İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1939 K.2025/259

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine…

Esas2021/1939Karar2025/259Tarih27 Şubat 2025Okuma13 dk · 2.661 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
27 Şubat 2025
Dosya no
2021/1939
Karar no
2025/259
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
01/06/2021
Numarası
2017/1131 Esas - 2021/361 Karar
Davanın konusu
Trafik Kazasından Kaynaklanan Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
İstinaf karar tarihi
27/02/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.661 kelime·13 dk okuma

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

06.02.2016 tarihinde dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın şarampole devrilmesi sonucunda meydana gelen tek taraflı kazada müvekkili davacının eşi ...’un vefat ettiğini, araç sürücüsü ...’ın asli kusurlu olduğunu, araçta yolcu olarak bulunan mütevaffa ... ve desteğinden yoksun kalan 3.kişi durumundaki davacının kazanın oluşunda hiçbir kusuru bulunmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket tarafından ... no.lu ZMSS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı sigrta şirketinin kaza tarihi itibariyle ölüm halinde kişi başına 310.000,00 TL teminat sağladığını,

... plakalı aracın kaza tarihinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi de bulunmadığını, davalı şirketin limit dahilinde zararın tümünden sorumlu olduğunu, davalı şirkete yapılan ödeme başvurusu ihtarının 29.11.2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalının 12.12.2017 tarihinde temerrüde düştüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik,

1.000,00-TL maddi tazminatın ( belirsiz alacağın) temerrüt tarihi olan 12.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt-avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;13/12/2019 tarihli dilekçesi ile talebini toplam 149.541,59-TL olarak artırmış, temlik alan ... vekili 30/03/2021 tarihli dilekçe ile talebini toplam 189.600,37-TL olarak ıslah etmiştir.

Birleşen dava dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un eşi ...'un içerisinde yolcu olarak bulunduğu ...

Plakalı aracın karışmış olduğu, 06/02/2016 tarihli trafik kazasında vefat ettiğini, meydana gelen olay nedeniyle ...’un kendi nam ve hesabına açmış olduğu destekten yoksun kalma tazminat davasının İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1131 Esas sayılı dava dosyasında devam etmekte olup, bu dosyada müteveffanın çocukları yönüyle birleştirme talepli dava açmak üzere taraflarına süre verildiğini, müvekkillerin annesi olan müteveffa ...'nin hayatını kaybettiğini, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle davalı ...

Sigorta A.Ş. tarafından ... poliçe nolu 05/02/2016–06/11/2016 vadeli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu, 12/02/2019 tarihli dilekçe ile ... Sigorta Şirketine başvuru yaptıklarını ancak talepleri hakkında olumlu sonuç alamadıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkil davacı ... için 20.517,56-TL, için 14.011,77 TL, ... için 28.549,54 TL, Henadi için 24.211,63 TL olmak üzere, toplam.

87.290,50 TL tazminatın ( (belirsiz alacağın) temerrüt tarihi olan 28/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; davacılar vekili 30/03/2021 tarihli dilekçe ile talebini davacı ... yönünden 37.780,52-TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya neden olan aracın insan kaçakçılığı yaptığını, davalı kurum tarafından meydana gelen kazanın insan kaçakçılığı suçunun işlendiği sırada meydana gelmesi nedeniyle başvuru sahibinin talebinin hukuka uygun olarak karşılanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ...

Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, kazaya karışan ... plakalı aracın müevkkili nezdinde ... no.lu ZMSS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Poliçe Genel Şartlarına ve Yönetmeliğe göre Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yapılması zorunluluğu bulunduğunu, yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortacısı, Trafik Sigortacısı ve varsa İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörülmediğini, sıralı bir sorumluluk düzenlendiğini,

bu nedenle davacı tarafın zararından öncelikle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortacısının sorumlu olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli olmak üzere ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... nolu poliçe ile sigortalı olduğunu belirterek davanın reddini, istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; '' ...somut olayda ... plakalı aracın sürücüsü ...’ın % 100 (Yüzdeyüz) oranında asli ve tamamen kusurlu olduğu, davacı yolcu ...’a yüklenebilecek bir müterafik kusur oranının olmadığı, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 23/03/2021 tarihli ek raporda davacı eş ...’un destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 277.073,27 TL, davacı kızı ...'un destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 75.686,87 TL, davacı oğlu ...'un destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 34.993,91 TL, davacı kızı ...'un destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 29.342,11 TL.,

davacı kızı ... ...'un destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 24.497,71 TL. olduğu, davacılar ile dava dışı tüm hak sahiplerinin maddi zarar toplamı; kaza tarihi itibariyle geçerli olan Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi/Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigorta poliçesindeki limiti aştığından, 310.000,00 TL limit ile sınırlı olarak her bir hak sahibinin payına isabet eden tutarlarının davacı eş Mahmoud için 189.600,37-TL, çocuklar davacı Hedid 16.763,71 TL, davacı ... için 51.792,29 TL, davacı Mueyyed için 23.946,22 TL ve davacı ... için 20.078,71 TL olduğu,

kazaya karışan aracın bakanlıkça verilmiş yolcu taşıma yetki belgesinin bulunmaması nedeniyle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunmadığı, buna göre da davalı Güvence Hesabının bu dava kapsamda sorumluluğunun olmayacağı ve yukarıda poliçe limiti ile sınırlı olarak davacılar bakımından belirlenen toplam 302.181,31 TL.lık zarar tutarlarından davalı ...

Sigortanın tek başına sorumlu olacağının; aksi kanaate varılarak kazaya karışan aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunduğunun kabulü halinde ise; bu durumda sorumluluk öncelikle ...nda olacağından ve tüm hak sahiplerinin maddi zararı da olay tarihinde yürürlükte Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigorta poliçesi limitini aştığından, Güvence Hesabının Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigorta poliçesine istinaden 302.181,31 TL. ile sınırlı olarak sorumlu olacağı,

bu davada davacı olan davacılar bakımından poliçe limitini aşan bakiye (441.593,87 - 302.181,31)= 139.412,56 TL.lık tutardan ise ...

Sigortanın Zorunlu Trafik Sigorta poliçesine istinaden sorumlu olacağının belirtildiği; ayrıca her ne kadar davacı tarafça temerrüt tarihi olarak belirtilen 12/12/2017 tarihinden itibaren faiz isteminde bulunulmuş ise de asıl dava dosyası kapsamında davalı Güvence hesabına dava açılmadan önce başvuru yapıldığının anlaşıldığı, ancak davalı ...'a da başvuru yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı,

bu nedenle asıl dava dosyasında sigorta şirketinin en erken dava tarihinde temerrüde düşürüldüğünün kabul edilmesi gerektiği, birleşen dava dosyası kapsamında ise bağımsız bir dava olduğu nazara alınarak birleşen dava için asıl davadan bağımsız olarak ayrıca bir başvuru yapılmadığının anlaşılması nedeniyle birleşen dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermek gerektiği; davalı ... yönünden; güvence hesabının sorumluluğuna gidilebilmesi için taşıma yapan aracın yetki belgesine sahip olması,

yetki belgesi sahibinin yönetmelik hükümlerine göre yapması gereken zorunlu sigortaları yaptırmaması ve taşıma işinin cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs suçunu oluşturmaması gerektiği; somut olayda, ... plakalı araç Volkswagen marka panelvan tipi minibüs olup ülkemizde yolcu taşıma işinde tercih edilen bir araç olmadığı rapor edildiği; dosya kapsamında da söz konusu aracın yolcu taşıma için yetki belgesine sahip olduğunu gösterir herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı; dosyada mevcut belgelere göre kaza, söz konusu araç yurda kaçak yollarla giren yabancıları Hataydan İzmir’e götürdüğü esnada meydana geldiği,

Ereğli Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/9 Esas sayılı dosyası ile araç sürücüsünün trafik kazasına bağlı taksirle öldürme ve yaralama suçundan yargılandığı, bunun dışında insan kaçakçılığı suçundan hüküm giydiğine dair bir belge bulunmadığı, buna göre, ortada cürüm işleme ve buna bağlı bir teşebbüsün bulunmasının söz konusu olmadığı, netice itibariyle, kazaya karışan aracın Bakanlıkça verilmiş yolcu taşıma yetki belgesinin bulunmaması nedeniyle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunmadığı,

bu nedenle davalı ...nın bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun olmayacağı kanaatine varıldığından ilgili davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ...

Sigorta AŞ yönünden kabulüne karar vermek gerektiği ''gerekçesiyle, A) Asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1. Davalı güvence hesabı yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine, 2. Davacı ... için 189.600,37-TL destekten yoksun kalma tazminatının asıl dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve sigorta poliçesi ile sınırlı tutulmak kaydıyla davalı ... sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine,

B) Birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1. Davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine 2. Davacı Hedid 16.763,71-TL, davacı ... için 51.792,29-TL, davacı ... için 23.946,22 -TL ve davacı ... için 20.078,71-TL destekten yoksun kalma tazminatının birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve sigorta poliçesi ile sınırlı tutulmak kaydıyla davalı ... sigorta şirketinden alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir.

Karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili, asıl davada davacı temlik alan vekili ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri: Davalı ...

Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan aracın yolcu taşımacılığında kullanılan bir araç olup zorunlu karayolu taşımacılık sigortası yaptırması gereken taşıtlardan olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bu halde meydana gelen zarardan öncelikle zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısının sorumlu olacağını, eksik inceleme ile karar verildiğini, yerel mahkemece kazaya karışan minibüsün yetki belgesi olmadığı ve yolcu taşımaya müsait bir araç olmadığı kabul edilerek davalı ... yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu,

davacılar desteği gibi yolcuların bu araçta ücret kaşılığı taşındığı sabit olduğundan davacıların zararından karayolu taşımacılık sigortasının sorumlu tutulması, müvekkili şirketi yönünden ise davanın reddi gerektiğini, davacılar desteğinin anne ve babası için de pay ayrılması gerekirken bilirkişi raporunda dosyadaki bilgi - belge yokluğu gerekçesi ile onların payı ayrılmadan hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, raporda TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmış ise de progresif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, 1.8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Asıl davada temlik alan davacı ... vekili, müteveffanın eşi yönünden yapılan başvurunun sigorta şirketine 29/11/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenle asıl davada faiz başlangıç tarihinin sigorta şirketine yapılan başvurunun tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günün sonu olan 12/12/2017 tarihi olarak hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir.

Birleşen davada davacılar vekili, müteveffanın çocukları yönünden davalı sigorta şirketine başvurunun 15/02/2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, bu nedenle birleşen davada faiz başlangıç tarihinin başvurunun tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günün sonu olan 28/02/2019 tarihi olarak hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

1-Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre.

“Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir.

Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise. “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.

Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun adli yardıma ilişkin 334/3 madde hükmünde de, "Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri, ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır." denilmektedir. Dosya kapsamından davacıların Suriye uyruklu olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. (Bkz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 gün, 2021/13414 E.-2022/10635K. sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12/04/2023 gün 2021/27291 Esas-2023/5354 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle mahkemece, temlik eden tarafından dava açılıp müteakip temlik işlemi yapıldığından birleşen davada davacıların statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadıkları hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların ( ... kendi adına asaleten, çocuklarına velayeten) teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacı tarafa kesin süre verilmesi,

anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus üzerinde durulmadan ve daha da önemlisi neden durulmadığı konusunda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan yazılı şekil ve biçimde karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.Kabule göre ise.

2-Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesine, “Bu sigorta ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıtta seyahat eden yolcuların, duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelebilecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 10.07.2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’ndan doğan sorumluluğunu, poliçede yazılı sigorta tutarlarına karar temin eder'' şeklinde düzenleme mevcuttur.

4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 18. Maddesinde ise , taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadır. Anılan Kanunun 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.8. maddeleri hükümlerine göre, meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır.

Ancak bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için, sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. '' şeklinde düzenlenmiştir.

Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.

Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak limit aşımında sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır. (Bknz.

Yargıtay 17.HD'nin 2016/16279 Esas, 2019/8125 Karar sayılı ilamı) Somut olayda; davacılar desteğin yolcu olduğu ve tek taraflı kazasına karışan minibüsün zorunlu trafik sigortacısına karşı tazminat davası açmıştır. Dosya kapsamından davacılar murisinin yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın 14 kişilik minibüs olduğu, araç ruhsatına göre kullanım amacının yolcu nakli- hususi olduğu görülmüştür.

Davacı tarafça taşımanın ücretli bir taşıma olduğu ileri sürülmüş olup, aracın Hatay İl'inden İzmir İl'inde giderken Konya İli Eğeli ilçesi sınırlarında tek taraflı trafik kazasına karıştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda açıklanan düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, ... plakalı aracın kaza tarihinde taşımacılık sigortası bulunup bulunmadığı büyük önem arz etmektedir. O halde, davalı ... Sigorta A.Ş.

Vekilinin itirazları dikkate alınarak, sıralı sorumluluk ilkesi uyarınca Taşıma ve Ticaret Kanunu hükümlerine göre kazaya karışan minibüsün zorunlu karayolu taşımacılık sigortası bulunması gereken araçlardan olup olmadığı , zorunlu kara yolu taşımacılık sigortası bulunması gereken araçlardan ise kaza tarihinde geçerli zorunlu taşımacılık sigorta poliçesi bulunup bulunmadığının resmi makamlar ve Sigorta Bilgi Merkezi'nden sorularak araştırılması;

sonucuna göre davalı tarafın sorumluluk durumunun tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece, bu hususlarda gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3- Birleşen dava, ... tarafından çocukları ..., ..., ... ve ...'a velayeten açılmış olup, yargılama sırasında 2002 doğumlu ... ... ve 2003 doğumlu ... reşit olmuşlardır.Bu durumda adı geçen davacıların reşit hale geldikten sonra kendisi ya da vekili aracılığıyla yargılamayı sürdürmesi gerekir. Ne var ki, davacılar ... ... ve ...'un kendisi adına verdiği bir vekaletname dosya arasında bulunmamaktadır.

Hakkındaki dava velisi tarafından açılan ve takip edilen çocuk, dava sırasında ergin olursa velisinin yasal temsilci sıfatı sona erer. Bundan sonra davanın, ergin çocuk tarafından veya vekalet verdiği bir avukat tarafından takip edilmesi gerekir. Aksi halde velinin yaptığı veya veliye karşı yapılan tüm işlemler geçersiz olur. Ehliyet konusu dava şartlarından olup, hakim tarafından kendiliğinden gözetilmelidir.

Birleşen davada davacılar ... ..., ... yargılama sırasında ergin olduğuna göre, davacı baba ...'un çocuklarını görülmekte olan davada temsil etme olanağı kalmadığından, onlar tarafından verilen vekaletnameye dayalı olarak vekilin davaya takip yetkisi de bulunmamaktadır.

Mahkemece bu durumda, yargılama sırasında reşit olduğu anlaşılan ... ... ve ... 'a davetiye çıkartılıp duruşmada bulunması sağlanarak davaya bakılması ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan ve resen gözetilmesi gereken dava şartı (taraf ehliyeti) üzerinde durulmadan işin esasına geçilerek davanın sonuçlandırılmış olması da doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/4 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve kaldırma kararının gerekçesi gözetildiğinde davalı sigorta şirketi vekilinin sair; asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacılar vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına, -Kararın kaldırma sebep ve şekline göre, davalı sigorta şirketi vekilinin sair;

asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacılar vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına 2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine,

SONUÇ / HÜKÜM

4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5/İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/1939, K. 2025/259, 27 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1939
Karar No
2025/259
Tarih
27 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1941 K.2025/352
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1944 K.2025/387
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1944 K.2025/448
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1945 K.2025/349
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1963 K.2025/492
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1966 K.2025/376

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.