KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1116
- Karar no
- 2025/325
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/02/2021
- Numarası
- 2019/341 Esas, 2021/95 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.418 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, taraflar arasındaki 07.03.2016 tarihli "ödeme kaydedici cihaz satın alma sözleşmesi" gereğince, davalı tarafça üretimi yapılıp davacıya teslim edilen ürünlerden, davacı tarafından satışı yapılmayanların davalı tarafından iade alınması ve bunlar için peşin ödenen bedellerin de davacıya iade edilmesi gerektiğinden, davacıya teslim edilen ürünlerden satışı yapılmayan 744 adet sabit yazarkasa, 108 adet mobil aparat ve 1 aret pinpad'ın peşin ödenen toplam bedeli olan 5.757.423,56 TL'nin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Davalı vekili, davacının kendi kusuru nedeniyle sadece 378 adet cihaz ve 3 adet mobil aparat satışı yapılabildiğini, bu nedenle bedel iadesi talebinin yerinde olmadığını, davacının talebi üzerine ürünlerin müvekkilinin deposunda muhafaza edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğine, satışın yapılmamasında kusuru bulunduğuna dair bir durum tespit edilemediği, sözleşme hükümlerine göre cihazların teslim ve kurulumunun yapılması yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğu ancak pazarlama ve satışlarıyla ilgili bir yükümlülüğünün bulunmadığı,
cihazları üretim ve teslim yükümlülüğünü yerine getiremediğine dair somutlaştırılmış bir vakıa bulunmadığı, davacının basiretli bir tacir olarak sözleşmenin ifa edilmeyebileceğini öngörmesi gerektiği, davacı şirketin satışı yapılamayan cihazlara ilişkin olarak herhangi bir çalışma ve çaba içerisinde olmadığı, sözlemeye alacak talebine esas hususla ilgili kendi lehine bir hüküm koymadığından söz konusu cihazların bedelini davalıdan talep edemeyeceği, sözleşmeyi asıl düzenleyen ve etkili olan tarafın davacı şirket olduğu, bu nedenle, aksine de bir düzenleme olmadığından,
uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak sözleşmenin davacı lehine değil aleyhine yorumlanması gerektiği, ayrıca davacının, üzerine düşen yükümlüğü yerine getiren davalıdan bedel talep etmeyeceği noktasında davalıda haklı bir güven uyandırdığı,
bu güven sonrasında kendi kusuruyla ortaya çıkan zarardan dolayı davalıdan bir hak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.2. maddesi gereğince, sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde abonelere satılmamış yani kabulü yapılmamış cihazlar içini davalıya peşin ödenmiş bulunan bedellerin iade edilmesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporunda bu maddenin değerlendirilmediğini, mahkemenin gerekçeli kararındaki red gerekçelerinin hukuk aykırı olduğunu, sözleşmenin 20. maddesi gereğince 1 yıllık süre sununda kendiliğinden sona erdiğini,
davalıya sözleşmenin 2. faz için devam edeceğine dair hiçbir beklenti ve inanç verilmediğini, sözleşmenin 5.3.3. maddesinde de bu durumun açıkça ifade edildiğini, söz konusu cihazların sadece müvekkili şirkete özel olarak üretildiği ve başkalarına satılamayacağı iddiasının doğru olmadığını, başkaca sabit hat şirketlerince kullanılabileceklerini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Taraflar arasında "ödeme kaydedici cihaz satın alınmasına ilişkin" 07.03.2016 tarihli sözleşme imzalanmış olup, sözleşme bedeli, davacı tarafından peşin ödenen bedel miktarı, davalı tarafından davacıya teslim edilen toplam ürün miktarı, davacı tarafından müşterilere/abonelere satışı ve kurulumu yapılan ürün miktarı, kalan (davalıya iade edilmesi gerektiği iddia edilen) ürün sayısı ve peşin ödenen bedelden bu ürünlere isabet eden miktar hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davaya konu sözleşmenin 20. Maddesine göre sözleşme 1 yıl süreli olup,
davacı iş sahibi tarafından sözleşmenin uzatılması talep edilmedikçe bu 1 yıl sonunda kendiliğinden sona erecektir. Davacı tarafça böyle bir uzatma talebinde bulunulmamış ve 1 yıllık sürenin bitiminden sonra davalıya gönderilen 10.03.2017 tarihli ihtarnameyle işbu davaya konu olan (satışı yapılamayan) ürünlerin iade alınması ve bunlara ilişkin peşin ödenen bedelin iadesi talep edilmiştir.Yine sözleşmenin 6.1. ve 6.2.
Madde ve bentlerine göre, her ne sebeple olursa olsun sözleşme sona erdiğinde, davacının zilyetliğine geçmiş olsalar bile, müşterilere/abonelere satılıp kurulumu (kabulü) yapılmayan tüm ürünlerin peşin olarak ödenen bedelleri davalı tarafça davacıya iade edilmek zorundadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, yukarıda belirtilen sözleşme maddeleri, tarafların tacir oluşu, sözleşme serbestisi ve ahde vefa gereğince, taraflar arasındaki davaya konu 07.03.2016 tarihli sözleşme ilişkisinin sözleşmenin 20. maddesi gereğince 1 yıllık sürenin bittiği 07.03.2017 tarihi itibariyle kendiliğinden sona erdiği ve yine sözleşmenin 6.1. ve 6.2.
Madde ve bentleri gereğince bu sözleşme ilişkisi kapsamında davacıya teslim edilen ürünlerden müşterilere/abonelere satışı yapılamayanların davalı tarafından iade alınarak bunlara ilişkin peşin ödenen bedellerin davacıya iadesi gerektiği, davalının, davacı tarafın 2. Faz ve sözleşmenin devam ettirileceği hususunda kendisinde haklı beklenti ve inanç oluşturduğu iddiasının sözleşmenin 5.3.3. Maddesindeki açık düzenleme karşısında dinlenemeyeceği, sözleşmenin 5.3.
Maddesinde düzenlenen davacı yükümlülükleri göz önünde bulundurulduğunda davacının ürünlerin satışı için gerekli emeği sarf etmediği iddiasının da işbu davadaki talebe bir etkisinin bulunmadığı, söz konusu maddede ve sözleşmenin diğer maddelerinde davacının böyle bir yükümlülüğü bulunmadığı, kalan ürünler için bedel iadesini öngören sözleşmenin 6.1. ve 6.2.
Madde ve bentlerinde de böyle bir istisna öngörülmediği, buna göre davaya konu (müşterilere/abonelere satışı yapılamayan) ürünlerin ihtilafsız olan peşin ödenen bedelleri toplamı olan 5.757.423,56 TL'nin davalıdan tahsiline yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mevcut hatalı gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Dava dilekçesi içeriği ve alınan bilirkişi raporundaki davalının ticari defter incelemesine göre, davacı tarafça davalıdan teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle 24.05.2018 tarihinde 417.000,00 TL,
10.07.2018 tarihinde 29.150,00 TL olmak üzere toplam 446.150,00 TL tahsilat yapılmış olduğu ihtilafsız olup, dava dilekçesinde bu tahsilatların öncelikle 17.03.2017 tarihinden itibaren hesaplanacak işlemiş faize mahsup edilmesi talep edilmiştir.6098 sayılı TBK'nin 100. maddesi uyarınca, borçlunun TBK'nin 100/1. maddesinin aradığı şartlar gerçekleşmeksizin yani faiz ve giderleri ödemede gecikmişken yaptığı ödeme, alacaklı tarafından öncelikle faiz ve giderlere mahsup edilebilir.
Bu durumda, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 5.757.423,56 TL'lik bir asıl alacağı bulunup bulunmadığının tespiti için, davalının temerrüde düştüğü tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar işlemiş faizin hesaplanması, davalı tarafından yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faize mahsup edilmesi gerekmektedir.Dava ekinde sunulan 10.03.2017 tarihli davacı ihtarnamesi içeriği, tebliğ belgesi ve bu ihtarnamede 17.03.2017 tarihine kadar verilen süre ile davalı vekilinin cevap dilekçesinde bu ihtarnameye 17.03.2017 tarihinde cevabi ihtarname gönderildiğine dair beyanı göz önünde bulundurulduğunda,
davalı taraf davaya konu alacak talebi bakımından 17.03.2017 tarihi itibariyle temerrüte düşürülmüş olup, tarafların tacir olmaları sebebiyle davacının davalıdan bu tarihten itibaren avans faizi talebinde bulunma hakk
ı mevcuttur.
Bu açıklamalar doğrultusunda Dairemizce yapılan (dayanak hesap tabloları ve faiz oranı tablosu dosya içine konulmuştur) işlemiş faiz hesaplama şu şekildedir; -Asıl Alacak : 5.757.423,56 TL -17.03.2017 - 24.05.2018 Arası İşlemiş Avans Faizi : 665.928,85 TL -24.05.2018 Ödemesi : 417.000,00 TL -Kalan İşlemiş Faiz Borcu: 248.928,85 TL -24.05.2018 - 10.07.2018 Arası İşlemiş Avans Faizi : 55.365,91 TL + 33.834,72 TL => 89.200,63 TL -10.07.2018 Ödemesi : 29.150,00 TL -Kalan İşlemiş Faiz Borcu: 60.050,63 TL Buna göre,
son ödeme tarihi olan 10.07.2018 tarihi itibariyle kalan toplam işlemiş faiz borcu (248.928,85 TL + 60.050,63 TL =>) 308.979,48 TL olup, davacının 5.757.423,56 TL'lik asıl alacağı bu tarih itibariyle ve dava tarihinde halen devam etmekte olup, yukarıda yapılan açıklamalar ve taleple bağlılık kuralı gereğince, dava öncesi tahsil edildiği ihtilafsız olan toplam 446.150,00 TL'lik tutarın asıl alacak miktarından mahsubu mümkün olmayıp, bu tahsilatların hükmün infazı sırasında, tahsilat tarihleri itibariyle hesaplanacak işlemiş faizlerden mahsup edilmek suretiyle dikkate alınmaları gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kabulüne, hükmedilen bedele 17.03.2017 temerrüt tarihinden avans faizi uygulanmasına ve dava öncesi tahsil edildiği ihtilafsız olan toplam 446.150,00 TL'lik tutarın öncelikle tahsilat tarihleri itibariyle hesaplanacak işlemiş faizlerden mahsubuna dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1116, K. 2025/325, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama