KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/1093
- Karar no
- 2025/142
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/02/2021
- Numarası
- 2019/448 Esas, 2021/160 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.191 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davalı borçlunun şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyası ile 28.03.2019 tarihi itibari ile 4.126,39 Euro’luk cari hesaptan kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine borçlu şirket tarafından 03.04.2019 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, itiraz neticesinde icra takibi durdurulduğunu, davalı borçlu şirketin borca itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı takibin takip tarihi itibariyle işleyecek kamu bankalarına, euro mevduatına fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte devamına, % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait kumaşlara davacı tarafça yapılan boya apre fason işleminin ayıplı ifa edildiğini, ayıplı ifanın davacı tarafa ihbar edildiğini, davacı tarafın ayıplı ifa nedeniyle doğan zararlardan sorumlu olduğunu, davacının talep ettiği faiz oranının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklı olduğunu iddia eden davacı yönünden ispat yükünün kendisinde olduğu,
ancak kumaşların ayıplı olduğu ve bu sebeple zarar doğduğunu iddia eden davalı açısından ise ispat yükünün kendisine düştüğü, tarafların iddiaları doğrultusunda delillerin toplanarak ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, yapılan inceleme sonucunda taraf defterlerinin alacak-borç ilişkisi kapsamında birbirini teyit ettiği, bu doğrultuda davacı defterlerinde 4.126,39 Euro tutarında alacağın kayıtlı olduğu ve aynı tutarın davalı defterlerinde borç olarak geçtiği, gelinen aşamada davalının davacıya borçlu olduğu ve söz konusu borcun ödenmediği tespit edildiği,
borcun ödendiğine veya satın alınan malların ayıplı olduğuna ilişkin ispat yükü davalıda bulunduğundan, ayıp iddiası bakımından yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davaya konu 2.304,92 metrelik kumaşa uygulanan boya ve apre işleminin ayıplı olduğu iddiasının, kumaşların keşif öncesinde satılmış olması sebebiyle tespit edilemediği, ancak davalının elinde kalan 252 metre kumaş bakımından ise ayıp oranının %25 olduğu ve incelenen mail yazışmalarından ayıbın davacıya bildirildiğinin anlaşıldığı, davalının elinde kalan kumaşlara ilişkin ayıptan kaynaklı zararının 3.150 TL olduğu,
davalının kumaşların bir kısmını satmış olması nedeniyle zarar iddiasının ispatlanamaması sebebiyle bu iddiaya değer verilmediği, ancak elinde kalan kumaşlar bakımından belirlenen 3.150 TL zararın, icra takip tarihi itibarıyla Euro cinsine çevrilerek taraf defterlerinin incelenmesi neticesinde belirlenen 4.126,39 Euro alacaktan mahsup edilmesi gerektiği, kabul edilen alacağın likit olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili, istinaf dilekçesinde,
davalıya ait kumaşlara davacı tarafça yapılan boya ve apre işleminin ayıplı ifa edildiğini, bunun irsaliyeler ve e-posta yazışmalarıyla sabit olduğunu, TGS’ye kesilen faturadan da kumaşın iskontolu fiyattan fatura edilmek zorunda kaldığının görüldüğünü, ham kumaştan da zarar edildiğini, bazı kumaşların hiç teslim edilmediğini ve elde kaldığını, ayıp ihbarında bulunduklarını, bilirkişi raporuyla zararlarının tespit edildiğini, 252 metre ayıplı kumaşın kabul edilmediğini, davacı tarafın önerisiyle siyaha boyatıldığını ancak değerlendirilememesi sebebiyle depoda beklediğini,
bu nedenle zarar tutarı olan 18.550 TL’nin mahsup edilmesi halinde davacının boya ve apre işlemi nedeniyle 7.102,15 TL alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, ayrıca icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını ve kötü niyet tazminatının verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Katılma yolu ile davacı vekili istinafında, davalının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, bilirkişilerce incelenen kumaşların davacı şirkete ait olmadığını ve bunun davalı tarafça ispatlanamadığını, iddiaların ne bir tespit raporu ne de tutanak ile doğrulanmadığını, ihbarın süresinde yapılmadığını, kusurları bulunmadığından zarardan sorumlu tutulamayacaklarını, bilirkişi raporunun kabul edilemez olduğunu, hesaplamanın metre bazında değil kilo bazında yapılması gerektiğini, raporda ham kumaş üzerinde tespit yapılmadığını ve varsayımsal değerlendirmeler içerdiğini,
icra takibine yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici, sözleşmeye ve uyuşmazlığa konu kumaşlara boya işlemini eksiksiz ve hatasız yaptığını belirterek davaya konu takiple iş bedeli alacağının tahsilini talep etmiş; davalı iş sahibi ise, boya işleminin ayıplı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, tespit edilen ayıplı işler bedeli iş bedelinden mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; dosyada mevcut mail yazışmaları, işin olağan akışı ve tarafların yükümlülükleri birlikte değerlendirildiğinde, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, davalı iş sahibinin uhdesinde bulunan ve bilirkişilerce ayıplı olduğu tespit edilen kumaşların davaya konu kumaşlar olduğu,
aksinin de ispatlanamadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki bent dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin dosya kapsamında bilirkişi incelemesi ile belirlendiği ve bu nedenle likit kabul edilemeyeceği gözetildiğinde, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olup kararın sadece bu sebeple kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile,
yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1093, K. 2025/142, 13 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama