ... ile sözleşmeye konu işte çalıştırılan formen ve iki tane daha sigortalı çalışan olduğunu, müvekkilinin davalı şirket ile hiçbir sözleşmesi olmasaydı dahi şayet teslim ettiği işler var ise bu işlere dair keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması ve yapılan işlerin döneminin ortalama koşulları nispetinde hizmet bedeli tespiti yapılarak davanın bu minvalde kabulüne karar verilmesi gerektiğini, faturanın tek başına ispata yeterli olmadığına, temel bir borç ilişkisi olması gerektiğine dair ret gerekçesinin de yerinde olmadığını,
faturanın yanı sıra sundukları gerçekleştirilen hizmet sözleşmesi ile temel bir borç ilişkisinin olduğunu ispat etmiş bulunduklarını, davalının sözleşmenin 2. Maddesi gereğince düzenlemesi gereken hak ediş onay belgelerini düzenlememesi nedeniyle müvekkilinin sunduğu hizmetin bedelini hukuki yollarla alabilmek adına 19.04.2018 tarihli faturayı düzenlediğini, kaldı ki;
fatura ve sözleşme dışında davalı şirket yetkilisi tarafından davalı şirket adına dört ayrı tarihte düzenlenmiş ve ödeme yapıldığını gösterir ödeme belgeleri bulunduğunu, söz konusu 4 adet makbuzun ...'in bizzat şahsı tarafından düzenlenmesinin, bu kimsenin şirketi fiilen temsile yetkili olduğuna dair karine teşkil ettiğini, Bilirkişi raporunda;
davacının 2018 yılı işletme defterinin gelir bölümünde 19.04.2018 tarihli "..." açıklamalı 518.301,40 TL+ 13.294,52 TL olmak üzere toplam 611.595,62 TL tutarlı faturanın kaydedilmiş olduğunun belirtildiğini, görüldüğü üzere müvekkilinin yaptığı hizmetin bedeline işletme defterinin gelir bölümünde yer verdiğini, raporda davalı şirketin 2018 yılı defter kayıtlarında davacı adına bir hesap açılmadığının, dava konusu faturanın kayıtlarında yer almadığının belirtildiğini,
müvekkile ödeme yapmamayı amaçlayan davalı şirketin müvekkil adına gerçekleştirilen hizmete dair faturayı ya da sair kayıtları ticari defter ve kayıtları arasında göstermesinin beklenemeyeceğini, ...'nın 11.05.2020 tarihli cevabı ile yalnızca işyeri dosyasından "... sicil numaralı işyeri dosyası ile ilgili asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunan sözleşme bulunmamaktadır." şeklindeki bilgi yazısı ve işyerinin iz olması nedeniyle tescil bilgilerinin ekran görüntüleri sunulmuş olup, müzekkerede sorulan tüm hususların aydınlatılamadığını,
bu nedenle ... kayıtlarına ilişkin dosyaya gelen cevaplarda kayıt bulunmamasının müvekkili aleyhine delil olarak değerlendirilmeyeceğini, davalının taşeron işçi çalıştırmış olmasına rağmen ...'ya bildirim yapmamış olması açıkça hukuka aykırı olduğundan, davalı şirketin asıl işveren-alt işveren ilişkisini ...'ya bildirmemesi gerekçesiyle dosya kapsamının müvekkili aleyhine yorumlanmasının kabul edilemeyeceğini, ilgili ...'ya bildirimlerin davalı şirketçe yapılması gerekli olup, davalı şirketin, yapılan somut edim karşısında hem ödeme yapmadığını hem de ... bildirimlerinden kaçınarak müvekkilini ikinci kez mağdur ettiğini,
ayrıca ticari defter ve kayıtlarında da yapılan sözleşme ve edime yer vermeyerek işlerini haricen yaptırdığını, bu bağlamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na "resmi mercileri yanıltmak" ve "..." suçları bakımından davalı taraf hakkında şikayette bulunulmuş olup, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen 2020/83320 E. sayılı soruşturma kapsamında bu hususta gerekli delillerin toplanmakta olduğunu, bu soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek,
kararın bozulmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasında akdedildiği iddia edilen "..." eser sözleşmesine dayalı olarak düzenlenen 19/04/2018 tarihli 611.595,62 TL'lik faturaya dayalı olarak şimdilik 50.000,00 TL iş bedeli alacağının davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davalı tarafça, dava dilekçesinde iddia edilen akdi ilişki, dayanak sözleşmedeki ve faturadaki imzalar inkâr edilmiş, davacıdan böyle bir hizmet alınmadığı,
söz konusu projeye ilişkin tüm taşeronluk işlerinin kendisi tarafından yerine getirildiği belirtilerek davanın reddi istenmiştir.Davacı tarafça, davalının sözleşmedeki imzayı inkarına karşı, sözleşmedeki imzanın ...'e ait olduğu iddia edilerek davalının ... tarafından imzalanan sözleşme ile bağlı bulunduğu iddia edilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre davalı şirketin temsil-imza yetkilileri ... ve ... olup, ...davalı şirketin sigortalı işçisidir.Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır.
(Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 25/09/2018 tarih,2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı) 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.
Somut olayda, davacı yüklenici davalı iş sahibine yaptığını iddia ettiği birtakım elektrik işlerinin bedelini talep etmiş ise de, davalı iş sahibi vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla eser sözleşmesine ilişkin akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, taraflar arasında akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı yüklenici üzerinde kalmaktadır.Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, her ne kadar ilk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçeyle,
taraflar arasında dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafın sözleşme ilişkisinin ispatına yönelik olarak sunmuş olduğu,
bu bakımdan uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli olan bir kısım delillerin değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.Mahkemece, davacı tarafça dayanılan sözleşme fotokopisinde imzası olan ve sözleşme tarihinde davalı şirketin ...'lı çalışanı olan ... de isticvap edilip dinlenmek suretiyle, öncelikle bu sözleşmedeki imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulmak suretiyle, sözleşme tarihi esas alınarak, davalı şirketin ve ...'in istinaf dilekçesinde belirtilen 2016-2017 yıllarına ilişkin ilgili banka kayıtları da araştırılarak, davalı şirketin tüm ticari defter ve kayıtları incelenerek,
davalı çalışanı olan ve davacıya o dönemde 4 ayrı makbuzla ödemeler yapan ...'in, öncelikle davacıyla benzer işe ve işlemlerde, sonrasında ise o tarihlerde başkaca kişilerle olan benzer ilişkilerde davalı şirketin temsilcisi sıfatıyla hareket edip etmediği, davalı yanın bu çalışanını temsilcisi gibi görüp görmediği belirlenerek,
sonucuna göre taraflar arasında iddia edildiği gibi bir sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığının ve davanın esasının yeniden değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1012, K. 2024/1349, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama