KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/820
- Karar no
- 2024/1335
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/12/2020
- Numarası
- 2018/1093 Esas, 2020/804 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.418 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davalı aleyhine ... sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz dilekçesinde anlaşma konusu işlerin eksik yapıldığını iddia ederek gerçeği yansıtmayan beyanlarda bulunduğunu, davalıya yüzey sertleştiricili zemin imalatı uygulaması yapıldığını ve işin teslim edildiğini, borçlunun faturayı kabul ettiğini belirterek,
itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, icra dosyasında davalıya aynı dosyada iki ayrı ödeme emri gönderildiğini, bunun hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, bu nedenle takibin iptalinin gerektiğini, davacı tarafından işin gereği gibi ve anlaşılan şekilde gerçekleştirilmediğini, bu nedenle işin bedelinin haklı sebeple davacıya ödenmediğini, icra takibinde talep edilen faiz oranından farklı bir faiz oranı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek,
davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davacı tarafça icra dosyasına sunulan dilekçe ile borç miktarının hatalı olarak 21.438,59 TL gösterildiği belirtilerek, alacak miktarının 5.438,59 TL olarak düzeltilmesinin talep edildiği, icra müdürlüğünce bu düzeltme beyanı dikkate alınarak alacak miktarının 5.438,59 TL olarak gösterildiği yeni bir ödeme emri düzenlenerek davalı borçluya gönderildiği, bu suretle, davalıya icra dosyasında ikinci gönderilen ödeme emrinin geçerli olduğu, her ne kadar itirazın iptali davaları takip ile sıkı sıkıya bağlı bir dava ise de, davacının takip talebinde yasal faiz istediği,
işbu davada ticari faiz talep ettiği, takip tarihinden sonra işleyecek faizler yönünden takiple sıkı sıkıya bağlı olunma zorunluluğu bulunmadığı, neticede itirazın iptali davalarının özel nitelikte alacak davası olduğu değerlendirilerek davalının bu yöndeki itirazının da yerinde görülmediği, davacının davalıya yaptığı zemin imalatı işi nedeni ile alacaklı olduğu, fatura meblağının (işin bedelinin) davalı tarafça kabul edildiği,
yapılan işteki ayıbın açık ayıp niteliğinde bulunduğunun teknik bilirkişi raporu ile saptanması ve davalı tarafça davacıya makul sürede ayıp ihbarında bulunulduğu hususunda bir delil sunulmamasından dolayı davalı tarafça ileri sürülen ayıplı ifa itirazına itibar edilmediği ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, alacağın faturadan kaynaklanan alacak olması nedeni ile likit bulunması ve davalının itirazında haksız çıkması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin şartlarının da oluştuğu gerekçesiyle, Davanın kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile,
takibin 5.438,59 TL asıl alacak üzerinden devamına, 5.438,59 TL asıl alacağa takipten itibaren avans faizi uygulanmasına, Davalı itirazında haksız çıktığı ve alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile, 5.438,59 TL asıl alacağın %20 si oranında hesaplanacak İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, davacı ile davalı arasında 04.10.2018 faiz başlangıç tarihli 21.438,59 TL tutarındaki cari hesap alacağının oluşmasına neden olan işin;
metrekaresi 9 TL den zemin sertleştirici ve otopark zemini yapılması konusunda anlaşma şeklinde olduğunu, ancak davacı tarafından kenar düzenlemeleri ve su gider eğilimleri ile son cila işinin yapılmadığını, bu durumun yargılama sırasında yapılan keşif/bilirkişi incelemesinde de tespit edildiğini, davacı taraf sözleşme ile yüklendiği işi eksik yaptığından dolayı 21.438,59 TL tutarındaki ödemenin yapılan işe tekabül eden oranı kadar bir ödeme yapıldığını, davacı tarafça icraya konu edilen 5.438,00 TL'nin işin gereği gibi yapılmaması ve eksik yapılması nedeni ile ödenilmediğini,
davacı tarafın işi eksik yaptığını bilmesine rağmen söz konusu tutarı icraya konu ettiğini, ayıbın makul sürede bildirilmesi gerekçesini kabul etmediklerini, karşı taraf ile olan uzun süreli ticarete dayanılarak yapılan işin eksik olduğu müvekkili şirket tarafından sözlü olarak bildirmiş ise de bu bildirimin ihtar yolu ile yapılmadığını, ancak eksik işler nedeni ile yalnızca yapılan işin bedelinin davacı tarafa ödendiğini, yerel mahkemece bu husular ve bilirkişi raporları değerlendirilmeksizin itirazın iptaline ilişkin verilen kararı hukuka aykırı ve gerekçesiz olup, kaldırılması gerektiğini,
ayrıca itirazın iptaline konu icra takibinde müvekkiline iki ödeme emri gönderildiğini ve bu hususun da cevap dilekçelerinde belirtildiğini, yine cevap dilekçelerinde, davada takipte talep edilen aylık %9 oranında faiz yerine %19,50 avans faizi talep edilmiş olmasına da itiraz ettiklerini, iddia ve savunmayı genişletme yasağı gereğince itirazın iptali davasında icra takibindeki talepten farklı bir faiz oranı belirtmesi talepten feragat anlamına gelmekte iken, mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın davacı lehine avans faizi işletilmesine karar verilmesinin de haksız ve gerekçesiz olduğunu,
müvekkili aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de haksız olduğunu, yapılan işin ayıplı olduğunun keşif ve bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini ve davaya konu alacağın yargılamayı gerektirdiğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasındaki "zemin imalatı yapımına" ilişkin sözlü eser sözleşmesi uyarınca ödenmeyen bakiye 5.438,59 TL iş bedeli alacağının davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Davalı tarafça, icra takip dosyasında davalıya iki ayrı ödeme emri gönderildiği, takipte talep edilen faiz oranından fazla faiz oranı talep edildiği, işin gereği gibi ve anlaşılan şekilde gerçekleştirilmemesi nedeniyle bedelinin davacıya ödenmediği belirtilerek,
davanın reddi istenmiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmasa da "zemin imalatı yapımına" ilişkin sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, işin yapılıp teslim edildiği ve iş bedeli hususlarında bir ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafça sadece ayıplı ifa savunmasında bulunulduğu ve bu nedenle toplam 21.438,59 TL olan iş bedelinin takibe konu 5.438,59 TL'lik kısmının ödenmesinden kaçınıldığının savunulduğu,
Mahkemece alınan teknik bilirkişi raporu doğrultusunda davaya konu sözleşme ilişkisi kapsamında yapılan işlerdeki ayıpların "açık ayıp" olarak kabul edildiği ve süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından buna ilişkin savunmanın yerinde görülmediği, davalı istinafında mahkemenin "açık ayıp" kabulüne yönelik bir itiraz bulunmadığı, kaldı ki talimat mahkemesi aracılığıyla keşi,f yapılarak alınan rapor sonrasında dosya üstünden alınan raporlarda da "açık ayıp" tespitinin bulunduğu, davalı tarafça ne yargılama sırasında ne de istinafta ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin sunulan bir delil bulunmadığı,
sadece sözlü bildirimin süresinde olduğunun ileri sürüldüğü ancak bu sözlü bildirimin ne zaman yapıldığının ispat edilemediği, istinaf dilekçesinde bu hususta yemin deliline dair bir itirazın da bulunmadığı, buna göre, mahkemece davalının ayıp savunmasının yerinde görülmeyerek takibe konu asıl alacak bakımından davacının itirazın iptali talebinin kabulüne karar verilmesinin ve bedele açık bir itiraz olmayıp, ayıp savunması da yerinde görülmediğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu,Ancak, davacı taraf, dava konusu icra takip talebinde,
asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte davalı borçludan alacağın tahsili talebinde bulunmuş olup, davalının takibe itirazı üzerine açtığı iş bu itirazın iptali davasında, takip talebindeki faiz türü ve oranının sehven yazıldığı, talep edilen gerçek faizin %19,50 oranında avans faizi olduğu belirtilerek,
itirazın iptali ile birlikte işleyecek faiz oranının da bu şekilde değiştirilmesi talep edilmiş ise de, itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı olup, itirazın iptali davasında uyuşmazlıkların bu çerçevede çözüme kavuşturulması gerektiği, buna göre mahkemece, davacının icra takibindeki işleyecek faiz talebinin yasal faiz olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, işleyecek faiz yönünden, HMK'nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil edecek şekilde, takip tarihinden avans faizi uygulanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle,
davalı vekilinin istinaf talebinin sadece faiz türü bakımından kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebebine, istinafa gelenin sıfatına ve aleyhe kaldırma yasağına göre ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti aynen korunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/820, K. 2024/1335, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama