KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2023
- Dosya no
- 2022/386
- Karar no
- 2023/976
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/10/2019
- Numarası
- 2015/990 Esas, 2019/1069 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
2.072 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında İkitelli Organize Sanayi Bölgesi, ... Bulvarı No: Başakşehir - İstanbul adresinde bulunan ...
Akaryakıt satış istasyonu inşaatının yapımı için anahtar teslim götürü bedel üzerinden 2012 yılının 11. Ayında sözlü olarak anlaştıklarını ve hemen işe başladıklarını, işyeri ruhsatına işi yapan taşeron firma olarak müvekkilinin adının yazıldığını, ancak davalı işverenin ruhsatın onaylanması ile ilgili karşılaştığı problemleri ve eksiklikleri bir türlü halledememesi nedeniyle hem işin SGK açılışının yapılamadığını, hemde işe başlanmasından bir süre sonra inşaat ruhsatının belediyece geçersiz sayıldığını ve ruhsatın iptal edildiğini, istasyonun belediyece mühürlenerek tüm faaliyetlerin durdurulduğunu,
ayrıca İkitelli Organize Sanayi Yönetimi tarafından inşaatın durdurulup şantiyeyi boşaltması için müvekkiline yazı gönderildiğini, davalı tarafından belediyenin işleminin iptali için Danıştay'a dava açıldığını, bu nedenle yazılı sözleşmenin mahkeme süreci netleşinceye kadar askıya alındığından,
taraflarca imzalanamadığını, davalının uzun zaman sonra açtığı davayı kazandığını ve ruhsatını aldığını, fakat inşaata kaldığı yerden müvekkili ile değil bu kez ... ile anlaşarak kendisinin devam ettiğini, bununla birlikte inşaatın belediyece mühürlendiği tarihe kadar müvekkilinin bir dizi imalat yaptığını, yapılan bu imalatların EK:1 deki keşif listesinde görüldüğünü, gerçekleşen imalatların müvekkiline maliyetinin KDV Dahil 285.730,76TL olduğunu, müvekkilinin işe kendisi ile devam edilmeyeceğini anladıktan sonra davalıya gerçekleştirdiği imalatların bedeli için 2 adet fatura kestiğini,
davalının bu faturalardan birini kabul etmeyerek iade ettiğini, dava konusu ettikleri ... sıra nolu faturayı ise itiraz etmeyerek altını kaşeleyip onayladığını (kabul etmiş) ve resmi kayıtlarına geçirdiğini, müvekkilinin o tarihte fatura fotokopisi üzerine davalı şirketin kaşe ve yetkili imzasını alarak durumu belgelediğini, söz konusu onaylı ve itiraz edilmemiş faturanın davalı ile müvekkili arasında yapılan sözlü ticari anlaşma çerçevesinde düzenlendiğini, yeni Türk Ticaret Kanununun 21/3 maddesinde belirtildiği üzere telefonla, telgrafla,
herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla yada sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmamışsa söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılacağını,
davalının faturasını onaylayarak kabul ettiği ve kayıtlarına aldığı bir borcu 2014 yılının sonundan bu yana ödemediğini belirterek davalı tarafından kaşe ve onaylanan 24.12.2014 tarih ... sıra nolu faturaya ilişkin olarak doğmuş olan KDV dahil 141.600,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının dosyaya sunmuş olduğu belgelerin tümünde muhatap olarak görülen ... Otom. İnş. San. ve Tic. Ltd.
Şti. olduğunu, dolayısı ile müvekkili şirketin işbu davanın tarafı olmadığını, müvekkili şirketin davacı ile herhangi bir inşaat anlaşması bulunmadığını, davacının da, dava dilekçesinde taraflar arasında bir sözleşmenin imzalanmadığını ikrar ettiğini, bir an için taraflar arasında anlaşma yapıldığını varsayılsa dahi, hayali anlaşmanın taraflarını, taahhütlerini, edimlerini bilmenin mümkün olmadığını, davacının söz konusu faturanın müvekkili şirketin talebi üzerine dava dışı ...
İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti. üzerinden ödeme yapılacağının beyan edildiğini iddia ettiğini, müvekkili şirket ile ... Ltd. Şti. arasında herhangi bir organik bağ bulunmadığını, İstanbul Ticaret Odası kayıtlarından da anlaşıldığı üzere müvekkili şirket ile ... Ltd.
Şti.'nin tamamen farklı kişilerin yetkili olduğu iki farklı tüzel kişi olduğunu, her iki tüzel kişinin imzaya yetkili olanlarının yazılı onayı olmadan aralarında davacının iddia ettiği gibi birbirleri üzerinden borç alacak ilişkisi kurmasının mümkün olmadığını, davacının dosyaya sunmuş olduğu fatura fotokopisinde bulunan imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, bir an için imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olduğunu düşünülse dahi ekte sunulu Ticaret Odası kayıtlarından da anlaşılacağı üzere şirket yetkililerinin ... ve ... olduğunu,
şirket adına yapılacak ve yapılmış olan tüm işlemler için her iki şirket yetkilisinin imzası gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının, mal sahibi olarak ... İnşaat'a ait sözü edilen taşınmazda inşaata başladığı ve belirli bir seviyeye kadar imalatta bulunduğu yönünde kanaat oluştuğu (her ne kadar yapılan iş bedeli olarak 24.12.2014 tarih ... nolu 141.600 Tl faturanın dava dışı ...
A.Ş ye kesildiği belirtilmiş ve bu nedenle davalı tarafın husumeti kabul etmemiş ise de), davacının talebinin faturaya dayalı alacak olmadığı, yaptığı imalat bedelini talep ettiği, geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerin iadesinin denkleştirici adalet düşüncesine dayandığı,
denkleştirici adalet ilkesinin ise haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade ettiği, davacının, davalı tarafın mal sahibi olarak gösterildiği yapı tespit tutanağında belirtildiği gibi bir kısım imalat işlerini yaptığı, hatta ruhsat iptal edilmesi nedeniyle davacı firmaya hitaben inşaatın durdurulmasının ihtar edildiği,
bu nedenle geçersiz sözleşmelerin sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca tasfiyesinde denkleştirici adalet ilkesinin uygulanmasının hakkaniyet ve adaletin gereği olduğu, davacının, yaptığı işlerin karşılığında 141.600 TL'lik faturayı dava dışı -aynı adreste bulunduğu söylenen- ...A.Ş.'ye kesmiş olsa da somut talebin imalat bedeli alacağı olduğundan, 583 ada, 7 parselde bulunan 4338,94 m2 alanda taşınmaza ait metraj listesi toplam saha inşaat işlerinin 59.429,83 TL, toplam akaryakıt tesisatı inşaat işinin 26.852,99 TL olduğu, muhtelif işlerin 155.861,89 TL olduğu, toplam olarak KDV ile birlikte 285.730,76 TL olarak söylendiği,
bilirkişi raporunun inşaat seviyesi ve durumu başlıklı bölümde işin seviyesinin "akaryakıt tanıklarının konulacağı alanın perde duvarlarının yapılmış olduğu", ancak inşaat işleri ile ilgili sözleşme bulunmadığından proje de görülemediğinden analizlerin yapılamadığı, yapılan işin teknik anlamda denetlenemediği, bu nedenle de alacağın kesin olarak belirlenememesi halinde hakimin işin oluş şekli, hakkaniyet, BK.
43, 44 (TBK 51, 52) maddelerini kıyas metodu ile uygulanmak suretiyle, gereğine uygun miktarda indirim yapılarak cümlesinden hareketle basiretli tacir gibi davranmayan davacının da yazılı sözleşme bulunmadan inşaat işine giriştiği, metrajların hakedişlerin denetlenemediği, bu nedenle oluşan zararının kesin olarak hesap edilememesi sonucuna katlanmak zorunda bulunduğundan denkleştirici adalet ilkesi uyarınca takdiren talep edilen 141.600 TL'den %50 tenkis ile 70.800 TL alacağın kabulünün hakkaniyet gereği olduğu gerekçesi ile.
Davanın KISMEN KABULÜNE, sebepsiz zenginleşme hükümleri ve denkleştirici adalet ilkesi gereğince hayatın olağan akışı, dosyaya yansıyan delillerin değerlendirilmesi ve hakkaniyet gereği 70.800TL alacağın davalı taraftan alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiz ile birlikte davacı tarafa ÖDENMESİNE karar verilmiş karara karşı, davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, her ne kadar dava müvekkiline yöneltilmiş ise de davanın muhatabının dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd.
Şti.olduğunu, zira davacı tarafın kesmiş olduğu faturanın dahi bu şirkete kesildiğini, yapıldığı iddia olunan imalatların da yine yapılmış ise bu şirkete yapıldığını, müvekkilinin anılan istasyonun sadece arsa maliki yani kiraya vereni olduğunu, istasyonu kiracı olarak işletenin ise dava dışı şirket olduğunu, istasyon için kiracının yaptırdığı iddia edilen imalatların bedelinin müvekkilinden talep edilmesininin hukuken mümkün olmadığını, her ne kadar davacı tarafından aşamalarda iki şirket arasında organik bağ olduğu iddia edilmiş ise de, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte bu hususun istihkak davasının konusu olduğunu,
davacı arada bir organik bağ olduğu iddiasında ise dava dışı şirket aleyhine alacağı ilamın infazı esnasında böyle bir iddia vuku bulursa ancak o zaman bu durumu icra mahkemesinde öne sürebileceğini, başka bir firmaya verdiğini iddia ettiği mal veya hizmet bedelini müvekkilinden talep etmesinin mümkün olmadığını, iddia edildiği gibi dava dışı ... firmasının tasfiye edilmediği gibi halen de söz konusu istasyonu işletmeye devam ettiğini, gerekirse bu konudaki belgelerin EPDK'dan, ...
A.Ş. ve İkitelli OSB'den istenebileceğini. her ne kadar davacı taraf müvekkil ile aralarında eser sözleşmesi veya anahtar teslim götürü bedelli bir sözleşme olduğundan bahsetmiş ise de buna ilişkin herhangi bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığını, ayrıca davacının izah ettiği şekilde bir sözleşmenin var olduğunun kabul edilebilmesi için tarafların karşılıklı olarak metraj hesaplamaları ve rakamlar konusunda mutabık kaldıklarının belgelenmesi gerektiğini, davacı tarafından bu hususlara ilişkin yazılı bir belgenin dosyaya sunulmadığını,
bu kadar detaylı bir eser sözleşmesi için her iki tarafında imzasını taşıyan yazılı bir belge olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir an için böyle bir sözleşmenin varlığı ve fakat sözlü yapıldığı kabul edilse dahi, ilave işlerin yazılı olarak belirlenmesi gerekeceğini, bu nedenle davacının alacağının hayali bir alacak olduğunu, müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, var olduğu iddia edilen anahtar teslim götürü bedel sözleşme için hakedişlerin ne şekilde ve hangi tarihlerde ödeneceği yazılı olarak kararlaştırılmamışsa,
alacaklının talepte bulunabilmek için alacağını muaccel hale getirmek ve fesih ihbarı keşide etmek zorunda olduğunu, davada ve davacı iddialarında da böyle bir ihbarın olmadığı ortada olmakla davanın reddi gerekeceğini, her ne kadar davacı tarafından anahtar teslim götürü usulü bir sözleşmenin varlığından söz edilse de, davaya konu edilen faturada bu sözleşmeye veya sözleşmenin hangi hakedişine ilişkin olduğunun da yazılı olmadığını, haliyle bu faturanın bu iddia edilen sözleşmeye mi yoksa başka bir mal veya hizmet teslimine ilişkin mi olduğunun fatura içeriğinden de anlaşılamadığını, faturada ''İkitelli OSB ...
İnşaat İşleri Bedeli '' gibi son derece muğlak bir ibare bulunduğunu, hangi mal veya hizmete ilişkin olduğu içeriğinde tanımlanmayan faturanın değil müvekkilden, dava dışı ...'den de talep edilmesinin mümkün olmadığını, yargılama esnasında davacı şirketin anılan imalatları yapıp yapmadığı, bedelinin ne kadar olduğunun bilirkişiler eli ile hesaplanmadığını, keşif dahi yapılmadığını, bilirkişilerin de, raporun “Teknik Yönden İnceleme” başlıklı bölümünün sonunda, “….teknik yönden talep edilen inşaat işleri miktarları ile ilgili adil hesap yapılamayacağı….” ifadesi ile,
bu durumu belirtmiş olduklarını, buna rağmen kısmen de olsa davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerek davacı gerekse bazı bilirkişilerin, davaya konu faturaya ilişkin olarak müvekkili tarafından kaşelenerek teslim alındığı ve imza edildiği,
müvekkil tarafından faturadaki imzaya itiraz edilmediğinin beyan edildiğini, ancak cevap dilekçelerinde açıkça imzaya itiraz ettiklerini, ayrıca yine cevap dilekçesinde belirtildiği üzere müvekkili firma çift imza ile temsil edildiğinden tüm davacı iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi anılan faturadan müvekkilinin sorumluluğu olduğunun kabul edilemeyeceğini, davaya konu fatura incelendiğinde irsaliyeli olmadığını, davaya konu mal ve hizmetlerin teslim edildiğinin yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin imzaladığı hiçbir belge, puantaj kaydı, pursantaj kaydı, sipariş formu, mutabakat formu,
teslim tesellüm evrakı olmaksızın davacının hayali faturası bedelinin müvekkilinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava eser sözleşmesi kapsamında yapıldığı iddia olunan iş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, davacı yüklenici davalı iş sahibidir.Davacı taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi bulunduğunu, davalıya ait akaryakıt istasyonunda bir kısım işlerin yapıldığını ruhsatın idare mahkemesince iptali üzerine işlerin durduğunu, davalının idare mahkemesi kararına itirazı üzerine iptal kararının kaldırıldığını, davalı iş sahibinin işe başka firma ile devam ettiğini,
yapılan işlere ilişkin faturanın davalının isteği üzerine dava dışı firma adına düzenlendiğini, faturanın davalıya teslim edildiğini, faturaya itiraz edilmediğini alacaklarının da ödenmediğini bildirerek alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı sözleşme ilişkisini reddetmiştir.Davacı taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi bulunduğunu ileri sürmüş ise de bu iddiasını ispatlayamamıştır.
Mahkemede taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin bulunmadığını kabul etmiş ancak dosyada bulunan belgelerden davalı yükleniciye ait akaryakıt istasyonunda bir kısım işlerin davacı tarafça yapıldığını kabul ederek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bu iş bedelinin talep edilebileceğine karar verilmiştir.Taraflar arasında eser sözleşmesinin yapıldığının ispatlanamadığı yönündeki mahkeme kabulü yerindedir.
Yine dosya içinde bulunan belgelerden davacı yüklenici tarafından davalının maliki olduğu taşınmaz üzerine bir kısım inşaat işlerinin yapıldığının mahkemece kabulü ile iş bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilebileceğine ilişkin mahkeme gerekçesi de dosya içeriği ile uyumlu olup usul ve yasaya uygundur. Davalı tarafın bu yönlere ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.
Ancak mahkemece mahallinde keşif yapılmadan sadece davacı faturasından hakkaniyet indirimi yapılarak karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş mahallinde tarafların da katılımı ile konusunda uzman bilirkişi ve/veya bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılarak dosya içinde bulunan belgeler incelenmek suretiyle, taraflardan yapılan işe ilişkin açıklama ve dosyada bulunan belgeler davacı faturası hep birlikte değerlendirilerek, davaya konu yerde davacı tarafından yapılan imalat olup olmadığı,
imalat yapılmış ise yapılan işin miktarının tespiti ile yapılan bu işlerin davalı iş sahibi yararına olması halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yüklenici, iş sahibinin yararına yaptığı işler bedelini talep edebileceğinden yapılan işler bedelinin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayicine göre bedellerinin tespiti ile davacının istinafa başvurmadığı da gözetilerek usuli kazanılmış hakları da geçmemek üzere, oluşacak sonuç dairesinde karar vermek olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/386, K. 2023/976, 24 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama