Davacı vekili dava açan dilekçesinde. 12/03/2019 kaza tarihinde, davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS Poliçesi kapsamında sigortalı, diğer davalının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın, sürücüsünün kusurlu araç sevk idaresi sebebiyle, müvekkilinin motosikletine çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında, müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek,
fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 1.000,00-TL maddi, 25.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faiziyle tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davaya cevap veren davalı vekilleri, ayrı ayrı sundukları dilekçeleri ile davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.İlk derece mahkemesince "trafik kazasının oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü davalının %75 oranında, ... plaka sayılı araç sürücüsü davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu,
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen rapora göre trafik kazası neticesinde davacının daimi maluliyetinin % 5 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren (4) aya kadar uzayabileceği, (15) günlük sürede başka birisinin bakım ve yardımına ihtiyaç duyabileceği, olaya özgü koşullara göre davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle, takdiren 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, davalı vekili tarafından;
trafik kazasının oluşumunda davacının kusurlu olduğu, müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, buna rağmen fahiş miktarda manevi tazminata hükmedildiği, icra olunan yargılamada davacı tarafa 2 haftalık süre içerisinde delil avansını yatırması hususunda süre verildiği, davacı tarafça süresi içerisinde gider avansının yatırılmadığı, bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, yasal süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dosyada içeriğinden;
maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davanın ilk derece mahkemesinin 2021/161 esas sırasına kaydedilmesini müteakip, manevi tazminat davasının tefriki ile yukarıda yazılı esas sırasına kaydedildiği tespit edilmiş olup, ZMM Sigortacısının da aralarında bulunduğu davalılara karşı açılan asıl davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girmesi sebebiyle tefrik edilen haksız fiile dayalı manevi tazminat davası yönünden görevsizlik kararı verilmeyerek, yargılamanın Asliye Ticaret Mahkemesince sürdürülerek sonuçlandırılmasının usul ekonomisine uygun ve doğru olduğu sonucuna varılmıştır.Eldeki dava;
trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir.Dosyada yapılan incelemede.
12/03/2019 kaza tarihinde, davalının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalının sevk ve idaresindeki... plaka sayılı motosikletin karıştığı trafik kazası meydana geldiği, aşamalarda alının raporlara göre kazanın oluşumunda davalı sürücünün asli ve % 75 oranında kusurlu olduğu, kusur tespitine ilişkin raporların birbiri ile örtüşmesi ve somut olayın özelliklerine de uygun olması sebebiyle; ilk derece mahkemesince davalı sürücünün asli kusurlu kabul edilmesinde bir hata olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin bu hususa temas eden istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, bununla birlikte;
her ne kadar ilk derece mahkemesince 16/03/2023 tarihli celsede davacı tarafa gider avansını karşılanması için 2 haftalık kesin süre verilmiş ve kesin süre gereklerinin yerine getirilmediği iddia edilmiş ise de, kesin süre ihtaratını içeren ara kararda 2 haftalık kesin sürenin ne zaman başlayacağının belirtilmemiş olması, bununla birlikte talep edilen gider avansı kalemlerinin hangi gider için olduğunun açık ve tereddütten uzak bir şekilde belirtilmemiş olması nedeniyle, kesin süreye bağlanan sonuçların doğmayacağı gözetilerek karar verilmiş olmasında da bir hata bulunmadığından,
davalı vekilinin bu hususa temas eden istinaf başvurusununda reddine karar verilmesi gerekmiştir.Manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusuna gelince;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır.
22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayda, kazanın oluş şekli, meydana geldiği tarih (12/03/2019) kusur durumu (davalı sürücü % 75 oranında asli kusurludur) davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği (davacı; vücudunda kemik kırığı olacak şekilde ve bu kırıkların hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyecek şekilde yaralanmıştır) davacının yaşı (kaza tarihinde 23 yaşındadır) tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda.
Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı ve davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Bu nedenle; davalı vekilinin tüm istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,
1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine,2/İstinaf karar ve ilam harcı olarak alınması gereken 1.707,75-TL den başvuru sırasında alındığı anlaşılan 427,00-TL nin mahsubu ile bakiye 1.280,75-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2025