KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1176
- Karar no
- 2025/331
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/05/2021
- Numarası
- 2015/785 Esas, 2021/453 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.399 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, dava dışı ... Ticaret Ltd. Şirketi ile davalı ... arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı icra dosyasındaki takibe itiraz edilen 2.207.168,58 TL alacağın 20.11.2012 tarihinden itibaren yasal faiz, feriler ve %20 icra inkar tazminatı ile birlikte tahsili ile davacının gerçek alacağının, delil tespiti davası ile belirlenen tutarın çok üzerinde olduğunu belirterek, HMK 107. madde uyarınca yapılacak tahkikat sonucu bakiye alacağın yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili firma ile dava dışı ...
İnşaat arasındaki sözleşmelerin feshedildiğini, ... İnşaat'ın inşaatların küçük bir kısmını tamamladıktan sonra işi atıl vaziyette bırakmak suretiyle müvekkili firmaya ağır zararlar verdiğini, ayrıca müvekkilinin dava dilekçesinde iddia olunan şekilde bir borcunun bulunmadığını, BK m.188 uyarınca ... İnşaat'a karşı ileri sürülebilecek tüm savunma ve defilerinin temlik alana karşı da ileri sürülebileceğini, ...
İnşaat'tan alacaklarının bulunduğunu ve alacak miktarının tespiti ile temlik alacağından takas mahsubu yapılması gerektiğini belirterek, İİK m.67 gereğince, itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, temlik alacaklısının, temlik alırken ve icra takibi yaparken müvekkili firmanın ...
İnşaat'a borcu bulunmadığını bildiğini, ayrıca icra takibine ilişkin gönderilen haciz ihbarnamesine detaylı itiraz edildiği, buna rağmen var olmayan bir alacağı temlik alarak usulsüz tebligatla takibin kesinleştirildiğini, haksız bir şekilde 1.5 yıl süreyle taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz şerhi koydurduğunu ve haczin yerel mahkemece usulsüz olarak tespit edilip Yargıtay onamasıyla kaldırıldığını, ...
İnşaat'ın sözleşme edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle önce ihtarname ile uyarıldığını ve ardından sözleşmelerin tek yanlı olarak feshedildiğini, ayrıca temlik tarihinden önce gönderilen haciz ihbarnameleri de bulunduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, alacak davalarının bekletici mesele yapılmasını, yüklenicinin sözleşme edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle ticari temerrüt faizleriyle birlikte müvekkilinin zararlarının tespitini, davacı alacağından takas ve mahsubu yapılmasını, haksız takip ve usulsüz tebligat nedeniyle haksız takip tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davanın eser sözleşmesi gereğince bedele ilişkin alacak iddiasıyla yapılan takibe itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, İİK 67. maddesi gereğince itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde dava açılması gerektiği, ancak itirazın icra dosyasına tebliğ edilmemesi nedeniyle dava açma süresinin geçmediği, usulsüz tebligat şikayetinin dava açma süresini başlatmayacağı anlaşılmakla davalının itirazının reddine karar verildiği, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın davacının alacağı değil, davalının ileri sürdüğü mahsup taleplerine dayandığı,
davalının 23.11.2015 tarihinde takas hakkını kullanarak TCMB efektif döviz kuru üzerinden mahsuplaşma işlemi yapması gerektiği, sözleşmenin feshi sonrasında cezai şart hükmüne göre 6 aylık makul süre zarfında yeni yükleniciye iş verilmesi gerektiği ve bunun için cezai şart hesaplaması yapılması gerektiği, yapılan hesaplamalar sonucunda davalıdan 681.912 TL cezai şart alacağı olduğu, kira kaybı taleplerinin ise cezai şart miktarını aşmadığı ve bu nedenle kira kaybı talebinin reddedildiği, davacının alacağının 2.785.030,10 TL (KDV dahil), davalının mahsuba konu alacaklarının ise 965.764,39 TL olduğu,
davacının 1.819.265,71 TL alacaklı olduğu ve bu miktarın %20’si olan 363.853,14 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, fazlaya ilişkin talebin reddedildiği ve belirsiz alacak davasına ilişkin kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde;
davanın yasal süresi içinde açılmadığını, davacının talebini aşan şekilde alacak tespiti yapılmasının ve akabinde takas-mahsup defi uygulanmasının hatalı olduğunu, davacı alacağı belirlenirken haksız şekilde KDV hesabı ve ilavesi yapıldığını, oysa sözleşmenin 12. maddesi (i) ve 13. maddesi (k) bentleri uyarınca KDV'nin yüklenici tarafından ödeneceğinin açıkça düzenlendiğini, takas ve mahsuba konu miktarların eksik hesaplandığını, taşınmazlar üzerindeki takyidatın hukuki imkânsızlık hali oluşturduğunu ve mahkemece bu nedenle altı aylık sürenin kira hesabına dâhil edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca kira alacağının hiç hesaba katılmadığını,
her iki taşınmaz parçası için fesih tarihine kadar geçen 17,5 aylık sürede lehlerine sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde cezai şart hesaplanması gerektiğini, temlik alan üçüncü kişiler tarafından yapılan usulsüz hacizler nedeniyle taşınmazlar üzerinde 01.08.2014 tarihine kadar haksız haciz şerhi bulunduğunu ve yeni yükleniciye inşaatın devredilememesi nedeniyle makul bir altı aylık sürenin daha dikkate alınması gerektiğini, tüm bu hususlar gözetilerek kira kaybı taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, kira gelirine ilişkin taleplerin cezai şart ile karşılanamayacak zararlardan olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini,
davacının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle ödenen 97.060,11 TL tutarındaki hukuki giderlerin takas-mahsup yoluyla dikkate alınması gerektiğini, bu giderlere ilişkin tüm delillerin dosya içinde mevcut olduğunu ve dosyalar celp edilseydi irtibatlandırılabileceğini, ayrıca dosyada mevcut uzman görüşü ve bilirkişi raporlarının ise takdir yetkisi yanlış kullanılarak yok sayıldığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenicinin bir kısım hakediş alacağını temlik alan kişi, davalı iş sahibidir.Davacı eser sözleşmesinden kaynaklı dava dışı yüklenicinin bir kısım hak ediş alacağını temlik aldığını ve bu nedenle alacaklı olduğunu ileri sürerek yaptığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş sahibi ise davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle esasa ilişkin olarak davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Karara karşı davalı vekilince i̇stinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı tarafından davalı aleyhine 20.11.2012 tarihinde icra takibi başlatılmış, 04.01.2013 tarihinde ise icra dosyasına haciz şerhi konularak satış aşamasına geçilmiştir.
Davalı, bu icra takibine karşı 11.01.2013 tarihli dilekçesi ile, takibi 07.01.2013 tarihinde öğrendiğini, tebligatın usulsüz olduğunu ve takibin usulsüz şekilde kesinleştirildiğini ileri sürerek İcra Hukuk Mahkemesi’ne şikâyet yoluyla başvurmuş, ayrıca aynı tarihli dilekçesi ile itirazda bulunmuştur.İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 03.06.2014 tarihinde verilen kararda, davalının icra takibini 07.01.2013 tarihinde öğrendiği belirtilmiş ve dava kabul edilmiştir.
Bu karar, 02.07.2014 tarihinde davacı ...’ın o tarihte görevi devam eden vekiline tebliğ edilmiş, ayrıca 04.07.2014 tarihinde davacının kendisi ile aynı konutta yaşayan ...'a tebliğ yapılmıştır.Davacı, 23.07.2014 tarihinde mehil vesikası talebinde bulunmuş; ancak İcra Müdürlüğü, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğu gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir.
25.07.2014 tarihinde davacı tarafından yapılan ihtar ile, hacizlerin fek edildiğinin 23.07.2014 tarihinde öğrenildiği, suç duyurusunda bulunulacağı ve taşınmazla ilgili tasarruflarda kendilerine bilgi verilmesi gerektiği bildirilmiştir. Sonrasında, 01.08.2014 tarihinde hacizlerin fekki ve takibin durdurulmasına karar verilmiş olup, eldeki dava ise 27.07.2015 tarihinde açılmıştır.
Tüm bu safahatın değerlendirilmesi sonucunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18.10.2023 tarihli, 2022/2382 E., 2023/5970 K. sayılı ilamı doğrultusunda. İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...
E. sayılı dosyası üzerinden davalı ...’a gönderilen tebligatın, İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/44 E., 2014/292 K. sayılı kararı ile usulsüz olduğunun tespit edildiği ve öğrenme tarihinin 07.01.2013 olarak belirlendiği; ayrıca İcra Hukuk Mahkemesi’nin bu kararının 01/07/2014 tarihinde ... vekili tarafından kararın temyiz edildiği, kararın davacı alacaklı kooperatife 02.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla, itirazın iptali davası açılmasına ilişkin bir yıllık hak düşürücü sürenin 02.07.2014 tarihinde başlayıp 02.07.2015 tarihinde dolduğu;
ancak davacı alacaklı tarafından itirazın iptali davasının 27.07.2015 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılması sebebiyle davanın reddine dair yeniden karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/1176, K. 2025/331, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama