KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1292
- Karar no
- 2024/1142
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/07/2024
- Numarası
- 2024/392 Esas (Derdest
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.183 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, asıl iş sahibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Altyapı Hizmetleri Müdürlüğü ile davalı ana yüklenici şirketler arasında "...
Ambarlı Enerji Santrali Soğutma Suyu Denizden Sualma ve Deşarj Sistemi İnşaatı İşi" için 16.12.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sonrasında davalı ana yükleniciler ile davacı alt yüklenici arasında bu sözleşmeye konu iş için 02/01/2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin imzalandığını, İBB'nin bu iş için davalı iş ortaklığından 5.265.000,00-TL tutarlı teminat istediğini, taraflar arasında imzalanan alt yüklenici sözleşmesinde ise teminat ödemesinin alt yüklenici ... tarafından gerçekleştirilmesinin ve teminat mektubunun iş ortaklarından ...
A.Ş’ye teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirket tarafından 5.265.000,00-TL tutarlı teminat mektubunun iş ortaklarından ...
A.Ş’ye teslim edildiğini, 16.05.2017'de ana yüklenicinin ... heyeti ile birlikte saha incelemelerde bulunduğunu, inceleme sonucunda projede bazı eksikliklerin, belirsizliklerin ve hataların olduğunun tespit edildiğini, 23/05/2017 tarihinde ana yüklenicinin projenin bu şekilde olması durumunda işe başlanamayacağını idareye bildirdiğini, 11/07/2017 tarihinde işveren idarenin ana yükleniciye iş programına uygun işe başlamadığını bildirdiğini, bunun üzerine ana yüklenicilerin 24/07/2017 tarihinde cevaben projedeki eksikliklerin ve belirsizliklerin tüm projeyi kapsadığını belirterek idareden süre uzatım talebinde bulunduklarını,
henüz idare tarafından ana yükleniciye, nihai projenin gelmemesi ve idare ile kendi aralarındaki yazışmaları süre uzatım talebini dikkate almadan davacıya kötü niyetli bir şekilde 21/09/2017 tarihinde ihtarname gönderildiğini, idarece verilen ve hala revize edilmesi beklenen projeleri teslim edilmiş gibi gösterip işe başlanmadığını öne sürerek müvekkili şirkete ihtarname çekildiğini, müvekkili şirketin bu ihtarnameye karşı söylenenlerinin asılsız olduğunu nihai projenin hala ortada olmadığını bildirir ihtarname gönderdiğini, idarenin ana yüklenicilere nihai projeyi 06/11/2017 tarihili yazı ile teslim ettiğini,
ana yüklenicilerin projeleri müvekkili şirkete 10.11.2017 'de teslim ettiğini ancak projede meydana gelen değişikliklerle beraber işe başlama tarihinin 04.12.2017'ye kaydığını, ana yüklenici iş ortaklığının buna rağmen kötü niyetli davaranarak, işin yapılmadığına dair davacıya ihtarname çektiğini, hakediş veya avans ödemesi yapmadığını, haksız bir şekilde sözleşmeyi FESHEDEREK (23.03.2018 tarihli ihtarnameyle) davacının maddi zarara uğramasına sebep olduğunu, davacı tarafından ...
A.Ş.'ye verilen teminat mektubunun süresinin 17.12.2018 tarihinde uzatıldığını, ancak 26.12.2018 tarihinde 5.265.000-TL'lik bu teminat mektubunun davalı ...
A.Ş. tarafından haksız olarak nakde dönüştürüldüğünü, ana yüklenicilerin 08.03.2019 tarihinde ihalenin feshi için İşveren’e yazı yazdıklarını, ihalenin fesih edileceğini bilen ana yüklenicilerin, müvekkili şirketten alınan teminat mektubu ihalenin feshi ile iade edileceğinden dolayı, mektubu nakde çevirerek maddi kazanç sağladığını, müvekkilinin 02.04.2018 tarihli FESİH yazısına cevap ihtarında da tekrar hakediş ödemelerinin yapılmasını ihtaren istediğini ve aksi halde işin durdurulacağını bildirdiğini, davalılardan ...'ın tüm inşaatı müvekkili şirketin yaptığını, hakediş alacağının doğduğunu,
yapılacak hakedişin işi yapan davacıya temlik edilmesini beyan ettiğini, bu sebeple 5.265.000,00 TL tutarı olan teminat alacağının müvekkiline ödenmesi için işbu davanın açıldığını belirterek, öncelikle, davalıların menkul, gayrimenkul ve 3. Şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’da ihtiyati haciz kararı verilmesini, yargılama neticesinde de şimdilik 100.000,00-TL teminat alacağının müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece 12/07/2024 tarihli ara kararla, talep konusu alacak yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, alacağın yargılamayı gerektirdiği ve karşı taraf yönünden mal kaçırmaya yönelik somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, dava dilekçesindeki anlatımlarını tekrar etmiş, davalı ... tarafından da sunulmuş olan cevap dilekçesinde davalı ...'ın diğer davalıların rızasını almaksızın davacı tarafından verilen teminat mektubunu haksız yere irat kaydettiğinin açıkça yer aldığını, hal böyle iken davalı nezdinde ihtiyati haciz taleplerinin reddinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ...'dan da icazet almayan davalı ...'ın yapmış olduğu işlemin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ancak alt yüklenici sözleşmesi ile davacının teminat mektubunun davalı ...
A.Ş'ye verilmesi iş ortaklığı tarafından zorunlu tutulması sebebiyle ...
A.Ş gibi diğer davalı ortakların da müvekkilinin alacağından sorumlu tutulması gerektiğini, davalı ...'a verilen teminatın irat kaydedilmesi için hiçbir izin-icazet verilmediğini, verilen karardan olay akışı ve sunulan delillerin değerlendirme aşamasında dikkate alınmadığının ve mahkemece usulüne uygun bir araştırma yapılmadığının anlaşılmakta olduğunu, sunulan deliller arasında idare ile imzalanan sözleşmeler, iş ortaklığının davacı ile imzalamış olduğu sözleşmeler, ihtarnameler, tutanaklar,
bankadaki kayıtlar ve bankaya yazılan talimatlar bulunmasına rağmen yerel mahkeme tarafından yaklaşık ispatın bu aşamada gerçekleşmediği ve İİK madde 257 de düzenlenen şartların oluşmadığına yönelik bir kanaat oluşmasının abesle iştigal olduğunu belirterek, 12/07/2024 tarihli ara kararın davacı lehine bozulmasına ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 v.d. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Davacı vekili, davacı ile davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında 02/01/2017 tarihinde taşeron sözleşmesi imzaladığını, davacının bu sözleşme gereği davalılardan ...
A.Ş.'ye 5.265.000,00 TL'lik teminat mektubu verdiğini ancak yaptığı işlere karşı hiç bir hak ediş alamadığını, asıl iş sahibi olan İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ile davalılar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, davalıların İstanbul Büyük Şehir Belediyesinden kendi teminat mektubunu aldığını, ancak davalıların davacı ile olan sözleşmeyi haksız olarak feshettiklerini ve davalılardan ...
A.Ş.'nin davacının teminat mektubunu paraya çevirdiğini belirterek, söz konusu teminat mektubu alacağı kapsamında şimdilik 100.000,00 TL'nin davalılardan tahsili talep edilmiş, bu kapsamda davalılar aleyhine ihtiyati hacze hükmedilmesi de talep edilmiştir.
İhtiyati haczi düzenleyen İ.İ.K.'nın 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3. şahısta olan menkuller ve gayri menkul mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, borçlunun muayyen ikametgahı yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, borcun vadesi gelmemiş olsa bile ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.
İİK'nın 258. Maddesine göre ihtiyati haciz talep eden, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır.
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; dava dosyası henüz layihalar aşamasında olup, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak deliller tam olarak toplanmamış, davacı tarafça sunulan mevcut delillerle bu aşamada İİK'nın 257.maddesindeki şartlar ve yaklaşık ispat koşulu henüz gerçekleşmemiştir.
Kaldı ki, davacı tarafça aynı sözleşme ilişkisi kapsamında, aynı davalılara karşı, aynı teminat mektubu bedeli ile birlikte hakediş bedelleri ve işlemiş faizlere dair bulunulan ihtiyati haciz talebi de İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/118 D.İş - 2024/149 Karar sayılı kararıyla reddedilmiş ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesinin 2024/1076 E - 2024/610 K sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bu nedenle mahkemece dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi suretiyle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2024/1292, K. 2024/1142, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama