KÜNYE
T.C. İstanbul Bam 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- Dosya no
- 2021/866
- Karar no
- 2024/1057
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/11/2020
- Numarası
- 2018/356 Esas - 2020/533 Karar
- Davanın konusu
- Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 13/06/2024
Karar Metni
1.117 kelime·6 dk okuma
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
02.01.2018 tarihinde, müvekkiline ait, davalı nezdinde ticari kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın müvekkilinin sevk ve idaresinde iken virajı alamayarak köprü ayağına çarptığını, kaza sırasında aracın stop etmemesi üzerine müvekkilinin o sırada çalışır durumdaki aracına bindiğini ve evine geri döndüğünü, ancak sabah aracını çalıştırmak istediğinde çalıştıramaması üzerine sigorta şirketine durumu bildirdiğini ve aracının tamir edilmesini, eğer bu mümkün değilse poliçe uyarınca ekspertiz tarafından belirlenecek rayiç bedelin ödenmesini talep ettiğini,
sigorta şirketi yetkililerinin davacıyı arayarak böyle bir ödeme yapmayacaklarını, davacının olay günü olay yerini terk ettiğini, bu durum göz önüne alındığında talepte bulunamayacağının beyan edildiğini, bu nedenle iş bu davayı açmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, bilirkişi tarafından rayiç bedel belirlenerek sigorta kapsamındaki aracın değerinin şimdilik 7.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş.
28.09.2020 tarihli dilekçesi ile talebini 30.000-TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının rizikoyu doğru ve gerçeğe uygun bir şekilde ihbar etme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, yapılan ihbar üzerine aracın elektrik ve elektronik kısımlarından hasar aldığının, direksiyon pompasında giden motor elektrik tesisatının kopmuş olduğunun ve direksiyon pompası yağının boşaldığının tespit edildiğini, aracın bu hali ile seyir edemeyeceği kanaatine varıldığını, hasar ile kanaatin olumsuz olduğunun belirtildiğini, sigortalının kaza sonrası polisi aramaması ve olay yerinde zabıt tutturmadan ayrılması nedeniyle de hasarın şüpheli görüldüğünü,
dava konusu taleplerin Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının A.5.10.maddesi gereğince ve kaza yerini terk nedeniyle teminat kapsamı dışında olduğunu,, davacının hasar başvurusunda, gece olması ve üzerinde yüklü çek ile para olması sebebiyle kaza yerini terk ettiğini iddia ettiğini, kaza yerini terkini gerektirecek tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu halin olmadığının kendi beyanları ile sabit olduğunu, sürücünün olay yerini terk etmesinin gerçekte sürücünün kim olduğu, alkollü veya ehliyetsiz olma durumunu belirsiz kıldığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''.. davacı tarafça.
02/01/2018 tarihinde davalıya sigortalı aracıyla seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybedip köprünün ayağına vurması nedeniyle aracında hasar oluştuğunu, araç çalıştığı için aracı sürerek evinin önüne geldiğini, sabah kalkıp aracını çalıştırıp servise gitmek isterken aracının çalışmadığını, aracını servise çektirdiğini, aracında oluşan bu hasarının kaskosu tarafından karşılanmasını istediğini, kazanın gerçekleştiği anın gece olması nedeniyle köprü altı karanlık olduğundan ve üzerinde yüklü çek ve para olduğundan durmayarak yoluna devam ettiğini,
ertesi gün olay yerine giderek fotoğraf çektiğini beyan ederek tazminat isteminde bulunduğu, davalı tarafın ise davacının dava konusu ettiği taleplerinin teminat kapsamı dışında kaldığını savunduğu; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle uyumlu olduğu, aynı yönde tespit ve değerlendirmeler içerdiği görüldüğünden bu raporlara itibar edildiği, HMK'nın 190.maddesi gereğince rizikonun teminat dışında kaldığı hususunu davalı sigorta şirketinin ispatla mükellef olduğu,
dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden ise davalı sigorta şirketi tarafından araç sürücüsünün kaza mahallinin terk ettiği, kaza mahallini değiştirdiği ya da kazanın farklı zamanlarda meydana geldiği yönündeki iddiasının ispatlanamadığı, buna göre söz konusu olayın poliçede yer alan rizikolar içerisinde yer aldığı, davacının taleplerinin Kasko Genel Şartları gereği teminat kapsamında bulunduğu ve davalı sigorta şirketinin ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulması gerektiği, davalı tarafça ıslaha konu maddi tazminat talepleri bakımından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı,
bu sebeple zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacının 28/09/2020 tarihli ıslah dilekçesi de nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerektiği'', gerekçesiyle, Davanın kabulü ile, toplam 30.000,00-TL zarar miktarının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alırak davacıya verilmesine, , karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ıslaha konu taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak olarak değil kısmi dava olarak açıldığını, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığın dair dava dilekçesinde bir ibare bulunmadığını, davacının kaza mahallinde herhangi bir tutanak tutulmadan kaza mahallinden ayrıldığını, bu durumun kazanın oluş şekli, kaza anında sürücüsünün kimliği, alkollü veya ehliyetsiz olup olmadığı hususlarının tespitini imkansız hale getirdiğini, davacının kaza yerini terk ettiğinden hasarın teminat dışı olduğunu,
hasar tutarı yönünden itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kararın hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle. 6100 sayılı Kanun'un “Belirsiz alacak davası” başlığı altında düzenlenen 107 inci maddesinin birinci fıkrasında.
“Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” şeklinde düzenleme yapılmış olup, objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması durumunda alacağın belirsiz olduğunun kabul edilmesi gerektiği;
eldeki davada her ne kadar dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğu yönünde açık bir ifadeye yer verilmemiş ise de, dava dilekçesinde araç rayiç değerinin ve hasarının belirlenmesinin mahkemeden talep edildiği görülmekle yerel mahkemece iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesinde ve belirsiz alacak davası ıslah zaman aşımına uğramayacağından davalının ıslah zaman aşımı itirazının reddine karar verilmesinde bir yanılgı bulunmamasına; bilirkişi raporları ile davacı tarafça beyan edilen kaza ile sigortalı araçtaki hasarın uyumlu olduğunun tespit edilmiş olmasına.
26.06.2019 tarihli ek rapordaki hasar belirlemesi ekspertiz raporu ile uyumlu olup, aracın fotoğrafları, oluşan hasarın boyutu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında iş bu raporların hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına;
davalı sigorta şirketi, davacının kaza yerini terk ettiği iddiasına dayanmış olup, davacının 03.01.2018 tarihli başvuru dilekçesi, 17.012018 tarihli sigorta şirketine hitaben açıklama dilekçesi nazara alındığında davacının başvuru yükümlüğünü yerine getirdiği anlaşılmakla, davalı tarafça davalının bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığının ve hasarın teminat dışında kaldığının dosya kapsamından ispatlanamamış olmasına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 2.049,30-TL harçtan peşin yatırılan 512,35-TL harcın düşümü ile bakiye 1.536,95-TL istinaf ilam harcının istinaf yasa yoluna başvuran davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/866, K. 2024/1057, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama