KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2019
- Esas no
- 2017/1314
- Karar no
- 2019/273
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 29/11/2016
- Numarası
- 2014/923 Esas - 2016/1175 Karar
- Dava
- Maddi (Destekten Yoksun Kalma) ve Manevi Tazminat
Karar Metni
2.508 kelime·13 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı ...'ın işleteni ve maliki, ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 12/07/2012 günü yolun karşısına geçmekte olan ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu, sürücünün kusurlu olduğunu, sigorta şirketinin aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, davacıların maddi ve manevi zarara uğradıklarını beyanla, davacılar ... için şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi,
... için 20.000,00 TL manevi ve ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle Davacı tarafa kaza nedeniyle tazminat ödendiğini, müvekkilinin, sigortalısının ve araç sürücüsünün sorumluluğunun kalmadığını, manevi tazminattan müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle: Kazada vefat eden ...'ın asli kusurlu olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, kendisinin şoför olduğunu, bakmakla yükümlü ailesi olduğundan tazminata hükmedilmesi halinde bu durumun dikkate alınması gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle: Kazada kusuru bulunmadığı,
müteveffanın asli kusurlu olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, halen askerlik yaptığı ve herhangi bir geliri olmadığını, bu nedenle de tazminata hükmedilmesi halinde bu hususların dikkate alınması gerektiğini iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.,İlk Derece Mahkemesince: "Davacılar ... ve ...'ın davalılar aleyhine açmış oldukları maddi tazminat davasının vaki ödeme nedeniyle konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tüm davacıların, davalı ... aleyhine açmış oldukları manevi tazminat davasının takip edilmemekle açılmamış sayılmasına,
davacıların davalılar ... ve ... aleyhine açmış oldukları manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile, ... için 27.000,00 TL, ... için 23.000,00 TL, ... için 8.000,00 TL, .... için 8.000,00 TL, manevi tazminatın 12/07/2012 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri istinaf yasa yoluna başvurmuşlardır.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Kazanın oluş şekli ve sonucu itibariyle kabul edilen kusur oranlarının hatalı olduğunu, davalı sürücü ...'ın, "sürücüler, araçlarının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmak zorundadır." kuralını ihlal ettiğini, buna rağmen davalı ...'a %30 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kazanın, 11 yaşındaki çocuğun kavşakta karşıdan karşıya geçerken meydana geldiğini, bakım ve yetiştirme giderlerinin tazminattan indirilmemesi gerektiğini,
bilirkişi ek raporunda buna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, tazminat hesaplamasının, çalışma yaşamına atılacağı varsayılan 18 yaşından başlatılmasının hatalı olduğunu, davalı tarafın kusur oranının yetiştirme giderlerine de uygulanması gerektiğini, ölen çocuğun 11 yaşında olduğunu, 12 yaşından itibaren de ailesine yardım ve hizmet ederek destek olabileceğini, çocukların çok küçük yaşlardan itibaren anne ve babalarına yardım ve hizmet ettikleri gerçeğinin göz ardı edilemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, maddi tazminat davası hakkında,
vaki ödeme sebebiyle konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini fakat buna rağmen reddolunan maddi tazminat yönünden davalılar lehine karşı vekalet ücretine hem de mükererrer şekilde hükmediliğini, davalı ...
Şirketinin 10/07/2013 tarihinde, dava açıldıktan sonra ödeme yaptığını, bu nedenle konusuz kalan maddi tazminat nedeniyle davalı lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat talebinin kabul edilmeyen kısmı için davalı ... şirketi ve diğer davalılar için tek bir karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın bu yönlerden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını istemiştir.Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Kazanın meydana gelmesinde müteveffanın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini,
davalı sürücünün %30 oranında kusurlu olduğunu, davalıların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu iddia ederek, kararın bu yönüyle düzeltilmesini talep etmiştir. HMK'nın 355.maddesi uyarınca, kamu düzeni ve istinaf sebepleriyle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi (destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, 17/07/2012 tarihinde, davalı ...'ın maliki/işleteni davalı ...'nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, davacılar ... ile ...'ın çocuğu, davacılar ... ile ...'ın kardeşi ...'a çarparak ölümüne neden olduğu anlaşılmaktadır. -Davacılar vekilinin istinaf itirazları bakımından.
1-Mahkemece dosya üzerinden aldırılan 25/03/2015 tarihli bilirkişi raporu ile tarafların itirazları sonucu yine dosya üzerinden farklı bir bilirkişiden aldırılan 18/09/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'ın olayda %30, yaya (müteveffa) ...'ın %70 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir.
Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/198 Esas, 2014/5 Karar sayılı kararında da sürücü ...'ın 3/8 oranında, müteveffa ...'ın 5/8 oranında kusurlu oldukları kabul edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme dayanak yapılan kusur oranları, ceza dosyasındaki kusur oranı ve trafik kazası tespit tutanağı ile örtüşmektedir. Bu nedenle, davacılar vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.
2-Davalı .... vekili 23/08/2013 havale tarihli dilekçesi ile davacılardan vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığını bildirmiştir. Bu durumda davalı ... şirketi lehine maddi ve manevi tazminat hükümleri bakımından (hükmün 9. ve 10. bentlerinde) vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
Yine, HMK'nın 331/1. maddesinde davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerine hükmedileceği öngörülmüştür.
Bu bağlamda davalı ... şirketince, dava açıldıktan sonra iki ayrı tarihte davacılara ödeme yapıldığı, müteselsil sorumlu olan diğer davalıların ödeme miktarı kadar borçtan kurtuldukları ve mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da davacıların tazminata hak kazandıkları sabit olduğuna göre haklılık durumu itibariyle konusuz kalan maddi tazminat talepleri için davalılar ... ve ... lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi olanağı yoktur.
Dolayısıyla, hüküm fıkrasının (1) nolu bendinde, maddi tazminat talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilip tarafların haklılık durumu değerlendirilmeksizin (7) nolu bentte "reddolunan maddi tazminat miktarı yönünden" davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olmamıştır. Bu bakımdan davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi hükmünün (7) nolu bendine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
3-Yerleşik Yargıtay içtihatları ve süregelen yargısal uygulamalarda küçük yaştaki desteğin ölümü sebebiyle annenin çalışıyor olması halinde hem anne hem de baba yönünden hesaplanacak tazminattan asgari ücretin %5'i oranında; annenin çalışmayıp aile ekonomisine katkısının bulunmadığı hallerde de sadece baba yönünden hesaplanacak tazminattan %5 oranında yetiştirme giderinin tazminattan indirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Ayrıca yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak, desteğin çocuk olması halinde 18 yaşın desteğin başlayacağı yaş olarak kabulü gerekmektedir.Buna göre somut olayda, erkek çocuk olan desteğin anne ve babasına destekliğinin başlayacağı yaşın 18 olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamakta ise de, davacı annenin gelir getiren bir işte çalıştığı ve aile ekonomisine katkıda bulunduğu ispat edilemediği gibi ekonomik ve sosyal durum araştırmasına ilişkin 19/08/2013 tarihli kolluk tutanağında ev hanımı olduğu,
herhangi bir gelirinin bulunmadığının ifade edildiği görüldüğünden, davacı anne bakımından tazminattan yetiştirme giderinin indirilmesi mümkün olmayıp baba ... için hesaplanan tazminattan da ancak %5 oranında yetiştirme giderinin mahsup edilmesi gerekmekte iken mahkemece hükme esas alınan 07/01/2016 tarihli kök ve 19/08/2016 tarihli ek raporlarda destekten yoksun kalma tazminatından hem anne hem de baba için %10 oranında ayrı ayrı indirim yapılmış, bu haliyle bilirkişi raporları usul ve yasaya, yargısal uygulamalara ve dosya içeriğine aykırı olmuştur.
Aşamalarda yetiştirme gideri indirimleri dışındaki hesaplama yöntemine karşı davacılar vekilince itiraza uğramayan bilirkişi raporlarına göre anne ... için 7.951,22 TL, baba ... için 6.232,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış, bu tazminat miktarlarından, yetiştirme giderleri olarak her bir davacı (anne ve baba) için ayrı ayrı 9.022,11 TL mahsup edildiğinde davacıların talep edebileceği tazminat bulunmadığı sonucuna ulaşılmış ise de; yukarıdaki ilkeler ışığında, davacı anne için yetiştirme gideri mahsup edilemeyeceğinden hak ettiği tazminat 7.951,22 TL;
babanın talep edebileceği tazminat ise (6.232,00 - 4.511,05 =) 1.720,95 TL olacaktır.Ancak, dosyadaki ödeme belgelerine göre anne ve baba için davalı ... şirketince, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin güncellenmiş tutarları (bilirkişi ek raporunda davacı baba ... için 8.447,47 TL; davacı anne ... için 10.342,19 TL) dikkate alındığında yapılan ödemelerin, tazminattan yetiştirme giderleri olarak baba için %5 oranında indirim yapılması, anne için ise indirim yapılmaması suretiyle bulunan tazminat miktarlarından fazla olmasına göre;
bilirkişi raporlarında her bir davacı için %10 oranında ayrı ayrı yetiştirme gideri indirimi yapılması sonuca etkili olmadığından, davacılar vekilinin bu hususa ilişen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.4-Manevi tazminat talep eden davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, her bir davacı yönünden reddolunan manevi tazminat miktarları dikkate alınarak, davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık yoktur.
Bu nedenle, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazları da yerinde değildir. -Davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazlarına gelince.
5-Dosyaya yansıyan tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olaydaki kusur oranları, olayın meydana geliş şekli, paranın alım gücü gibi yargısal uygulamalarda manevi tazminat için uygulanagelen ölçülerin TBK'nın 56/2. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak tespit edilip sonuca varıldığı ve hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilerek taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.-Kamu düzenine ilişkin olarak.
6- Mahkemece hüküm altına alınan dava değeri üzerinden karar ve ilam harcına hükmetmek gerekirken, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilen maddi tazminat miktarı da eklenerek, 64.000,00 TL yerine, 66.000,00 TL üzerinden karar ve ilam harcının davalılardan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle; davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun, yukarıda (6) nolu bentte; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun (2) ve (6) nolu bentlerde belirtilen gerekçelerle kabulü ile,
HMK'nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/1314, K. 2019/273, 28 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama