KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/868
- Karar no
- 2024/1077
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/11/2020
- Numarası
- 2018/506 Esas, 2020/647 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.685 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı- karşı davalı vekili, taraflar arasında davacıya ait binanın yeniden inşa edilmesi için mimari proje hazırlanması amacıyla 18/11/2016 tarihinde bir mimarlık sözleşmesi akdedildiği, buna göre davalı şirketin tek ortağı olan ...' nın proje müellifi olacağının kararlaştırıldığı, mimarlık hizmetleri ve proje müellifliği karşılığında davalı-karşı davacı şirkete 50,000-USD ödeme yapıldığı, ancak davalı-karşı davacı şirket tarafından protokolde yazılan mimarlık hizmetlerinin hiçbirinin yerine getirilmediği,
müvekkiline bu tarihe kadar hiçbir projenin teslim edilmediği ve davalı-karşı davacı tarafından Mimarlar Odasından Mimari Proje Müellefi Sicil Durum Belgesinin de alınmadığı, mimarlık hizmetlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalı-karşı davacıya ödenen ücretin iade edilmesi için 19 Ocak 2018 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği,
ancak davanın açıldığı tarihe kadar herhangi bir mimari proje teslimi yapılmadığın ve alınan ücretin ödenmediğini ileri sürerek taraflar arasındaki mimarlık hizmetlerine dair protokolün feshini, 50.000 USD nin dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca USD döviz cinsi mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili asıl davaya karşı cevap ve karşı davaya ilişkin dava dilekçesinde, taraflar arasındaki mimarlık sözleşmesi gereği müvekkilinin kat malikleri adına hareketle, davacı-karşı davalının görevlendireceği proje bürosu ile birlikte çalışarak ideal projenin oluşturulmasına yardım edeceğini, yine taraflar arasındaki protokole göre resmi makamlar nezdindeki iş takibinin ise davacı-karşı davalının görevlendirdiği proje bürosunun sorumluğunda olduğunu,
diğer yandan 18/11/2016 tarihli protokolün son paragrafının son cümlesinde “arsa sahipleri ile yüklenici arasında yapılmış olan arsa payı karşılığı inşaat ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin her ne şekilde ve hangi taraf tarafından olursa olsun herhangi bir aşamada feshi söz konusu olursa müellif ... tarafından alınan ücret iade edilmeyecektir“ hükmü karşısında davacı-karşı davalı talebinin haksız olduğunu, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkili şirket adına ... tarafından daha önceden kat malikleri adına hazırlanan tüm projeler ön çalışma olarak davacı-karşı davalı şirketin görevlendirdiği proje bürosuna sunulduğunu,
proje bürosunun da davalı-karşı davacı müvekkille projeleri hazırlayarak Şişli Belediyesine sunulduğunu, ancak söz konusu binanın Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul II numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tarihi eser olarak tescil etmesi sebebiyle binanın yıkılıp inşaat yapılmamasına karar verildiğini, karşı davalarında ise müvekkili tarafından protokol gereğince davacı- karşı davalı şirket adına muhtelif tarih ve miktarlarda fatura düzenlendiğini, faturaların karşı yanca itirazsız olarak alındığını ve defterlerine işlendiğini,
çekilen ihtarnameye rağmen faturalar kapsamında 31.652,10 TL tutarındaki %18 KDV'nin ödenmediğini savunarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 31.652,10 TL'nin fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdolunan 18/11/2016 tarihli protokol kapsamında ticari ilişki bulunduğu, protokolün ...
Apartmanı'nın kentsel dönüşüm sürecinde yeniden inşası ile ilgili olarak, arsa sahipleri ile davacı şirket arasında akdolunan sözleşmede belirtilen mimari projelerle ilgili hazırlık ve onay aşamalarındaki prensipleri tanımlamak üzere akdedildiği, protokolde ...'nın proje müellifi olacağının kararlaştırıldığı, protokol kapsamında davalı şirket adına mimar ...'ya mimari projelerin hazırlanması noktasında bir kısım yükümlülükler yüklendiği, davacı şirketin ise sunulacak hizmetler karşılığında 50.000-USD ve %18 KDV'sini ödeyeceğinin kararlaştırıldığı,
davacı şirket tarafından davalı şirkete 21/11/2016 tarihinde banka havalesi ile 50.000-USD ödendiği, benimsenen ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilen bilirkişi raporunda mimar ...'nın fiilen hem proje müellifliği kapsamındaki işleri hem de danışmanlık kapsamındaki işleri yaptığının, protokolün 3 ve 4. paragraflarındaki işlerin davalı şirket adına mimar ... tarafından yerine getirildiğinin, protokolün 5. paragrafında ise resmi makamlar nezdindeki tüm iş takibinin dava dışı proje bürosunun sorumluluğunda olacağının kararlaştırılmış olduğunun,
18/11/2016 protokol tarihinde başlayan sürecin 21/03/2017 tarihli belediye yazısı ile projenin yönetmelikler açısından uygun olduğu ve tescil kararı verildiği durumda davacı tarafından yerine getirilmeyen hizmet olarak ileri sürülen hususun davalı şirket tarafından yerine getirilerek tescil kararı dahi alınması kapsamında iddianın dayanaklarının bulunmadığının tespit edilmiş olması ve davacı şirket ile kat malikleri arasındaki sözleşme ilişkisinin dava konusu yapının tarihi yapı olarak tescilinin yapılmış olması nedeniyle son bulması,
taraflar arasındaki protokolün son maddesinde arsa sahipleri ile yüklenici arasında yapılmış olan arsa payı karşılığı inşaat ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin her ne şekilde ve hangi taraf tarafından olursa olsun herhangi bir aşamada feshi söz konusu olursa müellif ... tarafından alınan ücretin iade edilmeyeceğinin kararlaştırılması karşısında davalı şirketin protokol kapsamında belirlenen ücrete hak kazandığı gerekçeleriyle asıl davadaki ödenen bedelin iadesi isteminin yerinde olmadığı, karşı davaya konu KDV alacağı isteminin ise sözleşme hükümlerine nazaran yerinde olduğu,
davalı- karşı davacı tarafından fatura tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilmişse de davacı- karşı davalının Kadıköy ... Noterliği'nin 12/01/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde öngörülen süreye nazaran 23/01/2018 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünden asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili istinafında, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hem kendi içinde hem de diğer bilirkişi raporları ile çelişkili olduğunu, sözleşmede proje müellif olacaklarının yazılı olduğunu ancak olmadığını, davalının da kendisinin bunu kabul ettiğini, buna rağmen bilirkişi raporunda müelliflik de yapıldığı belirlendiği diyerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, proje müellifi olan mimarın "mimari proje müellifliği durum belgesi" alması gerektiği, davalının bu belgeyi almadığı,
projenin hazırlanmasında sadece danışmanlık yaptığı, dava konusu olayda mesleki uygulamaya geçilmediğini, bilirkişi mesleki uygulama sorumluluğunun devredildiği, davalının görevinin proje onayı ile son bulduğu görüşlerinin dayanaksız olduğunu, son bilirkişi hesabının anlaşılamadığını, %80 iş tamamlandı denildiğini ancak müellifliğin daha üst bir kavram olmasına rağmen bu görev için daha düşük bedel belirlendiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 24 ay süreceğini ve 24 ay daha çalışılacağını ancak bu işten davalının muaf hale geldiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi halinde müellifin ücreti iade etmeyeceğinin yazılı olduğunu,
bunun içinde önce müelliflik görevinin yerine getirilmesi gerektiğini, kaldı ki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersiz hale geldiğini, feshinin söz konusu olmadığını belirterek kararın kaldırılması ile asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.
Davacı vekili 18.11.2016 tarihli protokole dayalı işlerin yapılmadığını iddia ederek protokolün feshi ile bu kapsamda yapılan ödemelerin iadesini istemiş, davalı ise protokole konu işlerin yapıldığını ve protokol gereğince bedelin iade edilmeyeceğinin protokolde yazılı olduğunu savunarak davanın reddi ile, karşı davasında sözleşmeye konu bedel için ödenmesi gereken kdv tutarının ödenmediği iddiasıyla alacak talebinde bulunmuştur.
Mahkemece davalı şirketin protokol kapsamında belirlenen ücrete hak kazandığı gerekçesiyle asıl davada ödenen bedelin iadesi talebinin reddine, karşı davaya konu kdv alacağını ise ödenmesi gerektiği gerekçesiyle karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Nakit bedel karşılığı düzenlenen eser sözleşmeleri taraflardan birinin karşı tarafa ulaşan ve kabulüne bağlı olmayan yenilik doğurucu nitelikteki tek taraflı irade beyanı ile feshedilebilir (veya dönülebilir).
Eser sözleşmeleri ani edimli olduğu için kural olarak geriye etkili olarak sona erer, yani sözleşme hiç yapılmamış gibi taraflar sözleşme tarihindeki durumuna geri dönerler. Bu durumda taraflar ifa yükümlülüğünden kurtuldukları gibi işin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar aldıklarını geri vermekle yükümlüdürler. Bunun için kusurlu olup olmadıklarının bir önemi yoktur.
Ancak tarafların tazminat (zarar) taleplerinin bulunması halinde sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin araştırılması gerekir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı iş sahibi tarafından geriye dönük olarak feshedilmiş olduğu, işin tamamıyla yerine getirilmediği (bu nedenle ifayla sona ermiş bir sözleşmeden bahsedilemiyeceği) ve davacı iş sahibinin talep ettiği 50.000 $'ın davalı tarafa ödendiği sabit olup, davacının sözleşmeden dönmesi nedeniyle bu ödediği parayı geri alacağı açıktır.
Taraflar arasındaki sözleşme geriye dönük sona erdiğinden karşı davaya konu KDV alacağına yönelik talebin de reddi gerekmektedir. Gerek asıl davada gerekse karşı davada sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ileri sürülüp buna dayalı menfi zarar talep edilmemiştir. Bu nedenle eldeki davalarda sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediğinin araştırılıp incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
O halde yazılı açıklamalar ışığında, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı bulunmuş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine, tarafların şartları varsa feshe bağlı zararlara talepleriyle ilgili olarak ayrıca dava açmakta muhtariyetlerine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
ASIL DAVA. 1-Alınması gereken 15.198,97 TL nispi karar ve ilam harcından davacı-karşı davalı tarafça peşin olarak yatırılan 3.799,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.399,22 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan 3.799,75 TL peşin harç, 195,00 TL posta ve tebligat gideri,
4.050,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 8.044,75 TL yargılama giderinin davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya VERİLMESİNE,3-Davacı-karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 35.600,00 TL vekâlet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya VERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
KARŞI DAVA; 1-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 540,54 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 112,94 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davalı-karşı davacı tarafa İADESİNE, 2-Davalı-karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı-karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya VERİLMESİNE, Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı-karşı davalı tarafından asıl ve karşı davaya yönelik yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde kendisine İADESİNE, 2-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan 324,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 34,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 358,70 TL istinaf yargılama giderinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/868, K. 2024/1077, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama