KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2019
- Dosya no
- 2017/2121
- Karar no
- 2019/3627
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/01/2017
- Numarası
- 2014/726 E. - 2017/29 K.
- Davanın konusu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 10/10/2019
Karar Metni
1.636 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Genel Müdürlüğünün işleteni olduğu, diğer davalının da sürücüsü bulunduğu ... plaka sayılı metrobüste, yolcu olarak bulunan vekil edeninin metrobüs durağında perona inmeye çalıştığı sırada, sol ayağı metrobüs içerisinde iken kapının kapatılarak aracın hareket etmesi sonucunda 01/03/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ve sakat kaldığını ileri sürerek, söz konusu bu yaralanmanın tedavisi için Bakırköy ...
İncirli Hastanesinde 14.200,00-TL tedavi gideri harcaması ile 71,00-TL noter masrafı yaptığını ve iş gücü kaybına uğradığını belirterek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla iş gücü kaybına karşılık olmak üzere 14.200,00-TL maddi ve 25.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, 11/11/2014 günlü oturumda da dava dilekçesinde iş gücü kaybından bahsedilmiş ise de, maddi tazminata yönelik isteği tedavi giderine ilişkin bulunduğunu açıklamıştır.Davalı ...
Genel Müdürlüğü vekili cevabında özetle; dava konusu kazanın oluşunda vekil edeni kurumun ve sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tüm kusurun davacıda olduğunu, bundan ayrı tedavi giderine ilişkin sorumluluğun 6111 sayılı yasa ile 2918 sayılı yasanın 98.maddesinde yapılan düzenleme sonucunda, SGK'na geçtiğini, bu nedenle tedavi giderlerinin vekil edeni kurumdan talep edilemeyeceğini, ayrıca talep edilen manevi tazminat miktarının da çok fazla bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevabında özetle; kapılar kapanmadan aracın hareket etmesinin olanaklı olmadığı, dolayısıyla yaralanma nedeninin davacının araçtan inerken ayağını durağa çarpması olduğunu, vekil edeninin davacının yaralanması bakımından herhangi bir kusuru bulunmadığı, kusursuz davalıda maddi ve manevi tazminat talep edilemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı gözetilerek; davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda davalıların tam kusurlu olduğu, davacının ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı,
kaza nedeniyle SGK'nca yapılan ödemelerin 3.072,54-TL olduğu, SGK'nca karşılanmayan ve olayla illiyetli bulunan ödemeler toplamının 12.690,01-TL olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla bu miktar maddi tazminattan ve takdir olunan manevi tazminattan davalıların sorumlu tutulması gerektiği görüşünden hareketle.
"Davanın KISMEN KABULÜNE,12.690,01 TL tedavi giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden (01.03.2014) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Fazla istemin REDDİNE, " karar verilmiştir. Karara karşı, davalılar vekilleri ile davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekilinin istinaf nedeni; maddi tazminata ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu ve kabule göre de, maddi tazminat bakımından reddedilen miktar 1.688,69-TL olduğu halde, AAÜT hükümlerine aykırı bir biçimde davalı taraf lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiği hususlarına ilişkindir.Davalılar vekillerinin istinaf nedenleri ise.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen takipsizlik kararı ve bu karara itiraz üzerine, Bakırköy 1.Sulh Ceza Mahkemesince verilen, itirazın reddine kararı gözetildiğinde, kazanın oluşumunda tam kusurlu olanın davacı olduğunun belirlenmiş olmasına rağmen, 25/03/2016 günlü yetersiz kusur bilirkişisi raporuna dayanılarak vekil edenlerinin maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, kabule göre de, talep konusu tedavi giderlerinden SGK'nun sorumlu olduğunun gözetilmemesinin de hatalı bulunduğu hususlarına yöneliktir.
İstinaf edenlerin sıfatına, istinafların kapsam ve nedenleriyle sınırlı olmak kaydıyla yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminata ilişkin olup, maddi tazminata ilişkin talebin konusu tedavi giderleridir.1- Dava konusu kaza nedeniyle Büyükçekmece Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda 02/03/2015 günlü trafik kusur bilirkişisi raporuna göre sürücü ... kusurlu olmadığı, tüm kusurun ...' de olduğunun anlaşıldığı görüşünden hareketle takipsizlik kararı verildiği ve takipsizlik kararına vakii itirazın Bakırköy 1.Sulh Ceza Mahkemesi ret edildiği anlaşılmıştır.Ne var ki.
Borçlar Kanununun 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür.Bu nedenle;ceza soruşturması ve ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporuyla bağlı bulunmayan mahkemece, konusunda uzman olduğu belirlenen İTÜ öğretim üyeleri arasından seçilen bilirkişiler tarafından düzenlenen olaya,
oluşa uygun bulunan ve denetlenebilir gerekçeler içeren, kazanın oluşumunda taraf kusurlarının ne olduğuna ilişkin 25/03/2016 günlü heyet raporunun hükme esas alınmasında herhangi bir yanılgı bulunmadığından davalıların bu yöne ilişin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava tarihinden önce, 25/01/2011 tarih ve 27857 sayılı, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı yasanın 59.maddesiyle değişik, 2918 sayılı yasanın 98.madde hükmüne göre, trafik kazaları nedeniyle, üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiş olup.
6111 sayılı yasanın geçici 1.maddesi ile de, "Bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağı" öngörülmüştür.Kazaya neden olan aracın, işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı, kaza nedeniyle ortaya çıkan zararlardan sorumlu olup, tedavi giderleri de bu zarar kapsamındadır.
Ancak, 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile aracın işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısının, yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü sona ermiş bulunmaktadır.Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil sadece söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur.
Belgeye dayanmayan veya belgeye dayansa bile üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları hizmetler dışında kalan sağlık hizmetleri bedellerinden ve hastane dışındaki refakatçi giderlerinden sorumlu değildir.
Somut olayda davacının maddi tazminat talebine konu ettiği tedavi giderlerinin tamamının belgeli olduğu, bu belgelerin özel sağlık kuruluşları tarafından düzenlendiği ve söz konusu tedavi giderlerinin kaza ile illiyetli bulunduğu anlaşıldığından, davacının tedavi giderlerine yönelik maddi tazminat talebi bakımından davalı sürücü ve araç işletenine husumet yöneltilemeyeceği açıktır.
Bu nedenle mahkemece, maddi tazminata ilişkin talebin husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunduğundan, davalıların bu yöne ilişen istinaf isteğinin kabulüne buna karşılık davacı vekilinin istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Tarafların manevi tazminata ilişkin hüküm bölümüne yönelik istinaf itirazlarına gelince; talebin konusunu oluşturan kazanın tarihi, kazanın oluş şekli, davacının kazanın meydana gelmesinde kusursuz oluşu, davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, yaşı, geçirmiş olduğu tedaviler, paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyo ekonomik durumları değerlendirildiğinde, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarı fazla değil, aksine bir miktar yetersiz olduğundan, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, buna karşılık davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bundan ayrı, davacı vekili dava dilekçesinde açıkça vekaletname çıkartmak için 71,00-TL noter masrafı yapıldığını belirterek bu miktarın yargılama gideri olarak hüküm altına alınmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 323/ç bendine göre;vekaletname düzenlenmesi için yapılan giderler yargılama giderlerindendir.
Mahkemece açık talep olduğu halde, yargılama gideri niteliğinde bulunduğu anlaşılan ve belgelendirilen 71,00-TL nin yargılama giderlerine dahil edilmemiş olması da isabetsizdir.
Ayrıca, kabule göre de, maddi tazminata ilişkin talebin reddedilen miktarı gözetildiğinde, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 madde hükmüne göre, davalı taraf yararına hükmedilecek vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden davalı taraf yararına reddedilen maddi tazminat bakımından davacı aleyhine belirlenen vekalet ücretinin hatalıdır.
Ne var ki, yukarıda açıklanan şekilde oluşan yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılması ve yeniden düzeltilmek suretiyle esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/2121, K. 2019/3627, 10 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama