KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/781
- Karar no
- 2024/1091
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/03/2020
- Numarası
- 2018/543 Esas, 2020/258 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.698 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 27.12.2017’de ... Baca Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalıya sözleşme kapsamında taahhüt ettiği jenatatör baca montaj işlemlerini yaparak teslim ettiğini ancak davalının sözlü görüşmelere rağmen cari hesap bakiyesini ödemediğini, bunun üzerine 25.05.2018’de İstanbul ... İcra Müd. ...
E. nolu dosyası ile bakiye cari hesaba dayalı alacak toplam 86.907,34 TL için ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının icra dosyasına yaptığı itirazla takibin durduğunu, davalının icra takibinden sonra 05.06.2018’de 30.000 TL, 11.06.2018’de 35.000 TL ödemeyi davacı hesabına yaptığını, bakiye 21,907,34 TL ile icra takibi giderleri ve vekalet ücretini ödemediğini, davalının davacıya süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı olmadığını, T.T.K.'nun 23 maddesinin 1. fıkrasının c bendi gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini,
açıkça belli değilse malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, T.B.K.'nın 223/2 maddesinin ise. "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz.
Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikle kabul edilmiş sayılır" hükümlerini içerdiğini, davalı tarafından kanuni süresinde bu yönde bildirim yapılmadığını, icra takibi ile edimlerden ve genel geçer itiraz nedenlerinden bahsedildiğini belirterek, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının söz konusu bacaların montaj işlemlerinin eksiksiz yapıldığı ve teslim edildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, sözleşme konusu işin yapıldığı şantiyenin mühürlenmesi, işin davacı tarafından teslim edilememesi ve dolayısıyla davalı tarafından teslim alınamaması ve tarafsız kuruluşlarca testlerin yaptırılamaması nedeniyle ödeme emrine konu alacağın muaccel hale gelmediğini, davaya konu 27.12.2017 tarihli "...Sözleşmesinin" 4. Maddesinin.
"Siparişle % 40 nakit avans alınacaktır, kalan bakiye iş bitiminde 30 gün çek vadeli olarak tahsil edilir " şeklinde olduğunu, davalının davacıya bu düzenlemeden farklı olarak toplam 125.592,62 TL ödeme yaptığını, davalı tarafça kesilen fatura bedellerinden ve ödemelerden kalan bakiyenin 21.907,34 TL olup söz konusu bedelin işin tam çalışır teslimi sonrasında ödeneceğini, davalının işin mühürlenmesiyle maddi kayıplar yaşadığın fakat kendi öz kaynakları ile muaccel olmamasına rağmen takibe konu miktarın 65.000,00 TL’lik kısmını,
ödeme emrinin tebliğinden önce 05.06.2018’de 30.000-TL ve takipten sonra 11.06.2018'de 35.000-TL şeklinde ödediğini, kalan 21.907,34-TL olup şantiyenin çalışır hale gelmesi, işin teslim alınması ve tarafsız kuruluşlarca testlerin yaptırılması sonrasında ödeneceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dosyaya sunulan sevk irsaliyeli fatura, ticari defter kayıtlarında bu faturaların kayıtlı olması ve davalı yanın takip dosyasına yapmış olduğu ödemelerden anlaşıldığı üzere davacının sözleşmedeki asli edimini yerine getirdiği, davalının sözleşme konusu iş şantiyesinin mühürlenmesi nedeniyle şantiyenin çalışır hale gelmesi, işin teslim alınması ve tarafsız kuruluşlarca testlerin yaptırılması sonrasında ödenmemiş olan 21.907,34 TL'nin ödeneceği yönündeki iddiasına ilişkin olarak; sözleşmede bacaların test edilmesi ile ilgili ve bunun sonucuna göre bedelin ödeneceği hususunda herhangi bir hüküm bulunmadığı,
ayrıca testlerin yapılamaması davalının iş yerinin mühürlenmesi nedeniyle olduğundan edimin ifasında davacıdan kaynaklanan bir gecikme söz konusu olmayıp, davacının ücrete hak kazanmış durumda olduğu, davalının borca itirazı nedeniyle durdurulan takibin 86.907,34 TL üzerinden açıldığı, yapılan kısmi ödemeler neticesinde usul ve yasaya uygun, denetime elverişli bilirkişi raporunda tarafların uyuşmazlık konusu dönem ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde 11/06/2018 tarihi itibariyle 21.907,34 TL alacağının bulunduğu,
dava konusu likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına da hükmetmek gerektiği gerekçesiyle, davanın Kabulüne, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptığı itirazın iptali ile takibin 21.907,34 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9,75 oranında avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalılardan tahsiline, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında, cevap dilekçesindeki beyan ve savunmalarını tekrar etmiş, iş yerinin mühürlenmesinin müvekkili firma ile hiçbir alakası bulunmadığını, davacı tarafın söz konusu bacaların montaj işlemlerinin eksiksiz olarak yapıldığı ve teslim edildiği iddiası gerçeği yansıtmamasına ve itirazlarına rağmen Yerel Mahkemenin yerinde keşif yapmadığını ve teslimin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bir tespitte bulunmadan teslim edildiğine dair karar verdiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda yapılan "faturaya süresinde itiraz edilmediğine" dair değerlendirmelerin yerinde olmadığını,
müvekkili firma ile davacı arasındaki iş ilişkisinin alım sözleşmesi değil eser sözleşmesi olduğunu, bu nedenle TTK Madde 23'de belirlenen sürelerin söz konusu ihtilafta uygulanamayacağını, söz konusu işin tekniğine bakıldığında.
"Baca gazı atımında bir adet iç cidar paslanmaz ve bir adet dış cidar paslanmaz ile imalat yapıldığını, iç cidar 1.0 mm AISI 304, Dış cidar 0,5 mm AISI 430 paslanmaz ile yapıldığını, kullanılan malzemenin yapılacak mekanik bacalara uygun olarak seçildiğini, 19 Mart tarihinde ...'nın sahaya gelen malzemelerin fiili montajlarını bitirdiğini, 21.03.2018 tarihi itibari ile Beşiktaş Belediyesi tarafından saha mühürlenmiş olup, sahaya giriş ve çıkışların, bilimum çalışmaların yasaklandığını, bu sebeple jeneratörlerin çalıştırılması ve bacaların kontrollerinin yapılması şartlarının oluşmadığını,
baca imalatlarının test edilebilmesi için ( baca egzost çıkışında sızma var mı , dış cidar şartnameye uygun olarak 55 derece altında mı vs… ) jeneratörlerin aktif edilmesi gerektiğini, bu arada jeneratörlerin aktif olarak çalıştırılması işinin işveren kapsamında olduğunu" bu teknik açıklamadan da görüleceği üzere malzemelerin sahaya getirilmesi ve montajının yapılmış olmasının tek başına yeterli olmayıp söz konusu bacaların ayıplı olup olmadığının tespitinin ancak Jeneratörlerin çalışması ile ortaya çıkacağını,
yerel mahkemece atanan Mali Müşavir Bilirkişinin söz konusu işin teslim edilip edilmediğine dair uzmanlık alanına girmeyen bir konuda yorum yapmasının kabul edilemeyeceğini, sözleşmenin ilgili maddesine istinaden söz konusu işte Uzman Bir Teknik Bilirkişi tarafınca söz konusu işin teslim edilip edilmediğinin ve kalan bakiyenin muaccel olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine kadar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, taraflar arasındaki 27.12.2017 tarihli "...
Baca Sözleşmesine" konu jeneratör baca montaj işlerinin yapılıp teslim edilmesine rağmen bakiye 86.907,34 TL iş bedeli alacağının ödenmediği iddiasıyla, bu bedelin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın (takipten sonra yapılan toplam 65.000,00 TL'lik ödeme düşüldükten sonra kalan) 21.907,34 TL bakımından iptali talebine ilişkindir.
Davalı vekilince, sözleşme konusu işin yapıldığı şantiyenin "ana iş sahibinden kaynaklanan nedenlerden" dolayı mühürlenmesi sebebiyle davacının yaptığı işin teslim alınamadığı ve tarafsız kuruluşlarca testinin yaptırılamadığı, bu nedenle davacının edimini eksiksiz olarak yaptığı ve teslim edimini yerine getirdiği iddiasının yerinde olmadığı ve ödeme emrine konu alacağın muaccel olmadığı belirtilerek, davanın reddi istenmiştir.
İstinaf dilekçesinden de anlaşılacağı üzere, davaya konu sözleşmede belirtilen jeneratör baca montaj işleri 19.03.2018'de bitirilmiş olmakla birlikte, davalı iş sahibi tarafından, "ana iş sahibi yüzünden şantiye mühürlendiği için" gerekli testlerin yaptırılamadığı ve bitirilen bacanın sorunsuz olup olmadığının kontrol edilemediği, bu nedenle sözleşmeye uygun bir teslimin varlığından bahsedilemeyeceği ve davaya konu alacağın henüz muaccel hale gelmiş sayılamayacağı savunulmaktadır.
Davalı vekilince bu savunma doğrultusunda yargılama sırasında mahkemeden makine mühendisi ile bu durumun belirlenmesi istenmiş ancak mahkemece sadece dosya üstünden alınan mali müşavir bilirkişi raporu ile yetinilerek karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı iş sahibinin savunmasında bahsi geçen "iş yerinin ana işverenden kaynaklı nedenlerle mühürlenmesine" ilişkin olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesine müzekkere yazılarak bilgi istenmiş ise de, İBB'den gelen yazı cevabında 2014 yılı öncesine ilişkin bilgi ve belge gönderilmiş olup, davalının iddia ettiği mühürleme işlemi ise 2018 yılı sonrasına ilişkin bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede "teslimin usulüne" dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Sözleşmenin İşin Bedeli ve Ödemeye ilişkin 4. Maddesi; " .... Siparişte %40 nakit avans alınacaktır, kalan bakiye iş bitiminde 30 gün çek vadeli olarak tahsil edilir..." şeklinde, İşin Süresi, Teslim Tarihi ve Süre Aşımına ilişkin 6. Maddesi. "Satıcı işbu Sözleşme ile yüklendiği İşler'i yukarıda belirtilen tarihlerde işbu Sözleşme Ek-1 Onaylı Teklif Metni ve Kapsam'ına uygun şekilde sağlamakla yükümlüdür. ..." şeklinde düzenlenmiştir.
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Mahkemece davacı yüklenicinin işi teslim etmiş olduğu kabul edilmiş ise de, işin niteliğine ve sözleşmenin 6. Maddesine bakıldığında, davalı iş sahibinin yapılan imalatı kontrol ve muayene ederek teslim aldığının ve eksik-ayıp bakımından itirazda bulunup bulunamayacağının anlaşılması gerekir.
Oysa somut olayda, davalı iş sahibi, dava dışı asıl iş sahibinin kusuru nedeniyle işin tarafsız kuruluşlarca testinin yaptırılamadığını ve teslim alınamadığını, bu nedenle talep edilen bedeli ödemediğini savunmuş ise de, bu husus usulüne uygun olarak araştırılmamıştır.
Mahkemece, Beşiktaş Belediyesinden 2018 yılı itibariyle davaya konu şantiyeye ilişkin bir mühürleme işlemi olup olmadığı sorulup varsa bun dair belgeler dosya arasına getirilerek, eğer mühürleme işlemi varsa, davaya konu işin niteliği göz önünde bulundurularak davacının işi bitirdiği 19.03.2018 tarihi ile mühürleme tarihi arasında davalının muayene ve kontrol için makul süresinin bulunup bulunmadığının, ayrıca bu mühürleme işleminin sonradan kaldırılıp kaldırılmadığının belirlenmesi, mühürleme tarihine kadar veya varsa mührün kaldırılmasından takip tarihine kadar makul sürenin mevcut olduğunun anlaşılması halinde;
davalının bun dair savunması haksız olacağından mevcut değerlendirme gibi karar verilmesi, makul sürenin mevcut olmadığının anlaşılması halinde ise; mahallinde makine mühendisi bilirkişi eşliğinde keşif yapılıp, gerekirse mahkeme kanalıyla test yapılmak suretiyle, işin sözleşmeye uygun yapılıp yapılmadığı,
eksik ve ayıp bulunup bulunmadığı belirlenip, varsa eksik ve ayıplar ile sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle sözleşme bedelinden fiziki oran yöntemine göre gerekli düşüm yapılıp, davalı tarafça yapılan ödemeler de mahsup edilmek suretiyle davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığının ve davaya konu bakiye alacak talebinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi gerektiği halde, bu şekilde bir tahkikat ve değerlendirme yapılmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/781, K. 2024/1091, 15 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama