KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2019
- Esas no
- 2017/1671
- Karar no
- 2019/872
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 15/06/2017
- Numarası
- 2017/178 Esas 2017/497 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan
Karar Metni
703 kelime·4 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Kaza tarihinde ZMMS poliçesi bulunmayan, davacının eşi ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun devrildiğini ve eşin vefat ettiğini, müvekkilinin desteğinin asli kusurlu olduğunu,
kazaya sebebiyet veren aracın poliçesi bulunmadığından davalının yasal sorumluluğu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan müracaat tarihinden itibaren yasal faiziyle alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b maddesi gereğince hak sahibine ödeme yapmak ile yükümlü olduğunu,
diğer sigorta şirketlerinden farklı olarak yapılan tazminat ödemelerinin müvekkili tarafından rücu edildiği için müvekkili açısından davacıya rücu edilmesinin söz konusu olacağını, davacı açısından ''alacaklı ve borçlu'' sıfatının birleştiğini, Borçlar Kanunu'nun 116. maddesi uyarınca bu durumun borcu sona erdiren hallerden olduğunu, dava konusu olayda sürücü ... tam kusurlu olduğunu, dolayısıyla yapılacak herhangi bir tazminat ödemesinde,
müvekkili tarafından ... mirasçılarına rücu etme hakkının söz konusu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda: "Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeniyle davanın reddine" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı yasanın 4.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 92.maddesinde yapılan değişikliklerin 26/04/2016 tarihinden sonra meydana gelen kazaları kapsamadığını,
bu tarihten sonra kendi kusuru ile vefat edenlerin hak sahiplerinin tazminattan yararlanamadığını, huzurdaki davanın konusu olan kazanın14/03/2011 tarihinde meydana geldiğini ve ilgili kanun kapsamına girmediğini, kendi kusuru ile ölen araç sürücüsünün yakınlarının da vefat eden sürücünün zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında olduğunu, içtihat ve uygulamada davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarını,
ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklı ölüm sebebiyle açılan destekten yoksun kalma tazminatı istemlidir. HMK'nun 355. maddesi uyarınca davalının istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda.
Mahkemece, destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin karşılanamayacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.6. maddesi ile sonrasında Karayolları Trafik Kanununun 90. maddesinde yapılan değişikliklerin somut olaya uygulanması sözkonusu değildir.
Zira bu değişiklikler somut olayda esas alınması gereken kaza tarihinden çok sonra yapılmıştır.Tazminat talebine dayanak olan kazanın tarihi 14/03/2011'dir. Yeni genel şartlar 01/06/2015 tarihinde, kaza tarihinden sonra yürürlüğe girmiştir. Genel Şartların yürürlük tarihi dikkate alınarak yapılan incelemede Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatları uyarınca.
Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin üçüncü kişilere verdiği zararların da teminat altına alındığı ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı kurum zararın tamamından kaza tarihinde geçerli olan trafik sigortası teminat limiti dahilinde sorumlu olacağından, davacı,
davalı kurumdan destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK., 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 karar. YHGK., 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 karar. YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar.) Bu açıklamalara göre, davacının delilleri toplanıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken olaya uygun olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/1671, K. 2019/872, 31 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama