KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/1119
- Karar no
- 2024/1311
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/10/2020
- Numarası
- 2020/623 Esas, 2020/763 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
2.221 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, taraflar arasında 30.09.2010 tarihinde imzalanan düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, davalının arsa sahibi olduğu yerde müvekkili firmanın inşaat yapmayı taahhüt ettiğini, sözleşme gereği arsa sahibi lehine müvekkili şirkete ait taşınmazlar üzerinde inşaat teminat ipoteği tesis edildiğini, sözleşmenin 11. maddesine göre inşaat teminat ipoteğinin kaldırılması koşullarının belirlendiğini, müvekkili firma tarafından projeye uygun şekilde imalatların tamamlandığını ve Esenyurt Belediyesi ile yapı denetim firmasınca hazırlanan hakediş raporlarıyla bu durumun tespit edildiğini,
davalıya gönderilen 31 Ağustos 2016, 12 Ekim 2016 ve 27 Ekim 2016 tarihli ihtarnamelere rağmen davalının ipoteklerin kaldırılması için gerekli işlemleri başlatmayarak yükümlülüklerini ihlal ettiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki taşınmazların çoğunu üçüncü kişilere sattığını ancak ipotek kaydı nedeniyle tapu devirlerini yapamadığını ve bu nedenle satış bedellerinin büyük kısmını tahsil edemediğini belirterek, sözleşmeye konu taşınmazların imalat seviyesinin tespit edilmesini ve üzerlerindeki ipotek şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının arsa sahibi, davacı ... firmasının ise müteahhit olduğunu, taraflar arasında 30 Eylül 2010 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacı tarafın taşınmaz tapu kaydına kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhi, davalı tarafın ise davacıya ait taşınmazlar üzerine inşaat teminat ipoteği tesis ettirdiğini, sözleşme doğrultusunda müvekkil şirketin söz konusu taşınmazlardaki 141/200 hisseyi davacı firmaya temlik ettiğini ve kat irtifakı tesis edildiğini,
ancak davacı şirketin müvekkiline ait taşınmazlar üzerindeki kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhini kaldırmadığını, bu nedenle hukuken ve fiilen anlamını yitiren şerhin kaldırılması için 27 Haziran 2016 tarihli ihtarname gönderildiğini, davacı tarafından yanıt verilmemesi üzerine Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/380 E. sayılı dosyasıyla tapu kaydındaki şerhin terkini için dava açıldığını, taraflar arasında yapılan karşılıklı anlaşma ile aynı gün içerisinde davacı şirkete ait taşınmazlar üzerindeki inşaat teminat ipoteği ve müvekkil şirket adına kayıtlı taşınmazlardaki KKİS şerhinin kaldırıldığını,
böylelikle davanın konusuz kaldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın, taraflar arasında yapılan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca, davacı yüklenicinin yaptığı inşaatlardaki bağımsız bölümler üzerinde arsa sahibi lehine konulan ipoteklerin, belirli inşaat aşamaları tamamlandıkça kaldırılmasına ilişkin taleplerden kaynaklandığı, sözleşmenin 11. maddesinde ipoteklerin kaldırılacağı aşamalar ve oranların ayrıntılı şekilde düzenlendiği,
dava sırasında bazı bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satılmış olması ve bazı ipoteklerin kaldırılmış bulunması nedeniyle davanın kısmen konusuz kaldığı, Esenyurt Belediyesi’nden gelen yazıya göre inşaatların %100 seviyesinde tamamlandığı, ayrıca başka bir davada verilen kararla sözleşmenin 11. maddesinin “E” bendinde belirtilen şartların gerçekleştiğinin kabul edilmesiyle ipoteklerin kaldırılmasına karar verildiği, bu durumda diğer aşamalar (B-C-D bentleri) için de ipotek kaldırma koşullarının gerçekleşmiş sayıldığı, tarafların sunduğu deliller ve belgeler dikkate alınarak,
konusuz kalan ve satış nedeniyle aktif husumet yokluğu bulunan bağımsız bölümler yönünden davanın reddine, diğer bağımsız bölümler yönünden ise konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının tamamladığı harç üzerinden yargılama giderlerinin paylaştırılmasına karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin ipoteklerin cari hesap ilişkisinden doğan alacakların teminatı olarak verildiğini kabul etmiş olmasına rağmen,
ipoteklerin davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan tüm alacaklarına ve zarar-ziyanına teminat teşkil ettiği yönündeki savunmalarını ve ödemezlik defi iddialarını yerinde görmeyerek hatalı değerlendirme yaptığını, 30.09.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 11. maddesinde ipoteklerin hangi tapular üzerine,
hangi aşamada ve hangi oranlarda kaldırılacağının belirlendiğini, ancak tarafların bu kademeli ipotek düzenlemesini 26.03.2014 tarihli ipotek resmi senedine taşımadığını, resmi senette her bir bağımsız bölümün sözleşmeden doğan tüm zarar ve ziyanlara teminat teşkil ettiğinin belirtildiğini, davadan önce ve dava tarihinde ipotekleri kaldırmamakta haklı olduklarını, mahkemenin ödemezlik defilerini yerinde görmeyerek 335 adet daire yönünden davacıyı haklı bulup yargılama giderlerini davalıya yüklemesinin haksız olduğunu,
sözleşmenin altıncı maddesi uyarınca ihtara gerek olmaksızın aylık 400.000 $ kira kaybını ödemede davacının temerrüde düştüğünü ve buna ilişkin dava açıldığını, davacının ipotek fekkini geç teslim sonrasında talep ettiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 8. maddesine göre 12 adet daireyi temlik etmesi gerektiği halde temerrüde düştüğünü, buna ilişkin ayrı dava açıldığını, aynı şekilde sözleşmenin 5. maddesi gereği ödenmesi gereken emlak vergilerinin ödenmeyerek temerrüde düşüldüğünü ve bu nedenle açılan davanın davalı lehine sonuçlandığını,
tarafların mutabakatı ile dava açıldıktan sonra 335 daire üzerindeki ipoteklerin fekkinin sağlandığını, mahkemenin geç teslim nedeniyle tazminatın muaccel olacağı tarih ve koşulları ile ipoteklerin kaldırılacağı koşulları yanlış değerlendirdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise arsa sahibidir.
Davacı yüklenici taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinde aşamalı olarak ipoteklerin kaldırılma şartları belirlendiğini ileri sürerek inşaat seviyesini tespiti ile ipotek şerhinin terkini talep etmiş, davalı arsa sahibi ise davanın reddini istemiştir. Yargılama sırasında taraflar ipoteklerin şerhi konusunda anlaştıklarını ve davanın konusuz kaldığını mahkemeye bildirerek karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bir kısım taşınmazlar için dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, bir kısım taşınmazların dava öncesi ipoteklerinin kaldırıldığı anlaşıldığından davanın reddine, bir kısım taşınmazlar için dava sırasında ipoteklerin kaldırıldığı anlaşılmakla bu taşınmazlar yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, bir kısım taşınmazlar için ise taşınmazların dava öncesinde satıldığı anlaşılmakla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle konulan ipoteğin fekki talebine ilişkin olup, yargılama aşamasında tarafların sulh olması nedeniyle mahkemece tarafların sulhü doğrultusunda konusuz kalan bağımsız bölümler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı istinaf talebinde bulunan davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde bu bağımsız bölümler için sadece vekâlet ücreti ve yargılama gideri yönünden itirazda bulunmuştur.
Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek kalmıyorsa dava konusuz kalır.
HMK’nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmü düzenleme altına alınmıştır.
Buna göre mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi durumunda yargılama giderlerinin tayininde tarafların, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek hüküm altına alınması gerekir.
Bir başka deyişle, davanın konusuz kalması halinde mahkemece yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilip, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin buna göre haksız olduğu tespit edilen tarafa yüklenmesine karar verilmelidir.
Öte yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi davanın konusuz kalması durumunda, aşamalara göre ücret belirlenmiş olup, "ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse tarife hükümlerine göre belirlenen ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur." şeklindedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, dosya kapsamına göre, sözleşmenin 11. maddesinde ipoteklerin kaldırılmasının aşamalı olarak düzenlendiği, ancak davacı yüklenicinin inşaatın mevcut seviyesi itibarıyla ipoteklerin kaldırılması koşulunun gerçekleştiğinin ve davanın açıldığı tarihte davacı yüklenicinin dava açmakta haklı olduğunun belirlenemediği,
bu durum karşısında yargılama giderleri açısından davacının sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, vekalet ücreti bakımından ise taraflar arasındaki sulhün ön inceleme tutanağının imzalanmasından (öninceleme tutanağı 13/10/2017 tarihinde imzalanmıştır) sonra sağlandığı görülerek davalı lehine vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, mahkemece hatalı bir gerekçeyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı aleyhine hükmedilmesi doğru olmamış, ilk derece mahkemesi kararının istinaf itirazı ile sınırlı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak aşağıdaki şekilde bir kısım taşınmazlar için dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, bir kısım taşınmazların dava öncesi ipoteklerinin kaldırıldığı anlaşıldığından davanın reddine, bir kısım taşınmazlar için dava sırasında ipoteklerin kaldırıldığı anlaşılmakla bu taşınmazlar yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine,
bir kısım taşınmazlar için ise taşınmazların dava öncesinde satıldığı anlaşılmakla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, mahkeme kararının sair bağımsız bölümler için yargılama gideri ve vekalet ücreti hüküm bütünlüğü yönünden aynen korunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1119, K. 2024/1311, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama