KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- Dosya no
- 2024/1020
- Karar no
- 2024/898
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 30/05/2024
- Numarası
- 2024/274 Esas, (Derdest
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
629 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı taşeron şirket, davalı yüklenicinin dava dışı arsa sahibi ile yaptığı KKİS'nin inşaat yapım işini üstlendiğini, davalı ile aralarında adi yazılı sözleşme yaptıklarını, davalının bu sözleşmeye aykırı davrandığını ve yapılan sözleşmeye göre kendisine verilecek olan 1 nolu villanını tapusunun devrinin yapılmadığını, öncelikle tapu iptal ve tescil talep ettiklerini, bunun mümkün olmaması halinde hak edişten kalan bakiye alacakları ,1 nolu villanını güncel değeri, bundan uğranılan zarar, yoksun kalınan kar ve kazanç kaybı ile birlikte tedbiren davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazlara tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, işlerin % 50'si bile bitirilmediğini, haksız yere alacak istendiğini, taşınmazları zamanında bitirip teslim etmediğini ve eksik yaptığını, bir kısmına hiç başlamadığını, delil tespiti yaptırdıklarını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece verilen 17.05.2024 tarihli ara karar ile; talebe konu 1 nolu villa üzerine 400.000,00 TL teminat karşılığında tedbir konulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili 1 hafta sürede teminatı yatıramaması sebebiyle ek süre verilmesi ve teminatsız olarak tedbir kararı verilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece verilen 30.05.2024 tarihli ara kararı ile. HMK 393/1 de belirtilen süresinin kanundan kaynaklandığı, uzatılamayacağı belirtilerek süre uzatım talebinin reddine, ayrıca temantsız tedbir talebinin de; haksız çıktığı taktirde karşı tarafın zararı karşılanması gerektiği gerekçesiyle reddine karar verildiği görülmüştür.
Davacı vekili istinafında; mahkeme ara kararında sürenin kesin olduğu belirtilmediğini,. ayrıca alacağın belli olduğunu, teminat gerekmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı Kanun'un 390/3 maddesinde, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandıgı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.
HMK'nın 393/1 maddesine göre ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının verildiği tarihten itibaren 1 hafta içinde talep edilmesinin zorunlu olduğu, aksi halde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı, davacılar vekilinin tedbir kararı sonrasında 1 hafta içinde mahkemece belirlenen teminat miktarını yatırmamış olduğu, ihtiyati tedbir kararı 17/05/2024 tarihinde verilmiş olup, tedbir kararı HMK'nın 393/1 maddesinde öngörülen sürede uygulanmadığından kendiliğinden kalkmış olduğu anlaşılmaktadır.
Maddede verilen 1 haftalık süre kanundan kaynaklı kesin süre olup, uzatılması veya yeniden süre verilmesi kanunen geçerli değildir. Buna göre, mahkemece sürenin uzatılmasına yönelik davacı talebinin reddine karar verilmesi usul yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur. Ayrıca HMK 392/1 de belirtilen teminatsız olarak tedbir verilmesine yönelik şartlar somut olayda mevcut olmadığı gözetilerek, mahkemenin teminatsız tedbir talebinin reddine dair verdiği karar da doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2024/1020, K. 2024/898, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama